31 Aralık 2009 Perşembe

Giden yıl'a veda gelen'e merhaba!!

Acı, tatlı bir yılı daha ardımızda bırakıyoruz..
Bu yıl da geçip gitti işte..
İyisiyle, kötüsüyle yaşandı ve bitti..
Bir çok güzel şey yaşadım aslında 2009'da ama keder her zaman daha ağır basıyor..
Kayıplar kazançlara gölge düşürüyor maalesef..
Neler yaşadım bu yıl, neler biriktirdim, neler kattım, neler eksilttim..
Ne çok ağladım, ne güzel güldüm..
Bu liste daha uzar gider aslında ama yazacak gücüm yok!
Teşekkür edip, yeni yılınızı kutlamak istiyorum.


Bu kişisel blog aracılığıyla birlikte bir çok şeyi paylaştık..
Dertleri azalttık, sevinci katladık ve hayatı bir biçimde birlikte yaşadık..
Yorumlarınızla, maillerinizle yaşamıma renk kattınız.
Canımı acıtmaya çalışanlara inat gülümsettiniz, yüreklendirdiniz beni..
Yolu bu blogtan geçen, satırlarımda kendini bulan herkese çok teşekkür ederim..

2010'da tüm dileklerinizin gerçek olması çok zor belki ama istediğiniz herşeye kavuşmanızı yürekten diliyorum.



İyi seneler..
Güle güle ikibindokuz,
Hoşgeldin ikibinon..

30 Aralık 2009 Çarşamba

Giden yıl..

Bir çırpıda geçip gitti koca yıl…
Ağlattı, güldürdü, şaşırttı, kızdırdı…
Ama geçip gitti işte, her yıl gibi…
Güle güle 2009!

***

Epey üzdün aslında beni bu yıl.
Ananemi aldın, kanadımı kırdın.
Boşlukta hissettim kendimi uzunca bir zaman.
Bomboş, hissiz…
Ölüm ne kadar soğuk ve karanlıkmış meğer…
Buzzz gibi!
Anladım, anlattın, ağladım…

***

Kederden sonra mutluluktan ağlattın beni...
Oğlumu okul formasıyla sırada görünce ağlamasam olmazdı zaten…
Hele ilk “anne” yazışı kargacık burgacık el yazısıyla…
An-ne, an-ne, anneee…

***

Şaşırttın beni…
Kendi bloğumdan sonra Hamarat Diva’da yazmaya başladım.
Yepyeni bir dünyanın pencereleri aralandı.
Başka hayatlara ve belki de yıllarca sürüp gidecek dostluklara yol aldım.
Hem de hiç aklımda yokken…

***

Biraz incelttin beni giderayak…
Sekiz kilo kadar…
Ama devamı gelecek, merak etme!
Bitmedi henüz…

***

Sinirden de ağladım.
Evet, sulu gözlüyüm kabul!
Suç da bende belki daha sabırlı olmalıyım ama elimde olmuyor bazen.
İstemeden kızıyorum, kırıyorum.
Meğer öğretmek öğrenmekten daha zormuş.
Heceler, sözcükler ve hayatı anlatmak sandığım kadar kolay değilmiş.
Anladım, anlattın…

***

Aslında daha bir dolu şey var yazmak istediğim ama saat epey geç oldu.
Ne yazacağıma karar veremeden sabah oldu.
Bu satırlar döküldü kalemimden.
Yeni yıl mesajı ekleyerek veda ediyorum sana,
Güle güle 2009…

***

2010 hayallerinize bir adım daha yaklaştırsın sizi, beni…
Daima sevinç gözyaşları aksın gözlerinizden, gözümden…
Sevdikleriniz yanınızda, yanımda olsun…
Sağlığımız, paramız, mutluluğumuz, aşkımız bol bereketli olsun…

Nice Senelere...
Sevgiyle...

28 Aralık 2009 Pazartesi

Diyette 8.Hafta..

Diyete başlayalı tam 2 ay oldu..
Bugün de kontrol günüydü..
Bu hafta kardeşimin doğum günü ve ardından üst üste iki gece yapılan yemekli programlar nedeniyle diyet listemi harfiyen uygulayamadım.
Aşure, ordövr tabağı, pasta falan derken limiti biraz aştım :(
Dengeyi sağlamak için ise öğle yemeklerini hafiflettim.
Sonuç 1.5 Kg vermişim..
2 ay'da tam 8 kg oldu..
Şimdilik herşey planladığımız gibi devam ediyor.

Umarım 2010'da daha da incelirim..

24 Aralık 2009 Perşembe

Haydins ve Nazo'dan aldığım ciciler..

El emeği ve hayal gücünü birleştirerek birbirinden güzel aksesuarlar yapan bir çok arkadaşım var.
Onlardan alışveriş yapmak benim için büyük bir zevk..
Geçen hafta da yine iki yetenekli arkadaşımdan çok şirin ürünler aldım..
Şık paketlerle ve içinde hediyeleriyle birlikte elime ulaştılar..
Twitter'a yazdım ama buradan da bir kez daha teşekkür etmek istedim.
Hem siz de neler aldığımı görmüş olursunuz :D

Haydins sayesinde çek boncuklardan yapılmış bu iki aksesuara sahip oldum.
Yakından çok daha güzeller haberiniz olsun..



Tel ile elde örülen bu iki süs ise Alper için..
Çoktannn çam ağacındaki yerini aldı..
Teşekkür ediyoruz Haydins ablası..
Hem şık paket hem de hediyelerin için..



Haydins'in blogu için buraya Takı Askısı için ise buraya tıklayın..


İkinci alışverişim ise Nazo'nun şahane keçe tasarımlarından biri oldu..
Daha önce anahtarlık almış ve burada da yazmıştım..
Bu keçe broşu da Nazo'nun blogunda görür görmez çok sevdim..
Rengarenk..
Umut vaadediyor resmen..
Eeee yeni yıl umut demek zaten..
Benim olmalıydı o yüzden hemen aldım..
Hatta haftasonu kullandım bile..



Nazo'nun blogu için buraya pasajı için ise buraya tıklamanız yeterli..

Keyifli bir alışveriş yaptım kızlar sayenizde..
Sağolun..

23 Aralık 2009 Çarşamba

İyi ki doğdun..

Bugün O'nun doğumgünü..



İyi ki doğdun canım benim..
İyi ki varsın..
Seni çok seviyorum..

"ablan"

Bir yıl daha geçti..

Koskoca bir yılı daha ardımızda bırakıyoruz.
2000’li yıllar hayal gibi gelirken 2010’a merhaba diyeceğiz.
Şaka gibi resmen…Zamana yetişmek mümkün değil galiba!
Bir yerlerde bir şeyler hep kaçacak ve biz de yine olmadı diye üzülüp duracağız.
Yarım kalan işler, ihmal edilen ilişkiler, ertelenen hayaller ve bahaneler hayatın gerçeği olarak duracak yerli yerinde.
Ne zamana kadar, nereye kadar!
Hep diyorum ki bu yıl “başka” olsun.
Ama ben hala “aynıyken” nasıl olacak ki o?
Nasıl boş vereceğim her şeyi?
Nasıl daha az dolacak gözlerim?
Nasıl daha az keşke diyeceğim?
Karamsarlıktan nasıl kurtulacağım?
Kendimi, hayatı ve yaşanılanı sorgulamaktan nasıl vazgeçeceğim?
Nasıl, nasıl, nasıl…
Aslında bu “nasıl’ı” bir kenara bırakıp yeni yıl’a odaklanmam gerek.

Çünkü yeni yıl demek yepyeni umutlar, hayaller, beklentiler demek.
Yeni yıl demek düşlere yaklaşmak demek.
Yeni yıl yaşlanmak ve aslında büyümek demek.
En zoru da bu galiba “büyümek”
Büyüdükçe daha fazla şeyi sırtlamak ve daha fazla dertlenmek demek!
Zorluklarla tek başına savaşmak ve yorulduğunda “offf” diyememek demek…
Kederle yoğrulmak, kaderle boğuşmak ve daha fazla iç çekmek demek…
Keşke büyümesek…
Büyümeseydik!
Büyümeseydim!
En büyük derdim sınavdan kırık not almak olsaydı çocukluğumdaki gibi…
Keşke!



Ben 2010’dan içimdeki çocuğu kaybetmemeyi diliyorum.
Gözlerim bu ağaçtaki gibi hep ışıl ışıl olsun.
Daima…
Hoş geldin yeni yıl, merhaba 2010

21 Aralık 2009 Pazartesi

Dün, bugün, planlar..

Kış'ı sırf bu kasvetinden dolayı sevmiyorum..
Hep karanlık, puslu..
Sıkıcı ve hüzünlü..
Uğultu ve rüzgarın homurtusu da cabası..

Dün'e de böyle bir hava damgasını vurdu..
Önce lodos ardından fırtına..
Biz Alper ile birlikte öğlen baskete gittik sonra da ailenin kadınları ile buluştuk halamın sofrasında..
Hatta ben sohbete dalıp yemeği biraz fazla kaçırmışım!!
Telafi edeceğim artık bu hafta..

Pazar günü evde olmadığım için haftasonu yapılacak işler birikti..
Biraz ütü, biraz temizlik..
Prima Rima'nın düzenlediği yılbaşı etkinliği için hediyemi de hazırlayıp yollamam gerekiyor..
Okunacak kitaplar, yapılacak DIY projeler..
Bol bol da yürümem lazım..
Alper ile Avatar'a gidelim istiyorum derslerden fırsat bulursak..
Dvd'de izlemek istediğim filmler, Tv'de de birkaç keyif veren dizi var..
Alper ne zamandır faaliyet yapmıyoruz dedi geçen gün..
Renkli kartonlar ve yapıştırıcıların arasında kaybolmak istiyormuş..
Aaa bir de birlikte kek veya pasta da yapalım diyor..
Muffin pişirip süslesek hiç fena olmaz..

Bakalım bu haftanın galibi kim olacak!
Vakit neleri yapmamıza izin verecek..
Ya da zaman su gibi mi akacak yoksa damlaya damlaya göl mü olacak göreceğiz..

Son bir tavsiye;
Candan Erçetin'in 6 yıllık aradan sonra çıkardığı yeni albümü "Kırık Kalpler Durağında"..
Mutlaka dinleyin..
Albüme adını veren şarkıya bayıldım..
Tam bu havalar için..

Mutlu haftalar..

Diyette 7. hafta..

Bu hafta kilo verememişim hiç!
Regl dönemi dolayısıyla 1 kiloya yakın ödem varmış vücudumda..
1200 gr'lık yağ su ve kas'a dönüşmüş ama net ağırlık hala aynı!!
3 gün boyunca ödem atıcı çay içeceğim..
Ve hafta boyu metabolizmayı hızlandıracak, şaşırtacak bir diyet uygulayacağım.
Diyetisyenim bu haftanın açığını kapatacağımızı söyledi, umarım..
Yeni yıl'a bir kaç kilo daha vererek girsem hiç fena olmayacak :D



Ödem atıcı çay

Regl döneminde 3 gün boyunca içilebilirmiş bu çay ama regl dışında kullanılmaması gerekiyor. Vücutta su kaybı oluyormuş. Günde 1-2 fincan tüketebilirsiniz..

Yapılışı: 1'er tutam yeşil çay, mısır püskülü, kiraz sapı ve maydonoz'u 1-2 dk kaynatıp 3-4 dk demledikten sonra limonla birlikte içebilirsiniz.

Ben bu akşam başlayacağım içmeye..
Bitki çayları ile aram pek iyi değildir ama ilaç niyetine içeceğim artık :(
Umarım tadı güzeldir..

18 Aralık 2009 Cuma

Alya, Sevgilim ve Ben

Ayşe Arman hayranı olduğumu bilmeyen kaldı mı?
Sanırım yok!

Yeni kitabının çıkacağını öğrenince çok sevinmiş ve beklemeye koyulmuştum.
D&R sipariş almaya başlayınca hemen online bekleyenler listesine yazıldım :p
Perşembe günü piyasaya çıkan kitap bu sabah elime ulaştı..




Ayşe Arman’dan hamileliğine, “sevgili” olmaktan “sevgili ve anne” olmaya geçişine, anneliğine, kızı Alya’ya dair yazılar ve bu serüvenin en güzel fotoğrafları var bu kitapta..

Ayşe Arman yazar gelirini LÖSEV'e bağışladığı bu kitap için;

Bu kitap bizi anlatıyor.
İçeriden sansürsüz.
Katıksız.
Bu kitap bir tür albüm.
Bu kitap, buzdolabının üzerinde yapıştırılmış olan, yazı masamın arkasında asılı duran fotoğraflardan oluşuyor.
Tamamen doğal fotoğraflar.
Bizim ev halimiz.
Kendi halimiz.
Belki de bu heyecanladırdı beni.
En basit, en yalın, en samimi halimiz.
Ve ben seviyorum bu halimizi.
Hayattaki en büyük başarım da bu, böyle bir aileye sahip olmak...

demiş..
Haklı, çok haklı..
Aşk'ı bol, mutluluğu daim olsun..

Ben kendimi bol resimli bu serüvene kaptırıyorum..
Hoşçakalın..

16 Aralık 2009 Çarşamba

Sinangil Unlarından hediye paketim..

Sinangil Unları tarafından deneme amaçlı yollanan paketim hafta sonu elime ulaştı..

Kocaman kutunun içinden; Tam buğday unu, Mantı unu, Baklavalık un, Böreklik un, Vanilyalı, Hindistancevizli, Bademli ve Sade kekunları, Kepek ekmekli un, Tahıl ekmek unu, kabartma tozu ve karbonat çıktı..



Böreklik unu dün kayınvalidem denemiş ve elde kolaylıkla açıldığını söyledi..
Ben bu ara diyet dolayısıyla tahıllı ve kepekli ekmeklere kafayı taktığım içi beni en çok ekmek unları sevindirdi..
Ekmek makinam yok ama üzerindeki tarifleri inceledim normal fırında da rahatlıkla yapılabiliyormuş.
En kısa zamanda deneyeceğim..

Bu güzel jesti için Sinangil Unlarına teşekkür ediyorum..

Erkek Anneleri!

Erkekler ve Kadınlar arasında asırlardır sürüp giden bir çekişme hatta didişme halleri mevcut!
Kimi dinleseniz “O” haklı…
Geçen gece Yeşim Salkım’ın katıldığı eski bir TV programını izledim.
O da bizi suçluyor!
Kimi mi?
“Erkek annelerini”

Diyor ki;

Asıl hata erkek çocuk yetiştiren annelerde ve böyle yetişmiş çocuklarda!
Sevdiğiniz ve güvendiğiniz bir erkekle evleniyorsunuz sonrasında o erkek sizden sonsuz anlayış, özveri, sabır bekliyor. Annesinin yıllarca yaptığı gibi şımartılmak istiyor. Eve geldiğinde önüne sevdiği yemekler konsun, gömleği iyi ütülensin istiyor. Hata yaptığında affedilmek istiyor!
Kısaca annesinin yaptığı her şeyi zamanla “hayatındaki kadından” bekliyor.

İyi de ben onu doğurmadım ki!
Ben onun Annesi değilim.
Bu, bu kadar basit!
35 yaşındaki çocuğuna “Oğluşum” diyen anneler hala var olduğu sürece bu sorun çözülmez.
Çözülemez diye de bitiriyor konuşmasını…

Aklım karışıyor benimde…
Erkekler ve onlarla yaşamaya tahammül eden kadınlar…
İddialı bir cümle oldu belki ama gerçekliği de yadsınamaz!
Her kadını hayatının bir döneminde bunaltan, pes ettiren, bıktıran hatta çıldırtan bir erkek olmuştur.
Bu bazen erkek kardeş, bazen bir dost, bazen sevgili, bazen baba bazen de kocadır.
Ve tüm bu erkekleri yetiştiren de “kadındır”.
Peki, ama sorun nerde?
Hatayı nerde yapıyoruz?
Mesela erkek evlat yetiştiren bir anne nasıl davranmalı?
Sorumluluk sahibi, eşine yardımcı ve hayatı paylaşacak bir erkek yetiştirmek için neler yapmalıyız?
Sizce de erkekler hayatı işlerine geldiği gibi yaşamak için kadınları ta başından beri kullanmıyor mu?
Bu işte bir gariplik yok mu?
Hatayı en başında mı yapıyoruz?
Asıl suçlu kadın mı?


Ben çözemedim
Top sizde…

15 Aralık 2009 Salı

Alper ve yılbaşı ağacımız..

Yeni yıl heyecanı erkenden sardı bizim evi..
Alper çam ağacı alalım diye tutturdu..
My Koo bu konularda benden daha tutucu ama Alper ısrar edince "geleneğemiz olmamasına" rağmen bir ağaç aldık..
Ağaç ve süslerin çoğu Koçtaş'tan..
Geri kalanı ise Asortie, Carrefour ve Tchibo'dan..
Hala birkaç eksik var aslında ama bir ara bakacağım onlara da..



Ağacı kurmak için ben ne kadar ağırdan aldıysam da fayda etmedi.
Alper'in azmiyle bu hafta sonu oturma odasındaki yerini aldı ağaç..
Heralde milyon kere "anne ne zaman kuracağız ağacı" demiştir..
Sonunda pes ettim!
Bu çocuklar neden bu kadar ısrarcı oluyor bilen var mı?



En baştaki keçe köpiş'i Haydins ablası Alper'e yollamıştı.
Aslında bende Nazo'cuğumun yolladığı keçelerden ağaç için değişik süsler yapmak istiyordum ama Tchibo'da çok uygun fiyata satıldığı için onları kullanmaya kıyamadım.
Böyle aldığım ya da bana hediye edilen ama benim kullanamdığım ne çok şeyim var bir bilseniz..
Kıyamıyorum bir türlü..
Çok saçma ama öylece dursunlar bir kenarda istiyorum :p
Ben uzaktan uzağa seveyim..

Neyse bu konu başka bir yazı konusu aslında..
Burada kesmek gerek :D

Alper notu:

Okumaya başadığı için acayip heyecanlı..
Hatta şaşkın..
Sokaklarda tabelaları falan keşfetmeye çalışıyor..
Bugün benim bilgisayarda strawberry'nin alışveriş sayfası açıktı.
Anne bu ne diye sordu bende anlattım.
Satın almak için nereye tıklayacağım dedi.
Bende bana soracağına oku dedim.
Sss eee Se Sepetee ekleyi mi diye sordu :D

Sağlık durumu ise çok daha iyi..
Sinüzit çok kolay atlatılabilecek bir hastalık değil ama ilaç tedavisi olumlu sonuç verdi.
En azından bulantıları kesildi..
Derslerine daha rahat konsantre olabiliyor artık..
Gayet iyiyiz yani..

14 Aralık 2009 Pazartesi

Diyette 6.Hafta..

Diyette 1.5 ayı geride bıraktım..
Zaman tahminimden daha hızlı akıp gitti..
Bu hafta metabolizmam biraz yavaşlamış..
Sadece 600 gr verebilmişim ama moral bozmak yok!
Damlaya damlaya göl olur değil mi?
Tamamı yağdan olması tesellim oldu..
Açığı kapatmak ve yavaşlayan metabolizmamı hızlandırmak için haftada 4 gün yürüyeceğim..
Bir de salataya ağırlık vermem gerekecek..
Genel toplama bakarsak aslında 1,5 ayda 6,5 kilo vermiş oldum.
Hiç de fena değil..

Not: bundan sonra sizlerle ayrıntılı olarak diyet listelerimi paylaşmayacağım. Doktorum ile konuştuk ve sağlık sorunları olan kişiler eğer "bana özel" verilen listeleri uygularlarsa sorun yaşayabilir düşüncesi ile daha önce verdiklerimi de kaldırdım. Tabi ki neler yediğimi, neler ile beslendiğimi ve kaç kilo verdiğimi yazacağım ama ayrıntılı liste yayınlamayacağım. Sorularınız var ise yorum yazabilirsiniz..

12 Aralık 2009 Cumartesi

Tchibo'da Yeni yıl..

Tchibo'nun her hafta yenilenen temasını büyük bir merakla takip ediyorum..
Bazen özellikle mağazaya uğruyorum bazen de internetten bakıyorum yeni neler var diye..
Bu aralar Alper yılbaşı ağacını kafaya taktı.
Koçtaş'tan 152cm'lik bir ağaç ve süsler aldık..
Farklı birşeyler var mı diye dün akşam Tchibo'nun mağazasına gittik..
Fiyatlar her zamanki gibi çok uygun..
Biz fotoğraftaki ürünleri aldık ama daha bir çok farklı model mevcut..
Mutlaka göz atın..
Eğer yaşadığınız şehirde Tchibo'nun mağazası yok ise internet'ten online alışveriş yapma imkanı sunuyor..





El oyması ahşap süsler 4'lü 7,95 TL



Çam ağacı, yıldız ve geyik'ten oluşan 8'li keçe süsler 4,95 TL



Bu da ağacımızın süslenmiş hali..

Yılbaşı koleksiyonunun tamamı için burayı tıklayın..

11 Aralık 2009 Cuma

Meyve diyeti..

Bu hafta 2 gün metabolizmayı hızlandırıcı meyve diyeti yapıyorum.
İlk gün oldukça zordu!
Bugün ikinci gün..
Yaz olsa belki daha zevkli olur ama kışın insan sıcak birşeyler yemek istiyor doğal olarak!
Sinir katsayım epey yüksek yani!
Alper'i de uyardım bak sinirlenirsem beni uyar annecim diye!
Hırsımı çocuktan alacağım diye korkuyorum :(



Ayrıntılı liste kişiye göre değiştiği için yayınlayamıyorum.
Eğer kilo probleminiz varsa diyetisyene danışıp tahlillerinizi yaptırarak kendinize özel bir liste almanız gerekiyor..

9 Aralık 2009 Çarşamba

Markafoni'den Inglot alışverişim..

Bu sabah erkenden uyandım..
Başka bir şey olsa asla açmam sabah sabah bilgisayarı ama Markafoni'nin Inglot ürünlerini indirimli satacağını bildiğim için büyük bir zevkle oturdum ekranın karşısına..
Just Makeup ve Makyaj Çantam'dan Inglot markasını çokça duymuş ama hiç denememiştim.
Maalesef İzmit'te bir mağazası yok tıpkı Sephora, Nars, Zara, Mango, Accessories vb markalar gibi..
Neyse kısmet bu güneymiş..
Aslında ben en çok far bazı ve siyah jel eyelinerını almak istiyordum ama satışa sunulmamış maalesef :(



521 numaralı bu ojenin rengine bayıldım. Umarım elime geçtiğinde hayal kırıklığı yaşamam. 12.9 TL
Bu renk far'a ihtiyacım yoktu ama sırf denemek için aldım. Yoğun pigmentasyona sahipmiş ve rengide çok güzel bence. 20 TL






Eğer sizde Inglot ürünlerine sahip olmak istiyorsanız Markafoni'ye "annelerlehayatadair@gmail.com" adresiyle üye olabilirsiniz. Aynı mail adresi Limango için de geçerli..

Kabus!

Zifiri karanlık…
Hava da resmen “kan” kokusu var…
Gözlerimi açmaya korkuyorum.
İnsan bu kadar feci bir şeyi nasıl yapar!
Nasıl yaptım.
Çok pişmanım ama artık geç, çok geç…
Üst kattaki eskimiş döşemelerin arasından kan sızıyor yere.
İyice panikliyorum.
Birden bir siren sesi duyuluyor.
Aman allahım nasıl olur! Ne çabuk öğrendiler…
Ben bu utançla nasıl yaşayacağım.
Neden yaptım bunu! Bu ceset de kim!
Annem, babam, kocam, oğlum herkes benden nefret edecek.
Pencereye yaklaşıyorum.
Hafifçe aralıyorum camı.
Karşıdaki evden dumanlar yükseliyor, rahatlıyorum.
Kimse fark etmemiş!
Ama öğrenecek, öğrenecekler nasılsa…
Evdeki ağır koku çevreyi sarmaya başlıyor.
Gözler bizim eve doğru çevriliyor.
Ne o yoksa kapı mı çalıyor?
Ne diyeceğim şimdi ben?
Bu koku, bu suçluluk duygusu mahvediyor beni!
Açıyorum mecburen kapıyı…

***

Fırlıyorum yataktan!
Kan ter içinde kalmışım.
Bedenim sırılsıklam…
Neyse ki rüyaymış.
Bu rüya olamaz aslında resmen “kabus”
Günler sürüyor bu rüyanın etkisinden kurtulmam.
Hala kurtulduğum söylenemez ya neyse!
Bir rüya kabus etkisi yaratıyorsa yaşamımda bazıları nasıl daha “rahat” yaşamanın hesabını yapıyor şaşıyorum!
Ardında binlerce gözü yaşlı ŞEHİT anası varken hem de!
Bu ülke daha çok şaşırtır adamı dediğinizi duyar gibiyim.
Ne acı, yazık…

Hepinize tatlı rüyalar...

8 Aralık 2009 Salı

Neşeli Hayat!

Yılmaz Erdoğan'ın yazıp yönettiği ve başrolünü BKM Mutfak oyuncuları ile paylaştığı "Neşeli Hayat" filmini Cumartesi akşamı izledik.

Bu film Alper ile birlikte sinemada çizgi film dışında izlediğimiz ilk film olma özelliğini de taşıyor..
Bizim için önemliydi anlayacağınız :D



Köşe yazarlarının ballandıra ballandıra anlattığı Neşeli Hayat açıkçası beni hayalkırıklığına uğrattı..
Yılmaz Erdoğan'ın en iyi filmi diyenler haksızlık ediyor bence Vizontele serisine..
Kötü bir film değildi ama "duygu" eksikti bence filmde.
Havada kaldı her şey..
Birden pat diye bitti..
Tv filmi tadındaydı yani..
Biz ailece izlediğimiz için yine de eğlendik ama ne ağız dolusu güldük ne de gözlerimiz yaşardı..
İnsanın içine işleyen salondan çıktıktan sonra düşündüren ve aklını kurcalayan bir film değildi..
Senaryoda eksikler vardı ama mutfak oyuncuları çok başarılıydı haklarını yememek lazım..
Ocak'ta BKM Mutfak oyuncuların filmi girecekmiş vizyona..
Bakalım o nasıl olacak?

7 Aralık 2009 Pazartesi

Labaratuar Faresi hasta oldu!

Bir kaç gündür yeni yazı giremedim bloga..
Keyfim de yoktu, vaktim de..
Geçen hafta Alper'in öğretmeni aradı. Midesi bulanıyormuş sizi istiyor diye. Panikle gittim okula bir baktım gayet iyi gözüküyor..
Saat 3 falandı alıp eve götürdüm..
2 gün sonra tekrar aradı öğretmeni yine midesi bulanıyor diye..
Yine gittim beni gülerek karşıladı..
Eve geliyoruz birşeyi yok!
Ne iştahsızlık, ne halsizlik, ne ishal ne de mide bulantısı..
Geçti ama bulanıyordu diyor!
Alper yalan söyleyen bir çocuk değil ama acaba okulda falan mı sıkılıyor diye düşündüm.
Çocuk ısrarla midem bulandı geçti şimdi diyor!
Öğretmeniyle konuştum o da Alper'in okulla, arkadaşlarıyla, dersleriyle bir sorunu yok diyor.
Hatta yazılı olmuşlar 5 almış kağıdını gösteriyor bana..
Okuması falan gayet iyi sanmıyorum piskolojik bir şey değildir diyor.
Alper okula giderken midem bulanırsa al beni falan demeye başladı benim kafamda bir dolu tilki dolaşıyor nesi var diye ama yok görünürde bir şeyi..
Bir kere kustu gece uykudan uyanıp ama sabah yine birşeyi yoktu..
İlaç versem ilaçlık bir şey değil Dr'a götürsem görünürde bir şey yok derken haftasonu girdi araya.
Pazar günü Basket'e gittik. Oradan çıkıp sıcak çikolata içmek istedi. Gittik çocuk gayet iyi.



Hatta daha sonra Koçtaş ve Tepe Home'a gidip noel ağacı ve yılbaşı süsleri falan aldık keyfi de yerinde..
Uyumadan önce kulağıma "Anne bugün çok güzel bir gün geçirdim" bile dedi yani..
Sonra gece 23:00 falan uykudan uyanıp tekrar kusunca bu sabah erkenden Dr'a gittik.
Doktorumuz Alper'in bebekliğinden beri değişmediği için çocuğun yapısını gayet iyi biliyor.
Mide bulantısı şüphelendiğimiz gibi "piskolojik" değilmiş..
Eğer öyle olsa Pazar günü kusmazmış..
Kan ve İdrar tahlili yaptırdık..
Mikrobik birşey olduğunu söyledi..
Akciğer filmi, ultrason ve birkaç film daha istedi..
Komple çekup'tan geçti yani bahaneyle Alper..
Neyse ki korkulacak birşey yokmuş..
Sinüzit olmuş ve birazcık ilerlemiş :(
Geniz akıntısı da mide bulantısı yapıyormuş..
Nasıl farketmedik çok şaşırdım..
Eşim de, ben de hatta babannemiz de çok pimpirikliyizdir ama farkedememişiz işte :(
2 gün okula gitmeyip dinlenecek evde..
Öğretmenden işleyeceği konuları aldık evde kendimiz çalışacağız artık..

Alper'in muaynehane, labaratuar ve görüntüleme merkezlerindeki koşturmaca içinde geçen güne yorumu hepimizi güldürdü..

"Labaratuar faresine döndüm bugün ben be! Deney yapıp durdular üzerimde"..

Diyette 5. Hafta..

Bugün rutin kontrol günüydü..
Diyetisyene gideli 5 hafta olmuş..
Bu hafta da 900 gr vermişim..
Tamamı yağdan hemde..
Bir de 200 gr yağ kas'a dönüşmüş :p
6 kilo oldu..
Bu hafta ki metabolizmayı hızlandırıcı menümde meyve var..
Sanırım öğle ve akşam yemeğinde 2 gün boyunca meyve yemek benim sinirlerimi bozacak!
Myy Koo'ya duyurulur :D

3 Aralık 2009 Perşembe

Sebze Diyeti..

Metabolizmayı hızlandırıcı olarak diyetisyenimin verdiği diyet menüleriyle ilgili çok soru geliyor ama doktorumun da tavsiyesi ile bu listeleri yayınlamama kararı aldım.

Diyetisyenimin yaptırdığı tahliller sonucunda bana verdiği kişiye özel bir liste bu.
O yüzden ayrıntıya giremiyorum.



Metabolizmayı hızlandırıcı diyetleri uyguladığım günlerde en önemli nokta listenin dışına çıkmamak ve 2 gün uygulamak.
Üst üste yapmak zorunda değilim ama metabolizmayı hızlandırmak için 1 hafta içinde 2 kez uygulamam gerekiyor.
İkramlardan uzak durmam da şart!

2 Aralık 2009 Çarşamba

Bağımlıyım!

Ben bir bağımlıyım!
Alkol’e ve sigaraya karşı bir zaafım yok çay da içmem ama tam bir kahve düşkünüyüm.
Kahve içmediğim, içemediğim bir günün sonunda muhtemelen suratım asılır, enerjim düşer.
Eğer bir günü lezzetli bir kahve ile taçlandırdıysam da değmeyin keyfime…
Uykusuzluk, yorgunluk, halsizlik nedir bilmem.

Türk kahvesini orta şekerli severim, Nescafe’yi sütlü…
LaVazza’nın Cappuccinosuna, Starbucks’ın Macchiato ve beyaz çikolatalı Mochasına bayılırım.
Frappe’nin en güzeli anavatanı Yunanistan’da içilir.
İtalyan kahvesi de pek meşhurdur ama onu da yerinde içmek gerek!...

Bol köpüklü bir fincan kahve her kadının yada erkeğin hayalini süsler mi bilmiyorum ama benim rüyalarıma giriyor resmen.
Kenarından köpükler taşan bir fincan kahve uykuma bile keyif katıyor.
Düşünün ne haldeyim!
Aroması güzel bir kahve için dünyanın öbür ucuna gidebileceğim bir hayatın ortasında olmayı diliyorum yeni yıldan.
Belki bir gün bir vakitte…
Kim bilir!




Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı kalmadı belki ama kahvenin tadı, kokusu hala aynı…
Değişen zamana ve yitirilen değerlere rağmen hem de!
Haksız mıyım?


Peki siz de benim gibi bağımlı mısınız?
Mutlaka bu kahveyi de denemelisin, şuranın kahvesi de çok lezzetlidir dediğiniz bir yer var mı?
Ya da sizin zaaflarınız neler?
Yorumlarınızı bekliyorum…

Dipnot: Diyette 1. ayı tamamladım. 5 kilo verip 1 beden incelmişim.
Bunun üzerine 1 fincan kahve içilmez mi şimdi?


“Bol köpüklü” günler diliyorum.

1 Aralık 2009 Salı

Diyette 4. hafta ve Bayram..

Diyete başlayalı tam 1 ay oldu..
Bugün rutin kontrolüm vardı..
Bayram'ı firesiz atlattığım için büyük bir rahatlıkla çıktım tartıya..
1200 gr vermişim..
Toplam da 5.300 gr oldu..
İlk ay'ı hedeflediğimiz şekilde sonlandırabildiğim için çok mutluyum..
Yürüyüşe ve su içmeye devam..
Bu hafta 2 gün boyunca metabolizmayı hızlandırmak için çorba diyeti uygulayacağım.

Bayram da geldi geçti işte..
İlk gün kurban telaşı ile geçti zaten..
2. günü aile ziyaretlerine ayırdık..
Tüm günümüzü aldı ve çok keyifliydi..
Tabağıma konan leziz tatlılara, aşurelere, böreklere nasıl hayır dedim ben bile bilmiyorum.

Annanemi de ziyaret ettim..
Dedem gidişinin ardından epey sarsıldı..
İnsanın 60 yıl aynı evi paylaştığı birini kaybetmesi ne kötü!
Yalnızlık da cabası..
Benim keyfim yerinde diye ısrar ederek annemin yanına da gelmiyor..
Annem gidip yemeğini ve ev işlerini yapıyor..
80 küsür yaşında dile kolay..

Alper de mezarlığa geldi bizimle..
Kaybettiklerimizden, ölümden, mezarlıktan korksun istemediğim için onu da götürüyorum.
Hiç te yadırgamadı, gayet normal davranıyor..
Bir gün hepimiz öleceğiz ve yatacağımız yer orası..
Korkulacak bir şey yok, oğlum da korkmasın istiyorum..
O da kendince nasıl dua ediyor bir bilseniz.

Bayram'ın 3. günü evdeydik.
Dinlendik bol bol. Farm Ville'da ekip biçtik. Ödev yaptık. Tv izledik. Ben yürüdüm arada :D Durmak yok anlayacağınız! Akşam üzeri yakındaki alışveriş merkezine gidip yemek yedik. Biraz dolaştık, alışveriş yapıp döndük eve.
4. gün ise Alper ve My koo evdeydi ben ise işte..
Hiç çalışmadan mesai aldım diyebilirim!
Hiç iş yoktu. Telefon bile bir kaç kez çaldı..

Bugün ise hayat normale döndü..
Ev temiz, birikmiş çamaşır ve ütü yok..
Bir süre rahatım..
Bayramları bu yüzden de çok seviyorum..
Hayatımı düzene sokmak için zorluyor beni..

Hepinize güzel günler..