30 Kasım 2007 Cuma

Alışmak...

Oğlum kreşe hala alışamadı...
İnsan bünyesinin hayattaki yeni değişikleri kabullenmesi için altı ay'a ihtiyacı olurmuş.
Sabırla bekliyorum.
Ağlayıp sorun çıkarmıyor ama biliyorum ki isteyerek gitmiyor.
Sırf bizi kırmak istemediği için gidiyor.
Ben sadece arkadaşlarıyla vakit geçirsin, yaşıtlarıyla oynasın ve az buçuk da olsa yeni bir şeyler öğrensin diye kreşe başlamasını istedim.
Yoksa babannesi şahane bakıyor torununa...
Ama hala her gidişinde (özellikle ben bırakıyorsam) gözleri küçülüyor,dudakları kıvrılıyor.
Ve öyle bir el sallıyor ki kendimle savaşıyorum.
Okuldayken arkadaşlarıyla eğlendiğini ve yaramazlıklar yaptığını anlıyorum kurduğu cümlelerden.
Ama çalıştığım halde beni çok özlediğini bahane ediyor.
Zamanla alışır diyorum.
Artılarını düşündükçe sabret diyorum.
Çekingenliğini üzerinden atmaya daha atak olmaya başladı bile.
Atasözü bile ezberlesi...

"Ayağını yorganına göre uzat"...

Aralık ayının ortalarında yapacakları gösteride Oğlum meyve olacakmış.
Bu yüzdende çok heyecanlı ve endişeli...

Bekliyorum sabırla anne bugün okul yok mu diye soracağı günleri...
Şimdilik yatmadan önce
- Annee
- Yarın okul yok dimi diye soruyor.
Eğer yoksa
- Olleyyy...
Varsa da,
- Yemek yemek yok dimi ? diye soruyor.
Büyüdükçe geçecek, biliyorum.

Zaman en iyi ilaç olacak sanırım alışmak için.
Alışacak...

27 Kasım 2007 Salı

Hatırla Sevgili...



Hatırla sevgili;
En sevdiğim ve ağlamaya doyamadığım tek dizi...
Yaseminin saflığı mı ?
Ahmetin tükenmeyen aşkı mı ?
Necdetin hayalkırıklıkları mı ?
Yoksa yaşayamadığım o 60'lı yıllara özlem mi bilmiyorum beni ekrana bağlayan.
Belki de sadece aşk !
Karşılıksız,
Uzak,
Yakın,
Bir başına yaşananların,
İçinde büyütülenlerin,
Dokunmak istediklerinin,
Dokunduklarının,
Ve belkide Senin olmadığını bildiğin ve sadece yanında olmasının bile yettiği büyük bir aşkın şaşkınlığı...
Offffff Sabah sabah daraldım.
Yasemin oldum,
Ahmet oldum,
Necdet oldum,
Hala - Dayı oldum...
Ama içinden çıkamadım.

Aşk;

Çözümü olmayan tek bulmaca değil mi ?

16 Kasım 2007 Cuma

Alper'den İnciler...

Oğlum hergün öyle ilginç cümleler kuruyor ki şaşırmamak elde değil. Okudukça gülmek ve unutmamak için yazmaya karar verdim.

Dün gece…
Spiderman 3’ü izliyoruz odasında.
Anne meraklı soruşturuyor, oğlu bakalım neler biliyor.

Anne : Alpeerrr
Çocuk: Efendim anniş
Anne: Spiderman bu kıza aşık mı canım?
Çocuk: Kim'e Peter Parker mı anne !
Anne: Haa evettt o (Hatırlayamadım adını da naapıyim:)
Çocuk: Aşık mı bilmiyorum ama kızın adı Mary Jane Watson .
Anne: Ama aşık olsalar öpüşürlerdi di mi?
Çocuk: (Hınzır bir gülümseme) Sen görmedin filmin başında örümcek ağının üstünde yan yana öpüştüler… Hıh hıh hııı


Günün devamı…

Anne: Annecim, kalbin nerde senin ?
Çocuk: İşte burada anne (tam isabet)
Anne : Atıyor mu peki ?
Çocuk: Evet seni görünce küt küt atıyor (utandı birden), sana aşığım ya ben…
Şaka şaka anne kimseye deme sakın aramızda. Tamam mı?
Anne: Tamam söylemem…


Her gün bunun gibi bir dolu diyalog geçiyor aramızda.
Çok şanslıyım,
Anne olduğum için...