28 Mayıs 2010 Cuma

Reebok'a teşekkürler...

Öğle yemeğine çıkmıştım.
Döndüğümde ise bu güzellik bekliyordu beni!
Reebok Türkiye'ye bu güzel jesti için teşekkürler..



Lacivert Jean'e yakışacak en güzel renk değil mi?
Eeee hala ve daima Fenerliyiz! :)

27 Mayıs 2010 Perşembe

Neler oluyor, neler!

Ahhh ahhhhh!
Neler oluyor, neler bir bilseniz!
Ev hala dağınık!
Akşam olunca eve gitmek gelmiyor içimden düşünün!
Şimdi madde made yazayım aklımdakileri..

- Okuma şenliği bitti Alper'in. Hamarat Diva'ya duygularımı yazmıştım ama fotoğrafları da paylaşacağım bir ara. Artık Alper blogumun sıkı takipçisi. Gülümseyerek okuyor yazdıklarımı..

- Boya bitti duvar kağıdı da kaplandı ama hala toparlanamadım. {Bu arada 4,5 m'lik tek duvar için epey bir kağıt + işçilik parası verdik. İyi ki 2. bir duvar düşünmemişim :p} Mobilyalar gelene kadar da sürecek sanırım bu durum.

- Uzun zamandır aradığım mor yatak örtüsünü de Home Sweet Home'da buldum. Kullanmak için sabırsızlanıyorum!

- Listemin en başında duran ve kendime göre en zor olanı şeyi yaptım bu hafta. Twitter'da takip edenler biliyor ama bloga yazma fırsatım olmamıştı. Evetttt elbise modeli belli oldu. Tüm kış sünnet için pudra rengi bir elbise istiyorum deyip durdum ama tenimdeki duruşu gördükten sonra kararım değişti. Elbise için üşenmeyip İzmit'ten Adapazarına gittik. Zaten üşenecek ne var topu topu 1 saat değil mi? Beni tanıyanlar farkındadır bunu zaten takıntılı bir kadınım. Ve diyalog halinde olduğum insanları sevmem ve güvenmem şart. 10 yıl önce gelinliğimi diktirdiğim Şengül Moda Evi ile ilgili hep güzel anılarım vardı. Beni anlıyor ve bedenime neyin yakışacağını biliyorlar. Neden riske gireyim o zaman değil mi? Drapelerle süslü çok güzel bir elbise olacak. Haftaya ilk provam var hatta. Çok heyecanlıyımmm. Şimdi sıra aksesuarlarda. En zoru da ayakkabı olacak sanırım. Hem rahat hem de şık bir model arıyorum. Onu da bulursam tam süper olacak...



- Adapazarına gidilir de meşhur Kazmpaşa köftesi yenmez mi? Yenir tabi :p Biz de My Koo ile bir güzel yedik!

- Diyet ile ilgili son duruma gelecek olursak tabi haliyle bir yavaşlama oldu. Ama hala tüm hızıyla devam ediyor ve kış'a kadarda sürdürmek niyetindeyim. 1 yılı tamamlayıp kilomu sabitlemek istiyorum. Ve bir daha almamak tabi ki! Son durum -19 kg..

- Alper'in sünnet kıyafetleri konusunda da kafam karışık. Klasik olmasın diyorum ama fazla bir seçenek yok. Önerisi olan var mı?

-Davetiye, konvoy süsü, mevlid şekeri, kapı süsü ... vs gibi detaylara daha gelemedim bile.

- Aklımda daha bir dolu şey var. Mesela krem rengi lake'den bir sehpa almak istiyorum. Krem rengi lambader, yatak odasına lambada var listede. Tül siparişi de vermedim daha. Bu hafta onu halletmeyi de düşünüyorum. Sırf bu işler için bir ajanda aldım kendime! Yaz yaz bitmiyor çünkü. Unutmakta istemiyorum haliyle...

Şimdilik bu kadar..
Kalın sağlıcakla ;)

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Okuma Şenliği..

Sıcağı sıcağına yazıyorum bu yazıyı…
Gözlerim hala nemli hatta!
Kucağıma aldığım gün, minicik elleri, ilk sözcükleri, ilk adımları, hınzır gülümsemesi geliyor gözümün önüne…
Daha dün gibi…
Oysa şimdi sahnede ve gözlerini kaçırıyor kalabalıktan, beni arıyor usulca…
El sallıyorum. Gülümsüyor…
Öyle utangaç ki!
Biliyorum nasıl da titriyor, nasıl hızlı atıyor kalbi…
Uyuyamamıştı da heyecandan dün gece…
Ezberlerini unutmamak için dua bile etti hatta!
Şimdi ise sahnede, tam karşımda duruyor…
Vakit geldi işte!
O kadar güzel ki her şey…



Okumayı öğrenmenin keyfini sürüyor, gururla okuyor İstiklal Marşını…
Danslar, piyesler, şiirler sıralanıyor ardı ardına…
1. sınıfı noktalıyor…
Biz de keyifle seyrediyoruz bu yolculukta yaşananları…
Gözyaşları da eşlik ediyor tabi!
Büyük gün sona eriyor…
Bitiyor aylardır beklenen “Okuma Şenliği”

Eve dönüyoruz.
Yastığa koyar koymaz başını dalıyor uykuya…
Çok yorgun ama öyle mutlu ki!
“Büyüdü” çünkü!
Değiyor her şeye…


Ben dağınık ruhumu oğlumla toparladım bu hafta…
Darısı size!

25 Mayıs 2010 Salı

Maxi Cosi Rodi Xp koltuk "satılık"..

Alper için aldığım az kullanılmış Maxi-Cosi Rodi Xp araç koltuğunu satıyorum.
Çok temiz ve piyasa fiyatının çok altında bir rakama elden çıkarmayı düşünüyorum.
Kutusunda duracağına başka birisinin işine yaramış olur!
Günlük kullanım ve seyahatler için ideal.
Hem güvenilir hem de küçük çocukların çevreyi izlemesini sağlayabilecek yükseklikte.
Ayrıca yılın en güvenli oto koltuğu seçilmiş bir ürün.
İlk fotoğraf koltuğun kendi görselidir. Rengi lacivert kenarları kırmızıdır.




Maxi-Cosi Rodi Xp Lacivert Oto Koltuğu

Özellikleri :

Doğumdan yaklaşık 15 aya kadar bebek en iyi taşıma pozisyonu sağlayan cabriofix taşıma - araba koltuğu easyfix ve easybase ile yanlış monte olasılığını ortadan kaldırarak yapılan çarpışma testlerinde mükemmel sonuçlar verir. 3,5 Yaş 12 Yaş arası çocuklar için uygun bir yükseltici oto koltuğudur. En ferah iç hacim ve yatış pozisyonu ile grubunda lideridir.

Fonksiyonları :

Benzersiz yan koruma sistemi SPS
Yükseklik ve genişlik ayarlı sırt desteği
Benzersiz oturma ve yatma pozisyon ayarı
Mükemmel güvenlik için kemer askıları



Teknik Özellikleri:

3 nokta emniyet kemeri ile arabaya kolayca bağlanır
Otomobile sabitlenen alt kasa sayesinde savrulmaz
Aracın açısına göre ayarlanabilen sırt desteği

Ürün Madde İçeriği:

Plastik enjeksiyon kasa, üzerinde kaza anındaki darbe basıncını absorbe eden darbe emici özel beyaz köpük malzeme. Anti allerjik ,anti bakteriyel terlemeyi en aza indiren özel hava geçirgen kumaşlar kullanılır . Tüm kumaşlarda teflon madde kaplıdır

Temizleme Koşulları : 30 derecede yıkanabilir kumaş

Taşıma Kapasitesi : 15-36 KG

Ürünün Ağırlığı : 3,4 kg

İlgilenenler annelerlehayatadair@gmail.com'dan bana ulaşabilir.
Veya bu yazıya yorum bırakabilir.
Kargo alıcıya aittir...


-SATILDI-
ilginize Teşekkürler...

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Alper'den kareler..

Alper pek meşgul bu günlerde!
Yok yok merak etmeyin eline toz bezi verip iş falan yaptırmıyorum!!
O çok istekli aslında ama vakti yok!
Bu ara sınıfça tüm dikkatlerini "okuma bayramına" verdiler..
Sürekli provalar yapılıyor, şarkılar söyleniyor..
Pazartesi büyük gün!
Tüm aile okulun tiyatro salonunda hazır bulunacağız.
Çok güzel bir gösteri olacak, Alper'i sahnede görünce ıslanacak gözlerim hiç şüphem yok..
Ayrıntıları daha sonra yazarım artık..

Diğer taraftan da karne heyecanı sarmış durumda..
Gerçi karneyi aldıktan sonra sünnet olacak diye azıcık korkuyor ama bunu da atlatırız biz!
Okulda dersler bitti zaten şimdi sürekli tekrar yapıp, test çözüyorlar..
Dün Türkçe'den 98 almış o yüzden bütün gece neşeliydi..
Karne nasıl olacak bakalım..

Bizim zamanımızda da vardı böyle albümler ama şimdi biraz daha modernleşmiş. Okulda çekilen sınıf albümümüz bu..



AVM'lerde dolaşırken oyuncak hikayesinin kartonetine ve Sütaş'ın ineklerine rastladık. E tabi poz verdi hemen!

Şimdi bize müsade..
Gördüğünüz gibi hala çok işimiz var!
İyi haftasonları..

Bu defa Noni'den..

Alışveriş Perisi girmiş olmalı içime!

Al al nereye kadar diyerek bu alışveriş olayına nokta koymak istiyorum ama bir dolu engel çıkıyor işte!

Malum önümüz yaz hem tatile gidilecek {ki tatil alışverişine başlamadım bile!} hem de Alpiş'in sünnet düğünü için bir dolu alınacak şey var o yüzden paralar suyunu çekene kadar!!! alışverişe devam :p



Bu defa adresim Noni'nin pasajıydı..
Rengine bayıldığım çok cici bir saç bandı aldım turkuazzzzzz..
Bir de Nazo'da gördüğüm kuşlu cam yüzüğü ekledim listeye..
Şık sunumları ile ulaştılar elime..
Çok ilgili biri Noni..
Kocamannn teşekkür ediyorum buradan ona..

Nasıl buldunuz yeni cicilerimi?

20 Mayıs 2010 Perşembe

Dağınık!

Ortalık nasıl dağınık bir bilseniz!
Bu da yetmezmiş gibi ruhum da eklendi mi bu karmaşaya?
Böyle olunca elim de gitmiyor ki işe, güce…
Zaten tüm gün ofiste kapalıyız akşam olunca da evin dağınıklığı çökünce üzerime çözebilene aşk olsun beni…
Nerden kalkıştım bu kadar işe!
Oysa ruhum bahara kapılmıştı, sevinç kaplamıştı, güneşin pırıltısı dolmuştu içime…
Birden nasıl da değişti her şey…



Evde şu an bırakın yatmayı oturacak yer bile yok! Bir taraftan ufak tefek tadilat işleri diğer yandan boya badana derken savaş alanına döndü ortalık. Bomba düştü sanki! Yenilenen aksesuarlar, bahaneyle değişecek mobilyalar, bir de tül – perde eklenince listeye işler iyice karıştı.

Bu kadar işe kalkışmamın nedeni sadece bahar temizliği değil erkekliğe ilk adımı atacak Paşamın sünnet telaşı…
Daha önümde koskocaman bir yapılacaklar listesi var ve yanlarına çentik atılsın diye gözümün içine bakıyorlar!
Eee ne de olsa 10 yıllık bir ev!! burası yenilenmeyi hak ediyor diye kendimi avutuyorum ama gözüm de korkmadı değil!
Neyse ben bu yazıyı burada bitirip kendimi beni bekleyen işlere adıyorum.
Müsaadenizle tabi!

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Toz duman..

Badana dün bitti ve şu anda orta yerine bomba düşmüş gibi evimmmm!
Nasıl eski haline dönecek inanın bilmiyorum.
Bildiğim tek şey çoookkk işim varrrr çokkk :(
Sesim çıkmazsa merak etmeyin!
Bilin ki tozların arasında kaybolmuşumdur :p

Not: Fenerbahçenin Şampiyonluk maçını izledik dün akşam. Tüm işleri bir kenara bıraktık evettt! Kazanan Bursa oldu ve nedense hiç üzülmedim ben. Galiba 4 büyüklerden sıkıldık artık! Hep aynı, hep aynı..

Değişim iyidir değil mi?

16 Mayıs 2010 Pazar

Son online alışverişim..

Son derken devamı gelmeyecek sanmayın sakın!
En son aldığım online alışverişi kastediyorum sadece :p
Tupperware'in ürünlerini severek kullanıyorum.
Ne zamandır da aklım Eko Pasta servisindeydi..
Gitti Gidiyor ve Sahibinden.com'dan 1'er kez sipariş verdim ama satıcılar "ellerinde kalmadığını" bahane ederek vazgeçtiler satıştan.




Ben yılmadım ve GG'daki bir başka satıcı ile temasa geçip sonunda kavuştum bu şeker pasta servisine..
Hem de en sevdiğim renkte!
Bir de içinden ufak bir hediye de çıktı :O
Kocaman bir Tupperware çekmecem var benim evde! Hızla büyüyor :p
Bu oraya sığmayacak kadar büyük ama :)
Yeni bir yer açmam gerekecek sanırım..
Ama olsun :))
Olsunnnn...

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Yine Çilek :)

Çilek'e uğramamıştım uzun zamandır!
Bir bakiyim dedim ve bunları alıp çıktım hemen :D
Tam yazlık pembe pembe bir allık ile pembe tonlarında iki ruj..


Bourjois allık ve pembe ruj'dan oluşan minik set 24 TL




I.D. Bare Escentuals mineral ruj 22 TL

13 Mayıs 2010 Perşembe

Evde neler oluyor!

Aslında yazacak çok şey var ama nereden başlayacağımı bilemiyorum..
En iyisi geçen Pazar Modoko ile start alan dekorasyon alışverişinden başlayayım!
Pazar günü sabah erkenden kalkıp İstanbul'a doğru yola koyulduk.
Modoko İzmit'e çok yakın olduğu için 45 dakika sonra oradaydık..
Hava çok güzel, Modoko ise epey sakindi..
İlk önce girdiğimiz mağazalarda fiyatları görünce küçük çaplı bir şok yaşadık ama sonra hem gönlümüze hem de kesemize göre modeller bulduk.



Yukarıdaki görseller teşhirdeki modeller. Bizim aldıklarımızda ufak tefek değişiklikler olacak. Mesela L Koltuk 3,50 - 3.00 m olacak ve sırt minderleri sabitlenecek. Minderlerin ve puf'un kumaşı da 4. resimde mevcut. 2. fotoğrafta TV ünitesinin arkasındaki duvarı kaplayacağımız kağıt. {4 m'lik bir duvar için verdiğimiz para ile 200 m2'lik eve alınan boya fiyatı nerdeyse aynı! Korkunç uçmuş kağıt fiyatları yahuuu!!} Tv ünitesinde de minik değişiklikler yapılacak ve Haziran'ın ilk haftası teslim edilecek. Umarım aksama olmaz! Mobilyalar eve geldikten sonra da fotoğraflarını eklerim zaten...

Modoko'da güvenilir bir mağazaya rastladığımız hissine kapıldık. Açıkçası bazı mağazalarda "ne isterseniz yaparız" mantığı var ve bu bana pek doğru gelmiyor! Çünkü her model üzerinde oynama yapmak mümkün değil! Sadece müşteri tavlamaya çalışıyorlar. Bakalım biz aynı memnuniyeti ürün teslimatında da yaşayacak mıyız? Sanırım saat 13:00'de falan Modoko'da işimiz bitmişti. İyi bir pazarlığın ardından el sıkışıp ayrıldık. Şimdi beklemedeyiz...

Belki İstanbullular için kolaydır ama biz Modoko'dan İkea'ya nasıl geçeceğimizi düşünüp karalar bağladık. Neyse ki My Koo'ya aldığım GPS ilk defa işe yaradı ve İstanbul içinde kaybolmadan bir yerden başka bir yere gitmenin keyfine vardık! Hatta bir kaç kere :p



Modoko'dan sonra ilk durak Ümraniye'deki İkea oldu. İki araba doldurduk tıka basa! İkea'nın Türkiye'deki 5. yıl kutlamalarına denk geldiğimiz için bir dolu indirim vardı! O yüzden 5TL'den bir sürü şey aldım :P Hatta dileyenlere 5 ay taksit erteleme vardı ki tadından yenmeyecek bir alışveriş oldu bizim için!



Kırk yılda bir İkea'ya geliyoruz mantığı ile diyeti unutup yumulduk İsveç köftelerine! Hatta İsveç köfteleri İkea'nın hediyesi! İkea Aile Kartı ile alışveriş yapanlara kahve, soğuk içecek ve İsveç Köftesi kuponu verdiler. Bizde bol bol yedik tabi :P

Cuma günü {yani yarın!!} diyetisyen kontrolüm var! Umarım bu yediklerimin cezasını çekmem! Gerçi haftanın geri kalanını salata ile geçiştirdim ama sonuç ne göreceğiz!

İkea'dan sonra Ümraniye Carrefour'a gittik. Zara ve Body Shop'a uğradık. Alper'in İzmit'te bulamadığı oyuncaklar vardı. Onun siparişlerini de Maxi Toys'tan temin ettik :) Saat 6 falandı sanırım biz aklımızda kalan başka bir şey için tekrar İkea'ya döndük. Bu da yine GPS sayesinde oldu :) Saat 21:00 de ise yorgun argın eve geldik. Ayaklarımızın üstüne basacak halimiz bile kalmamıştı!

Şimdi de badana - boya telaşı!

Dün gece sanırım 02:00'ye kadar evi topladım! Badana yapılmasını çok seviyorum her yer misss gibi oluyor ama epey de zahmetli işte! Sabah çalış akşam çalış :( zor geliyor açıkçası ama yapacak bir şey yok! Sanırım 2 gün içinde boya biter bende yavaş yavaş başlarım yerleşmeye. Ne var ne yok yıkanacak çünkü! Şu dağınıklık bir bitsin de gerisi kolay..

Salon ile Alper'in odasındaki tülleri de değiştireceğim. Şimdi sıra tül seçimine geldi. Önümüzdeki hafta hallederim sanırım onu da..

Yazarken yoruldum, daraldım!
Aslında daha bir dolu iş var kafamda ama yazdıkça daha bir fena oluyorum :(
Şimdilik bu kadar :)

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Aşk Kaç Kişilik?

Sizce aşk kaç kişilik?

Birden bire aklıma düştü bu soru! Kulağımda çalan şarkı sebep oldu aslında…

Hangisi mi?

“Aşk İki Kişilik”

Ezginin Günlüğü diyor ki son albümü Eski Arkadaş’ta; ölümdür yaşanan tek başına, aşk iki kişiliktir



Genel kanı bu da, sahiden öyle mi?

İyi düşünün!

Bana kalırsa aşk “tek” başına yaşanıyor.

İki kişinin yaşadığı ise aslında “gönül ortaklığı”

Çünkü insan en büyük, en coşkulu aşkı yüreğinin derinlerinde yaşıyor. Kendi içinde çoğaltıp zamanı geldiğinde de yine son noktayı kendi içinde koyuyor.

Bunu yaparken yanımızda kim var?

Mantığı devreden çıkarıp aşkın peşinden giderken yalnız değil miyiz?

Aşkın kusurlarını görmezden gelip yürekteki duyguyu körüklerken yine tek başına değil mi insan?

Eee o zaman nerde bunun “karşı” tarafı?

Nerede ikinci kişi…

Peki ya aşkı yaşarken acıları kanatıp sona gelince mantığı devreye sokmayı nasıl başarıyoruz? Nasıl da perde kalkıyor gözümüzden!

Bunları düşününce aşkın “tek” başına yaşandığına inanıyorum işte!

Aşkı insan kendi içinde, tek başına yaşıyor.

Ve yüreğinin derinlerinde saklayıp zamanı gelince sandığın en kuytu köşesine kaldırıyor…

O yüzden de tek kişilik!

Ve hatta çoğu zaman ikinci kişiye yer yok!

Şarkının sonunda da diyor ki; gülüşü bir yabancının çalmıştır senden sevdiğini... Severken hiç bir böcek, hiç bir kuş yalnız değildir...

Peki size aşk kaç kişilik?

9 Mayıs 2010 Pazar

Anneler Günü..

Çok güzel bir sabaha uyandımmmm bugün..
Çünkü oğlum kendi elleriyle yaptığı "anneler günü" kartını hediye etti ve yanağıma kocamannn bir öpücük kondurdu..
İyi ki anneyimmm dedim yine!
Oğlum sayesinde hayatımdaki herşeyin anlamı o kadar değişti ki..
Zaten duygusal bir kadındım iyice salya sümük moduna geçtim!
Şikayetçi miyim?
Tabi ki hayırrrr!!
Aslında Alper'in planları arasında bana babasıyla güzel bir kahvaltı hazırlamakta varmış ama biz My Kooo ile tatili fırsat bulup İstanbul'a gitmeye karar verdiğimiz için suya düştü o!
Neyse sağlık olsun..

Eşimle hafta tatilimiz her zaman denk düşmediği için başka bir seçeneğimiz yoktu!
Eee malum zaman da daraldı..
Sünnet hazırlıklarına start vermek için geç bile kaldım!
Diyetisyenim elbise için 1 ay daha beklememi söylüyor o yüzden tüm dikkatimi eve vermeliyim :p
Biz birazdan yola çıkacağız :)
Siz yazıyı okumaya devam edin!!




Fotoğraf Notu; Alper'in 2.5 yaşında olduğunu farzedersek ben bu resimde 25 - 26 yaşındayım. Ne kadar küçüğüm değil mi :p

Bu kostüm ne alaka derseniz ofisteki kızlarla Osmanlı Gecesi yapmıştık. Kıyafetleri halk eğitimden aldık! Hangi yöreye ait bilmiyorum ama mor benim rengim olduğu için ben bunu seçtim. Alt tarafı şalvardı..

Alper hiç değişmemiş değil mi?

Not: Siz bu yazıyı okurken ben {büyük bir ihtimalle} Modoko'da L koltuk ve TV ünitesi avında olacağım. Vakit kalırsa İkea'ya uğramayı da düşünüyoruz. Umarım işlerimiz rast giderrrr. Hadi bana kolay gelsin :p

Mutlu Pazarlarrrr..
Blogumun misafiri tüm annelere küçük de bir notum var!

Tüm annelerin, anne adaylarının, yüreğinde anneliği hisseden tüm kadınların "Anneler Gününü" kutluyorummmm..

İyi ki varsınız!
İyi ki anneyim!
İyi ki anneyiz!

7 Mayıs 2010 Cuma

İNDİRİMMMMMMM..

Loreal geçen yıl anneler günü sebebiyle %50 indirime girmişti!
Acaba bu yıl da girer mi diye bekliyordum bende!
Bu sabah telefonuma gelen mesaj sonrasında soluğu en yakın Loreal standında aldım!
Bakın bakalım neler almışım :p




Loreal Telescopic Carbon Black Mascara; Çok memnun kaldım ben bu rimelden. Kirpiklerimi tek tek ayırıyor ve hacimli görünmesini sağlıyor. Daha geçen ay 43 TL'ye almıştım. %50 indirimi görünce 1 tane daha yedek aldım tabi..

Loreal Voluminous Carbon Black Mascara; bu rimeli de denemek istiyordum zaten! İndirim bahane oldu. Liste fiyatı 40 TL..

Loreal Glam Shine 6 Hour; daha önce mercan rengini kullanmıştım ve yemek yedikten sonra bile rengini koruduğu için favorim olmuştu. Bu defa şeftali {400 Lasting Coral} ve pembe {201 Loyal Wild Rose} rengini aldım. Hem ışıltılı hem de kalıcı bir ruj arıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Fiyatı 35 TL bunda da yine %50 indirim var..

Loreal Liquid Lip Color; yaz aylarında benim vazgeçilmez rengimdir mor. Bu parlatıcı da {Pure Plum 506} ışıl ışıl bir renk. Hafif mor yansımaları var. Glam Shine 6H kadar kalıcı değil ama performansı iyi yine de.. Bunun fiyatı 30 TL.. O da diğerleri gibi %50 indirimde..

Beyaz far ve lip glosların swatchlarını da ekliyorum..



Loreal Color Appeal pure white 10; Beyaz far benim makyajda olmazsa olmazım! özellikle mat olanları tercih ediyorum ve kapatıcı üzerine çok hafif bir kat sürüyorum. Bu beyaz far da hafif bir ışıltı var ama rahatsız edici değil. Yine göz altı için kullanacağım. Bunun fiyatı da 34,99 TL.. İndirim oranı bu üründe de aynı..

Maybelline Dream Mousse Concealer 02 Natural; köpük göz altı kapatıcısı.. Eğer cildiniz kuru değilse kesinlikle alın.. Çok çok iyi bir kapatıcılığı var ve oldukça hafif.. Liste fiyatı 19.99 ve indirimle 10 TL gibi komik bir rakama geliyor. Ben daha önce kullanmıştım hatta burada da yazmıştım. kesinlikle tavsiye ederim..

Not: Fotoğraftaki siyah deri makyaj çantası da Loreal'in hediyesi..

Küçük bir hatırlatma; indirim Loreal, Nivea ve Maybelline'de %50, Flormar'da 2. ürün %50, Max Factor ve Olay'da ise %35.. Anneler günü sebebiyle 7-8-9 Mayıs tarihlerinde geçerliymiş..

Kaçırmayınnnnnn!!!

6 Mayıs 2010 Perşembe

Melekli ametist kolye!

Melekli kolyeleri seviyorum.
E bu da tam bana göre!



Nereden mi aldım?
İşte buradan!!

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Kültür Tv'de indirim..

Kültür Tv'den daha önce %60 indirimle sipariş vermiş ve çok memnun kalmıştım..
Bu sabah mail kutumda yine indirime girdiklerini görünce ışınlandım tabi siteye..
Kargo dahil 4 kitaba ödediğim ücret -havale ile- 25 TL
Umarım çabuk ve sorunsuz elime ulaşır. Beklemedeyim..



Neler aldığıma gelince;
Ayşe Kulin'in son kitabı Türkan Tek ve Tek Başına
Julia Quinn'den Şahane Bir Kadının Günlüğü
İclal Aydın'dan Kağıt Kesikleri
Zeynep Çavuşoğlu Uzakken Yakın

Anneme..

9 Mayıs 2010, yani bu Pazar…
Çok özel ve önemli bir gün…
Çünkü anneler günü...
Kaçıncı defa kutluyoruz seninle bu günü anne…
Dur bir düşüneyim diyecek kadar olmadı değil mi henüz?
30 yıldır benimlesin, benim annemsin…
İyi ki!
Bu yıllar daha da artacak zamanla, ben gün geçtikçe daha da çok seveceğim seni…
Daha çok bağlanacağım, daha çok korkacağım kaybetmekten seni…
Daha çok “iyi ki benim annemsin” diyeceğim…
Senin kadar güçlü bir anne değilim, senin kadar yormadı belki yaşam beni ama ne de olsa bende bir anneyim artık!
Şimdi seni ve endişelerini çok daha iyi anlıyorum.
Anne olunca anlarsın sende demiştin ya vakit geldi işte…

Senin sayende güzel bir çocukluk geçirdim.
Çok kolay değildi belki ama geçmişe dönüp baktığımda “keşke” demiyorum anne…
Sabahları sıcak bir odaya uyandım hep…
Güzel bir kahvaltı buldum başucumda…
Camın önünde, sobanın yanında örerdin hep saçlarımı hatırladın mı?
Ben hiç unutmuyorum anne!
Yaşadığımız her şey, her an aklımda…
En çok neyi severdim bilir misin?
Uzun ve kalabalık sofralarda eski günleri, gençliğini, yaşadıklarını anlatmanı…
Başrolde hep sen vardın…
Bir film karesi gibi geçerdi gözümden, masal gibi gelirdi hatta…
Hep yanımdaydın sen, yanımızda…
Üç kardeş okuldan dönerdik ve kapıyı hep sen açardın.
O zili çalmanın tadı bile bir başkaydı anne…
Hastalanınca iyileşeceğimi bildim.
Yorulduğumda sırtımı sana yasladım. Nefes aldım, dinlendim.
Bildim ki hata da yapsam annem hep yanımda, arkamda…
Belki de o yüzden hiç korkmadım ben anne…
Sadece seni kaybetmekten, sensiz bir güne uyanmaktan korktum galiba…
Sen hep yanımda ol…
Seni çokkkk seviyorum anne…

Bana tüm kattıkların, öğrettiklerin, kazandırdıkların için TEŞEKKÜR ederim sana.
Yaşadığımız kötü günler, kötü anılar ve varsa kırgınlıklar umarım geçip gitmiştir...
“Anne dedim ya ben sana en değerli hazine olsun, o da başımın üstüne taç olsun...”

Umarım bende en az senin kadar iyi, senin kadar güçlü bir anne olurum oğluma...
Seni çok seven kızın...

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Mac fix+..

Makyaj bloglarında methini çok duyduğum Mac fix+'ya bu blog sayesinde kavuştum..
Artık benimde Mac fix+'ım var :))
Başım göğe erecek yakında!!



Bu ürünün amacı makyajı sabitlemek, kalıcılığı arttırmak, farları eyeliner haline dönüştürmek ve ıslak görünümlü bir makyaj sağlamak. Cildi nemlendirme özelliği de varmış..

Ürün bu sabah elime ulaştığı için yorum yapamayacağım ama kullananlar varsa fikirlerini paylaşsın lütfen..

Daha ayrıntılı bilgi için Irazca "Makyaj Çantama" uğrayın..

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Bizden "son dakika"..

Alper ile ilgili yazmadım sanırım bir süredir..
Alper nasıl diye yorumlar geliyor o_O
Eee o zaman ondan başlayalım :p

Okul ve dersleri ile ilgili bir problemimiz yok çok şükür.
Müfredatı bitireli epey oldu zaten şimdi üzerinde "SBS'ye hazırlık" yazan testleri çözüyorlar! İlkokul 1. sınıf için sbs'ye hazırlık çok erken gibi geliyor bana! Özellikle kendi okul yıllarımı düşününce çok değişmiş herşey..

Dersler dışında da "okuma bayramı" için hazırlıklar sürüyor.
Kostümler hazırlandı, provalar tam gaz devam ediyor.
Nasıl olacak çok merak ediyorum. Ser veriyor, sır vermiyor çünkü..

Kendi isteğiyle başladığı basket antremanlarından ise affını istedi küçük bey geçen ay!
Son zamanlarda pek hevesli olmadığını farkediyordum ama sesimi çıkarmıyordum.
Babasına itiraf etmiş sonunda.
Basket bir hobi sonuçta ve zorla yapılamaz! Bıraktık maalesef..
Şimdi de futbola mı gitsem acaba diyor!
Kararsız bir ikizler çocuğu benim oğlum :p



Evde ise "sünnet telaşı" başlayamadı hala :(
Canımı sıkıyor bu durum ama bir türlü koltuğa karar veremedim ki! Daha doğrusu bakamadım doğru dürüst. Düğümü de L koltuk çözeceği için bir türlü start alamadı işler..
Önümüzdeki hafta koltuk işini halledersem boya işleri başlayacak.
Sonrasında tül, perde değişecek ve diğer işlemler yapılacak..
Dilerim Haziran'ın ortasına kadar tüm eksikler tamamlanır ve hayalimdeki herşey gerçekleşir.
Şansa ve paraya ihtiyacım var anlayacağınız :p
Umarım ikisi de yanımda olur!!

Abim işi dolayısıyla Balıkesir'de yaşadığı için yeğenlerimi çok sık göremiyorum.
Biri 2,5 yaşında diğeri ise 11 aylık oldu..
Haftasonu abimin İstanbul'daki sınavını fırsat bilip İzmit'e geldiler.
Bizde Alper'le çek çekli minik bavulumuzu dün geceden hazırladık ve anne evine taşınıyoruz 1 güncük de olsa :p {Siz de benim gibi "ya lazım olursa" diyerek 1 gecelik gezmelere bile bavulla gidenlerden misiniz? Ses verin de yalnız olmadığıma sevineyim..}
Birazdan biri sarışın diğeri kumral olan yeğenlerimi görmeye gideceğim.
Çok özledim onları çokkkk..

Diyet mevzuna gelince 17 kiloya yaklaştım..
Duraklama dönemi sürüyor hala ama "pes" demiyeceğim!
Bundan sonra yaşam biçimim bu şekilde olacak çünkü! Olmalı da..
Haftada 4 gün 45 - 50 dk yürüyorum. Açık havaya çıkarsak My Koo ve Alper'de eşlik ediyor bana..
Düğüne kadar biraz daha sıkı bir performans gösterip 7-8 kg daha vermek istiyorum.
Başaracağım inşallahhh..

Bütçemi sarsmadan! minik alışverişler yapmaya devam ediyorum. Ama ay sonu gelince bir bakıyorum azar azar aldıklarım epey bir yer kaplamış! Ama bu beni durduruyor mu hayırrr! Yeni alışverişlerimi de yazacağım bir ara. Elime geçsinler önce de..

Bir dolu DVD aldım ama havalar güzel olunca Tv'ye hapsolmak istemiyor canım..
Zaten takip ettiğim bir kaç dizi {Aşk-ı Memnu, Ezel, Lost} var onlar için geçiyorum ekran karşısına bir de film izlemek için tıkılmayalım eve değil mi?
O yüzden film tavsiyesi beklemeyin bu ara benden :)

Lost'un finaline de çok az kaldı..
4 bölüm falan var sanırım..
Heyecanla sonunu nereye bağlayacaklarını bekliyorum.
Umarım 6 sezondur izlediğimiz bir dizi sadece "hayal" ürünü çıkmaz!
Çok meraktayım ama, çokkk..

Bizden haberler şimdilik bu kadar..
İyi bir haftasonu olur umarım size de bana da..
Güneşli günler..

Yeni oyuncağım!

Ne zamandır telefonumu değiştirmeyi düşünüyordum ama evdeki değişiklikler, sünnet hazırlıkları falan olunca yeni bir masraf çıkmasın diye erteleyip duruyordum.

Sağolsun Alper babasını kandırıp "Anneler Günü" hediyesi olarak bana bu cici telefonu almış..
BA - YIL - DIMMMMM..
{Zaten Nokia E72 istediğim bir modeldi :p Mesaj ulaşmış demek ki :))}



İkizler burcu olan romantik paşam hediyesini vermek için 8 Mayıs'ı bekleyemedi!
Eee iyi de oldu (:
Teşekkürlerrrrrimmm sponsor olan My Koo ve biricik oğlum Alper'e gitsin..