30 Mayıs 2009 Cumartesi

Annem... Ve Alper'in diş macerası..

Çarşamba günü annem birbirini sollamaya çalışan minibüs şoförlerinin gazabına uğramış ve hızlı fren yüzünden kafasını ön koltuğa çarpmış. Burnu falan kanamış. Bana film sonuçları çıktıktan sonra iyiyim diye haber verdi..

Gelmene gerek yok dese de akşam gidip gördüm. Neyse ki kötü bir şey olmamış. Biraz başağrısı ve şişlikler vardı yüzünde. Allah beterinden korudu çok şükür..

Annemlere giderken Alper arabada "damağımda sert bişey var anne" dedi. Bende yemek artığı falan kaldı sandım önemsemedim. Israr edince bir baktım öndeki süt dişi daha çıkmadan iç tarafta yeni bir diş patlamış..

Tabi moralimiz bozuldu hemen..
Oysa ilk dişleri hiç sorunsuz çıkmıştı :(
Ertesi gün dişçimizden randevu aldım.
Babamız ben Alper'i okuldan alıp giderim sen de iş çıkışı gelirsin dedi..



Ben mesainin bitmesini beklerken Alper ve My Koo beliriverdi.
Oğlum bana sürpriz yapmış ve babası ile birlikte HİÇ ağlamadan dişini çektirmiş..
Ben dişçiden korkacak ve çok sorun yaşayacağız derken oğlum cesaret diploması ile çıkageldi karşıma..
"Doktor sıcak birşeyler içme, hamburger ile dondurma ye dedi." deyince soluğu Burger King'de aldık tabi ki..

Alper babasının desteği ile bunu da başardı ya daha ne olsun..
Tebrikler annişşş..

29 Mayıs 2009 Cuma

Teşekkürler Nazo..

Dün sabah güne güzel başlamamı sağladı bu blog yine..
Nazo'cum taaa Las Vegas'lardan bana bir paket yollamıştı ama bir türlü elime ulaşmadı..
Ama Nazo yılmamış ve Türkiye'ye döner dönmez bana yeni bir paket daha yollamış..
İşte o paketin içinden şahane şeyler çıktı..
Bayıldım onlara..
Öyle ciciler ki keçeler anlatamam size..
Şunların rengine bakınnnn..
Hem de bir sürüüüü..
Bu kadarla da kalmamış bana Maybelline'den birde rimel yollamış..



Alper'i de unutmamış sağolsun Nazo..
O'na da 12'li suluboya kalemi almış. Pek şaşırdı bizimki..

Ne diyeyim Nazo'cum iyi ki doğdun, iyi ki varsın..
Çook Teşekkürlerrrr..

Piknikteydik

Çarşamba günü iş çıkışı ailece pikniğe gittik..
Yarımca sahilinde görümcemin pişirdiği lezziz etleri yedik..
Daha neler neler..



Gemiler demir atmış..



My Koo ve Alper balık tutarken..



Alper neşe ile eğlenirken benim fotoğraf çektiğimi farkeder ve ortaya bu şımarık fotoğraflar çıkar..



Yedik içtiklerimiz bu defa bizde kalsın :)

Lacheen'den Romantik broş..

Aksesuar kullanmayı sevmeyen kadın sanırım yoktur!
Ben de onlardan biriyim..
Lacheen'e geçenlerde dantel ve güllerle süslü romantik bir broş yapıp yapamayacığını sormuştum.
Bu şahane şeyi yaptı sağolsun.



Mimar zerafetini tasarladığı çanta, aksesuar, takı ve kıyafetlere yansıtan Lacheen'in DÜKKANINI da ziyaret etmenizi tavsiye ederim..

27 Mayıs 2009 Çarşamba

My Koo'dan yanıt var..

My Koo'yu dün Alper'in düşüp burnunu kanamasına verdiği tepki için size şikayet etmiştim. O'da bu yazıya cevap vermiş.Yorumların arasında kalmasın dedim :)

Canımın içi düşün ki çalışırken telefondan gelen haber sonrası içinde bulunduğum çaresizliği.
Zaten aklım hep sizde.
Telefonda olayı anlatış şeklin beni korkuttu.
ŞİKAYET ETTİĞİN HERKESİN önünde senden bir kez daha özür dilerim.

26 Mayıs 2009 Salı

Zaman dursun istiyorum..

Ne zaman sabah oldu ne zaman akşam oldu, gün hangi arada bitti anlamıyorum!
Yoğunluğun tek iyi tarafı insanın kendini dinleyecek zamanı olmaması sanırım..
Dertleri biriktirmeye kederleri büyütmeye vakit kalmıyor..

Haftasonu da gelip geçti..
My Koo çalıştığı için iş arkadaşım Erhan'ın düğününe Alper ile birlikte katıldık..



Kavalyem Gvavat mı? Papyon mu? diye 2 gün düşündü ve gvavatta karar kılındı. Gravat yerine gvavat diyor ya bayılıyorum işte ben bu haline..

Dün akşam ben işten çıktım Alper ise okuldan eve doğru yürüyoruz. Birden yere düştü. Burnunun kanadığını görünce de çokk korktu! Yaramaz ve haşarı bir çocuk olmadığı için bizim için kanlı sahneler pek alışılmış değil. İkimizde çok korktuk! Alper anne ameliyat olmam değil mi diye bile sordu!

My Koo ise bu haberi duyunca nassılll yani, nasıl düşer nasıl burnu kanar diye acayip ve gereksiz bir tepki verdi! Onu size şikayet ediyorum tamam mı? Sanki ben düşürdüm yada ben istedim! Allahh allahhhh...

Çocuklar düşe kalka büyür diye boşu boşuna dememişler değil mi! Neyse ki kötü bir şey olmadı..



Yukarıdaki şirin, romantik ve sevimli şey 12 Temmuz'da evlenecek olan kızkardeşim Aslı'ya seçtiğimiz davetiye. Haksız mıyım?




Son olarak Iglo'nun Pamuk Prenses patateslerini tavsiye edip bu yazıyı noktalıyorum..

Not: Reader'dan tüm yazıları takip etmeye çalışıyorum ama pek yorum yazamıyorum. Kusura bakmayın..

22 Mayıs 2009 Cuma

Strawberry alışverişim

Strawberry'yi bilmeyen var mı?
Sanırım yoktur ama ben gene de anlatayım size..
Honk Kong üzerinden kozmetik, cilt bakımı, saç ve parfüm alacağınız güvenilir bir site. Hem de Türkiye fiyatlarından % 20 - %70 daha ucuz. Makyaj ve Kozmetikte kargo ücreti de yok! Sadece parfüm alışverişlerinde aldığınız ürünün %10'u kadar ek bir ücret alıyorlar ama Türkiye'deki fiyatlarla kıyasladığınızda komik oluyor genede..
Sanal Kart ile alırsanız aklınızda takılmaz. Ben öyle yapıyorum mesela..
PTT aracılığıyla en geç 10 gün içerisinde elinizde oluyor ürünler..



İşte bu da kutusu. Ben kendi kendime hediye gönderecek kadar şımardığım bir anda sipariş vermiştim..



Sarah Jessica Parker'ın Lovely parfümü (50ml) burada 128 lirayken ben 50 liraya aldım. Calvin Klein parlatıcı kırmızı tonlarında lipgloss 13.5 gibi komik bir fiyatla benim oldu. Lancome'un turkuvaz farı ise ne zamandır aklımdaydı. O da 49 yerine 22 liraya mal oldu bana..




Bir de Tweezerman'ın 'fast lash' kirpik uzatıcı maskara siperişi vermiştim. 25 liraya. Fotoğraflarda gözüktüğü üzere bozuk yada problemli çıktı. Mail ile bildirdim ve 1 hafta içerisinde para iadesi yaptılar ve bir daha ki alışverişime özel %50 indirim uygulayacaklarını söylediler.

Türkiyeye çok satış yaptıkları için Türkçe internet siteleri mevcut. Hem maillere de Türkçe cevap veriyorlar. İlk siparişte de Stila marka far, ruj, allık tarzı hediye yolluyorlar. Siz de benim gibi her alışverişinizde farklı mail adresi verip bu hediyelerden faydalanabilirsiniz! Üç ürün alışverişinde %5'lik ekstra bir indirimde uygulayan, müşteri memnuniyetine önem veren bir firma..



Bu da yeni siparişim. 26 Mayıs'a kadar 1 alana 1 bedava kampanyası yapmışlar. Türkiye'de 40 ml fiyatı 147 Lira. Strawberry'de ise Bvlgari Notte sadece 86 Lira. Kargo ücreti ile 95'e geliyor. Ben bir arkadaşımla ortak aldım ve kişi başı 47 Liraya geldi. Ürün önümüzdeki hafta elimizde olacak. Şimdiden heyecan bastı beni..

Sizin de aklınızda olsun..
Benden söylemesi..

Yoğun bir hafta..

Çok yoğun bir hafta geçirdiğim için yeni yazı ekleyemedim..
İş arkadaşlarımızdan Alev doğum yaptı miss gibi bir Eylül'ümüz oldu. Erhan ise düğün iznine ayrıldığı için Seda ile birlikte dört kişilik işi iki kişi yapmaya çalışıyoruz..

Yoğunluktan ziyade öğle yemeklerimi taçlandıran biricik dostum Meltem'den uzak kaldığım için üzülüyorum. Ne dedikodu yapabiliyoruz ne de alışveriş :) Kankicim 1 hafta daha sabret tamam mı?

İş temposuna dalıp yeni yazı ekleyemezsem meraklanmayın. Akşamları da ders çalışmayı deniyorum da ilham gelmiyor o yüzden..

Finaller pek güzel geçmeyecek sanırım. Ne çalışasım ne de anlayasım var!
Hayırlısı olsun..



Bu yazıyı süsleyen güzel resim tabi ki Alper'in..
Kreşe başladığı ilk günlerde sadece karalayan oğlum bakın artık neler çiziyor..
Sizi bilmem ama benim için şahane bir resim bu!
Annelik işte, idare edin..

Şimdilik bu kadar..
Vakit bulursam Strawberry alışverişlerimi de yayınlamak istiyorum..
Bakalım artık..

Gözde Kansu ve kolyesi!

Hafta içi her akşam 23:00'de Haber Türk'te yayınlanan "Saba Tümer ile Bu Gece" nin hastasıyım..

Hem Saba'nın kahkahaları gecemi aydınlatıyor hem de birbirinden hoş konukları ile keyifli vakit geçirmemi sağlıyor..

Dün akşam Issız Adam filmiyle beğeni toplayan ve Show TV'de yayınlanan Dudaktan Kalbe dizisinde Nimet karakterini canlandıran Gözde Kansu konuk oldu. Güzel oyuncu sempatik ve doğal tavırları ile kalbimi kazandı benim..



Ve de enn çok kolyesine takıldım, hayran kaldım dün akşam. İzmir'den Canan Hanım tasarlamış bu kolyeyi. Ellerine sağlık..




Bu tarz malzemeler İzmit'te olmadığı için benim yapmam imkansız bu kolyeyi ama belki BİLUN'cum yapar benim için! Ne dersin Bilun?

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Sıcak, çok sıcakkk..

Haftasonu çook sıcaktı..
Araba park halindeyken 37 dereceyi gördüm ben!
Alper soyundu hemen :)

Görümcem hafta sonu Bozcaada'ya gittiği için kızı Işıl bizde kaldı. Sabah erkenden kalkıp kayınvalidemi de yanımıza alıp hep birlikte Özdileğe kahvaltıya gittik. Açık büfesini çok seviyorum ben ama fotoğraf çekmeye üşendim kusura bakmayın..
10:00 - 12:30 arası Özdilekteydik. Sonra sıcaktan bunalıp soluğu evde aldık..
Ben güya ders çalışacaktım ama bir türlü olmadı..
Can istemedi mi olmuyor işte..
Ders çalışmak yerine bol bol meyve yedik butün gün..
Alper'in karpuz - peynir yerken ki keyfini görmenizi isterdim..
Onun resmi de yok ama geçenlerde evde ödev yaparken çekmiştim onunla idare edin :)

Basit toplama ve çıkarmayı öğrendiler anasınıfında..
Alper işlem yaparken ellerini kullanıyor genelde..
Fotoğraflara dikkatli bakarsanız görürsünüz :)




Haa unutmadan, pazar gününü Sertab'ın seslendirdiği "annem yanımda olsun bana bi şey olmaz" şarksıını söyleyerek, dinleyerek geçirdik.
Pek melankoliğiz anlayacağınız..

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Mantar Kurabiye

Okulda kermes var demişlerdi bana..
Kafam kazan gibi olduğu için ya ben yanlış anladım yada bana yanlış tarih söylendi..
Perşembe akşamı mantar kurabiyesi yapıp tüllerle süsledim..
Dün de okula götürdüm.
Bakalım kaç'a satılacak! diye düşünürken kermes'in önümüzdeki hafta olduğunu öğrendim!
Benim süslü kurabiyelerim çocukların midesine indi :)
Çok da iyi oldu!
Affiyetle yemişler Alper öyle söyledi..



Tarife gelince..

Malzemeler: 2 yumurta, 2 paket mısır nişastası (400 gr), 1 bardak un, 1 paket oda sıcaklığında margarin, 1 bardak pudra şekeri, 1 paket vanilya

Yapılışı: Tüm malzemeleri iyice yoğurup ceviz büyüklüğünde parçalar koparın. Üzerine kakao ile yuvarlak şekil verin. 170 derece'de 20 dakika pişirin..

Güzel bir haftasonu geçirmenizi diliyorum..

15 Mayıs 2009 Cuma

Hacivat - Karagöz gösterisi..

Merhaba..
Ben iyiyim, Alper de..
Keyifsizliğim biraz azaldı..
Hayatın devam etmesi iyi mi kötü mü çözemedim henüz..
Ama ediyor işte..
Bize soran yok..

Çarşamba günü Alper'in anasınıfında "Aile katılım çalışması" vardı. Her veli haftanın belli günlerinde okula gidip deney yaptı, hikaye anlattı, yoğurt mayaladı, kek yaptı ve bunları çocuklarla paylaştı. Bizim evde de görev Babaya düştü. Geçen yıllarda görümcemin eşi kızı Işıl için hacivat - karagöz sahnesi hazırlamıştı. My Koo'da bunu fırsat bilip okulda gölge oyunu sahnelemeye karar verdi.



Alper ile birlikte provalar yapıldı ve çocukları kahkahaya boğan bir gösteri düzenlendi sınıfta. Ben okula gidemedim ama kamera kaydını izledim ve çocukların eğlendiğini gördüm. My Koo şıpır şıpır ter dökmüş ama buna da değmiş. Bu vesile ile çocuklar hem Hacivat ile Karagöz'ü tanımış oldu, hem de keyifli dakikalar yaşadılar..



Her çocuk gibi Alper'de anne yada babası okula geldiği zaman acayip heyecanlanıyır. Yüzünde gülücükler açıyor ve belli ki bizimle gurur duyuyor..

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Anneler günü etkinliği

Cuma günü 14:30'da Alper'in anasınıfında "Anneler Günü" etkinliği vardı..
Öğretmeninin verdiği şiir Alper ile bizim günlük rutinimize o kadar uyuyordu ki ezberlemekte zorlanmadı..
Öğretmen ve sınıf anneleri bizler için çiçek, mum ve mektuptan oluşan sürprizlerde hazırlamışlardı..
Kalp şeklinde el yapımı kartlarda cabası..
Alper beni sınıfında görmekten çok mutlu oldu..
Sevinçten yerinde duramadı..
içi içine sığmadı görseniz..



Şiiri de hiç takılmadan ve gözlerimin içine baka baka okudu..
Benim gözler doldu tabi ki..
İşte şiirimiz;

Annem

Senden ayrı duramam, Benim biricik annem. Her sabah uyanınca ,
Seni ararım hemen
. Bugün anneler günü, En çok sevinen benim. Seni candan kucaklar, Ellerinden öperim..



Minik bir dans gösterisinin ardından program da sona erdi..

Not: Gösterinin saatini duyunca Alper'e şaka olarak offf tam da iş zamanı nasıl izin alıcam ben demiştim. Benim Patronumda Alper'i çok seviyor. Ben hallederim dedi ufaklık! Ertesi gün bir baktım patronumla havuzbaşındaki banka oturmuş izin istiyor. Anladım ki benim oğlum artık iyice büyümüş. Benim yerime izin bile alır oldu..

Anneler Günü

Dün annanemin 7'si olduğu için anneler günü yazısı yazamadım. Zaten içimde "Anneler Gününü" yaşayacak bir coşku da yoktu..

Cuma günü Alper’in okulunda etkinlik yapıldı ve ezberlediği şiiri okudu..

Gözlerimin içine baka baka hem de..

Başka da bi şey istemem zaten..

Aşağıdaki yazıyı 10 gün önce yazmıştım..

Yayınlamazsam haksızlık olur..

Bir gün gecikmeli olarak tüm annelerin anneler gününü kutluyorum..


Anneliğe dair..


Anneler günü deyince çocukluğuma dönüyorum..

10 - 12 yaşlarındayım..

Babamızdan aldığımız harçlıkları 3 kardeş birleştirmişiz..

Pazar sabahı annem uyanmadan evden sessizce çıkıyoruz..

Soluğu yakındaki zücaciye dükkanında alıp karınca kararınca bir hediye seçiyoruz..

Genelde paramız 6 adet su bardağına yetiyor ama bu annemi mutlu etmek için yeterli nasılsa!

O gülümsüyor, biz de zafer kazanmışçasına seviniyoruz..

Çünkü çocuğuz..

Çocukluk insanın en sahici zamanı bence..

Duygularını rahatça ortaya koyabildiğin, çikolatalı gofretle keyiflendiğin,insanların öteki yüzünü bilmediğin başka hangi zaman dilimi var ki!


Kendi çocukluğumdan sıyrılıp anneliğime gelecek olursak eğer tarifi mümkün olmayan duygular giriyor işte birden devreye..

Eşimle anne – baba olacağımızı öğrendiğimizde göz göze gelip mutluluktan ağlamıştık!

Filmlerden klasik bir sahne belki ama hayatın gerçeği işte..

Sonra 9 ay geçti..

Daha dün karnımı okşayarak sevdiğim bebeğim ellerimi tutar oldu..

Gülümsedi..

Gülümsetti..

Bana anne dedi..

Bir anda ortalık bayram yerine döndü..

Sonra zaman olanca hızıyla akıp geçti..

Ellerimi tutmadan dengede duramayan küçük adamla yakalamacılık oynar olduk..


İşte o çocuk;

Sevgi sözcüklerini sığdırdı satır aralarına..

Sevgiyle baktı gözlerimin içine..

Akla hayale gelmeyecek iltifatları hiç beklemediğim anda sıraladı..

Oysa daha 6 yaşında!

Ve beni şaşırtmaya devam ediyor..

Hasta olduğumda bana bakmaya çalışan,

İlgiye ihtiyaç duyduğumda sıkıca sarılan,

Kocaman gülümsemesiyle günümü aydınlatan bir oğlum var benim..

Anneler günü için ezberlemesi gereken “Anne” şiirini bana sürpriz olsun diye kapalı kapılar ardında çalışacak kadar da düşünceli bir adam!


O benim oğlum..

Aldığı solukla beni dünyanın en mutlu annesi yapan,

Anneler gününe yeni bir anlam katan,

Var oluş sebebimi bulmamı sağlayan kişi..

Evrenle aramdaki en sıkı bağ..


Mayıs aylarındaki 2.Pazar’ı mutlulukla beklememi sağlayan kocaman kalpli minik adam iyi ki varsın..

İyi ki annen olmam için beni seçmişsin..




Not: Dün sabah 8'de beni öpücüklerle ve elinde Elif Şafak'ın Aşk kitabıyla uyandıran, gün boyu bulduğu her fırsatta "annee, eğil seni öpücemm" diyen biricik oğlum'a tekrar teşekkürler..

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Ömrümden koca bir sayfa kapandı..

Anneannemin ardından yazmak öyle zor ki..

Nerden ve nasıl başlayacağımı hiç bilmiyorum..

Acım o kadar taze ki..

Oysa ölüm bana ve sevdiklerime hep uzak sanırdım..

Çok küçükken dedemi (Babamın babası) kaybetmiştim ama o acının gerçekliğini farkedecek bir yaşta değildim ki!

Oysa anneannem..

Onunla 28 yıla sığdırılmış öyle kocaman bir hayat yaşadık ki!

Her yaz tatilinde soluğu onun yanında alırdık..

Sevgisini hissettirmekten korkmazdı..

Duygularını saklamayı beceremezdi ki zaten..

Güzel gözleri ile şefkatle bakar ve pamuk elleriyle sarılırdı..

Hiç gücenmezdi..

İş telefonum kolay olduğu için aklında tutar ve bazen annemi sormak için bile beni arardı..

Evliliğimden hoşnut olduğunu bilirdim..

Eşimi ve ailesini çok severdi..

Her ziyaret dönüşünde "Eve gidince ara tamam mı" diye tembih ederdi..


67 yıllık evliliklerinde Dedeme olan aşkını hep gözlerinde gördüm..

Gülen gözlerle karşıladı kocasını ama şimdi gözü yaşlı bıraktı..

Dedem için çok üzülüyorum..

Ananemin boşluğunu biliyorum kimse dolduramayacak..

Onlar bir ömür birlikte oldular..

Şimdi ki nesile 10 yıl bile uzun gelirken koskoca 67 yıl..

Bir gün bile offf dediğini duymadım anneannemin..

Hep sevgi dolu ve sıcaktı..


Ev boşu boşuna gelen giden ile dolup taşmadı ardından..

Boşuna dualar, gözyaşları eksik olmadı..

Herkesten aynı sözü işittim "hiç kimseyi kırmazdı" dediler..

Kırmadı da zaten..

O bir melekti çünkü..

Ve meleklere yakışır şekilde fazla acı çekmeden öldü..


Canım ananem,

Meleğim..

Tepsiler dolusu patlattığı mısırın tadı hala damağımda..

Soba üzerinde pişirdiğin kestaneninde..

Ev ekmeğinin, ev lokumunun, ev pidesinin lezzetine senin sayende vardım..

En güzel patlıcan turşusunu sen yapardın..

İnanılır gibi değil!

Sanki bir rüyadayım..

Ama sen artık yoksun..

Ve damağımda kalmayacak senin tadların..

Senin kokun..

Oysa daha geçe gün ellerimle pasta yedirmiştim sana..

Kulağıma iyi değilim diye fısıldadın ama inanmak istemedim ki ben..

offff...


Ardından öyle bir acı oturdu ki içime, içimize..

Bu acıyı aşmak için yeterince üzülemedim de sanırım..

Belki de ondan inanmıyorum gidişine..

Oysa ellerimle dokundum soluk yüzüne, ıslak toprağına..

Derin uykudaydın sen..

Eminim beni duydun, gördün, gülümsedin..

Yalnız kalıp doya doya ağlayabilseydim belki hafiflerdim..

Ama yapamadım..

Nedense..


Ben seni şimdiden çok özledim..

Yazacak ve anlatacak o kadar çok şey var ki ama maalesef benim gücüm yok..

Dahasını yarın kendim anlatırım sana..

Tamam mı?


NOT: Mail ve yorumlarıyla üzüntümü paylaşan herkese çokk teşekkür ederim. Acı haber sizlerden uzak olsun..


6 Mayıs 2009 Çarşamba

Anneannem Melek oldu!

Dün sabaha karşı aldığımız "acı" bir haberle ailece yıkıldık!
Biricik anneannemi maalesef kaybettik..
Melek gibi bir kalbi vardı..
Onu toprağa vermek, annem ve teyzemin yakarışlarını duymak o kadar zordu ki!
Acımızın tarifi yok..

Bir süre buralarda yokum..

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı hani?

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır bizim geleneklerimizde ama gerçekte öyle olmadığını ailece gördük biz..
Ve dersimizi de aldık..
En kısa zamanda bu sorunu çözüp "mutlu ve huzurlu" yaşamımıza geri dönmek istiyoruz..
Kalbi fesatlıkla dolmuş ve kendine yapılan iyiliğe kötülükle cevap veren hasta ruhlu insanlar! umarım bizden uzak durur..


Canım bu konuda daha fazla yazmak istemiyor..
Ben sıkıntılı bir haftasonu geçirdim anlayacağınız. İnşallah sizlerin hayatında herşey yolundadır..

Not:
Bu sıkıntılı süreçte Alper yine tavırları ile alkışı haketti. Büyümüşte küçülmüş çocuklardan değil ama olgun ve anlayışlı bir küçük adam. O'nu anmasam olmazdı :)

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Bağlantı Yoook!

İnternet bağlantısında sorun vardı bir kaç gündür..
Bir geliyor bir gidiyor..
Tam yorum yazıyorum hoop kopuyor..
Teknoloji bağımlısı olmanın zor yanı da bu!
Bir yanı eksik kalıyor insanın..
Neyse ki sorun çözüldü!




Gök gürültüleriyle ve şimşeklerle aydınlanan bir gecenin ardından yağmurlu bir sabaha uyandık..
Kiracıyla olan sorunlarda da henüz bir gelişme yok!
Avukatın yönlendirmeleriyle hareket ediyoruz..
Umarım yakında bu dertten de kutuluacağız!

Alper'e gelince şimdiden "Anneler Günü" telaşı sardı onu..
Öğretmeni ezberlemesi için bir şiir vermiş ona çalışıyor..
İlk başlarda bana sürpriz olsun diye kapalı kapılar ardında çalışıyordu ama dün akşam dayanamayıp okudu..
Benim de gözlerim doldu tabi :(
Tam Alper ve beni anlatan bir şiir seçmiş öğretmeni..
Daha çok ağlarım ben anlayacağınız!

Şimdilik aklıma gelenler bunlar..
Birde Mayıs sonunda vizeler var..
Ders çalışma zamanı geldi yine!
4 dersten sınava girmiştim 3'ünü vermişim..
Başarılarımın devamını dileyerek sonlandırıyorum bu yazıyı..

Güneşli bir haftasonu diliyorum ama sanırım tüm Yurtta yağış var :p
Mutlu haftasonları..