27 Şubat 2010 Cumartesi

Kokoş poşetlik..

Halacım {aslında annemin halası ama bana kendi halamdan çokk daha yakın} sağolsun evime ne zaman gelse elleri kolları dolu olur..

İleride onun kadar becerikli ve düşünceli bir kadın olmayı temenni ediyorum bende..

Geçen hafta birlikteydik yine çeşit çeşit reçeller, çaylar getirmiş. Bu kadarla kalmayıp kendi elleriyle bana bu kokoş poşetliği yapmış.

Çok sevimli değil mi?

24 Şubat 2010 Çarşamba

Diyette 16. Hafta..

Böyle olacağını biliyordum!
Bu hafta kilo vermeyi bırak + 'ya geçmişim :(
Açığı kapamak için en az 2 kilo vermem gerekiyor.
Müsadenizle inzivaya çekiliyorum..


Beni soracak olursanız "yürüyüş bandında" olacağım!!
Sağlıcakla kalın..

Sodalı Börek

Ülke gündemi almış başını gidiyor…
Böyle olunca insanın canı ne televizyon seyretmek ne de gazete okumak istiyor.
Sırasının gelmesini bekleyen kitaplar, dergiler öylece duruyor masanın üzerinde…
Yazası da olmuyor böyle anlarda insanın!
Kafamı dağıtmak için yemek dergilerini karıştırıyorum.
Karşıma çıkan ilk tarifi de hafta sonu gelen misafirlerim için yapmaya karar veriyorum.
Fazla uğraştırmayan pratik bir tarif bu…
Özellikle çalışan kadınlar için ideal.
Akşamdan hazırlayıp ertesi gün pişirmek için buzdolabında bekleyen börekler her zaman
favorim olduğu için “Sodalı Börek” tarifini sıcağı sıcağına paylaşmak istiyorum sizlerle…




Malzemeler

• 5 yufka
• ½ bardak sıvıyağ
• 1.5 bardak süt
• 2 yumurta
• 2 şişe {sade} soda
• 200 gr peynir ve maydanoz
• Susam

Yapılışı

Yağ, süt ve yumurtayı derin bir kapta çırpıp yağlanmış tepsiye yufkayı seriyoruz. Aralarına hazırladığımız sütlü karışımdan gezdirip orta kata gelince peynir ve maydanozlu harcı koyuyoruz. Diğer yufkalarla aynı işlemi yapıp kalan sütlü karışımı en üstteki yufkanın üzerine sürüp susam serpiyoruz. Kareler halinde dilimledikten sonra üzerine 2 şişe sodayı döküp üzerini streç filimle sararak 1 gece buzdolabında bekletiyoruz. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında üzeri kızarana kadar {yaklaşık 20 – 25 dakika} pişirerek ılık servis ediyoruz.


Afiyet olsun

23 Şubat 2010 Salı

Haftasonu..

Pazar günü misafirim vardı..
Cumartesi de full çalıştığım için hazırlıklar biraz yordu ama değdi..
Güzel bir gün geçirdik, yedik, içtik, güldük..




Menüde ise;



Zeytinli Muffin,



Sodalı Börek, {Tarifi yarın Hamarat Diva'da olacak}



Mantar Kurabiyesi,



Kıymalı Poğaça,



Dr.Oetker Karaorman Pastası {Vişneli, nefissss bir lezzet mutlaka deneyin}



Havuçlı Kek,



Amerikan Salatası,



Kedi Dilli Kup vardı..

Hepsi de çok güzel oldu :p
Bu hafta kilo vermeyi değil de almamış olmayı diliyorum!!

22 Şubat 2010 Pazartesi

Evde sıcak çikolata keyfi..

Anne kahve bağımlısı baba da kahve sever olunca çocuk da sıcak şeylere merak duyuyor haliyle..
Türk kahvesinin köpüğünü yemeyi, sütlü nescafenin dibini içmeyi seven oğlum aslında sıcak çikolata düşkünü..
Öyle heryerde de içmez belirli mekanları vardır :D
Ben evde çeşit çeşit kahveler deneyince o da sıcak çikolata çeşitlerine merak sardı!
Kimi zaman sıvı bazen toz bir çok markanın ürünlerini denedik en çok Sek'in ısıtılıp içilenini beğendi ama bir türlü tatmin olmadı!




Nedeni de evdekilerde krema olmaması!
Tansaş'tan krema aldık, üzerine de çikolata rendeleyince muradına erdi.
Şimdi akşamları ödevlerden sonra çikolata keyfi yapıyor..
Bu pozda sizler için :p

21 Şubat 2010 Pazar

Yeni bir Strawberry alışverişi...

Yine bir Strawberry alışverişi daha..
Her ay kredi kartımın hesap kesim tarihi geçtikten sonra çileğe uğramazsam içim rahat etmez!
Bu defa % 50'ye varan indirim reyonundan alışveriş yaptım...
Payıma da bunlar düştü...



Laura Mercier'in allıklarını denemek istiyordum nicedir!
Elma kırmızısı diye geçen {Blushing Apple} bu renk indirimdeydi.
Tam zamanı diye düşündüm. Fiyatı; 21 TL



Göz makyajında en çok kullandığım renk gri - füme - siyah ve tonları...
Philosophy'nin bu dumanlı gözler far paletini görünce denemek istedim. Fiyatı; 27 TL



Ürünler hafta başında elime geçti ve ikisini de çok beğendim.
Ama itiraf etmeliyim ki en çok far paletini sevdim
Haksız mıyım?


Swatch konusunda pek başarılı olduğum söylenemez!
Ama rengi merak edenler olabilir diye bir fotoğraf ekliyorum..

Bu blog yakında alışveriş günlüğüne dönecek galiba!!
Çok tehlikeli!!!

19 Şubat 2010 Cuma

Planlar..

Blogu son zamanlarda ihmal ettiğimin farkındayım..
Eskisi kadar sık güncelleyemiyorum ve yorumlara da anında cevap yazamıyorum :(
Blog rutin bir hal alsın istemiyorum aslında ve o yüzden akışına bırakıyorum herşeyi..
Zorunluluk olursa sıkıcı ve anlamsız zaten yazmak..

Bahar geldi sanırım..
Kış yeniden "ceeee eee" yapmazsa güzel bir mevsim bekliyor bizi..
Güzel ama yoğun bir yaz olacak bu yıl..
Geçen yıl gönlümüzce bir tatil yapamamıştık o yüzden şimdiden başladım "tatil" planlarına..
Ailece 1 hafta kaçıp gitsek güneye süper olacak..
Bakalım, kısmet..



Tatil öncesinde ise bizi daha zor bir dönem bekliyor..
Malum Alper 7 yaşında ve bence erkekliğe adım atması için en doğru yaş bu..
Ertelemek istemediğimiz için okullar kapanır kapanmaz sünnet ettirmek istiyoruz Paşayı..
Temmuz'un ilk haftası da yemekli bir davet vermeyi planlıyorum.
Ertesi günü ise mevlid olacak..

Ev'de yapmak istediğim değişiklikler, aklımda bir dolu fikir var..
Neler mi?

-Kaloriferler kapanır kapanmaz badana yapılacak..
-Üst kat'ın tül ve perdeleri yenilenecek..
-Terastaki lambiriler verniklenecek..
-Oturma odası değişecek {L koltuk, tv ünitesi, köşe lamba, sehpa, tekli koltuk, puf, tv ve ses sistemi}..
-Yeni bir yatak alınacak ve eski baza deri kaplanacak..
-Yatak odasının lambası ve abajurları değişecek..
-Koridordaki kilimler yenilenecek..
-Ev, teras, merdivenler süslenecek..
-Salon ve mevlid için düzenlemeler yapılacak.. {Menü, ikram, süsler, organizasyon, vs..}
-Sünnet alışverişi yapılacak {kıyafet, davetiye, aksesuar, araba süsleri, vs..}


Detaylı temizlik, ne giyeceğim, saçım, makyajım nasıl olacak mevzularına girmiyorum bile..
Anlayacağınız bu ara aklım pek meşgul..
Sürekli bir yerleri arayıp fiyat alıyorum :d
Moda sayfalarında, dekorasyon sitelerinde dolaşıyorum fırsat buldukça..
Umarım herşey yolunda gider..

Bu ara blogu güncelleyemezsem beni merak etmeyin diye yazdım bu yazıyı..
Güneşli günler diliyorum size, bana..

17 Şubat 2010 Çarşamba

Diyette 15.Hafta

Diyete başlayalı 15 hafta oldu..
İlk başlardaki kararsızlığımı düşününce ne kadar çabuk geçmiş diyorum..
Kolay değil ama çabuk!!
Bu hafta nihayet 1100gr verebilmişim.
900gr yağdan gitmiş ve kas kaybı yok!
Yarı yolu geçtim..
Yürüyüşe ve programa devam..
Ne kaldı ki :p

Duvar

Yerinde olmayı istediğiniz, keşke “o” hayatı ben yaşasaydım diye iç geçirdiğiniz bir kadın var mı?

Ya da yaşamını hayranlıkla takip ettiğiniz, uzaktan uzağa izleyip, dostluğunu düşlediğiniz bir kadın?

Benim var!

Yerinde olmayı değil belki ama okuyucu – yazar ilişkisinin dışına çıkmayı çok istediğim bir kadın o…

Hayata karşı duruşu, sürüden ayrılabilme cesareti, aşkı yaşayış biçimi, şeffaflığı, hanesine sonradan kattığı anneliği ile uzaktan uzağa sevdiğim, beni başka serüvenler ile tanıştıran o kadın Hürriyet Gazetesi yazarı Ayşe Arman.

Yıllardır keyifle okuyorum tüm yazdıklarını, yaşadıklarını…

Kişisel bir web günlüğünü andırıyor onun yazıları…

Kendi penceresinden kendi yaşamını sorguluyor ve okuyucuyla paylaşmaktan kaçınmıyor.

Köşe yazılarından oluşan ilk kitabına “Kimse Okumazsa Ben Okurum” adını ondan başka kim verebilirdi ki?

Onun hayatına, Oğluş dediği kedisine, evliliğine, büyük aşkı Ömer Dormen’e, hamileliğine, doğumuna, hayal kırıklıklarına, hafta sonu kaçamaklarına, kızı Alya Mey’in maceralarına, düşlerine şahidim yıllardır.

Köşe yazılarını, çıkardığı kitapları, katıldığı televizyon programlarını, verdiği röportajları benden iyi takip eden var mıdır acaba?

Sevinci bana yansır, üzüntüsünü görmezden gelemem…

Hiç tanımadığın bir kadını neden bu kadar seviyorum diye de soruyorum bazen kendime ama net bir cevap bulabilmiş değilim henüz!

Sadece yazılarını okuduğun bir insanı kendine arkadaş yapabiliyormuş meğer hayat…

Ayşe Arman gibi olmak değil amacım, onun gibi düşünemem zaten ama onu okumak benim için büyük keyif…

Hele yanında sıcak bir kahve varsa tadına doyum olmaz.

Ayşe;
Aklına her eseni yapmana,
Hayallerini gerçekleştirirken birileri ne der diye kaygılanmayışına,
Özgür ruhuna, yaşama bakışına, heyecanına, erkeksi yanının ardına saklanan çocuk kalbine nasıl da hayranım bir bilsen!
İyi ki bir gazetenin 6.sayfasında çıktın karşıma.

Bana güç veriyor yazdıkların, yaşamın, iyi ki varsın…

***

Ayşe Arman senin için ne ifade ediyor diye sorsalar derim ki;

Ayşe Arman benim hayatımda bir duvardır!

Yaslandığım…

16 Şubat 2010 Salı

Sonunda bitti!

Blogumun eski okuyucuları hatırlayacaktır 2008'de bir kooperatife girmiştik..
Kendi evimizde olduğu ve oturmayı da düşünmediğimiz için küçük bir daire istedik!
Hem ödemesi daha kolay olacaktı :d
Kısa vadeli bir ödeme planı oluşturarak 1 yıl içinde bitirdik borcu ve bu sabah teslim aldık dairemizi..
Ben henüz gidip görmedim ama örnek daireyi bildiğim için içim rahat.
My Koo ve Alper'de beğenmiş..



Evlendikten sonra fazla birikim yapmamış sadece arabamızı yenilemiştik..
Şimdi ufak da olsa bir daire almanın keyfini çıkarıyoruz..

14 Şubat 2010 Pazar

Aşk..

Üç kalp..
Çünkü biz üç kişiyiz!!



Hatta babamız çalıştığı için oğlumla başbaşa kutlayacağız 14 Şubat'ı..
Önce sinema ardından yemek sonrada kahve keyfi yapacağız!
Bize müsade..

"Aşkınız bol olsun"
Mutlu Pazarlar..

13 Şubat 2010 Cumartesi

Kibrik kutusu etkinliği..

Kelebek Atölyesi'nin düzenlediği kibrit kutusu etkinliğe katılmıştım..
Tül, taş, keçe ve boncuklarla süslediğim "kokoş" kibrit kutum dün Antalya'ya doğru yola çıktı..



Fotoğraf makinam ve cep telefonum aynı anda bozulma belirtisi gösterdiği için foto pek güzel olmadı kusura bakmayın :(

İçine de pembe taşlardan küpe ve bileklik yapıp koydum..
Tüle sardım.
Umarım sahibi "İçimdeki Yolculuk" beğenir..

11 Şubat 2010 Perşembe

Alper, Tonton, Diyet, Film..

Ilık bir meltem esiyor dışarıda..
Kış'a veda ediyoruz sanırım artık!
Yaz gelsin ve güzel bir tatil yapalım istiyorum..
Okullar kapanınca "sünnet" telaşımız var bir de..
Yoğun ve yorucu bir yaz olacak anlayacağınız..
Umarım rahatlıkla üstesinden gelebilirim..

***

Malum Pazartesi sömestr tatili bitti..
Ne kadar çabuk geçti değil mi :(
Hızla başladı evde de faaliyetler, dinginlik bitti..
Alper okulun ilk günü zamanın nasıl geçtiğini anlayamamış!
Çıkışta okul bugün 3 ders miydi anne diye sordu :D
Bir de yazılı olmuşlar iyice heyecanlanmış..
Öğretmenin yazılı kağıdına yazdığı notları çok önemsiyor. Okumayı da öğrendiği için öğretmen yazılı kağıdını verir vermez okumuş ve çok sevinmiş!
Bana da heyecanla dedi ki;
Anneee öğretmen yazılı kağıdına daha da güzel yazabilirsin falan yazmamışşş! Tatilimi verimli geçirdiğim için beni tebrik etmiş güzel yaz falan yok!
Yazılı kağıdına baktım hemen Atatürk'ün hayatını yazmış ve yazısı gayet güzel..
Bu sorunu da aştık sanırım..

***

Dün akşam saat 19:00 civarı eve geldik..
Alper'in odasına girdiğimde fanusu boş!! gördüm ve eşime tonton öldü mü yoksa diye sordum..
O da şaşırdı sonra bir baktık balık fanustan atlamış ve Alper'in yatağının yanına düşmüş!
Hemen alıp suya koyduk. Ama ne kadar zamandır dışarıda olduğunu bilmediğimiz için ölür diye düşündük :(
Eşim bu sabahı çıkarırsa bişey olmaz dedi ve saba kalktığımızda keyifle yüzüyordu suda..
Umarım hayata tutunur tonton..



Sarah Jessica Parker ve Hugh Grant'in başrolünü oynadığı "Morganlar Nerede?", Manhattanlı çok başarılı bir çiftin tesadüfen tanık oldukları cinayet'in ardından kiralık katilin hedefi hâline gelimesini anlatıyor. Tanıklarını korumak isteyen federaller ise çfti çok sevdikleri New York’tan kaçırıp, Wyoming’in küçük bir kasabasına götürüyorlar ve lüks hayata alışmış, boşanmak üzere olan çift ilişkilerini sorgulamaya başlıyor.

Filmin konusunda cinayet falan geçtiğine aldanmayın tam bir romantik komedi..
SJP ve Hugh Grant fanlarını mutlu edecektir..
Ben gerçi filmdeki SJP imajını sevmedim :(
Pek silik ve sıradan bir kadındı..
Hatta bazı sahnelerde yüzü oldukça kötü görünüyordu..

***

Sıra geldi diyete..
Dün kontrol günümdü ve yine 500 gr vermişim..
Damlaya damlaya göl olacak yakında :D
3,5 ay oldu diyete başlayalı ve toplam 12.5 kg vermiş oldum..
Sabırla ve inatla devam!!

10 Şubat 2010 Çarşamba

Her Aşk Bitmek İçin Başlar

Malum bu Pazar “Sevgililer Günü”
Kimileri için anlamlı, kimileri için sıradan, bazıları için de zorlama bir gün…
Bu hafta günün anlam ve önemine uygun bir yazı yazmayı düşündüm ama olmadı bir türlü!

Ben de Yasemin Özçelik’in satırlarına sığındım.
Kitabın adı: Her Aşk Bitmek İçin Başlar...
Öylece duruyordu rafta, elime aldım…
Yayın evinin Epsilon olması iyi bir referanstı benim için. Ayrıca yazarın ilk kitabı olması da heyecanlandırdı beni ve kasaya doğru ilerledim. Yazarın kalemindeki akıcılık sayesinde bir solukta okudum kitabı. 30’lu yaşların başında, özgürlüğüne düşkün genç bir kadının yaşadıkları, aşk’a ve hayata bakışı anlatılıyordu…

Kitap okurken sevdiğim satırların altını çizerim hep. Arada tekrar okur geçen zamanda duygularımın değişip değişmediğini sorgularım. Belki bir gün filmlerdeki gibi altını çizdiğim satırlar sahaflarda başka hayatlarda ruh bulur. Kim bilir?

Gelelim altı çizili bölüme…

“Bazen bir düğmem olsun isterim kalbimde. Gelenlere kapıyı otomatik olarak açmak için değil de yitip gidenleri şıp diye unutabilmek, anıların tortusunu yürekte biriktirmemek için… Tıptan rica ediyorum; bu konuda bir şeyler yapılsın! Aşkın bir türlü soğumayan küllerine su atamayanlar da kalbine bu düğmeden taktırsın...”

Yitip gidenleri şıp diye unutmak mümkün olabilseydi “aşk” bu kadar anlam katar mıydı yaşama? Aşk içinde acıyı da barındırdığı ve vazgeçmeyi zorlaştırdığı için daha “özel” değil midir? Gidenin ardından içimiz cız etmiyorsa yaşanan duyguların gerçekliğine inanmak mümkün müdür?

Her Aşk bitmek için başlamaz belki ama her “aşk” bir gün biter, bir şekilde…

“Uğrunda ölecek kadar sevmek midir gerçek olan, yoksa o uğurda kendi benliğini hiçe sayarak yaşayacak kadar sevebilmek midir?”diye de soruyor yazar…

Sizin bu soruya cevabınız ne?

Aşk ve ölümü yan yana düşünemiyorum ben!
Uğrunda ölecek kadar sevmek de arabesk bu devirde...
Sadece seveceğiniz ve sizi çıkarsızca sevdiğine inandığınız birine rastlayınca sıkıca tutmak gerek o eli…
Gerçek aşk için çekilen acıya, ızdıraba, akan gözyaşına değer!
Bir gün biteceğini bilsek bile…

Sevgililer gününüz kutlu,
Aşkınız bol olsun…

6 Şubat 2010 Cumartesi

Yeni saçlar..

Kadının en büyük silahı bence saçları..
Silah dediysemde aklınıza kötü şeyler getirmeyin hemen!!
Ufacık bir değişiklikle bambaşka bir silüete bürünmenin daha kolay bir yolu yok bana göre!
İnsan çabucak kilo veremiyor ama 2 saatini kuaförde geçirirse epey değişiyor!
Eğer beğenmezsen de eski haline dönmen imkansız değil hem de!!
Sarı, kızıl, soğan kabuğu, karamel, kestane, siyah, röfle, gölge, balyaj o kadar farklı renk ve yöntem var ki ister istemez değişmek istiyor insan!
Zamanında neler denemedim ki!
Gölge, röfle, balyaj..
Bir ara sarı ve kısacık saçlarım olduğunu hatırlıyorum!
Sonra karamel ve küt..
İnsanın kendine yakışanı bulması pek kolay olmuyor malum :D
Doğal rengine yakın olduğu için 20'li yaşların sonuna kadar orta kestane saçlara sahiptim..
Arada ufak değişiklikler yaptım ama doğaldan şaşmamaya çalıştım..
Bir ara hazır boyaları da denedim ama bana 2 paket bile!! yetmediği için uğraşmaya değmeyeceğine karar vererek vazgeçtim!
Bir kaç defa kestane üzerine kızıl balyaj yaptırdıktan sonra kızıl rengi sevmeye başladım..
Arkadaşlarım ve ailemden de olumlu tepkiler alınca kızıla yöneldim..



Kendi saç rengim koyu olduğu için rengi açmak için öncelikle kusturma işlemi yaptırmam gerekti. Saçlarım uzun ve gür olduğundan kolay kolay yıpranmayacağını düşündüm. Kuaförümde kullandıkları malzemelerin kalitesine güvendiklerini söyleyince tereddüt etmeden yaptırdım bu işlemi. Aynadaki "turuncu" aksimi pek sevmedim ama neyse ki çabucak boyandı! Sonrasında da saçlarımla ilgili "hiç bir" sorun yaşamadım. 3. boyadan sonra da fotoğraftaki renge kavuştum.

Ben aynadaki aksimi çok beğendim.
Peki siz??

Not: Taç benim tasarımım ama fotoğrafta pek belli olmamış..

3 Şubat 2010 Çarşamba

Diyette 13. Hafta..

Bu hafta 500 gr vermişim..
700 gr yağdan gitmiş..
100 gr kas ve su da artış olmuş..
Moralimi bozmayayım diyorum ama hevesim kırılıyor azıcık..
Oysa yaz'a kadar vermem gereken 15 kilo daha var..
İnatla devam..
Pes etmek yok!!

Alışveriş, vs...

Takıntılarım var her kadın gibi!
Hatta bazılarından daha çok…
Bakmaya, almaya hatta alıp ta kullanmaya kıyamayanlardanım bir de…
Özenle alır, sarar, saklarım.
Bir gün mutlaka zamanı gelir, nasılsa lazım olur yada bir şeylerle kombinlerim diye alıp sırasının gelmesini bekleyen ne çok şey var kutularda, çekmecelerde…
Resmen hazine gibiler! Kıymetlimler…
Ama nedense hala aklım indirimlerde, kampanyalarda…
Hastalık halini almadı çok şükür ama ileride ne olur kestirmek zor!!
Güzel bir pabuç veya şık bir çanta,
Işıltılı bir allık, kırmızı ruj, yeni çıkan bir maskara,
Beni al diye yüzüme bakan minik bozuk para cüzdanları,
Renkli ajandalar, parlak kalemler,
Çiçek notalı parfümler, rahat babetler,
Sevimli taçlar, tokalar, anahtarlıklar,
Yün bereler, keten şapkalar, fularlar süslüyor düşlerimi…
Kaç tane siyah pantolonum var sayısını bilmiyorum ama yarın gidip yenisini alabilirim! Nedensiz seviyorum onları çünkü…
Bir de dönemsel takıntılarım var!
Mesela bir ara aksesuarlara kafayı takmıştım bu ara ise makyaj fırçalarında aklım. Al al doymuyorum. Hatta aldığım yetmiyor gibi bir de “stok” yapıyorum! Savaş falan çıkarsa bakımlı olacağım orası kesin!!
Sonra,
Pembe, bordo, kırmızı renkte ojeler,
Keçeden yapılmış broşlar, taçlar, kolyeler,
Kızıl saçlar için bakım kremleri de son zamanlarda favorim.
Offff ne çok ayrıntı var kadını mutlu eden, elinin altında olması gereken!
Oysa erkekler öyle mi?
Birkaç tane teknolojik oyuncakları var onlarla yetinip duruyorlar…
Kadın olmak bazen zor!
Hem de çok zor!!

Siz de benim gibi takıntılı mısınız?
Bayıla bayıla aldığınız şeyleri kullanamama durumu sizde de mevcut mu?
Peki stok yapar mısınız?
Lütfen yalnız olmadığımı söyleyin!
Bir ses verin yeter!!

Bu haftanın filmleri..

İzlediğim filmleri not etmiştim ama yayınlama fırsatı bulamadım bir türlü..
Bugün toparladım bakın bakalım neler izlenmiş son zamanlarda..



Alper ile birlikte film izlemeyi seviyorum..
Aralarda yaptığı yorumlar güldürüyor beni çok..
Bir ara çizgi filmin heyecanlı bir yerinde "ben bakamayacağım" dedi..
Duygusal oğlum benim..
Disney'in animasyon filmlerini genelde beğeniriz. "Prenses ve Kurbağa" da müzikhal tadında çok keyifli bir çizgi filmdi. İzlemeyenler varsa sömestr tatili bitmeden mutlaka seyretsin..



Katherine Heigl ve Gerard Butler'in başrolünü oynadığı "Kadın Aklı Ekrek Aklı" çok eğlenceli bir romantik komedi..
Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biriydi bu...
Bu tarz filmleri seviyorsanız mutlaka izleyin. Pişman olmayacaksınız..



"Avatar" ile ilgili olarak burada da yazmıştım.
Mutlaka izlenmesi gereken bir film bence.
Pandora gezegeninde geçen masalsı bir öykü..
Filmin ytönetmeni Titanic ile ödüle doymayan James Cameron..



Russell Crowe, Ben Affleck, Rachel McAdams ve Helen Mirren'ın başrolünü oynadığı "Devlet Oyunları" düşük temposuna rağmen gayet sürükleyici bir filmdi..
Mutlaka seyredin diyemem ama başarılı kadrosu için izlenebilir bence..



Çok büyük beklentilerim vardı "Aşkın 500 günü" için ama filmin sonunu getiremeden uyuyakalmışım!!
Gerçek aşkın varlığına inanmayan bir kadınla ona aşık olan genç adamın sıradışı, romantik ve komik hikayesi anlatılıyor filmde..
Konusu klasik ama temposu oldukça düşük..
Filmi sonuna kadar izlemediğim için fazla yorum yapmak istemiyorum..



"2012" filmini izleyeli epey oluyor aslında..
Dünyanın sonu geliyor ve bir grup insan kurtulma mücadesi veriyor..
Başroldeki oyuncular onca aksiyon sahnesinden burunları dahi kanamadan kurtuluyor!!
Pek inandırıcı gelmedi sahneler bana..
Ayrıca ben dünyanın sonunun geldiği filmlerden çok sıkıldım artık..



Arkadaşlarının düğününden iki gün önce bekârlığa veda partisi vermek için Las Vegas’a giden dört arkadaşın yaşadığı eğlenceli olayları anlatan "Felekten Bir Gece" güzel bir filmdi..
Sıkılmadan izledik, bol bol güldük..

Başka filmlerde tekrar buluşmak dileğiyle..
Film önerilerinizi de bekliyorum..

1 Şubat 2010 Pazartesi

Strawberry'de sevgililer günü indirimi..

Alışveriş için bahane mi arıyorsunuz?
İşte bahane :d
Çilek'te sevgililer günü sebebiyle parfümlerde özel indirimler var.
Ben sıkı bir stokçu olduğum için!! kullandığım parfümlerin yedekleri elimde mevcuttu o yüzden sitede dolanıp durduktan sonra yıllardır Burberry Classic kullandığım için bu defa Weekend'i denemeye karar verdim. 30 ml'i 30 TL'ye geldi..
Yanına Clarins'in şeker pembesi parlatıcısını ekleyince kargoda bedava oldu :D
Pek mesudum :d



Sizde almak, bakmak isterseniz buraya tıklayın..

İyi haftalar..

Neşeli,
Keyifli,
Bol köpüklü bir hafta diliyorum hepinize..



Öğle kaçamağı dedikleri bu olsa gerek :D