31 Temmuz 2009 Cuma

Aşk bitti..

Oğlumun bana Anneler günü hediyesiydi aşk..



Bir türlü fırsat bulup okuyamamıştım taaa Mayıs'tan beri..
Başlarda sıkıcı gibi gelse de hikaye aktıkça nasıl da bağlandım..
Ve geçen gece yarısı gözyaşlarıyla bitirdim romanı..
Bitirmek istemedim hatta son 50 sayfayı..
Ağlamalara doyamadım..
40 kuralı aklıma kazıdım..
Aşk'ın büyüsüne kapıldım..
Okumayan kaldıysa :) tavsiye ederim..

"Ya ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde.."
(Kitaptan)

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Bayıldımm..

Ne zamandır bir ayakkabıya bayılmıyordum değil mi?
Vakit gelmiş..



Bu şık Valentino papuçlar sadece 760 Euro..
Neyse ki bakmak bedava..

Mim

Sevgili Nehircce dün beni mimlemiş. Hemen yazıyorum bende..



- Hayatınızdaki önemli 3 erkek: Oğlummm, eşim ve babam..

- 2 gün 3 gece durmadan uğraşabileceğiniz hobiniz nedir: Hiç sıkılmadan Lost'u izleyebilir yada bloga post yazabilirim sanırım ama 3 gece de çokmuşşş :))

- Yaşadığınız şehir dışında sevdiğiniz 3 il: İstanbul, İzmir, Antalya

- En Büyük fobiniz: Asansörde kalmak, yükseklik, karanlık ve oğlumun başına kötü bir şey gelebilme ihtimali..

- Giyim konusunda en çok kullandığınız 3 renk: Kesinlikle siyah, mor ve turkuaz..

Bende bu mimi sesi soluğu çıkmayan Nazo'ya paslıyorummm..

* Fotoğraf google görsellerden alınmıştır. Özel bir sebebi yoktur :P

28 Temmuz 2009 Salı

Ben'den.. Alper'den..

Gece çok rahat uyudum..
Sabahta kalkıp işe geldim, şimdi çok daha iyiyim..
Doktorun dediği gibi beslenicem bir kaç gün..
Bol su ve şeftali ile muz yememi söyledi..
Vücudun atmak istediği bir şeyler olduğu belli o yüzden bırakalım atsın dedi..
Bulantı hapı verdi sadece..
Bende elimde su şişesi dolanıyorum ortalıkta..
Az ve sık yemem gerekiyormuş..
Meyveyle beslendiğim için 2 kg vermişim..
Zaten canım da bişey istemiyor..

Sıra geldi benim kahramanım biricik oğluşuma..
Alper kendinden bahsetmezsem pek bozuluyor..
İşin kötü tarafı da oğlum blog sayesinde kendini meşhur zannediyor..
İleride bir sorun çıkmaz umarım :)




Dün sabah hastalanıp, inadım inat gittim ya işe.
Alper ile gün içinde telefonlaştık.
Bana dedi ki; -Aneee hani beni okula götürmek için izin alıyorsun ya doktora gitmek içinde izin almalısım bence!

Bende oğlumun sözünü dinleyip işten izin aldım ve doktora gittim. 17:30'da eve geldim. Alper alt kattaki babannesindeydi. Bende nasılsa yatacağım evde çocukla ilgilenemem diye sen burada kal annecim dedim. Malum babamız işte..
Ne dedi beğenirsiniz?

-Anne olur mu yaa sen hastasın sana kim bakıcak. Suyunu kim getiricek. Yataktan kalkmamalısın. Ben sana bakarım hem babamda evde yok..

İnanırmısınız abartmıyorum yanımdan hiç ayrılmadı. Doktorun verdiği ilaçları, yasak olan yemekleri sordu. Yastıklarımı düzeltti. Bir ara beni kaldırıp yerime yattı şaşırdım. Anne rahatmış yatağın devam et sen yatmaya dedi. Kontol ediyor bakar mısınız?

Bütün gece seni çok öpmek istiyorum anne ama hastasın ya o yüzden öpmüyorum diyerek öpücüklerini uzaktan yolladı..

Resmen şok oldum..
Ne vefalı bir oğlum var değil mi?
Ona hastayken ben bakıyormuşum şimdi sıra ondaymış...
Yaa işte bizden şimdilik bu kadar..
Arkası başka bir yazıya..

* Fotoğraf ben Erzurumdayken çekilmiş. Baba - Oğul birlikte fuarda yunustalar..

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Hastayımmm :(

Buzlu frappe, soğuk su ve karpuz üçlüsünün gazabına uğradım sandım ama yanılmışım..
Bu sabah 05'de uyandım.
Mide bulantısı ve ishal şikayetiyle..
08'de biraz açıldım ve daha iyi olurum sanıp işe attım kendimi..
14:30'da tekrar fenalaşınca izin alıp hastaneye gittim.
Doktor soğuk yiyeceklerin değil de yediğim başka bi şeyin dokunduğunu söyledi..
Beklemiş bi şey olabilirmiş ki ben hiç yapmam bunu..

Rapor vermek istedi ama yaz dönemi diye ben istemedim.
Eksik personel çok, malum herkes tatilde..
İğnemi oldum, tahlillerimi yaptırdım ve ilaçlarımı alıp döndüm eve..
Umarım sabah daha iyi olurum..

Eve gelince oğlumun yoğun ilgisi ile karşılaştım.
Resmen bana baktı..
Yarın iyi olursam yazarım onu da..

Uykudan yeni uyandım ve üşüyorum bu sıcakta düşünün..
Aşk'ın en heycanlı yerinde kaldım ama sayfaya bakınca midem tekrar bulanıyor..
En çok da ona üzüldüm valla..

Bana müsade..
Siz kendinize iyi bakın..
Ben yatmaya devam edeyim..

26 Temmuz 2009 Pazar

Frappe ile süslü bir Pazar yazısı..

Sıcakla başa çıkmak çok zor..
Mecbur olmadıkça sokağa çıkmıyorum resmen :(
Öğle tatilini unuttum..
Hep ofisteyim..
En serin yer orası..
17:30'da paydos ediyoruz ancak o zaman anlıyorum bunaltan yazı..

Bu sabah 10:00'da kalktım..
Kuzenimin oğlunun sünneti vardı..
Soğuk bir duş alıp saçlarımı topuz yaptım..
En rahatı bu çünkü!

Kız kardeşimle birlikte kocaları ve Alper'i de yanımıza katıp gittik..
Malum annem kızını evlendirir evlendirmez soluğu Balıkesir'de oğlunun yanında aldı :)
10 gündür orada..
Bizde iki kardeş birlikte takılıyoruz işte :)
Yarın dönecek sanırım annecimm..
Dönecek gerçi ama hemen dedemle teyzemin yanına gidecek..
Dolu dolu bir yaz geçiriyor hatun..
Denize de gider onlar şimdi ben burda pişmeye devam edeyim :(
Kıskançmıyım ne..



Bilgisayar başında takılırken canım birden Frappe istedi..
Hemde buzzz gibi..
Alper bende içerim deyince onun ki bol sütlü benim ki ise bol kahveli oldu..
Bu sıcakta karpuz, dondurma ve frappe'den başka bi şey aramıyorum evde..
Birinden biri varsa sorun yok..
Daha önce tarifini yayınlamıştım blogta o yüzden yeniden yazmama gerek yok ama linki ekliyorum aşağıya..
Mutlaka deneyin, şimdiden afiyet olsun..

Tarif; burada..

Senin Adın Bile Geçmedi..

Taaa Hayat Güzeldir dediği günden beri severim İclal Aydın'ı..
Vatan Gazetesindeki yazılarını okurum..
Verdiği röportajları, katıldığı TV programlarını da kaçırmamaya çalışırım..
Anlattığı kadarıyla hayatına dair pek çok bilgiye de sahibim..
Çok samimi ve doğal bir kadın bana göre..
Kendisine yolladığım maillere geç te olsa mutlaka yanıt verir, hem de tüm içtenliğiyle..
Bende o güzel yazıları mail kutumda saklarım özenle..

Bir ara yaşadığı kalp kırıkları yüzünden okuyuculardan uzaklaşmıştı..
Maillere cevap vermedi. Hatta hakkında söylenenleri okumak bile istemediği zor bir dönem yaşadı ama neyse ki atlattı..
Hayatında açtığı yepyeni sayfaya yeni faaliyete geçen internet sitesini de kattı..
Şimdi sevenleriyle ordan buluşuyor..
Günlüğüne yeni yazılar ekliyor, hayata dair notlar düşüyor, yepyeni fotoğraflarıyla ilk ağızdan yaşamına ortak ediyor bizleri..

Bir süredir yeni bir kitap hazırlığındaydı İclal Aydın..
3 Ağustos'ta yayınlanacakmış..
Kitabın adı "Senin Adın Bile Geçmedi"..
Kitap ile ilgili kendi yazısını paylaşmak istiyorum..
Ben çok sevdim..

SEVGİM ACIYOR BEN KİMİ SEVSEM KİM BENİ SEVSE



Şehrin gürültüsünden ve her zamanki gibi aslında başladığım işin sonu geldiğinde her tarafımı saran korku yüzünden kaçıyorum. Bir sürü bahanem var. “Arkaşlarım aklımı çeldi” veya “orada daha iyi okuma yaparım” ya da “bu şehir beni bitirdi ve eminim güneş iyi gelecek”. Hepsini doldurup çantama, çıkıyorum yola…

Tatlı bir meltem var Alaçatı’da. Bahçeye bakan odamın kapısını açtığımda yasemin kokusu doluyor içime. Beyaz mobilyalı, güzel mavi tüllerin uçuştuğu taş avluya çıkıyorum. Gündüzün yakıcı sıcağından kalanı hissediyorum ayaklarımın altında…

Az sonra bir Sezen Aksu konseri var, gidip izleyeceğim. Önce arkadaşlarımla buluşacağım. Islak saçlarımdan şıpır şıpır sular damlıyor taşın üzerine. Bin yaşındayım… On yaşındayım… Yirmi üç yaşındayım…

Çocukken annemin diktiği kırmızı çizgili mayomun bacağımda bıraktığı izi ve on yedi yaşındayken vücudumda başgösteren güneş alerjisinin kırmızı döküntülerini anımsıyorum birdenbire. Kaldığım otelin sahibi Emel Hanım üzerimdeki beyaz elbisenin kopan askısını dikiyor ben bunları düşünürken. Sıcak poğaçalar, elmalı kurabiyeler ve çay ikram etti az önce. Bu çalışkan misafirperverlik, bu yanağımı kızartan yaz akşamı ağlamak isteği yaratıyor içimde. Zaman dursun biz o bahçede, o yasemin kokusunda, o gençlikte kalalım istiyorum…

Islak saçlarım, kopuk askım, buruşuk kalbim’le gıcık oluyorum kendime yine…. Çünkü “sevgim acıyor” çünkü gerçekten “sevgim acıyor ben kimi sevsem, kim beni sevse”
Zamanından önce geliyor Turgut Uyar bu kez…Daha yaz ortasındayız oysa…

Sonra konsere gidiyoruz. Çok kalabalık. Sezen Aksu’yu en rahat görebileceğim noktaya ulaştığımda “Onu görmesem de olur, dinlesem de yeter” köşesinin benim için daha ferah “daha doğru” olduğunu anlıyor, oralardan çekiliyorum. Sonra yavaş yavaş arkadaşlarım geliyor. Cümleler var; hepsi kopuk, bağımlı bağımsız, acılı acısız…
Konser devam ediyor. Hava sıcak. Sezen Aksu söylüyor. Cümleler uğultu halinde havada. Evet, İstanbul’dan kaçtım ben yine... Tolga’ya bıraktım her şeyi ve kaçtım… Yanımdakiler bir ağızdan konuşurken bitmesi gereken kitabı düşünüyorum. Arka kapak için seçim yapmalıyım, yazı yazmalıyım ama…

Benden önce söylenmiş en güzel sözler asılı dururken gökyüzünde, cüretime inanamıyorum. Konuştuklarımıza, kâğıda dökülenlere…
Korkuyorum. Geniş zamanlı cümlelerden, söylediklerimden, sustuklarımdan, gevezeliğimden, söyleyeceklerimden, dikliğimden, olası sığlığımdan…
Ben nasıl kalkışabiliyorum böyle bir şeye?
Konser bitiyor. Kalabalık dağılırken “Hadi deniz kenarına gidelim, orada devam ederiz” diyor biri…
Deniz kenarındaki mekanda gürültülü bir müzik, içiçe insanlar ve gökte şahane bir hilal var…
“Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
Sevgim acıyor”
diyorum içimden… “Ne düşünüyorsun?” diye soruyor arkadaşım. Ne çok duyuyorum ben bu soruyu. “Şiir okuyorum içimden” diyorum. Anlamıyor gürültüden… Eteklerini toparlayıp dans etmeye başlıyor… Ama aslında gerçekten sevgim acıyor… Kimse duymuyor…

***
Bu yazı aslında yukarıdaki son satırla bitecekti.

Eğer “Alaçatı grubu” dediğim kız arkadaşlarım kitabın prova sayfalarından rastgele çektikleri cümlelerden bir “umut” çıkarmasaydılar…
Ve kitabın son iki sayfasının kendileri ve diğer okurlar için boş bırakılmasını istemeseydiler...
“Herkesin söyleyecek bir sözü mutlaka vardır İco, hepimiz aynı şeyleri söylesek de aşktan konuşmak, onu yazmak gibisi yok. İki sayfa bırak geriye, kim ne istiyorsa onu yazsın ve hediye etsin birine” demeseydiler…
Ve Özlem her sabahı, her akşamı ve her geceyi “Bu kitap beni çok heyecanlandırıyor” diye bitirmeseydi..
Ve Tolga’ya telefonda “Kızlar okuduklarına bayıldılar dostum” dediğimde o evlat gülüşüyle kahkaha atmasaydı ve hemen ardından coşkuyla uzun ve mutlu bir mesaj göndermeseydi..
“Sevgim acıyor” ve “kimse duymuyor” diye bitecekti bu kitap…
Ama fikrimi değiştirdim…
İşte son sözümü söylüyorum:
“Ben bu aşkın kitabını yazdım. Rafa kaldırdım. Arada bir de imza günü yapacağım!”

3 Ağustos'ta tüm kitapevelerinde...
İclal Aydın

25 Temmuz 2009 Cumartesi

3 Liralık Pogolarım :)

Işıl'ın sitesinde görmüştüm Pogo Daisy terlikleri.
Işıl Beta'dan almış ama ben siyah istediğim için Gitti Gidiyor'u tercih ettim.
Sezon fiyatı 29.9 'mış. Beta'da ise 4 Lira..



Anti-bakteriyel malzemeden üretilen, yıkanabilir ve anatomik Pogo terlikler sadece 120 gr ağırlığında ve ben 3 liraya aldım.
Hesaplı alışveriş diye buna denir :)
Çok şeker değiller mi?


24 Temmuz 2009 Cuma

Yeşil..

Evde Alper'den başka canlıya bakamadığımı söylemiştim sanırım..
İnternette gezinirken tesadüfen bu fotoğraflarla karşılaştım..
Nasıl içim gitti bilemezsiniz..









Çiçekleri sevip evde yetiştiremeyen herkese armağan ediyorum bu kareleri..

23 Temmuz 2009 Perşembe

Buzzz gibi limonata..

Başlığa aldanıp limonata tarifi vereceğimi sanmayın sakın..
Markette Ülker'in yeni limonata çıkardığını görünce merak edip aldım..
Son yıllarda içecek markaları pek bir rağbet gösterir oldu ya limonataya Ülker'de bu modadan geri kalmak istememiş sanırım..
Tadı fena olmasa da diğer markalardan çok bir farkı yok bence..
Ev yapımı ile kesinlikle kıyaslanamaz ama hararet anlarında imdadına yetişiyor işte insanın..
Tıpkı bu akşam ki gibi..




Bende tarif yok diye üzülenler de Nunu'ya başvursun lütfen...

Komiksin Alper..

Bu çocuk 7 yaşına daha geçen ay bastı ama birden değişti nedense..
Bir havalar ki sormayın..
Dün Tv'de gördüğü Cheetos reklamından etkilip babannesini markete götürmüş..
Ben eve gelince tutturdu hadi açalım içindeki dövmeyi yapalım diye..
Vakti zamanında geçici dövme yaptırmaya bayılan anne de hayır diyemedi tabii..



Dövme yapıldı..
Gözlükler takıldı ve sırf sizin için bu fotoğraf çekildi blog okuyucuları..
Fotoğraftaki kendinden emin ve şımarık küçük bey der ki
-Anne bu fotoğrafı siteye koyarsan bütün kızlar benden imzalı resim ister!

Ne diyorsunuz! İsteyen var mı?
:)))))))

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Renkli kolyem..

Alışveriş yapmayı seviyorum..
Özellikle de aksesuar ve makyaj malzemesi almayı..
Bugün olmazsa yarın lazım olur mantığıyla al koy kenara..
İşte bu kolyede öyle bir alışverişin ürünü..



39.90'dan 19.90'a inmişti fiyatı..
Almazsam aklım kalırdı..
Neyse ki artık kalmayacak :)

Başlık olmasa olmaz mı? olurrrr...

1 haftadır konsere gideceğiz diye Fanta içmekten bir hal olduk ama Fuar alanına giren herkes izledi dün akşam konseri :(

Alper görebilsin diye erken gittik ama boy 117 cm olunca hiç bir faydası olmadı..
Bir şeyler atıştırıp 18:30'da konser alanına girdik.
Önlerdeydik ama Alper beklemekten sıkıldı ve soluğpu Lunapark'ta aldı.
Biz Işıl ile birlikte beklemeye koyulduk..
Neyseki Pinhani grubu 19:50'de sahneye çıkıp keyfimizi yerine getirdi..
Kavak Yelleri dizisiyle yıldızı parlayan grubun performansı çok güzeldi..




21:00'de Ceza sahne aldı. Alper bütün yaz Fark Var şarkısını söyleyip durmuştu zaten..



Babasının omuzları ağrısada Cezayı görmeden olmazdı değil mi?



Beklemekten yorulan Alper, Flame ve Işıl kendilerini sokaklara atmış..



22:00'de Kenan Doğulu sahneye çıktı ve 2 şarkıdan sonra bizde konser alanını terkettik.
Yoğun istek üzerine Ahtapot'a bindikten sonra 23:00 gibi döndük eve..

Hala yorgunum desem inanır mısınız?
İnanın..

21 Temmuz 2009 Salı

Hımmmm..

Bol kalorili bir öğle kaçamağı..
Burger King Tender Crisp menü :)



Nefisss..

Yine festival zamanı!

Ne zaman 1 yıl geçti anlamadım hiç..
Geçen yıl Emre Aydın, Sertap Erener ve Beyaz vardı Fanta festivalinde..
Kalabalıktan çok bunaldığımız için bu yıl gitmeye niyetim yoktu ama Alper tutturdu bu defa..
Kendisi Ceza hayranı!
Fark Var da 1 numaralı şarkısı..



Tv'de reklamları görünce kapak biriktirelim diye tutturdu. 1,5 yaşındayken götürmüştüm ilk defa Fanta Festivaline ama o zaman istekli olan bendim bu kez oğlum..

Gitmezsek olmaz değil mi?
Umarım çok kalabalık olmazda rahat rahat izleriz konseri..
Şansımız bol olsun :)

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Buz Devri 3

Çoook güldük..
Yine çok güzel bir iş çıkarmışlar..
Seslendirmelerde de Haluk Bilginer, Ali Poyrazoğlu, Yekta Kopan çok çok başarılı..



Hala izlemediyseniz kaçırmayın derim ben..

Deprem..

Çooook sıcak bir haftasonu geçirdik..
35 derece falandı hava..
Kabus gibi, yapış yapış..
Duş alıyorsun ama hiçç fayda etmiyor :(
Bir de biz sıcakları hiç hayra yormuyoruz maalesef :(
Malum 17 Ağustos depreminin üzerinde 10 yıl geçti ama unutamadık biz hiç..
Cumartesi günü 12:59'da merkezi Gölcük olan 3.6 büyüklüğünde bir de deprem yaşayınca iyice korktuk..
Biz unutmuyoruz ama depremde hatırlatıyor sanki kendini..
Ne fena değil mi..
Allah korusun hepimizi..
Bir daha aynı acıyı ve korkuyu yaşatmasın..

16 Temmuz 2009 Perşembe

Biraz biz..

Yaz rehaveti, düğün koşturmacası derken aylar geçip gidiyor. Yaz'ı bile yarıladık baksanıza. Bu aralar bizim evde neler oluyor yazısı yazmak da şart oldu..

- Evde resmen sükünet hakim..

- Alper de evde olmaktan çok memnun. Tatil yaradı ona ama bronzluğuna alışamadım ben hala! Pek bir kara oldu sanki :) Ev'de vakit geçirmeyi özlemiş. Bir bakıyorum tv karşısında, bir bakıyorum bilgisayarda, bir bakıyorum oyuncaklarının arasında kaybolmuş..

- Dün akşam annemlerdeydik. Teyzemler falan ma aile yemek yedik. Kızkardeşimin evi yol üzerinde olduğu için giderken ona da uğradık. İlk kahvemizi de yudumlamış olduk böylece. Kendisi gibi evi de çok güzel oldu. Mutlulukları daim olur umarım..





- Alper'in okul kayıt işini de ancak dün halledebildim. Malum ilk öğretim serüvenimiz başlıyor artık. Önümüzdeki ay öğretmeni de belli olacakmış. İlk okul öğretmeninin önemine çok inanıyorum. Umarım şansımız yaver gider..

- Bugün sabaha karşı çok eğlenceli rüyalar gördüm. Birinde Ayşe Arman ile tatildeydik. Pek eğlendim. Hiç uyanmak istemedim ama malum benim bir işim var..

- Akşamları eğer evdeysem Digitürk'teki dizilere takılıyorum. Polisiye filmler özellikle tercihim. Favorim CSI Miami, Law & Order, ..

- Elif Şafak'ın Aşk kitabı hala bitmedi. Sayfa 250'deydim sanırım tatilde ama akşamları uyuklamaktan okuyamadım ki bir türlü :)

- Cumartesi abimler, kardeşim ve biz yani 3 kardeş ve eşleri anneme akşam yemeğine davetliyiz. Şimdiden afiyet olsun bize :)

- Alper şimdiye kadar anneni mi yoksa babanı mı çok seviyorsun sorularına tereddütsüz ikisini de derdi. Artık büyüdü yaa "Annemi" diyor. Pek şımardım..

Aklıma gelenler bunlar..
Devamı olursa eklerim :)

Acıktımmmm..

Karnımmm çoook acıktı..
Yaz geldi işler hafifler dedim ama izinler başlayınca hiç te öyle olmadı..
Yemek yeme fırsatı bile zor bulunuyor bazen..
Canım şimdi domates soslu bir makarna çekti..
Dumanı üstünde hemde :)




Bu nefiss makarnayı Alper denizdeyken evde tek başına olduğum bir gün yapmıştım..
Makarna Selva..
Sos Knor domates sosu..
12 dakika haşlandıktan sonra afiyetle yendi..
Ardından da buzzz gibi bir dilim karpuzzz..

Bak şimdi ofiste kurduğum hayale bak..
Yazık bana :(

14 Temmuz 2009 Salı

Düğünden Kareler..

Fotoğrafçı tanıdık olduğu için Gelin ve Damat daha görmeden CD'nin kopyasını bana ulaştırdı sağolsun. İlk görenler blogun takipçileri olacak anlayacağınız :)



Salona giriş..



İmza..



En lezzetli an..



İlk Dans..



Gelin hanım bolca dans etti. Bunda 10 cm'lik papuçları çıkarıp beyaz Converse'leri giymesinin etkisi büyük tabi :)



13 Temmuz 2009 Pazartesi

Aslı ve Emre evlendi..

Eveettt düğün de bitti..
Dün saat 12:00 - 17:00 arası kuafördeydik..
Kahvaltıyı bile orada ettik düşünün :)
Herzaman gittiğim kuaförüme götürdüm kardeşimi o yüzden hiç sorun yaşamadık. Saçı, makyajı çok güzel oldu. Benimki de tabi :)
Kuaförden sonra fotoğraf çekimi yapıldı ardından da eve geldik..
Annem ve abim bolca ağladı. Ben kendimi tutmaya çalıştım ama olmadı..
Abim beline kırmızı kurdelayı zor taktı. Bende de aynı olmuştu..
Ev kalabalıktı, curcuna fazlaydı doğal olarak.
Bir baktık evden çıkma zamanı gelmiş..
Annem yine fena oldu :(
Ne zorr yaa..
İnsan kendisi evlenirken o kadar zor gelmiyor daha doğrusu farkına varmıyor ama bu defa anladım ben :(
Kız annelerinin işi daha da zor bunu da anladım..
Erkek anneleri daha rahat oluyor bu konuda..




Düğün salonundaki ışıklar ve benim fotoğraf makinamın kapasitesinden dolayı resimler kötü çıkmış. Fotoğrafçıdan hafta içinde alıp ekleyeceğim. Şimdilik bunlarla idare edin :)


Gelinlikte, makyaj ve saçta çok yakışmıştı..



Aslı Nikah şahidi ben mi yoksa My Koo'mu olsun diye çok tereddütte kaldı ama annem damadında karar kıldı :)
Düğün eğlenceli geçti. Müzik ve servis de gayet güzeldi. Sorunsuz hallettik geceyi..

Az önce konuştum kardeşimle. Çok tuhaf gelmiş ona da evden ayrılmak, annemle telefonda konuşmak..
Zamanla hepsine alışacak..
Teyzemler ve abimler annemde olduğu için şimdi ev kalabalık ama yalnız kaldığında biraz zorlanacak ama ona da alışır benim canım annem..
Hem kızları ona çokkk yakın yalnızlık falan hissettirmeyiz biz..

Sabah 12:00'de kalktığım ve tüm günü sersem sersem geçirdiğim için ancak yazabiliyorum bu yazıyı..
Güzel dilekleriniz için çoook teşekkürler..

12 Temmuz 2009 Pazar

Büyük Gün..

Nasıl heyecanlıyım bir bilseniz..
Dün gece saat 04:00'de bile uyanıktım..
Yatağın içinde dön babam dön..

Biz üç kardeşiz..
Ben ortancayım..
Bir abim bir de kız kardeşim var..
Şimdi minik kardeşimin de yuvadan uçma vakti gelip çattı işte..

Herşey yolunda gider inşallah bugün..
Hava durumu sağanak yağmur dese de benim umudum var :)
Gökyüzü ağlamasın lütfen..
Biz de tabi..

Basit bir taç..

Malum bu yıl taçlar hiç olmadığı kadar moda..
Ennn güzellerini de arkadaşım Bilun yapar ve burada alıcılarıyla buluşturur..
Aklınızda olsun..

Geçen gün dikiş ve hobi malzemeleri satan bir dükkanda 1 TL'ye satılan aşağıdaki tül çiçeği görünce nasılsa bir şey yaparım diye almıştım..
Broş mu olsun, kolye mi derken evdeki siyah kadife taç aklıma geldi..


Silikon tabancası ile bu ikiliyi birleştirdim..

Nasıl olmuşşşş?



Saçımda duruşu da bu..

10 Temmuz 2009 Cuma

Maybelline göz altı kapatıcı

Maybelline'in dream mousse concealer adını verdiği köpük kapatıcıyı yeni keşfettim. Fondöten tarzı şeylerle aram iyi olmadığı için pudralı stick kapatıcı kullanırım genelde. Lazım oldukça tabi :) Yüzde 30 indirim ve satıcının tavsiyesi üzerine aldım. Fiyatı 13.5 TL ve çoookkk memnun kaldım. Sürümü ve kıvamı çok güzel.



Siyah göz kalemi avon, rimel Loreal Lash Architect ve göz altı maybelline..

Mimlenmişim..

Sebla'cım Kirpikteki Göz Yaşı tarafından mimlenmişim..
Makyaj sırlarımı açığa dökmem gerekiyor :)

1. İlk kez makyaj yapmaya kaç yaşındayken başladın?

16 - 17 yaşlarında..

2. Aldığın ilk makyaj malzemesi neydi ve hangi markaydı?

flormar oje..

3. Makyaj senin için günlük basit bir rutin mi yoksa hastalık mı?

Hastalıklı bir hal almadı henüz ama başımı döndürdüğü kesin :)

4. Karşılaştığın her güzel makyaj malzemesini çılgınca arzuluyor musun?

Hepsini değil ama bazılarını evetttt :)



5. Hiç MAC kullandın mı? Kullandıysan, "işte bu en harika ürünü!" diyebileceğin tek bir ürün söyle bana.

Kullanmadım..

6.Her genç kızın favori bir göz kalemi vardır.Senin favori göz kaleminin markası ve rengi?

Avon'un bir ucu siyah kalem diğer tarafı fırça olan profesyonel sürme diye geçen kalemi bu aralar favorim. Fırça sayesinde dumanlı bakışlar yaratmak çok kolay..

7.Vazgeçemediğin, elinin altında en az üç-dört tane bulundurduğun favori rimelinin markası?

Lancome Hypnose, Loreal Lash Architect

8. Makyaj alışverişini en çok hangi mağazadan (tekin acar v.b.) /web sitesinden (strawberry v.b.) yapıyorsun?

Mağaza olarak; Ykm, Cosmo Store, Sevil, Boyner. Web sitesi : Strawberry..

9. Makyaj malzemelerini nerede saklıyorsun?

Kocaman iki adet makyaj kutum var + banyo dolabı ve yatak odasında iki adet çekmece..

10. Makyaj alışverişine aylık ne kadarlık bir bütçe ayırıyorsun?

Bu ara abarttım o yüzden meblağ veremem :) Malum eşim okuyup şoka girmesin!

11. Severek takip ettiğin bir yerli ve bir yabancı makyaj blogunu yazar mısın?

Yerli : Salıncakta iki kişi, Makyaj çantam ve Shopaholic Yabancı ise yok..

12. Yerli makyaj markalarından favorin hangisi?

FlorMar'ın 62 numaralı beyaz farına hastayımm. Ojelerini de kullanıyorum..

13. Hangi göz makyajı temizleyiciyi kullanıyorsun?

Roc

14. Hangi makyaj çıkarıcıyı kullanıyorsun?

Loreal ve Roc

15. Ten ve göz rengin?

Beyaz tenliyim. Saç rengim kestane..

16.”Onsuz yapamam!” dedigin kozmetik markasi?

Loreal

17. Klasik bir soru: makyaj cantana sadece uc sey koymaya hakkin olsa neler alirdin?

Kapatıcı, rimel, allık..

18. Far bazı, makyaj bazı gibi urunler kullaniyormusun? Kullanıyorsan hangi markalar? Kullanmıyorsan neden?

Fondöten bile süremem ben :( Sadece göz altlarım için Maybelline'in köpük kapatıcısını kullanıyorum. Far bazı olarak ise kendi keşfim olan Flormar 62 numara beyaz far. Çokkk memnunummm..

19. Bu mim dalgasını hangi bloglara göndereceksin?

Mimlenmeyen kalmamış ki :(

9 Temmuz 2009 Perşembe

Tatil'den..

Ben ve My Koo dün gece eve döndük..
Oğluş babannesi ve halasıyla kaldı..
Sanırım Cumartesi dönecek..

Sabahtan beri çamaşır yıkayıp temizlik yapıyorum :(
Son gün güneşte haşlandığım :( için pek keyfim de yok..
Bütün gece elimde Avon'un serinleticisiyle uyudum..
Arada fıs fıss..

Bir ara dışarı çıktım..
Alper'in okul kayıt işlemleri için okula uğradım..
My Koo'ya düğün için kıyafet aldık..
Yemek yapmaya halim olmadığı için bişeyler atıştırıp eve döndük..

Reader'a düşen yazıları okuyorum bir taraftan..
Diğer taraftan bu yazıyı yazıyorum :)
Elimdede soğuk su!
Ne sıcak yahuuu bu gece :(

1 haftalık tatil'den geriye kalanlar..



Kumda oynamak çok güzel ama bir de anne fotoğraf çekmese!


Önce simit ardından kolluk :) Acayip de dalar oldu son günlerde..


Gülmek kime yakışmaz ki..


Tatil gibisi yok..


Işıl ablası ve Eniştesiyle denizde oynamak (Şansımıza su müthişti) Alper'in en büyük neşesiydi..



Kaldığımız evin bahçesi yemyeşildi..


Adımızı kumsala da yazdık..


Baba oğul güneş batana kafar sudan çıkmadı..



Biraz'da mavi..







Kardeşimin düğünü için teyzemler Erzurum'dan geldiler. Evcilik oynuyoruz resmen :) Bir biz oradayız bir onlar burada. Düğünler sağolsun :)

Sabah erken kalkıp evdeki son işlerimi halledip annemlere kahvaltıya gideceğim.
Ne de olsa Pazar günü düğünümüz var.
Evin en küçüğü de yuva kuruyor artık..
Biraz gülelim biraz ağlayalım..

Not: Geçen hafta düğün için teyzemlere Erzurum'a gitmiştim. Erzurumlu musun diye mailler aldım ama değilim. İzmitliyim ben. Merak edenlere cevap olsun buradan..

Yarın çok işim var, vakit oldukça yazarım yine..
Ben yatar..