30 Ekim 2009 Cuma

Alper'de son durumlar..

Alperden pek memnunum bu ara!
Maşallahhhh ödevler ve ders tekrarları konusunda çok istikrarlı bir çalışma temposu yakaladı.
En güzeli bu tempoyu ben işteyken bile sürdürüyor olması..

Alper öğlenci olduğu için öğretmenimiz ödevlerini sabah yaparlarsa daha iyi olur hem tekrarda etmiş olurlar demişti toplantıda ama ben çalıştığım için bu mümkün değildi bizim için..
Alper'in bütün yükünü zaten yıllardır babannesi ve dedesi sırtlandı. Bir de onlara sabahda ödevlerini yaptırın demek istemedim açıkçası..

O yüzden akşam dersleri babasıyla veya benimle yapıp sabahları ise kendi başına tekrar yapmasına karar verdik. Okulda kullandıkları gibi kılavuz çizgili bir çalışma defteri aldım ve bu güne kadar öğrendiği kelimeleri örnek olarak yazdım. Oğlumda sağolsun sorumluluklarını biliyor ve hergün hiç aksatmadan 1'er sayfa yazma ve okuma tekrarı yapıyor. Şimdiye kadar öğrendiği kelimeleri kapsayan "Bak okuyorum 1" diye bir okuma kitabı var. Onu da rahatlıkla okuyor artık. Ela, Lale, Talat, Ata, el ele, it, et, ot, atlat, atla, al gibi kelimeleri okuyup bakmadan yazabiliyor..

Öğretmenin evde çalışmak için verdiği "Neşeli Matematik" çalışma kitabında da öğrendikleri sayılarla ilgili bulmacalar, eşleştirmeler ve sayı tekrarları var. İlk bir kaç gün kontrol ettim sonra bir baktım o gün hangi sayıyı öğrendiyse ertesi gün evde o sayı ile ilgili çalışmaları yapmaya başladı. Sorumluluklarını bilmesi çok güzel..

Cumartesi ve Pazar günleri baskete devam ediyoruz. 2 hafta oldu. Bayıla bayıla gidiyor..

Günün diyaloğu;

- Anneee Hatırla Sevgiliyi izlemem gerekiyor benim sanırım!
- Niye ki?
- Bu aralar çok unutuyorum da o yüzden!!
- :D

Alper'den haberler şimdilik bu kadar..
Bir ara kameraya da çekerim siz de görürsünüz nasıl okuduğunu :D

29 Ekim 2009 Perşembe

Yeni filmler..

Ben takip ettiğim blogların önerileri doğrultusunda film izlemeyi seviyorum..
Fazla sürpriz olmuyor..
O yüzden belki birilerine faydası dokunur diye izlediğim filmleri yazmaya devam ediyorum..



Oldukçe eğlenceli bir romantik komedi filmi. Temposu yüksek, insanı hiç sıkmıyor. Ben çok güldüm, çok eğlendim bu filmde. Ailece izledik hatta "Bir Alışverişkoliğin İtirafları" nı. Alper'de dahil yani! Bazı sahnelerde kendimi gördüm resmen ama neyse ki ben ayağımı yorganıma göre uzatıyorum :p Bir ara Alper anne bu kadın da senin gibi alışverişi çok seviyor dedi, My Koo'da destekledi onu tabi. Kısaca özetlemek gerekirse alışveriş delisi bir kadının eğlenceli öyküsünü izlemek, izlerken gülmek istiyorsunuz tavsiye edilir..



Matthew McConaughey ve Jennifer Garner'ın başrolünü oynadığı "Hayalet Sevgililerim" çapkın bir adam ile çocukluk aşkı arasında yaşanan ilişkiyi anlatıyor. Kadın doktor adam ise aşka ve evliliğe inanmayan, mutluluğu tek gecelik ilişkilerde arayan bir fotoğrafçı. Günün birinde eski sevgilileri hayalet olarak karşısına çıkınca kadınlara ve en çok ta ilk aşkına yaptığı kötülüğü farkedip değişmeye çalışıyor ama etrafındakileri inandırmak hiç de kolay değil..

Eşinin ölümünden sonra iki oğlunu ihmal edip kendini işine adayan bir polis dedektifinin çözmeye çalıştığı seri cinayetle kendi bağlantısını keşfetmesi ve yaşadığı pişmanlıklar anlatılıyor. Fena değildi ama kasvetli bir film. İzlemesenizde olur..

27 Ekim 2009 Salı

Bu Benim!

Kimim ben diye düşündüm bir süre..
Sahi kimim ben!
29 yıla neler sığdırdım..
Neler öğrendim hayattan..
Neler biriktirdim içimde..
Kimler kırdı kalbimi..
En çok nelere ağladım..
Nelerin ardına saklandım..
Nasıl bir anneyim..
Düşlerimin neresindeyim şimdi?
Aynaya baktığımda gördüğüm kadın gerçekten “ben” miyim?
Kimleri, neleri seviyorum..
Hangi şarkılar beni anlatıyor..
Hangi yazarlar beni başka yolculuklara çıkarıyor..
Çizgi filmlerde bile ağlayacak kederi ben mi büyüttüm içimde yoksa o kederle mi doğdum..
Hayatın bana yüklediği sıfatlar hüzünleri de ardına mı kattı..
Ne çok soru var zihnimi kurcalayan..
Ne kadar çok ayrıntı var aslında beni “ben” yapan, yaşamla aramdaki bağı oluşturan..
Geride bıraktıklarımı sorgulamamı sağlayan ne çok şey var değil mi?
Aslında oluruna bıraksam daha kolay olacak her şey bunu da biliyorum ama beceremiyorum işte..
Aklım hep bir yerlerde takılıp kalıyor..
Oysa yüzümü geleceğe dönmenin zamanı geldi de geçiyor bile..
Farkındayım..
Ömrümün 29. Kışını yaşıyorum..
Korkunun ecele faydası olmadığını,
Yaşamın herkese eşit davranmadığını biliyorum artık..


Kalp kıran, kırdıkları kalbi umursamayan,
Çok konuşmayı marifet sayan,
Suçu daima karşı tarafta arayan,
Diline ve yüreğine söz geçiremeyen,
Patavatsızlığı açık sözlülükle karıştıran,
Sürekli keşke diyenler olmasın istiyorum etrafımda..
Çünkü bu hayat benim..
Ve ben onlara benzemekten korkuyorum..
Çok şey mi istiyorum sizce?

Mercimek Çorbası

Hastayım yine..
Bu sene boğaz enfeksiyonları yakamı bırakmıyor..
Sürekli konuşan bir cır cır böceği {O benim} için de kolay bir durum değil tahmin edersiniz..
Mecbur kalmadıkça ilaç kullanmadığım için de tek sığınağım mercimek çorbası oluyor..

Hem lezzetli hem de yapılışı zahmetsiz yiyeceklere karşı özel bir ilgim var benim :D
O yüzden sizlerle mercimek çorbası tarifimi paylaşmak istiyorum.
Herkes mercimek çorbası yapmayı bilir ama herkesin yapma şekli de farklıdır..
Benimki en pratiği sanırım :p

Malzemeler

  • 1,5 Su bardağı kırmızı mercimek
  • 1 çay bardağı pirinç
  • 1 havuç
  • 1 patates
  • 1 soğan
  • 2 lt su [Et su veya tablet kullanabilirsiniz ama ben katkı maddesi içerdiği için kullanmıyorum]
  • Tuz

Yapılışı

  • Mercimek ve pirinci iyice yıkayın. Havuç, soğan ve patatesin kabuklarını soyup 4-5 parçaya bölün. 2 lt su ile yıkayıp böldüğümüz malzemelerin tamamını düdüklü tencerede {Ben Tefal Clipso kullanıyorum çok çookkk memnunum} 30 - 35 dk haşlayın. Malzemeleri normal bir tencereye aktarıp blender'dan geçirin. Tuzunu ilave edip 15 dk daha sürekli karıştırarak pişirin. {Çorbanın kıvamını damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Kıvamı koyu gelirse su ilave edilebilir.}
  • Küçük bir tavada 5-6 yemek kaşığı sıvıyağı kızdırıp 1 tk nane ve kırmızı toz biberi 1-2 dakika karıştırın. Servis etmeden önce kaselerin üzerine gezdirin..

Afiyet olsun :p
Böyle yazınca uzun gibi geliyor ama yapınca çok kolay.
Tüm malzemeyi haşla, blenderdan geçir. Azıcık daha pişir ve iç..
Dediğim kadar kolay değil mi?

25 Ekim 2009 Pazar

Fenerbahçe, sen çok yaşa..

Fazla söze gerek yok..
3-1 yendik işte Cimbomu..
Kim tutar bizi..
Oleyyyy..



Fotoğraf Fenerbahç - Sevilla maçından..

Pazar..

Alper'in baskete başlaması bizim için de çok iyi oldu..
Mecburen erken uyanıp kendimizi dışarı atıyoruz..
Oğluşu okula bırakınca da koca ile 1 saatlik kaçamaklarımız oluyor..
Bu defa kahvaltı ile değerlendirdik boş zamanı..
İyi de oldu..
Gerçi yan masadaki "enterasan" çiftin milattan önce kalma diyalogları olmasaydı daha güzel olacaktı ama olmadı işte..



Kahvaltıdan sonra Ykm'ye uğradık..
Daha sonra ise kahve içmeye bir arkadaşımızın evine gittik..
Çay, kahve, bolca sohbet derken günün yarısı bitti zaten..
Eve dönünce de Alper ile kısa bir ödev tekrarı yaptık..
Ezberden okuyor baya baya..
Sevindik tabi..

Bir de baktım gün bitmiş..
Ne çabuk..

24 Ekim 2009 Cumartesi

Cumartesi..

Bir Cumartesi günü..
İşteyimmm..
Kahve Dünyası'nın nefis havuçlu kek'i ve bol sütlü bir nescafe eşlik ediyor bana..



Öğle yemeğinde tabi..

23 Ekim 2009 Cuma

Öylesine..

Ne yazacağımı bilmeden açtım sayfayı..
Hepinizin başına gelmiştir sanırım bu..
Hani bir sebebi yoktur ama tuhaf hissedersiniz ya kendinizi..
Her zaman ki coşku yoktur içinizde..
İşte böyle bir ruh haline sahibim bugün..
Rutin bir hafta geçirdim sanırım ondan..
Ela, Lale ve Talat'dan başka bir konu geçmedi ki evde..
Akşam yemeğinden sonra içilen kahvenin ardından ödevlerin başına oturduk Alperle..
Ders bitince geriye en fazla 1 saatlik bir boşluk kalıyor zaten..
Çocuk da uyuduktan sonra evde sessiz olmak gerekiyor malum!
Çıtttt desen uyanacak sanki..
Belki de sessizlik kaçırıyor keyfimi..
Evde yapacak çok şey var aslında ama canım istemiyor..
Biriken ütüler, terasa konuşlanan kargalar, cilalanması gereken parkeler umurumda bile değil..
Şöyle ayaklarımı uzatıp boncukların, kumaşların, keçelerin arasında kaybolmak,
Ya da kahve eşliğinde My Koo ile film izlemek istiyorum..
Aklımdakileri uygulamak yazınca ne kadar da kolay gözüküyor değil mi?
Ama bir bakıyorum gün bitmiş..
Yorgunum..
Uykum da gelmiş..
Erteliyorum..
Ve yenik düşüyorum hayata..
En kötüsü de bu..



Not: Vinç operatörü olmak isteyen, kendini ünlü sanan fotoğraftaki çocuk aslında bir kovboy!!!

22 Ekim 2009 Perşembe

Benim güzel Clutch'ım..

Laçin'in yaptığı birbirinden güzel tasarımları beğenmeyecek kadın yoktur sanırım.
Ben daha önce romantik bir broş ve iki tane sevimli saç bandı almıştım.
Geçenlerde yaptığı pembe clutch çantayı görünce de bana siyah ve füme tonlarında bir çanta yapabilirmisin diye sormuştum.
Sağolsun beni kırmadı ve fotoğraftaki şahane çantayı yaptı.
Nasıl sevdim, nasıl..



Çok teşekkür ederim Laçincim.
Tam benlik kokoş bir çanta olmuş.
Eline sağlık..

21 Ekim 2009 Çarşamba

Hamarat Diva yayında..

Hanimish blogunun sahibi Enhar Koç'un hobi içerikli yeni sitesi Hamarat Diva yayın hayatına başladı..


Enhar uzun süredir uğraşıyordu bu site için..
Çok emek verdi..
Daha yolun başında olmasına rağmen rengarenk teması ve birbirinden güzel konu başlıkları ile çok zevkli bir portal olacağını müjdeliyor şimdiden..
Zamanla daha da gelişecek, büyüyecek, güzelleşecek..
Bende her Çarşamba Hamarat Diva'ların arasında olacağım..

Beni davet etme nezaketini gösterdiği için sevgili editörüm Enharcığıma çok teşekkür ediyorum..
Yolun, yolumuz açık olsun..
Beklerim..

{Yazıdaki şahane görsel köşe komşum Pino'ya aittir.}

20 Ekim 2009 Salı

Lokumlu Kurabiye

Kahve ve sütle yenecek tarifleri büyük bir keyifle deniyorum.




Malzemeler

  • 250 gr margarin
  • Yarım paket mısır nişastası
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 Yumurta
  • 15 adet sade lokum {20-25 adet kurabiye çıkıyor. Her kurabiye için yarım lokum kullanılacak.}
  • Aldığı kadar un
  • Pudra Şekeri
  • 3 yemek kaşığı toz şeker


Yapılışı

  • Malzemelerin tamamını yoğurup ceviz büyüklüğünde bezeler yapıp yuvarlayın. Ortasına yarım lokumu yerleştirip kapatın. Üzeri pembeleşene kadar orta sıcaklıktaki fırında yaklaşık 15-20 dk pişirip soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpin..
Şimdiden afiyet olsun..
Tarif için Alper'in halasına kocaman teşekkürlerrrr...

18 Ekim 2009 Pazar

Fotoğraflarla pazar..

10:00'da uyandık..
Kahvaltı edip ödevlerimizi tamamladık..



12:00'de Alper'i okulun spor salonuna bıraktık..



Beklerken koca ile kahve içtik..
Türk kahvesinden şaşmayan My Koo ve Mocka sever Flame :P



13:00'de oğluşu alıp berberin yolunu tuttuk.
Saçlar kesildi gördüğünüz gibi..

14:30'da yuvaya döndük..
Koca işe gitti..
Alper ile kısa bir tekrar 'ödev' yaptık..
Oğluş sonra kendini tv'ye ve oyuncaklarına adadı..
Arada yemek yedik..
Ben temizlik, ütü vs gibi gereksiz işlerle uğraştım..
21:00'de Alper uyudu..
Bende bilgisayar başında sütlü bir kahve eşliğinde günün özetini yazıyorum..
Bilgisayarı bırakıp azıcık Tv izlemek, kitap okuyup uykuya dalmak var planımda..
Bakalım..

17 Ekim 2009 Cumartesi

Anne oğul baş başa..

Anne oğul baş başa keyifli bir Cuma akşamı geçirdik..
Önce yemek yedik. Sonra film izledik ardından da alışveriş yaptık..
Gece bitip eve döndüğümüzde Alper'in dediği bir kaç cümle keyfimi iyice yerine getirdi..

Yemek için teşekkür ederim annecim.
Film için de teşekkür ederim annecim.
Forma için de tabi. Çok eğlendim ben bu akşam..

Alperle birlikte dışarıda vakit geçirmeyi bende çok sevdiğim için ikimizi de memnun etti bu akşam ki program..
Film seçimimiz de süperdi.
Animasyon sevenlere, çocuklu ailelere kesinlikle tavsiye ederim.
Son zamanlarda izlediğim en güzel çizgi filmdi Yukarı Bak..
Erol Günaydın müthiş seslendirmiş.
Espriler de yerindeydi.
Alper de ben de bolca güldük..
Yorucu bir hafta geçirmişti çocuk, hep ders hep ders iyi geldi sanırım bu film..



Bu arada Alper ani bir kararla okulun basketbol takımına girmek istediğini bildirdi bize..
Yarında antremana başlıyacaklarmış.
Sınıftan çok sevdiği arkadaşı Kaan'da Baskete yazıldığı için heveslenmiş benim paşa..
Bizde hay hay dedik tabi..
Kaan'ın basket forması var anne ben ne giyeceğim deyince soluğu Nike'da aldık mecburen..
Beyaz üzerine yeşil çizgili bir forma beğendi, aldık..
Spor ayakkabıları var diye almak istemedim ben.
Satıcı kız ısrarla basketbol ayakkabın var mı senin dedikçe cinlerim tepeme çıktı.
Çocuk eve gelince beyaz ayakkabılarım sıkıyor benim ayağımı demeye başladı :P
Yarınlık idare edermiş ama..
Etsin dedim bende..
22:00'da eve geldik, spor çantamızı hazırladık.
Alper bey uyudu bende durum raporu geçiyorum size..
Bu saatte hemde..
Yarın bir dolu işim var halbuki uyu değil mi :D
Sabah erken kalkıp işe gideceğim.
Çocuk baskete gidecek bir de veli toplantısı var..
Geçen sefer kocaya pasladım toplantıyı ama bu defa ben gitmem diyor.
29 Kadın 1 erkek varmış. O da benimki :P
Sıkılmış o kadar kadının arasında.
Bir de her kafadan bin ses çıkıyormuş, şikayet edip durdu..

Benim uyumam gerek sanırım..
Mevzu uzadıkça uzuyor..
İyi haftasonları..

16 Ekim 2009 Cuma

Makarna Salatası..

Fotoğrafı çekmiş, bir kenara koymuşum..
Karnım acıkınca aklıma geldi nedense :p



Tarife gerek olmadığını düşünüyorum aslında.
Zira fotoğraftaki malzemeleri dilediğiniz ölçüde kullanarak {Farklı malzemeler de ilave edebilirsiniz} kendi damak tadınıza uygun salatayı kendiniz yapabilirsiniz..



Ben makarna salatasında yüksük makarnayı tercih ediyorum.
Elimin altında yoksa da hazır garnitür ve cacık turşusu kullanıyorum.
Biraz mayonez, biraz yoğurt ve sosis ekleyip afiyetle yiyorum..
Hazırlaması da yemesi de çok kolay anlayacağınız :p

14 Ekim 2009 Çarşamba

Sakinnn olll..

Kendimi telkin ediyorum her akşam..
Sakin ol, sakin oll diye ama ne kadar başarıyorum orası muamma işte..
Meğersem ilkokul 1. sınıf ne zormuş..
Hatta şimdiye kadar yaşadığımız deneyimleri sayarsak {hastalıklar hariç} en zor dönemi yaşıyoruz bu ara..
Kendim o sıralarda otururken bu kadar zorlanmamıştım sanırım..
Her akşam okul çantasını heyecanla açıyorum.
Niye mi?
Kaç sayfa ödev var bu akşam diye tabi..
Hafta içi dışarı çıkmak, arkadaşlarla buluşmak, koca ile sinemaya gitmek, kızlarla çene çalmak hayal olacak gibi geliyor..
Arada Koca'ya paslayarak kızlarla küçük kaçamaklar yapabilirm aslında :p
Abartmayayım değil mi?
Babaanne ve dede sürekli ilgilendiği için bir de ödev ve okul işlerini onların omuzlarına bırakmak istemiyorum o yüzden de bu yıl My Koo ile bana çok iş düşüyor..

Dün akşam 6 sayfa ödevimiz vardı mesela..
2 sayfa küçük L, yarım sayfa 1, yarım sayfa 2, bir sayfa elma ve 3, 1 sayfa büyük L, bir sayfa Ce..
Yazarken yoruldum bir de yaparken ki halimizi siz düşünün..
Umarım Alper yanlış anlamamıştır ve boşu boşuna bu kadar yorulmamıştır diye düşündüm bütün gece ama çocuk ısrarlı anne hepsi bu akşam diye.
Eee yaptık bizde el mecbur..
Yarım sayfayı da sabaha bıraktık hatta çocuk fenalık geçirince..
Babası yaptırdı onu da..
Ama halimizi görseniz tam bir komedi..
Güler misin, ağlar mısın..
Alper bir ara saat'i sordu 22:00 olduğunu duyunca başladı ağlamaya..
Sen şimdi ders bitince beni hemen uyutursun diyor başka da bi şey demiyor..
Annecim uyuman gerekiyor tabi ki dedikçe "cadı" anne gibi hissediyorum kendimi..
Sabah kalkınca bol bol oyun oynarsın diyerek ikna etmeye çalıştım çocuğu ama pek başarılı olduğum söylenemez..



19:30'da başladığımız ders 23:00'de ancak bitti..
Bir beş dakika müsade edip yatırdım sonra çocuğu..
Ders yaparken moral olsun diye ödül niyetine verdiğim şekerler, çikolatalar olmasa zor biterdi ya..
Rüşvet değil de mükafat ile tamamladık görevi..
Bir yerde 1.2.3. sınıflara ev ödevi verilmeyeceği, gün içinde yapılanların tekrar edileceğini okumuştum ama bizde durumlar hiç te öyle değil..
Ben ödev verilmesin demiyorum ama 2 sayfayı geçmemeli bence..
Düşünsenize çocuk 1'den 6'ya kadar okulda. 18:15'de de evde oluyoruz. Çocuk üzerini değiştiriyor ardından yemek yiyor. Yemeğin ardından hemen derse oturuyor. Dersten sonra da uyuyor.
Düne kadar tüm gün sadece ona aitken şimdi oyun oynamak için vakit bulamayınca da tepesi atıyor tabi.
Alperrr olmadı bu siliyorum diyince de kabak benim başıma patlıyor..

Bunu da atlatacağız şüphem yok hatta bir süre sonra Alper kendi başına ödevlerini yapacak, okumayı öğrenecek, ben sadece kontrol edeceğim adım gibi eminim ama bir kenarda bulunsun diye buraya da yazıyorum işte..

Bu aralar bizim gündemimizde sadece okul var..
Onun dışında fırsat olursa film izliyorum, kitap okuyorum..
Ev işlerini askıya aldım..
Bir müddet kendi halinde takılsınlar :P
Okul açılalı 3 hafta oldu sanırım. Bu zamanda neler öğrendik bir göz atalım :D

Neler öğrendik..

1,2,3'ü öğrendik ki zaten biliyordu Alper..
El yazısında büyük ve küçük harf olarak e, l, c, m, u' yu öğrendik..
El yazısına hazırlık olsun diye bolca çizgi, zig zag çizdik..
Sesleri keşfetmeye başladık.
Kullandığımız kelimelerin içindeki harfleri farketmeye çalışıyoruz.
Öğrendiğimiz harflerin hangi kelimelerde geçtiğini bulmaya çalışıyoruz.
Harflerin üzerine basa basa kelimeler, isimler sayıyoruz..
Arada sıkılıp ağlıyor, isyan bayrağını çekiyor ama bir dolu şeyde öğreniyor..
Hatta el yazısı olmasına rağmen gayet güzel yazıyor..

Bizde durumlar böyle..
Uzun bir yazı oldu yine kusura bakmayın..

12 Ekim 2009 Pazartesi

Sır ve Aurora'nın İncileri..

Elif şafak'ın Aşk kitabınından sonra kendimi Nermin Bezmen'in satırlarına bıraktım..
Nermin Bezmen'in anlatım dili ve hayal gücü beni resmen büyüledi..
Sır ile başladığım serüven Sır'ın devamı olan Aurora'nın İncileri ile sürdü..
Şimdi de aynı yazarın son kitabı olan Bizim Gizli Bahçemizden var elimde..
Onu da seveceğimden hiç şüphem yok..



Kitapların konusuna gelince..

Sır;
90 küsür yaşındaki Hüma öldüğünde çocukları ve torunlarına ithafen bir defter bırakır ve gömülmeden önce yanı başında okunmasını vasiyet eder. Bu defterde Hüma'nın tüm hayatı, sırları, ilk aşkı, acıları ve yaşamına dair gizli kalmış sırlar anlatılıyor.

Aurora'nın İncileri; Sır'ın devamı olan bu kitapta ise Hüma'nın torununun babannesinin yazdıkları ışığında çıktığı yolculuk, bu yolculukta keşfettikleri ve arta kalan sırlar var..

İnternette dolaşırken romanda kullanılan erotik dil'i eleştiren bazı yazılara rastladım. Kitapta erotizm içeren sayfalar oldukça fazla ama açıkçası beni çok da rahatsız etmedi. Ben gençliğine rağmen hayattan yılmayan, yaşadığı acıları olgunlukla karşılayan güçlü Hüma'nın hayatını heyecanla ve büyük bir merakla okudum. Hiç bitmesin istedim. Nasıl sıcak, nasıl da güzeldi..

İnsanda derin izler bırakan, mükemmel bir roman bence..
Okumayanlara tavsiye ediyorum..

NOT 1: Geçen akşam Showmax'de Derya Baykal'ın programının tekrarına rastladım. Nermin Bezmen konuktu. İzlemeye koyuldum tabi hemen. Nermin Bezmen'den duyduğum bir haber beni çok mutlu etti. Fida Film Sır ve Aurora'nın İncileri'ni sinema filmi yapmak için satın almış. 2010'da çekimler başlayacakmış. Hüma'yı kim oynayacak çok merak ediyorum..

NOT 2: Nermin Bezmen'in {mutlulukla taşıdığına inandığım} soyadından dolayı büyük bir haksızlığa uğradığını düşünüyorum. Geçmişte yaşanan bazı olaylar onun romancı ve ressam kimliğinin önüne geçmemeli bence. Elimde kitabı ve yazarın soyadını gören bir kaç kişi önyarı ile öyle gereksiz cümleler kurdular ki çok şaşırdım ve çok üzüldüm. Böyle bir yaklaşımı kesinlikle haketmiyor. Belirtmeden geçmek istemedim..

10 Ekim 2009 Cumartesi

Alper'den inciler..

Okul ile ilgili olarak bir problem yok şimdilik..
Halinden memnun ama iş ders yapmaya gelince işler biraz değişiyor.
Ders yapmayacağım falan demiyor ama mesela güzel olmadıysa ve ben sildiysem çıldırıyor resmen.
Anne ben ne güzel yapmıştım neden siliyorsun diye başlıyor isyana..
Ne yapacağımı şaşırdım..
Bende fazla sil - yap istemiyorum ama baştan savma olmasın diye titizleniyorum işte..
Anne - Oğul aramız dersler yüzünden açılacak diye korkuyorum :D
Neyse şimdi ben kenara çekilip sözü Alper'e bırakıyorum :p

Anne hani benim cebimde 1 tane para vardı ya ben onunla sakız aldım kantinci bana bir sürü para verdi!

Okulda yasak olan şeyler var, okulun kuralları var anne. Mesela sakız çiğnemek yasak! Biz arkadaşlarla tenefüzte çiğniyoruz zil çalınca da hemen çöpe atıyoruzzz..

Anneee bugün okulda ne oldu biliyor musun? Gerçek bir şey oldu. Sınıf başkanı ile başkan yardımcısı seçildi.
Kim oldu peki?
Bilmiyorum, unuttum.. {Ne sorsam unutuyor zaten bu ara!}



Alper okulda öğretmen yıldız falan veriyor mu hiç?
Hee evet bazılarına veriyor anne, saklayın diyor !!!

Anne ya dün akşam ödevimi fazla yapmışım ben. Yanlış yeri işaretlemişim sanırım. Öğretmen sil yeniden yap dedi.
Sen ne yaptın peki?
Anne o kadar uğraşmışım sadece son satırı sildim. Üzerinden geçtim bir daha..

Alper sen o sert yastığı bana ver sen yumuşak olanı al..
Olmaz anne yarın senin doğum günün, yumuşak olanı sen al..

Annee ya ben boşuna korkmuşum bu ödevlerden, çalışınca çok kolaymışşşş!!!

Anne ben çok heyecanlıyım bugün.
Neden oğlum?
Öğretmen dersinizi çalışın sınav yapacağım dedi!!

Anne bugün Cuma yarın tatil di mi?
Evet oğlum..
Anne çok yorgunum. Büyük abilerle maç yaptık daha doğrusu biz topun peşinden koştuk da ben çok yoruldum. Ayağımda ağrıyor ben bu akşam dinleneyim yarın yaparım derslerimi tamam mı?

{Devamı gelecek}

9 Ekim 2009 Cuma

Karton kutu kapladım..

Fikri Mühim'in gönderdiği Selva makarna kutusunu çok sevmiştim.
Atmaya kıyamadım ve Tansaş'dan aldığım yılbaşı kağıtları ile kapladım..
İçine de silikon tabancasını ve mumlarını koydum.
Güzel bir geri kazanım oldu bence..



Nasıl olmuş?

8 Ekim 2009 Perşembe

Abajur yenileme..

Alper'in çocuk odası takımını Modoko'dan almıştık.
6 Yıldır severek kullanıyoruz, sanırım bizi bir süre daha idare eder..
Oda takımıyla birlikte alt açma takımı, bordür, duvar saati, abajur ve lamba'da almıştık tam takım..
Abajur ve lambanın ısıdan dolayı sanırım, kenarları paslanma yapmıştı.
Ikea'dan yeni lamba aldım ama kayık şeklindeki abajur'u değiştirmeye kıyamadığım için bir süredir düşünüyordum ne yapabilirim diye..
Orjinalinde sert krem rengi bir madde kullanılmılmış ama plastik değil değişik bir şey..
Malzemenin ne olduğunu da tam bilmediğim için bir kaç yere baktım ama bulamadım..
Sonra kumaşla kaplasam olur mu diye düşündüm ve kumaşçıya giderek abajur kaplamaya uygun 50 cm krem rengi bir kumaş aldım.




Abajur'un yıpranan yelken kısmını çıkarıp kumaşın üzerine koydum ve kenarlarından yarımşar santim pay bırakarak kumaşı kestim.



Sonra da silikon tabancası yardımıyla kenarlarını yapıştırarak ve sürekli gererek etrafını kapladım. Odaya fazla gelen bordürleri de ne olur ne olmaz diye saklamıştım. Onlardan bir parça kesip orta kısmına peligom yapıştırıcıyla sabitledim. Yepyeni oldu. Elimde 2-3 seferlik daha kumaş ve bordür var eskidikçe yenilerim artık..



Alper'in odası için buraya tıklayın..

Teşekkürler..

Doğum günüm için yazdığınız içten mesajlar, mailler ve yorumlar için hepinize çok teşekkür ederim.
Yalnız olmadığımı bir kez daha hissetirdiniz.

İyi ki varsınız.
Bu balonlar size..

6 Ekim 2009 Salı

Ne yani 30 mu oldum?

Kulağa bir tuhaf geliyor..
Yüksek sesle tekrarlıyorum ve dış ses {My Ko} alışırsın diyor..
Alışırım elbet ama biraz zamana ihtiyacım var..
Hem ben 30 oldum ama annem hala 29 yaşında olduğunu iddia ediyor..
İnsan hissettiği yaştadır ben geceleri yaşanmamış sayıyorum diye de ekliyor bir de..
Ne yani ben annemden büyükmüyüm şimdi :p



Bugün 6 Ekim..
Tipik bir Terazi olduğum yazıyor profilimde de..
Yükselenimi soracak olursanız o da Başak..
Pek muhterem iki burcun karışımı da ben oluyorum işte :p
Neyse konuyu dağıtmayayım şimdi..
1980 doğumlu olduğuma göre 2009 yılındaysak hala, ben sanırım bugün 29. yaşıma veda ediyorum..
Bir süre daha soranlara 29 demeyi düşünüyorum, doğrusu da bu zaten :D
Zor olacak yepyeni bir sayı dizisine alışmak..
20 li yaşlara veda edip 30 lara merhaba demek..
Vayyy bee...
Şaka değil 30 yazı ile de yazayım da daha kolay idrak edeyim otuzzz..
Yaşlanmaktan korkmuyorum yanlış anlaşılmasın sakın :p
Şimdi ben 30 yaşına mı girdim az önce..
O kadar büyüdüm mü?
Eeee iyi ki doğdum o zaman :D

5 Ekim 2009 Pazartesi

Yeni filmler..

Bir süredir film izlemeye vaktimiz yoktu..
Bu haftasonu hava o kadar kararsızdı ki bizde kendimizi filme verdik..
Zaten ya hiç film izlemeyiz ya da başladık mı devamı gelir..
Huy işte :D



Gerçek bir hikayeden uyarlandığı için açıkçası beni dehşete düşürdü bu film. Özellikle bir anne olarak başka bir annenin dramını izlerken gözyaşlarıma hakim olamadım. Angelina Jolie'nin neredeyse tek başına üstesinden geldiği "Sahtekar" filmi kaybolan oğlunu arayan, bulabilmek için polis teşkilatı ile mücadele eden bir annenin dramını anlatıyor. Oldukça etkileyici bir film..



Ben Affleck, Jennifer Aniston, Drew Barrymore, Jennifer Conelly, Bradley Cooper ve Scarlett Johansson'un başrolünü oynadığı "Erkekler ne söyler, kadınlar ne anlar" zengin oyuncu kadrosu ile resmen şölen yaşatıyor. Kadın erkek ilişkileri üzerine mesajlar veren keyifli bir film. Başları sıkıcı gibi geliyor ama ilk yarım saatinden sonra daha da eğlenceli bir hal alıyor..



Julianne Moore ve Mark Ruffalo'nun başrolünü oynadığı "Körlük" beni hayal kırıklığına uğratan bir film oldu. Tavsiye üzerine izledim, bir yerlerden bir şeyler çıkar diye bekledim ama ıııhhhh. Vakit kaybıydı bizim için. Konusu ne diye merak ediyorsanız eğer bulaşıcı hastalık haline gelen körlük tüm şehri sarıyor. Film boyunca bir anda kör olan insanların yaşadığı kargaşa ve dram anlatılıyor. Ve öylece bitiyor film.



Sandra Bullock ve Ryan Reynolds'un başrolünü paylaştığı "Teklif" klasik bir romantik komedi. Vize problemi yüzünden sekreteri Andrew'u yalancı evliliğe ikna etmeye çalışan otoriter kitap editörü Margaret'ın eğlenceli hikayesini izlerken eğleniyor insan. Andrew'un ailesi ile tanışmak için gittikleri Alaska ise insanı resmen çağırıyor..

Şimdilik bu kadar..
Devamı gelecek :p

4 Ekim 2009 Pazar

Rulo Tavuklu Börek..

Oğlumun en sevdiği börek bu..
Babannesi de çok güzel yapar..
Küçükbeyin canı dün istemiş, babannemizde yaptı sağolsun.
Anlayacağınız bana sadece fotoğraflamak ve yazmak düştü..

Malzemeler: 3 yufka, Haşlanıp didelenmiş 1 ad. tavuk göğsü, (Tuz ve karabiberini kendi zevkinize göre ayarlayın) 1 bardaktan biraz az tavuk suyu, üzeri için yumurta sarısı..

Yapılışı: 3 yufkayı aralarına eritilmiş margarin koyarak üst üste tepsiye yerleştirip 200 derecede üzeri kızarana kadar pişirin. Ilındıktan sonra tavuk suyunu kaşık ile yufkaların üzerine eşit olarak dökün. Daha sonra tuzu ve karabiberi koyulmuş tavukları yufkanın üzerine eşit şekilde koyup resimdeki gibi katlayın..



Tepsinin dar olan kenarından 3'e katlayıp yumurta sarısını sürün..



Biz ailece çok sevdiğimiz için iki tane yaptık :p



Önceden ısıtılmış 200 derece fırında üzeri kızarana ( Yaklaşık 10 - 15 dk ) kadar pişiriyorsunuz.
Çok pratik ve lezzetli bir tarif.
Denemeyenler varsa tavsiye ederim.
Lütfen ayranla tüketin :D
Biz öyle yaptık da :p

İLAVE

Sönmez Mutfak - Nzlgl abla bu tarifi denemiş ve çok beğenmiş. Blogunda da yazmış. Çok sevindim. Okumak isterseniz buraya tıklayın..

2 Ekim 2009 Cuma

Batik şal boyadım..

Akel'den aldığım ve çok severek kullandığım mavi şalım yıkanınca cam göbeği buz mavisi arası tuhaf ve sevimsiz bir renk olmuştu. Bende o şekilde kullanmak istemediğim için dolabın bir kenarına kaldırdım..

Geçenlerde aktar'da siyah kumaş boyası alırken {Siyah kumaş pantolonlar, kapriler yıkandıkça renk attıyor o yüzden arada boyuyorum yepyeni oluyor. Aklınızda olsun!} aklıma geldi ve jean rengi boya da aldım. Lacheen'de gördüğüm yöntemle şalın bazı yerlerine düğüm atıp boyanın üzerindeki talimatlara uyarak çamaşır makinesinde boyadım. Batik deseni oluştu böylece..



Bu kış severek kullanacağım çok canlı ve hoş bir renk olmuş değil mi?
Hem bir kenarda ziyan olmaktan da kurtuldu..
Değişim güzel şey..

Alper'den son dakika!

Bu ara tek favorim Fatih Erkoç'un oynatmaya azzz kaldı doktorumm nerde şarkısı..
Meğer ne zormuş 1.sınıf'a giden bir çocuğun annesi olmak..
Nası bir cünleyse bu 1.sınıf'a giden bir çocuğun annesi olmak!
Pehhh, kendime gülüyorum şu an :p

Sabırrr, sabırrr yaaa sabırrr çekiyorum her akşam..
İnanır mısınız bugün Cuma diye nasıl da mesudum.
Malum haftasonu rahat rahat yaparız dersleri..
Öğlenci olunca eve gel, yemek ye falan derken derse başlamamız 19:30 - 20:00'i buluyor.
1 sayfalık ödev en az 30 dk dersek 3 ile çarpın işte :p
Yahu şu el yazısını kim çıkarmış acaba..
Her akşam kulaklarını çınlatıyorum.
Çınnn çınnn sesim geliyor mu acaba!
Bırakın 3. 4. sınıfta öğrensinler çocuklar bunu..
Harflere çoğu çocuk aşina ama el yazısını görünce tökezliyorlar işte!
Yazık yani..


Çocuk dün akşam ödevini yaparken birden hayat çok acımasız anne dedi!
Daha ne gördü ki hayattan :(
Düşünün içinde ne fırtınalar kopuyor..
Her gün en az 10 kez oyun oynamaya vaktim kalmayacak mı anne? diye soruyor.

Okulda ise son durum şu..
Bir kez tuvalete gitmiş..
Yanında bulunsun diye çantasına koyduğumuz harçlığı bir güzel arkadaşlarına pay etmiş :p
Birbirlerine şeker, sakız falan ısmarlayıp kalanı bölüşmüşler ama bizimkine bi şey kalmamış :p
Suyu bitmiş kantine gidip yenisini almış..
Şaşırdım kaldım..
Kolay gibi görünse de bizim için büyük gelişme bunlar..
Öğretmeni eski sınıfımda Alper diye bir öğrencim vardı ama çok yaramazdı bu maşalahh çok uslu dedi..

Aklıma gelenler bunlar..
Şimdilik ama..
Devam eder bu yazı dizisi..
Hazır mısınız?

1 Ekim 2009 Perşembe

Lacheen'den yeni ciciler..

İnternetten alışveriş yapmayı ne kadar sevdiğim ortada..
Özellikle kişiye özel ve farklı tasarımlar bulduğum için aksesuar almayı seviyorum..
Hem bu sayede ünlüler gibi pişti olma ihtimalimde olmuyor :p

Hesionka'dan aldığım taç çok büyük yankı uyandırınca aynı tarzda yeni bir şeyler arıyordum. Laçin'in çiçekli saç bantları imdadıma yetişti. Laçin'den daha önce de alışveriş yaptığım için ne kadar zevkli, yetenekli ve ilgili bir hatun olduğunu biliyordum. O yüzden hiç tereddütsüz siperişimi verdim. Yine beni yanıltmadı..



Ellerine sağlık Laçin'cim..
Çok sevdim, teşekkürler..

Diyalog

Ne zamandır diyaloglara yer vermiyordum özlemişsinizdir :p
Malum Bayram'ı da sayarsak 10 gün evdeydim..
Keyifli kahvaltılar eşliğinde başladık hep güne..
Alper'i okula getirip götürdüm..
Ödevleri falan yaptık birlikte bazen de babasıyla..
Ama izin bitti ve ben bugün işe başladım..



Bu yazıya konu olan diyalog ise dün gerçekleşti..
Alper elinde beyaz dosya kağıdıyla yanıma geldi ve anne bir imza atar mısın dedi..
Bende neden diye sordum doğal olarak..
Merak ettim nasıl imzan var deyince imzamı atıp bir de altına adımı soyadımı yazdım!
Alper kağıdı aldıktan sonra anne işin bitti artık. Bu kağıdı patronuna vericem. İstifa ediyorsun hem babam da çalışmanı istemiyor dedi!!
Bak bak..
Bir de boş kağıda imza attırıyor bana yaaa..
Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim..
Sanırım ilk defa işe gitme demek istiyor bana!
İçimden oğlum ilkokula başlamadan önce aklın nerdeydi, geç kaldın dedim..
Kocaman adam olmuş anca aklına gelmiş :p
Sen okuldasın artık bende çalışmayı seviyorum, para kazanıyorum daha rahat yaşıyoruz diye kafasını ütüledim bi de çocuğun..
Kesin pişman olmuştur..

İLAVE:
Alper'e akşam imza olayını bloga yazdığımı söyledim.
Ne dese beğenirsiniz!
ÜNÜMÜ MAHVETTİN ANNEEEE :)))