29 Aralık 2007 Cumartesi

Okuldan Notlar...

Alper'de okulla alakalı büyük gelişmeler var.
Nihayet okulda olanları söylemeye başladı.
Bize ipuçları vererek sınıf arkadaşlarının isimlerini bulmamızı istiyor.

-Anneeee hadi oynayalım.
-E, A, Bu,Tu, vb... söyle bakayım kim?
Emircan, Alperen, Buse, Tuana....
-Bildin.


Yalnız kendisi Emircan diyemiyor, Emirjan diyor ve "j" leri söylerken çok tatlı oluyor.
Sadece isimler değil, okulda öğrenilen şiirler de biraz utanılarak da olsa söylenmeye başladı.
Fındık'tan sonra benim favorim bu :)

Patlıcan var patlıcan, patlasın oyunbozan.
Biberler var biberler, arabaya binerler.
Elimi kestim kan çıktı, karpuz kestim bal çıktı.

Yeni yıl yaklaştığı için Pazartesi günü okulda Yılbaşı partisi yapılacakmış.
Öğretmenleri tüm çocuklara Noel Babadan ne istediklerini sormuş.
Oğlum, araba dilemiş.
Öğretmenleri de Noel Babayı arayıp hediyelerin listesini vermiş.
Merakla bekliyor şimdi.

Evde olanları anlatırken,

-Anne, aslında Noel Baba diye bir şey yok ama mahsustan gelecekmiş dedi.

O kadar masum ki, keşke hep böyle kalsa.
Kalabilse...

24 Aralık 2007 Pazartesi

Bayramda bitti...

Bayram sabahı erkenden kalktık ailece.
Babamız namaza gitti biz yolunu bekledik.Cami dönüşünde kurbanlığımızı da getirdi bahçeye.
Kocaman çok sevimli,uysal bir koç'tu. Kesilmeden önce ki gözlerini kapayışı ve yüzündeki ifade ömür boyu silinmeyecek hafızamdan.

Bayramın ilk günü ailece evdeydik. İkinci gününde akraba ve komşu ziyaretlerini gerçekleştirdik. Üç ve Dördüncü gün ise miskin miskin evde Tv karşısında vaktimizi geçirdik. Arada nefes almak ve biraz soluklanmak için dışarı çıksakta eve geri dönmemiz uzun sürmedi. Yollar ve alışveriş merkezlerindeki olağan kalabalık bizi eve hapsetti.

Bayramdan 1 hafta önce yaptığım 3 günlük tatilin üzerine bu 4 gün çok iyi geldi.Şimdi uzun bir süre Pazar hariç dinlenmek yok. Çalış babam çalış...

"My son" notu: Bayram için alınan Ninja ve Splinterdan sıkıldıktan sonra oğlumun dilekleri ve göz yaşları sağanak şekilde sürdü. Bu arada Alperin kuzeni Işıl Abbasına anlattıklarını duyduğumda şok oldum. İsteklerini anne ve babasına nasıl yaptıracağını öğretiyordu 4.5 yaşındaki oğlum 10 yaşındaki Işıl'a.

-Suratını üzülmüş gibi yap ve ağlamaya çalış !
-Ne istersen yapıyolar !


Dan dan dan...
Küçük beyin taktiği belli oldu. Artık sana inanmayacağım dediğimde başka bişey bulurum ben dedi.

Ne diyebilirim ki kazamız mübarek olsun.

19 Aralık 2007 Çarşamba

Yarın Bayram...

Kurban Bayramı geldi çattı ...
Evde tüm hazırlıklar bitti.
Baklavalar açıldı,dolmalar sarıldı.
Alışveriş desen çoktan tamam :)



Ama nedense çocukluğumdaki coşku,heyecan hiç kalmadı.
Alper'e bakıyorum daha küçük belki de ondan sadece bayram hediyesi olarak alınacak hediyeyi düşünüyor.Kararını Ninja Kaplumbağa 3'lü saldırıdan yana yaptı.Alındı,paketlendi dolabında yarın sabahı bekliyor.
Eşim ise gönlüne göre koç alma sevdasını yerine getirdiği için mutlu mesut.

Evde bir bayram havası pek olmasada yine eski gelenekleri yaşatmaya devam.
Ömür bitene kadar !
Mutlu,huzurlu,sağlıklı ve keyifli nice bayramlar geçirmek dileğiyle...

17 Aralık 2007 Pazartesi

Ne mi oldu ?

Gözlerim doldu,doldu...
Ağladım sessizce.
Gömleğinin üzerine kocaman kartondan fındık iliştirmişler.Saçlar jöleli,beyaz gömlek ve kot pantolon ile inanılmaz yakışıklıydı.Sahneye topluca çıktıklarında kalabalığı görünce çok utandı.Gözlerini kaçırdı,uyku moduna geçti...

Anne çok heyecanlandı, duygularımı anlatmam gerçekten çok zor. Niye ağladımı hiç bilmiyorum.
Oğlum ezberlemeyi başardığı şiirini okusun diye mikrofon uzatıldığında
- Suratını ekşiterek "Offff , Offff yaaaaa" dedi...
Yonca Evcimik'in Seviyorum seni,aşığım sana şarkısında arkadaşı Tuana ile dans ettiler.Kızcağız kendini paralasa da bizim ki gözlerini açmadan dansı bitirdi.

Eve geldikten sonra küçükbey çok pişman oldu.

- Annecim,annecim söz.
- Bi daha ki sefer söz çok çalışıcam,çok başarılı olucam deyip durdu bütün gece.

Aslında sorun çalışmakta değil,heyecan ve utangaçlığındaydı...
Ezberlemiş olsada okumak istemedi.
Oysa,
Evde sürekli taburenin üzerine çıkıp selam veriyor. Ve eksiksiz okuyor.
Dediği gibi bi dahaki sefere...

Umarım :)

13 Aralık 2007 Perşembe

Bakalım Ne olacak !

Alper bey'in yarın saat 14:00'de gösterisi var :) Biz ailece şaşkınız. Küçük bey 2 haftadır "Fındık" ile ilgili şiir'i ezberlemeye çalışıyor. Traşımızı olduk,beyaz gömleği aldık,kot pantolonumuz da ütülendi, kuruyemiş ile meyvelerde tamam. Yerli malı haftası etkinliği için hazırız. Tek eksiğimiz aşağıdaki dörtlük !



"Vatanımızdır Giresun,
Uğramalı yolunuz,
Fındık yiyin durmadan,
Fındık gibi olunuz..."


İşte bu kadar !
Kolaymış demeyin.
2.mısrayı sürekli unutuyor.
Heyecandan, korkudan ve endişeden kıvranıyor.

Öğretmeni provalarda mızmızlandığını ve sahnede okumama ihtimali olduğunu söyledi.
Gösteri fobimiz gün geçtikçe büyüyor.
Bakalım,
Yarın ola hayrola...
İnşallah sorun çıkarmaz ve bunu da atlatırız.

10 Aralık 2007 Pazartesi

Bence de...

İclal Aydın'ın hayata karşı duruşu,yaşam tespitleri ve yazdıkları beni çok etkiler.
8 Aralık Cumartesi günkü köşe yazısının son paragrafına da bayıldım.
Ve buraya taşıdım...

"Gidiyoruz...
Yeni evler, yeni dünyalar, yeni hayatlar yaşıyoruz...
Yaşanan ne varsa dünden kâr kalan, atıp heybeye devam etmek gerek...
Gidenin ardından ve onun bıraktığı yerden devam ederek...
Evler, bahçeler...
Kapıyı açtın mı bir kere belli ki ya yolcu edeceksin, ya gideceksin...
Kapı açıldı mı bir kez daha ya içeri gireceksin ya da buyur edeceksin...
Hayat hiçbir eve, hiçbir bahçeye, hiçbir kapıya ve hiçbir ömre sonsuzluk vaat etmiyor...
O sebepledir ki işten, eşten ayrılmanın, bir evden taşınmanın duygusal yükünü kapı önünde bırakabilmek gerek.
Çünkü bir tek ölümle gidenin yerine geleni olmuyor... "

Fani dünyaya bağlanmanın zavallılığı daha nasıl anlatılabilirdi ki...
Ölümden öte köy yoksa da,
Korkunun ecele faydası olmasa da,
Can çıkmadan huy da çıkmıyor.

4 Aralık 2007 Salı

Aşk Olmak !


Dün gece yarısı izlediğim bir Tv programında söyledi bu sözü acıklı bir dizinin hüzünlü yüzü…

Dudaktan Kalbe’ nin dramatik oyuncusu Fadik Sevin Atasoy’a göre önemli olan Aşık olmak değil hayatta “Aşk olabilmekmiş…”
Kendin Aşk Olmak…
Baktığın her yere aşk ile bakabilmek!
Dokunduğun her şeye aşkın güzelliğini yansıtabilmekmiş…

İlginç geldi bana.
Ayakları yere sağlam basan ve aşkı ilk defa tatmış bir genç kadının hayat tespiti bu…
Kendine güvenen bir kadının çığlığı bekli de!
Kim bilebilir.

Gerçekten Leyla ile Mecnun kavuşsaydı aşkları dillere destan olmaz mıydı?
Sadece kavuşulmayana duyulan özlem mi içimizi yakan…
Yakınımızdaki aşklar neden bu kadar uzak şimdi bize…

Cevapsız kalan sorular,
Uzun süren susmalar,
Ve
Dile gelmeyen kelimeler mi aşkı bu kadar kutsal ve ulaşılmaz sayan…

Mühim olan Aşık olmak mı, Aşık olunmak mı ya da Aşkın kendisi olmak mı bilmiyorum.

Sadece,
Yaşadıklarının kıymetini bilmek ve içinden geldiği gibi yaşamak gerek herhalde.

Nitekim herkesin doğrusu kendine…