30 Ağustos 2008 Cumartesi

Hemen Dönücemmm…

Bloggerlar tatilden dönüyor bir bir ama ben kısa bir mola veriyorum.
Tatile falan gittiği yok, fırsatım olursa yazarım ama okul telaşı ve ramazan rehaveti nedeniyle pek sanmıyorum. Yıllık iznimden kalan 10 günüm var, sonra yine buradayımmm.

Beni ararsanız okul bahçesindeyim :p

Hepinize şimdiden hayırlı Ramazanlar diliyorum.
Hoşçakalın...

Şimdi okullu olduk…

Geçen yıl kreş heyecanı vardı ama bu sefer iş biraz daha ciddi. Oğlum Anaokulu’na başlıyor. Malum çocuklar okula alışsın diye anaokulları bir hafta erken açılıyor bu yüzden bana da okul bahçesinde beklemek düşüyor.

Bakalım neler olacak.

Henüz hiçbir hazırlığımız yok. Okuldan kıyafet ve alışveriş listesinin verilmesini bekliyoruz. Haziran ayında kayıt yaptırmıştık onun dışında Alper’i psikolojik olarak rahatlatmaya çalışıyorum. Kendisi oldukça gergin. Okul konusu açılınca gözleri doluyor. 100 gün tatil nasıl geçti anlamamış. 2 gün sonra okula gideceğiz dedikçe suratı asılıyor. Gece yatmadan önce ettiğimiz duaların sonuna Okula çabucak alışmayı da ekledik.

Alper ile alakalı yazdığım yazılardan anlamışsınızdır belki. Benim oğlum acayip evhamlı, yaşına göre olgun ve hassas bir çocuk. Yaramaz olmadığı ve söz dinlediği için (istisnai durumlar oluyor ama genel olarak söylüyorum) kimse kızmaz, bağırmaz, azarlamaz. Şımarık falan da değil ama çabuk kırılan bir çocuk.

Okul ile alakalı konuşmalar başladığında söylediği tek şey;

-Ben okula gitmekten değil, başarısız olmaktan korkuyorum.Ya ödevlerimi yanlış yaparsam öğretmen bana kızarsa ? oluyor.



Telkinde bulunacak cümleler kuruyorum. Çok zevkli olacağını, ödevlerini birlikte yapacağımızı ve çok eğleneceğimizi söylüyorum. Yeni arkadaşların olacak, yepyeni bir öğretmenin olacak ve seni çok sevecek, hem öğretmen dersini yapan ve arkadaşlarına zarar vermeyen çocuklara ceza vermezzz diyorum.

(Aşağıdaki konuşma dün akşam gerçekleşti. Hiçbir ilave ve düzeltme yapmadım)

Alper ise;

-Eski günleri özlüyorum. Küçük olduğum, hiç okula, kreşe gitmediğim günleri. Düşünsene anne evdesin ve hiçbir şey yapmıyorsun. Hem seviniyorum, hem üzülüyorum.

Niye üzülüyorsun peki?

-Sevinçten üzülüyorum anneee !!!

Korkuyor musun Peki ?

-Evettt

Neden korkuyorsun ki !

-Bir şey olacak diye korkuyorum 0kulda.

Ne mesela?

-Okulda başarısız olucam, ceza alıcam diye korkuyorum.

Sen daha çok küçüksün, öğretmenini dinler, arkadaşlarınla güzel anlaşırsan sorun yaşamazsın. Ceza falan yok tamam mı, düşünme sen bunları.

Annee haklısın ama, peki o korkunç cezaları nasıl açıklıyosun. Tek ayak üzerinde durmak falan !!!

Şokk Oluyorum. Pes ediyorum. Elimden gelse okula yollamayacağım neredeyse.

Benimde kafam karıştı. 2. haftadan itibaren okul servisine de başlayacak. O da ayrı bir sorun olacak! Offfff, offff. İçim daraldı. Birkaç yıl sonra bu yazıyı gülümseyerek okuyacağım belki ama yinede bu günü düşünmeden de olmuyor ki !

Her anne gibi benimde çocuğuma dair hayallerim, umutlarım ve beklentilerim var ama asla hırslarım yok. Sadece nasıl bir öğrenci olacağını merak ediyorum. Kendiyle barışık olsun, arkadaşlarıyla iyi anlaşsın, okula keyifle gidip gelsin, korkmasın. Bu bana yeterde artar bile. Derslerindeki başarı bana göre ailenin ilgisiyle de alakalı. Yeteri kadar ilgi gösterirsen okulda ve derslerinde başarılı olacaktır zaten. Önemli olan özgüveni yerinde bir birey yetiştirebilmek.

Bunun içinde biraz yardıma ihtiyacım var. Alper’i rahatlatmak için başka neler yapabilirim. Önerisi olan varsa lütfen yorum yazsın. Anaokulu öğretmenlerinden, annelerden, daha önce aynı tecrübeleri yaşayanlardan, fikri olanlardan yardım istiyorum.

Pazartesi 12:00’de okuldayız.
Dua edin, hemen alışalım…

28 Ağustos 2008 Perşembe

Sürprizzzz

Öncelikle hepinize "Evlilik Yıldönümü" yazım için yaptığınız güzel yorumlar ve iyi dilekleriniz için çok çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

My kooo evlilik yıldönümümüz için çok güzel bir sürpriz hazırlamış. Alper de bende mest olduk. Özellikle Alper bey'in beğenmesi hatta bayılması :) ikimize de yetti.

Salı günü 17:30’da beni Alper ile almaya geldiler. Yemek yemek için Karamürselde çok güzel bir yer varmış oraya gidiyoruz dedi ve çıktık yola. Yarım saat falan sonra şehir yolundan sapıp yaklaşık 8-9 km yukarı tırmandık.

İşte geldiğimiz yer burası...



Ayrıntılı bilgi için tıklayın

Alper ve babası saat 19:00’a yaklaşırken kendilerini havuza attılar ben fönüm bozulmasın diye sadece fotoğraf çektim :) Kadın olmak zor şey yaaaa...



Güveçte köfte, kaşar, mantar, kavurma ve salata eşliğinde fotoda ne varsa mideye indi. Kocacım iyi kalpli patronumdan öğlen 13:00’e kadar izin aldığı için geceyi burada geçirdik. İkiz 10 villadan oluşan oldukça temiz ve doğal bir butik otel. Kalabalık yok, gürültü yok, şehir hayatının karmaşasından eser yok. Sadece kuş sesleri, ördeklerin vakvakları ve alabalıkların yaşadığı havuzdan gelen şırıltılar vardı. Bir de Alper’in Anneee, Babbaaaa ne güzel bir yer yine geliriz di mi diye duyulan çığlıkları.



Çok güzel, keyifli bir akşam geçirdik. Alper yorgunluktan 21:00 da sızdı zaten :)
Sabah erkenden kalkıp çok lezzetli bir köy kahvaltısı ettik. Yediklerimizin tadı hala damağımda. Kahvaltı faslından sonra etrafı gezip Alperle parkta oynadık ve 10:00'da cuppp havuza.



Köy kahvaltısı da çok lezzetliydi...



Bu havuzda tek başımıza yüzdük, en güzeli kaldığımız evin iki adım mesafede olmasıydı. Çocuklu anneler anlar beni :)



12:00’de havuzdan çıkıp yola koyulduk. 13:20’de işimin başındaydım. Bir günlük de olsa bu kaçamak beni çok mutlu etti. Her şey çok güzeldi, bekalım 10.yılda neler olacak !!!



My koooo; sürpriz sırası bende, hazır ol :))))))

Diyalog



- Alperrrr, bugün bizim babanla evlilik yıldönümümüz. Baş başa bir yerlere gideceğiz, hep birlikte kutlayacağız tamam mı?
- Aaaaa anneee, böyle günlerde kurallar olmaz mı? Yalnız gidilmez mi?
- Eğer çocukların gelmesi uygun bir yer ise kural da yoktur oğlum.
- Tamam, gelirim o zaman !


Alper bizi hiççç üzmedi, hatta varlığıyla daha da keyiflendik.

NOT: İstanbul, Bursa ve Kocaeli çevresinde yaşayanlara kesinlikle tavsiye ederim. Yemekleri ve personelin ilgisi çok çok güzel. Evler pırıl pırıl. Yarım pansiyon (Köy kahvaltısı + Akşam yemeği. Fotodaki her şey konaklama ücretine dahil). İçecekler extra ve buna rağmen fiyatları gayet uygun. Kafa dinlemek isterseniz kesinlikle tavsiye ederim.

26 Ağustos 2008 Salı

Evlilik Yıldönümü

26 Ağustos 2000
Evliliğimiz 9. yılına giriyor bugün...
Kimine göre çok, kimine göre daha yolun başı.
Ben yıllar nasıl geçti anlamadım.
Söz verdiğimiz gibi, iyi günde, kötü günde hep yanyanaydık.
Daha dün gibi...
1 Ocak 1998’de sevgiliydik, şimdi 6 yaşındaki oğlumuzla çekirdek bir aileyiz…



Bu satırları evde kağıda yazıyorum. Bilgisayarı açmaya üşendim. Saat gece yarısını geçti, herkes uyudu. Benim elimde bir kağıt, gece lambasının ışığında karalıyorum içimden geçenleri.

Aklımda bir sürü soru var yaşanılana dair.
Yaşanılan mı ne ?
8 yıllık bir evlilik + 2 yıllık flört
Tanıştığımızda 20’li yaşlarda bile değildim düşünün !



O günler aklıma geldiğinde hep aynı şarkı çalıyor anılardaki fonda.
Solist: Sezen Aksu
Şarkı: Küçüğüm

“Küçüğüm, daha çok küçüğüm bu yüzden bütün hatalarım…”
Köşeye sıkışınca hep bu şarkının ardına saklanırdım ama artık geçti.
Çünkü; ben büyüdüm.



Eski günleri düşündükçe,
Eski resimlere baktıkça daha da iyi anlıyorum bunu.
Sadece ‘Annelik’ değil, evlilikte başkalaştırıyor kadını.



Gözlerimin içine aşkla bakan,
Daima önceliği ‘biz’ olan,
Sürprizleriyle yüzümü gülümseten,
Yol arkadaşım,
Dostum,
Sırdaşım,
Sohbeti güzel,
Gönlü güzel adam,
Alnımın yazısı Canım Kocam,
Biz seninle sadece aynı evi değil, koskoca bir hayatı paylaştık.



Bir ömür,
Yaşadıkça,
Aynı güne uyanmak,
ve seninle yaşlanmak istiyorum.

İyi ki birleştirmiş kader yollarımızı.
İyi ki aşık olmuş, evlenmişiz.

Seni Seviyorum.
Nice yıldönümlerine...

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Seyrekteydik...

Haftasonunu Kandıra'ya bağlı şirin sahil kasabası Seyrekte Nihan ablamın yazlığındaydık. Tüm günü Alper'in ısrarı ile deniz kıyısında geçirdik. Çok güzeldi, yedik, içtik, eğlendik. Ailece keyif yaptık.



Sahilden deniz...



Sürekli bir şeyler taşıyor kovayla, bir ara benim ayaklarımı yıkamam için su bile taşıdı.



Kumdaki yazıyı gördünüz mü :)



Alper enişte konusunda çok şanslı. İki eniştesi tarafından da el üstünde tutuluyor. İlk göz ağrısı Halasının eşi Orhan. Ama Emreyle de çok iyi anlaşıyorlar. Kankalarmış ! Denizde rahat bırakmadı çocuğu, sürekli peşinde :)



Kumdan kaleyi kız kardeşim Aslı'nın nişanlısı Emre yaptı. Bizim yaramaza da içine girip poz vermek düştü. Yosundan yapılan ağaçlara dikkat !



Emreee yaptı, Alper poz verdi ve ardından da yerle bir etti !



Annnneee, çektiysen yüzücem ben yaaaa :))

21 Ağustos 2008 Perşembe

FIRINDA MAKARNA

Alper fırında makarnayı çok sevdiği ve My koo ile bende bayıldığımız için canımız çektikçe pişiriyorum. Hem kolay, hem lezzetli, hem de sunumu güzel. Eee daha ne olsun ! Afiyet olsun :)))

Malzemeler: 250 gr kaşar peyniri, 1 paket fırında makarna, beşamel sos, 750 ml süt



Makarnayı haşlayıp, süzün. Kaşar peynirini rondodan geçirin. Hazır beşamel sosunu 750 ml süt ile pişirin.



Dikdörtgen borcama yada tepsiye haşlanmış makarnanın yarısını koyun. Üzerine kaşar peyniri koyup makarnanın diğer kısmını da boşaltın. Üzerine beşamel sosunu döküp kaşar serpiştirin.



200 derecede üzeri kızarana kadar pişirin.



Not: Alper'e göre bu makarna değil, Böörekkmişşş !

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Neler aldım !

Mağazalar çıldırmış olmalı. Vitrinlerde koca koca puntolarla % 50 - % 70 indirim yazıyor. Bu kadar da olmaz ! İndirime mi sevineyim sezon başında nasıl kazıklandığımıza mı üzüleyim henüz karar veremedim !

İstanbul yanı başımızda olduğu için çok şanslıyız. Sevdiğim bir çok markanın henüz mağazası olmadığı için canım şehrimde arada kaçıp bol poşetle dönüyoruz eve. Bayıldığım mağazalardan biri olan Accessorize yok mesela. Bizde Asortie ile idare ediyoruz. Starbucks bile bu yıl açıldı düşünün. Ama potansiyeli görünce 3 şube açtılar arka arkaya. Eeee ne de olsa Türkiye'nin en çok vergi veren şehrinde yaşıyoruz. Para çok yani ama harcayacak yer yok :))))

Neyse efendim, gelelim sadede...
Malum daha önce buradaki yazımda bahsetmiştim. Bu yıl fazla alış veriş yapmayacaktım. Ki Alper'in dolabında etiketi hala üzerinde duran yaklaşık 10 kıyafet var. Alış veriş açlığımı yatıştırmak için çocuğu kullanmışım resmen ! Biricik Dostum Meltem ile birlikte Assortie'deki %70 indirimi duyunca dayanamadık. Fiyatlar resmen yerlerde. 50 Ytl'lik çantalar 15'e inmiş. Şapkalar 6 Ytl, Küpeler 2 Ytl, 35 Ytl'lik kolyeler 5-7 Ytl'ye inmiş. Sezon başında bir daha asla aksesuar almam. Resmen delilik...



Kolye ve bileklik ehhh işte...



Aynaya, takı kutılarına ve bu mor taşlı küpeye bayıldım...



Tatile gitmedim ve indirimde olmamasına rağmen siyah - beyaz bir mayo almıştım. Niyeyse ! İşte bu şapka tam mayoma göre :)

Bolero

Keddy'nin diktiği boleroyu görünce aklıma geldi. İhtiyacı olan varsa bu model işine yarayabilir diye paylaşmak istedim. Geçen yıl bir benzerini arkadaşımda görüp anneme diktirmiştim. Bakalım beğenecek misiniz ?



Resmin üzerine tıklayın ki büyüsün, yakından görünsün :P

19 Ağustos 2008 Salı

Oğlum Laptop istiyor

Evet henüz 5 yaşında ama istiyor.

Evde odasında 19 ekran Lcd son sistem bir bilgisayarı var ama yetmiyor :)



Teyzesinin yeni aldığı Laptop’a kafayı taktı. Annemlere giderken yanında götürdüğü Zorro’nun çizgi filmini defalarca izledi. Görmemiş gibi :))) İstersen yeni al ister işyerindekini getir diyor bana. Fotoğraflara bakar mısınız ?

Ben küçükken bebek falan isterdim. Şimdi ki çocukların hayalleri ise bambaşka !

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Alya, beni güldürdü...

Ayşe Arman'a olan hayranlığım daha önce yazı konusu olmuştu. Beni güldüren, ağlatan, şaşırtan, heyecanlandıran bir çok yazı yazdı bu güne kadar. 10 küsür yıldır aralıksız okurum Hürriyetteki yazılarını. Bu gün ki yazısından mini bir alıntı yapıyorum. Ben çok eğlendim okurken...

NOT:"Alya Mey Dormen" 3,5 yaşında. Zamane çocukları gibi afacan, zeki ve hazır cevap bir çocuk. Tanımıyorum ama annesinin yazılarından çıkardığım sonuç bu.



Yaş 3.5... Dil pabuç

"Hadi çabuk hazırlayalım kahvaltıyı açlıktan öleceğim" diyorum...

Alya başlıyor ağlamaya "Ölmeee, ölmeee..."

Babaçiye’de söyle, "O da artık yaşlanmasın, dursun!"

* * *

"Dananın kuyruğu koptu" diyor Necla.

"Nasıl yani?" diye atlıyor Alya.

"Nasıl kopar, ne olmuş da kopmuş, canı çok acımış mı?"

* * *

Alya, annemle yükse sesle tartışıyor, "Bütün Barbilerimi plaja götüreceğim işte!"

Ablam da ona "Alyacım lütfen benim anneme bağırma!" diyor.

Alya durup fısıldamaya başlıyor:

"Plaja bütün Barbilerimi götüreceğim..."

* * *

Elektrik kesiliyor yazlıkta.

"Amaaan gitti elektrikler..." diye söyleniyorum. Alya buzdolabına koşup kapağını açıp bana gösteriyor.

"Hayır, hayır, buraya saklanmış!"

* * *

"Hayvanlara bir zarar vermediğimiz müddetçe onlar bir şey yapmaz" diyorum. "Sen gider köpeğin canını acıtırsan köpek de seni ısırır. Sen gidip kedinin kuyruğunu çekersen kedi de seni tırmalar. Tamam mı? Sen onlara bir şey yapmazsan onlar da sana yapmaz!"

Alya suratıma bakıyor ve soruyor:

"İyi ama ben sivrisineklere hiçbir şey yapmıyorum, onlar neden benim canımı acıtıyor?"

16 Ağustos 2008 Cumartesi

Bu gece, o gece...

9 yıl önceydi!
Hava çokkkk sıcaktı.
Sanki bir terslik vardı, ama ne ?
Ne olduğunu bilmeden uyuduk,
Zoraki...

Tarifi mümkün olmayan uğultu ve ardından şiddetli bir sarsıntıyla uyandık,
Mecburen...
İlk aklıma gelen günlerden ne olduğuydu.
Kıyamet kopuyor sanmıştım ama düşününce bu gün Cuma değildi!
Ama neydi bu, ayağa kalkmak istedim ama korkudan kıpırdayamadım.

Evde ağabeyimle yalnızdık.
Aramızda uzun bir koridor vardı.
Koridorda duran fortmanto devrilmiş, duvardaki çocukluk fotoğrafımı kırmış, yolu kapatmıştı.
Bir türlü durmuyordu sarsıntı.
Ağabeyim bir kaç saniye sonra yanıma ulaşabildi.
Sarıldık birbirimize, çaresizdik...
Aklımızda ailemiz, arkadaşlarımız ve neler olduğunu anlayabilme isteği ile kendimizi sokağa attık. Bulduğumuz ilk telefonla annemleri aradık. Çok şükür iyiydiler.

Şimdi eşim, o zaman sözlü olduğum My Kooo'yu gördüm. Yollarda yıkılan evleri gördükçe iyice korkmuş. Endişeyle beni arıyordu etrafta. Birbirimizi gördüğümüze sevindik. Hemde çookkk...



Kalabalık, konu komşu sokakta.
Herkes şaşkındı.
Biz bir felaket yaşamıştık.
Henüz adı konulmamış...

Saat 03.02'yi gösteriyormuş çokkk sonra öğrendik.
Deprem'in şiddeti 7.4, süresi 45 saniye...
( Depremin açıklanan şiddeti bu. 8 şiddetinde olduğu ama sanayi kenti olduğu için devlet'in maddi kaybı olmasın diye 7.4 olarak gösterildiği de konuşuluyor ki bence de doğru )

Tarihe 17 Ağustos Marmara Depremi diye geçen "Yüzyılın Felaketi" çoook canlar yaktı. Ardında gözü yaşlı binlerce insan bıraktı. On binlerce hemşehrimizi kaybettik, içlerinde arkadaşlarımız, akrabalarımız, komşularımız vardı. Her ailede bir başka acı var. Hala korkuyla uyuyoruz. Hala en ufak bir sarsıntı da uykularımız kaçıyor.

Bu satırları yazarken burnumun direği sızlıyor, içim parçalanıyor. O anı tekrar yaşıyorum. Ve bir daha yaşamaktan çokkk korkuyorum. Kapı eşiklerinin de güvenli olmadığını acı bir şekilde öğrendik. Ben artık yalnız da değilim, küçücük bir oğlum var bana ihtiyacı olan.
Korkuyorum.
Hemde çok !!!

NOT: Hepinizin Beraat Kandili mübarek olsun...

14 Ağustos 2008 Perşembe

Saçlarıma aklar düştü...

Geçen gün kuaföre kahküllerimi kestirip saçlarıma fön çektirmek için gittim. O güne kadar herşey normaldi. Saçlarımdaki 1-2 beyazın varlığı beni endişelenmiyordu. Amaaaa, o ışıklarrrr, o spotlar üzerime üzerime geldikçe depresyona girdim. Fönü durdurup saçımı incelerken buldum bir an kendimi.

Kuaförden çıktım, hemen My Koo'yu aradım. Şaşırdı kocacım, teselli etmeye çalıştı beni. Ya yarın 80 Ytl'ye saçlarımı boyatayım ya da 30 Ytl'ye 2 kutu boya alıyım sen boya dedim. Ben boyarım, istersen röfle bile yaparım dedi ! İddialı yani :) [kuaföre düz boya için 80 Ytl vermeye kıyamadım. Röfle, balyaj, kesim için tamam da düz boyayı kendimde boyayabilirim diye düşündüm ve herkesde çok beğendi.] Dün akşam Loreal 500 numara boya aldım. Kendi rengi olan "Açık Kestane"ye boyadık. Beyazım falan yok artık. Bir kaç hafta içinde de kızıl balyajlarıma kavuşmayı planlıyorum.

Bu arada 8 yıl kahrımı çeken Philips saç kurutma makinam arkadaşlarımın deyimiyle 'Battaniye Gibi' olan saçlarıma dayanamadı ve bozuldu.



Philips salon dry Hp4991 2200w saç kurutma makinası aldım. Dün akşam ve bu sabah olmak üzere 3 kez kullandım. Diğer makineme göre biraz daha büyük olduğu için elim alışamadı ama kuaförlerin kullandığı profesyonel bir model. Şimdilik memnunum. Saçlarım aşırı gür ve uzun olduğu için rahat edeceğimi düşünüyorum. Saç kurutmak makinası almayı düşünenlerin aklında olsun.

Yeni Bebişşşş...

Salı günü Samsunda yaşayan kuzenim'in yeni doğan bebeğini görmeye gittik. Yaz tatili nedeniyle Kerpe'deki yazlık evlerindeydiler. Bol muhabbetin arasına nefis bir etli pilav sıkıştırıp sahile indik. Elimizde dondurma, burnumuzda denizin kokusu yürüdük ailece. Annanemi, Dedemi, Dayımı, Yengemi, yeğenimi, kuzenlerimi hatta çocuklarını bile gördüm. Kalabalık bir aileye sahip olduğum için çok şanlıyım.



16 Mayıs'ta doğan Haluk Efe, henüz 3 aylık maviş gözlü bir delikanlı...
Maşalahhhhh

11 Ağustos 2008 Pazartesi

"Sanatçı "Alper...

Dün öğleden sonra evde temizlik yapıyorum Alper'de mutfak masasında suluboya ile harikalar yaratıyor !!!



Ortalık fena dağılmış, kağıtlar yerlerde masanın üzeri boya içinde.

- Annecim, kalebodurları bile boyamışsın, biraz dikkatli olsana.
- Boya kirletmek demektir anneee.
- Öyle mi ?
- Evet, hem sanatçılar böyle yapar !

Nereden aklına geliyor bilmiyorum ama sanatçıların çalışırken etrafı dağıttıkları doğru sanırım :)

9 Ağustos 2008 Cumartesi

Haftasonu yazısı...

Cumartesi çalışanlar anlar aslında benim duygularımı.
Hatta sadece çalışanlar anlar da diyebilirim.

Bazı sabahlar yataktan çıkmak (özellikle de kışın) istemezsin, bazı sabahlar kahvaltının tadına doyamazsın, bazen arkandan gözleri ağlamaklı çocuğuna sırtını döner ve için acıyarak kapıyı kaparsın.

Sabahın bi vakti sokağa çıkar, balkondan mahmurlu gözlerle etrafa bakan insanlara özenir, sofra bezini silkeleyen "o" kadın olmak istersin.

Sadece yollar yada mesafeler ayırmazmış insanları bunu öğrendim.



Keyifli bir güne uyandım aslında bu sabah, iş yerinde arkadaşlarımla da sorunsuz bir gün geçirdim. Yarın Pazar evdeyim ama birden bu yazı döküldü satırlara.

Mutsuz olduğumu sanmayın yada pişman sadece bazen hayatın sundukları, seçimlerimiz ne kadar doğru onu düşünüyorum. Çalışmasam da sıkılırım bunu çok iyi biliyorum ama kaçırdıklarıma da içlenmiyor değilim.

Bu yazı bir annenin, bir kadının iç sesidir. Güneşli bir akşam üzeri kaleme alınmıştır. Anne az sonra evinde olacak ve vicdanını rahatlatmak için oğluna en sevdiği pastayı yapacaktır.

Sonrasını yazarım...
Keyifli hafta sonları, hepinize, sevgiyle, sağlıkla...

7 Ağustos 2008 Perşembe

Cep telefonu kılıfı yaptım.

Çanta yaptığım kumaşlardan parçalar artınca değerlendirmek istedim. Bu cep telefonu kılıfını da yeğenim Işıl'a yaptım.



Kızımız süslü olduğu için üzerini boru boncuklarla işledim. Uç kısmına cırt cırt diktim. İçini astarla kapladım. Elde dikmeyi sevenlere tavsiye edilir. Minik olduğu için 1 saatte bitiyor.

Sürprizzz...

Tesadüfen blog yazmaya başladım ben.

Alper'e dair sanal bir anı defteri olsun istedim ama bu sayede bir sürü dost edindim. Benimle sevinen, üzülen, telaşlanan (sanal saymadığım) bir sürü arkadaşım var artık. Çok şanslıyım ve çokkkk mutluyum.

Blogum sayesinde tanıştığım "Sinem Yaman" dan az önce bir paket aldım. Alper'e içi hediyelerle dolu bir dergi ve bana da rengarenk taşlarla süslenmiş altın rengi çok zarif bir bileklik yollamış. Benim çoook merak ettiğim, gitmek için can attığım Venedikten almış hemde. Daha ne olsun, bayıldımmmmm :))) Kendi el yazısı ile çok güzel birde not yazmış. Benim için çokk kıymetliler.



Sinem'e bir kez daha buradan teşekkür etmek istiyorum.

Teşekkürler Sinoşşş

6 Ağustos 2008 Çarşamba

Çifte kutlama...

Alper'in doğum gününde annemler burada olmadığı için birlikte kutlama yapamamıştık. Abimlerde Balıkesirde oturduğu için yeğenim Furkan'ın 1.doğum gününde biz yoktuk. Pazartesi akşamı abimlerin gelmesini, fırsat bilen annem minik bir doğum günü partsisi verdi torunlarına.



Alper 2. kez kutlanan doğum günü ve yepyeni hediyeler sebebiyle oldukça mutluydu. Furkan ise şaşkındı...



Furkan uykusu geldiği için kafasını halıya yaslamış, popo havada :) Diğer fotoda ise tay tay durmuş uzanabileceği ne varsa yere indirme telaşında.

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Fanta Festivalindeydim...

Fanta festival yapar ve şehrimde durur da ben gitmezsem olur mu?
Olmazzzz...

En son Alper 1.5 yaşındayken gitmiştim festivale o zaman yanımda oğlumda vardı ama bu kez gelmek istemedi. Eskiden ben nereye gitmek istesem gelirdi bu çocuk. Kendi kararlarını vermeye başladıktan sonra ikna edemez oldum !!! Daha önce gittiğimizde Kenan Doğulu, Beyaz ve Candan Erçetin vardı. Alper bas bas bağıran o seslere inat kucağımda konser başlar başlamaz uyumuştu. Dürtüyorum çocuğu ıııhhh ses yok, inadına yapıyor sanki ! Halasını arayıp aldırmış ve My Koo ile devam etmiştik konsere. Yağan yağmura inat süpperrr eğlenmiştim ama bu yıl aynı coşkuyu yaşayamadım.



Beyaz, Emre Aydın ve Sertap Erener vardı bu sene ama acayippp bir izdiham olduğu için ben nefes darlığı yaşadım ! Yaşlanmış olabilirim :p Sadece ben değil My Koo'da aynı fikirde gerçi o bana +7 basıyor ama olsun :)

70 bin kişi varmış konser alanında biz Emre Aydın'dan 5 şarkı dinleyip çıktık. Beyaz herzaman ki gibi sıcak ve samimiydi. Ama gençlik beni çoşkusuyla korkutup kaçırmayı başardı. Neymişşş, kalabalıkta, açık havada ve ayakta müzik dinleme yaşını geçmişiz. Bunu da öğrendik !

1 Ağustos 2008 Cuma

Telefondayızzz

Anne - Baba evde, çocuk tatilde ama akıllar hep Onda...



Dün akşamki telefon konuşmamızı yazıyorum şimdi size.

- Anneciim, naber?

- İyiyim. Annneeee, çok güzel burası yaaaa, tam hayalimdeki gibi. Bugün ne oldu biliyomusun, ben ne elledim bil bakalım.

- Aaaa ne elledin acaba?

- Deniz anası, gerçek hemdeeee

- Korkmadın mı peki ?

- Yoooo, zehirli değildi ki !!!

- Afferin sana, başka ne yapıyorsun?

- Şımarık bir ses tonu ile, Şezlongda yatıyorum işte, çok yoruldumda :))))

- Yaramazlık falan yapma, üzme halanları tamam mı oğlum?

- Tamam anneee üzmemmm, bu gece burda kalcaz biz.

- Tamam anneccim. Babana veriyorum telefonu o da konuşacakmış. (Bana anlattıkları aynen babaya da tekrar edildi. Heyecandan çok hızlı konuşuyor. Ben tekrar aldım telefonu.)

- Anneeee, kapamam lazımmm, oyun oynucammm ben tamam mı?

Bu akşam dönüyorlar, Işılla kendi araladında oylama yapıyorlarmış. 20:00'e kadar mı kalalım
yoksa bir gece daha mı çadır keyfi yapalım diye. Çocuklara kalsa 1-2 gün daha kalırlar ama bu kadar macera yeter bencede...