31 Temmuz 2008 Perşembe

Alper Tatilde...

Anne Baba çalışıyor Çocuk tatilde...

Halası, Eniştesi, Işıl ablası ve Babannesi ile birlikte Alper denize gitti. Karadenize kıyısı olan bir kentte yaşıyorsanız canınız çektiğinde yüzme imkanınız var. Eeeee bunu da değerlendirmek lazım di mi ama :)


1 yada 2 gece kalıp dönecek oğlum ama akşamdan beri bir telaş ki sormayın !

- Anneeeee, küreğimi, kovamı, suluğumu koydun mu? Simidim, kolluğum nerdeeee? Deniz gözlüklerimi de unutmaaaaaa...

Tek kişilik minik bavulu hazırladım, [Kendine ait bir bavulu olmasına bayıldı, havalarını bir görseniz :)) ] son kontrolü yaptı küçük bey fermuarı kapadım. Erken kalkması için erken yatması gerektiğinin bilincinde. Onu almadan gidecekler diye ödü kopuyor. 21:00'da yattı yatağa ama heyecandan uyuyamıyor. Sabah evden çıkmadan önce onu uyandıracağız diye uykuya dalmadan önce söz aldı bizden. Sabah 08:30'da Günaydınnnn Alper der demez yataktan fırladı ve "Beni uyandırdığınız için teşekkür ederim anneneccimm, teşekkür ederim babacımmm. " dedi. Sanırım bütün gece bu anı beklemiş, kurulu saat gibiydi !!!

Ben bu yazıyı yazarken Alper çoktan sıcak sulara bırakmış olacak kendini. Kumdan Kale bile yapmış olabilir. Akşam çok mutluydu, hayalleri gerçekleşiyormuş, istediği oluyormuş oğlumun. Ne mutlu bize o zaman di mi ama ! Anne - Babalar çocuklarının gülümseyişinden başka ne ister ki !
Oğlumu hayallerine kavuşturdukları için, Halaya, Enişteye, Babanneye ve Işıl'a kocamannnnn bir teşşekkürrrrr...

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Tak Takıştır...

Herşey bu yüzükle başladı...

İstanbul'a gittiğimizde Accessorize'a uğramadan edemem. İllede bir şey alırım, mini çantaları bana hep ilham verir.

Bu çiçek şeklindeki yüzüğü görür görmez beğendim. My Koo'da beğenince düşünmeme gerek kalmadı, hemen aldım. Nasıl severek, mutlulukla takıyorum bilemezsiniz. 20'li yaşları geçmeme rağmen içimdeki çocuğu koruyabildiğime seviniyorum.



Yüzüğün şirinliği, zerafeti ve seksapelitesi beni büyüledi...



Yüzüğü kullanmaya başladım ama bu kadarla bitmiyor ki ! Yüzüğe uygun bir küpe de şart :) Sağolsun arkadaşım Seda beni kırmadı. Kendi rengarenk küpelerinin siyah, gri ve şeffaf tonlarında olanını bana yaptı.

Teşekkürler SEDDDDDD...



Küpem fotoğraftakinin 10 misli daha güzel. Ama flaşlar kristal taşların parlaklığıyla birleşince ancak bu kadar oldu. Hayalinizde canlandırın :)

Nasıl yapılıyor diye merak eden varsa Seda'ya zorla yorum yazdırabilirim :)

29 Temmuz 2008 Salı

Alper'den sürprizzzz....

Alper'i anlatmama gerek var mı bilmiyorum ama oldukça duygusal ve kırılgan bir çocuktur. Arkadaşlarına zarar vermez, aşırı yaramazlığı yoktur, genelde söz dinler, anlayışlıdır. Birlikte rahatlıkla oyuncak mağazasına gider ve hiçbir şey almadan çıkabiliriz. Tutturmaz, ağlamaz. Ben yeni bir şey giydiğimde yada saç modelimi değiştirdiğimde hemen farkeder, iltifat eder. Yaptığım yemeklere nasıl olmuş diye sorduğumda,

- Leziz bile diyil nefissss olmuş annecim der.

Oğlumu övmek için kurmadım bu kadar cümleyi, konuyu bağlayacağım şimdi merak etmeyin :)
Geçen akşam eve gittim, hemen kucağıma atladı.

- Anneee, bak sana ne yaptım dedi ve bu şahane bilekliği tutuşturdu elime. (Size göre sıradan olabilir ama benim için çok kıymetli.)



Önce çok şaşırdım, hemen koluma taktım ve nasıl yaptığını sordum.

Çok zor değilmiş ama çokta kolay değilmiş !! Kuzeni Işıl nasıl yapması gerektiğini anlatmış Alperde tek başına yapmış. Sadece birleştirmek için yardım almış ama en zoru Alper'in yaptığıymış. Işıl'ın ki kolaymış :))))

En sevdiğim renk, çokkkk beğendim annecim dedim,
- Biliyorum. Işıl söyledi, dedi.

Ertesi gün işe giderken bileğimde görünce şaşırararak sordu.
- Anneee, işyerinde de mi takacaksın, çok mu beğendin !
- Tabiki beğendim, en güzel takım bu benim artık dedim, çok sevindi. Soranlara da onun yaptığını söylememi istedi.

Haberiniz olsun...

28 Temmuz 2008 Pazartesi

Üzücü bir gün...

Haftasonu yaptıklarımdan, yaşadıklarımdan bahsetmeyi planlarken dün yaşanan bomba saldırısı nedeniyle yeni yazı eklemek gelmiyor içimden.

Nedensiz yanan canlara, şiddetin böylesine ve bu vahşete aklım almıyor.
Neden, Nasıl diye düşünmekten başka birşey gelmedikçe içimden canım daha da acıyor.

Evinin balkonundan etrafı seyreden küçücük bir kız çocuğunun bu hain saldırıya kurban gidenlerden sadece bir tanesi olması, bir anne olarak, bir insan olarak, bu ülkenin vatandaşı olarak kahrediyor beni !!!
Henüz melek olan "o" minik bedenlerden ne istediniz ?
Niçin yaptınız ?
Anlamak çok zor !

Çok çok üzgünüm, sözün bittiği yer burası olmalı.
Hepimizin başı sağolsun, yaralılara da acil şifalar diliyorum...

26 Temmuz 2008 Cumartesi

İyi ki doğdun Furkan

26 Temmuz yani bugün Yeğenim Furkan'ın ilk doğum günü...



Halacığım, biliyorum sen bu fotoğraftan sonra çok büyüdün ama işyerindeki bilgisayarda bir tek bu vardı. Allayıp pullamaya çalıştım umarım beğenirsin :)

Aramıza yollar girdiği için şimdi yanında değilim belki ama tatile geldiğinizde (2 hafta sonra) en güzel hediyelerle Alper ile birlikte seni bekliyor olacağız.

İyi ki doğdun, seni çoookkkk seviyoruzzzz...

Not: İsterseniz Burayı tıklayıp doğduğu günkü yazımı da okuyabilirsiniz.

25 Temmuz 2008 Cuma

Kolye yaptım...

Annem ile kız kardeşim Erzurum'a teyzemlere gitmişti geçenlerde. Kuzenim Elif'e hediye olarak bu kolyeyi yaptım.



Kum boncukları misineye 3 sıra geçirip bağladım ve zincir ile birleştirdim. Ucunada mavi aparat taktım. İşte hazırrrrr...

24 Temmuz 2008 Perşembe

Meraklı Minik

Bizim eve her ay alınan ve anne ile çocuğun en sevdiği dergidir “Meraklı Minik”. Tübitak tarafından hazırlanan 3-6 yaş arası çocuklar için okul öncesi hem eğitici hemde eğlenceli bir dergi. Uygulamalı bir sürü faaliyeti, çıkartmaları ve renkli kartları ile keyifli vakit geçirmemizi sağlıyor.

Keşfetmeyen annelere şiddetle tavsiye ediyorum.



Eskiden dergiyi alır heyecanla bekleyen oğlum Alper’e okumaya başlardım. Şimdi çizimleri kim yapmış ilk önce ona bakıyorum. Niye derseniz Blogger sayesinde keşfettiğim Pino ve Bembi’de bu dergide çizim yapıyor da ondan. Doğuştan gelen yetenekleri ile bizi her hafta şaşırtıyorlar, bayılıyorum ikisine de...

Hayal gücünü kullanarak yeni bir şeyler çizebilmek çok güzel, keşke bende yapabilsem.



Ama belki oğlum yapar haa, neden olmasın !
Hayal et ve gerçekleşmesini bekle, ne güzel :))))

Yanlış mı duydum!

Dün akşam Alper babasına bağırıyor,

- Babbaaaa, hadi bütün gücünü topla. Kendini oyuna ver, hadi dövüş benimleee...



Evde bir canavar mı besliyorum ben yaaaa !!!

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Aklınızda Olsun !

Herkesin bildiği şeyler olabilir bu yazdıklarım ama yapmayanlar için bunaltıcı sıcaklarda soğuk bir seçenek olur belki diye düşündüm. Eeee fotoğrafları da hazır çekmişim, yazık olmasın di mi?

Dondurma sürprizi

Geçenlerde tarifini verdiğim Ballı Kek’in kalan son 3 dilimini kuplara bölüştürüp üzerine dondurma topları koyup serinledik.



Buzlu Kola

Colanın tarifini vermeyeceğim, heyecanlanmayın.
Sürekli içiyorum ama daha çözemedim !!



Buzlu kola içmeyi seviyorum ama buzun Kolanın tadını değiştirmesini sevmiyorum. Bu yüzdende asidi kaçmış kolaları dondurup kolanın içine koyuyorum.

Hem asidi kaçan kolalar ziyan olmuyor hemde lezzetli oluyor.
Deneyin, seveceksiniz.

22 Temmuz 2008 Salı

Diyaloglara devam...

Oğlumla sohbet ederken bazen öyle kelimeler dökülüyor ki ağzından hayrete düşüyorum. Unutmamak için blogumda bu diyaloglara yer vermeye karar verdim. Okudukça gülümsemek ve eski günleri hatırlamak için...

Erkek çocuklar çizgi film kahramanlarına aşırı hayranlık duyarlar. Benim oğlumda Ninjalardan tutunda Spiderman, Batman, Zorro, Power Ranger'lara varana kadar hepsine hasta. Son zamanlarda uzak doğu sporlarına da merak sardı galiba. Neden dersiniz, geçen akşam bana dedi ki.

- Anneeee, ben Işıl ablamı kandırdım.
- Niye annecim, ne oldu ki.
- Işıl'a dedim ki benim bebeklik doktorum Japon. Annem beni Japonyada doğurdu.
- Aaaaaaa, o da nerden çıktı ?
- Japonlar dövüş ustası ya ondan anneee, ama aramızda kalsın, sır tamam mı?
- Tamam annecim.


Anne not'u: Bu yazı yazılırken eve telefon açılmış ve küçükbey'den onay alınmıştır. Artık sır değil yani :)))

Diyalog...

Sabah saat 08:00, anne duşta. Baba işte. Çocuk uyandı...

- Anneeee, gunaydınnn
- Günaydın aşkımmm, geliyorum hemen sen yat.
- Tamammm.
- Anne, akşam siz eve gelince müzik grubu kuralım. Ben mızıkayla ditar, sen fülütle zil, babam da org ile darbuka çalsın. Hem sana şarkı da yaparızzz.
- Olur annecim.

- Anneee yaaa, işe gitme saatin geldi mi hemen?
- Evet annecim, akşama görüşürüz tamam mı?
- Bankamatik sana para veriyor ya işe gitmesen olmaz mı?

Not: Anne ve çocuk arasında geçen diyaloglarda yazımda kelime hatası yoktur. Söylendiği gibi yazılmıştır. Bilginize...

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Haftasonu Notları...

Hafta sonunu eğer evde geçiriyorsak Alper’i oyalamak için bir şeyler icat etmek gerekiyor. Çocukla Çocuk'un sitesinde gördüğüm tırtıl Cumartesi akşamı imdadımıza yetişti.

Ponpondan tırtıl yaptık...



Rengarenk iplerle istediğiniz büyüklükte ponponlar hazırlıyorsunuz.



Kendinize sevimli bir yardımcı buluyorsunuz ve yaptığınız ponponları birbirine bağlıyorsunuz.



İşte hazır...

Pazar günü ise 12 gibi uyanıp kahvaltımızı ettik. My Koo çalışması gerektiği için bizi işe giderken alışveriş merkezine bıraktı. Önce kahvaltıda iştahsız olan oğluşum yemek yedi ardından da Kung fu Panda’yı izledik.



Çok eğlenceliydi, çizgi film seven büyüklere ve çocuklara duyurulur :)

Sinemadan çıkınca mağazalarda dolaşıp biraz alışveriş yaptık. Ardından da oğlumla birlikte Tchibo’da sıcak çikolata ve latte keyfi yaptık.



Sıcak çikolatasına bayıldığı tek yer Tchibo, keyfine bakar mısınız!! Bu kadar da değil, üstteki fotoğrafta uzayan ve terleten saçlardan kurtulmak için Alper bey’i kuaföre götürdüm.



Alışveriş merkezlerindeki berberler hakikaten kazık, her zamanki fiyatın 3 katını ödedim, ama güzel oldu !!

15:00’de çıktığımız eve 20:00 de döndük. Önce duş sonra azıcık tv keyfi ve uyku. Malum sabah iş vardı, ne çabuk geçiyor zaman bazen !!!

19 Temmuz 2008 Cumartesi

Bu da benim :)

Bir blogla başa çıkamıyorsun, bu blogta nerden çıktı demeyin !
İşin gücün mü yok senin hiç demeyin ! Varrrr, hemde çokk :)

Ama nerden çıktı derseniz; annelik, yaşadıklarım ve hayata dair yazılar yazadığım blogum günlük niteliğinde olsun istedim. Ama bahsetmek istediğim şeyler bu kadardan ibaret değil ki !
Beğendiğim şeyleri, keşke benim olsa dediklerimi, İn&Out'ları, Ünlüler Dünyasını, Magazini ve aklıma gelen diğer konuları yeni bloğumda yazacağım.

Okumak isterseniz ben bazende buradayım.
Reader'a ya da sık kullanılanlara eklemeyi unutmayın :)



Editör notu; kıvıramaz, yetişemezsem kaparım olmaz mı :)

18 Temmuz 2008 Cuma

"Deniz Yıldızı", Sezen Aksu

İlle de Sezen...

İnsan boşu boşuna Türk popunun kraliçesi olmuyor dimi ama.
Sezen Aksu'nun ilk kişisel albümü olan "Deniz Yıldızı" diğerleri gibi çok başarılı.
Albümden şu aralar en çok dilime dolanan şarkı ise "İzmirin Kızları"...

Şarkının sözleri enfes, hangi akıl, mantık yazabilir bunu yaaaaa,
Hadii Ordan demek istiyorum, süpersin kraliçemmm.



İzmirin Kızları - Sezen Aksu

İzmir'in kızları bir elinde de cımbızları
Dişidir, anadır, efedir gidinin tatlı huysuzları
Çıktılar mıydı ipek çoraplarla kordon boyuna
Savaşta da aşkta da esaslıdır kadın duruşları

Hiçbir topuk tıkırtısı bu kadar
Davetkar çalamaz
Bir göz vuruşuyla yerle bir eder
Böyle bir şey olamaz

Hiçbir topuk tıkırtısı bu kadar
Davetkar çalamaz
Bir göz vuruşuyla yerle bir eder
Böyle bir şey olamaz

Körfezin yakamozu, yıldızı
Keskin tuzu tadında
Parfümü meltem
Yasemenler açar balkonunda

Körfezin yakamozu, yıldızı
Keskin tuzu tadında
Parfümü meltem
Yasemenler açar balkonunda

İzmir'in kızları
Korku yok kitabında
Çal bıre bir harman dalı
Delikanlı makamında

İzmir'in kızları
Ayıptır söylemesi laf aramızda
Sevişe sevişe de ölür
Dövüşe dövüşe de icabında

Hiçbir topuk tıkırtısı bu kadar
Davetkar çalamaz
Bir göz vuruşuyla yerle bir eder
Böyle bir şey olamaz

Hiçbir topuk tıkırtısı bu kadar
Davetkar çalamaz
Bir göz vuruşuyla yerle bir eder
Böyle bir şey olamaz

Baba sen de ne biçim takardın
Kısacık eteklerime benim
Merdiven altında
Dizimden belime kıvırıverirdim

Balkona çıkar makber okurdum
Köprü inlerdi
Öyle sert sert bakardın ki
Ay! zor yetişirdim

Baba sen anasına bakıp da
Kızını almayacaktın
Küfürlerine anneannemin
Öyle gülmeyecektin

Daha görür görmez
Cigarasını tellendirdiğini
Şehriban hanım'ın
Su yeşili gözlerine dalmayacaktın

İzmir'in kızları çırasını yakar adamın !!

Tuğba'dan kart geldi

Blogger sayesinde tanıştığım arkadaşım Tuğba'dan az önce bu kart geldi.

Çok sevindim, çok incesin Tuğbacım.



Teşekkür ediyorum, öpüyorum seni kocaman...

Yarın bende kart atacağım sana şehrimden haberin olsun :)

Sevgiler...

17 Temmuz 2008 Perşembe

Blogum 1 yaşında

Bugün blog yazmaya başlayalı tam 1 yıl oluyor…
179. yazım bu da…
Dile kolay!
Amma da çok yazmışım dimi ama :))))

Önceleri günlük olsun, Alper'e ve anneliğe dair yazılar olsun istedim. Sonra kendimden, hayatımdan ve okuduklarımdan bir şeyler kattım. Yazmayı çok seven bu kadının anlattıklarını bıkmadan dinlediniz. Umarım hiç pes etmezsiniz !!



Sanal da olsa öyle güzel arkadaşlıklar, öyle güzel dostluklar kurduk ki kendi aramızda yepyeni bir dünyadayız sanki…
Sadece aklımızdan geçenleri
İçimizden gelenleri,
Paylaşmak istediklerimizi ve yaşadıklarımızı yazdığımız sayfalar sevdiklerimizle aramızda bir bağ kurarken yepyeni dostluklar kazanmamızı da sağladı.

Ben halimden çok memnunum. İyi ki burada yazıyorum ve iyi ki bir yerlerde yazdıklarımı okuyup yorum yazan sizler varsınız.

Hasta olduğumda beni merak eden, oğlum hasta olduğunda kendi evladı gibi üzülen Sinem’e, İlk yorumu yazan yetenekli arkadaşım Yeliz’e, kalbi kadar güzel olan gelin adayımız Nazoya, Anneyiz.bizden fanatiği olduğum şeker gibi bir yüreğe sahip Enhar Koç’a, dünyanın bir ucundan gönlü burada atan Monsoon’a, Rusya’nın soğuğunda bile sıcacık olan Haydins’e, Sıcacık yüreğiyle hemşerim Tuğbaya, İçinden geldiği gibi yazan Ebruya, Montessori müptelası Arschi Sugar Esra’ya, rengarenk yazılarıyla Salıncakta iki kişi’ye, Aklına gelen her şeyi bıkmadan yazan Bez bebek Tuğba’ya, Nefis tarifleri ve güzel dostlukları ile Firuze, Saniye ve Duru Tarifler Nilay’a, Örgünün üstadı olan Betül’e, Yeteneklerini paylaşmaktan keyif alan Lacheen’e, Blog dünyasını son keşfi Latte bağımlısı Begümgüm’e, Header uzmanı, yardımsever Bendeniz’e, İçtenliğiyle alkışı hak eden Fortuna’ya, Müthiş fikirler üreten Çocukla Çocuk’a, Bu gün ne giydimlerin kraliçesi Moda Cadısı’na, Kedilerin sevimli prensesi Yass’a, tasarımlarıyla Hamarat Eller Nuran’a ve Breezybead Meltem’e Olmadı baştan diyen Deniz’e, Keşke bende çizebilsem dedirten Pino ve Bembi’ye, samimiyetiyle Mutlu Kum taneleri Canay’a, Bronzluğu ile kıskandıran, el dikişindeki becerisi ile hayretlere düşüren Sihirli eller’e, merakla izlediğim Bir derin masalına, yorumları ile beni mutlu eden Lara’nın annesi İrem’e adını sayamadığım ama yazdıkları ile bizi başka dünyalara götüren tüm blog arkadaşlarım Teşekkür ederim, İyi ki varsınız...

16 Temmuz 2008 Çarşamba

Beni bu havalar mahvetti...

Hasta falan değiliz de içim sıkıldı bugün.

Sabah 7:30'da kalktım, 8:30'a kadar ortalığı topladım. 9:00'da işe geldim. Adaşım Alev bana evde tost ve haşlanmış yumurta yapıp getirmiş kahvaltıda onu yedim. Ardından bir gök gürültüsü bir karartı ve bunaltıcı bir nem bastı ortalığı.



Tüm neşem gitti yerini sıkkınlık, bıkkınlık ve bunaltı aldı.

Aman azıcık essin piştik, aman güneş çıksın donduk derken mevsimler bize acayip bir oyun oynar oldu farkındamısınız. Adını küresel ısınma koydular ama bence küstürdük biz doğayı. Barışsa yine keşke, toprak koksa çilekler, minik muzlar yetişse bahçemde, Karpuzlar eskisi gibi bostandan olsa, keşke...

Tatil dönüşü bu iç karartısı normal değil bence o yüzden kasvetli bulutlar gidin şehrimin üzerindende kendime geleyim !!

14 Temmuz 2008 Pazartesi

İşte geldim, burdayımmmm

Nasıl başlık ama :)))
2 haftalık ara dedim, sözümde durdum dimi ama !

Genelde izin dönemini koşturmacayla geçirdiğim için önce evde panik oldum. Alışmışım izne çık, hazırlıkları tamamla bavulu hazırla hoppp tatile git, yorgun argın dön. Valizi boşalt, yıka, kaldır, oraya buraya yetişmeye çalış. Sudan çıkmış balık gibi oldum başta ama adaptasyonda pek zorluk çekmedim. Erken kalkmak zorunda olmamak, Alper ile takılmak, My Koo ile dip dibe olmak güzeldi. 2 gün havuza, 1 gün İstanbula gittik. Diğer günlerde ise ailemin, evimin, terasın tadını çıkardım.

Evde olmak yorucuymuş ama, hele benim gibi düzen takıntısı olan biri için akşamdan akşama ev daha az yoruyormuş insanı bunu anladım. Sürekli biryerleri toplayıp, aman ortalık kirlenmesin, aman ütü birikmesin derken zaman akıp geçti. Ama yine de evim evim güzel evim :)

Kendine vakit ayırmak, canının istediğini yapmak ve minik çantalarıma yenilerini katmak güzeldi.

Evde olmama tabiki en çok Alper sevindi. İstediği saatte yatıp, bizimle öğlene kadar uyudu. Doyasıya gülümsedik, eğlendik ailece. Pazar gecesi uyumadan önce dedi ki;
- Offff annneee yaaaa, inanamıyorum. Sabah uyanıcam sen yoksun. Ben babanneme gidiyorum uyumaya !!!
Gitti, gerçekten gitti. My Koo ile birlikte dağıldık, çalışan anne olmak bazen çok zor oluyor.



Bol bol Frappe içip serinledik. Soldaki bardakları İkea'dan 10 Ytl'ye bayılarak aldım. Tavsiye ederim.



3 yavru kedimiz var arka bahçemize konuşlanmış. Alper acayip mutlu, çok ufak oldukları için bir süre besleyeceğiz. Adları Tekir, Bekir ve Maviş. Biberonla besleyen ise My Kooo...



Havuzun içinde fanta içmek gibisi yokmuş, havasını sevsinler :))



Çocuk havuzunda durmak istemedi küçük bey, ayaklarının yere değmesini sevmiyormuş.




Bandana benim zorumla takılsa da gözlükler kendi tercihi. Buharlandıkça yıkıyor, hafiften dalıyor ama gözlükler 2 senedir olmazsa olmazı :)



Uzanmışım şezlonga :)



Karamürseldeki Art Aquapark...



Sabahlara kadar Lost izledik. (12 günde 4 sezonu bitirdik, düşünün artık !!) Nasıl bir hastalık bu dizi yaaa, rüyalarıma giriyor şimdi de, sürekli adadayım ben :)))
Şimdilik bu kadar, çok işim var bugün !!

5 Temmuz 2008 Cumartesi

Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği 26;

Etkinliğin duyurusunu alınca yazmadan edemedim. Alper'in bayıldığı bir kek bu. İçinde bal yok ama adı böyle işte :))

BALLI KEK




Malzemeler: 1- 3 yumurta, 2 bardak şeker, 1 bardak süt, 1 paket eritilmiş margarin, 3-4 yemek kaşığı kakao, 1 paket vanilya

2- 3 bardak un, 1 paket kabartma tozu


Yapılışı: 1.gruptaki malzemeleri sırasıyla karıştır. 1 bardak malzemeden ayır. 2.gruptaki malzemeleri ilave edip tekrar çırp.

175 derece 40 dakika pişirin. Fırından çıkardıktan 5 dakika sonra ayırdığınız 1 bardak kakao karışımını kekin üzerine dökün.