30 Haziran 2010 Çarşamba

Takı Yastığı..

Sünnet ile ilgili detayları yazmaya devam ediyorum.
Sünnet şekeri, konvoy süsü ve davetiyeyi yaptırdığımız yerde 1-2 takı yastığı görmüştüm ama bir gece için 40 - 50 TL vermek sonra da bir kenara atmak pek mantıklı gelmedi bana.

Sünnet koltuğu kiraladığımız yerdeki modelleri de sevmedim ve kendim yapmaya karar verdim.

Evde Alper'in bebek odasından kalan 40 cm'lik yastık içi vardı.
Beyaz renkte saten bir yastık kılıfı diktirdim ve evdeki altın rengi - gümüş kurdelalarla süsledim.



Silikon yardımıyla yastığın köşesine kurdelaları yapıştırdım. Ortasına yine evde bulduğum küçük bir çiçeği yapıştırdım.



Kullanım aşamasındaki hali bu!
Nasıl olmuş?



Not: Youmlara tek tek cevap veremiyorum ancak maillere bakma fırsatım oluyor. Bu ara çok yoğunum lütfen kusura bakmayın. Tatil dönüşü açığı kapayacağım...

Hamarat Diva'ya da azıcık mola veriyorum.
Fırsat oldukça yazacağım bloga..

28 Haziran 2010 Pazartesi

Kına'dan..

Sünnet ile ilgili detaylara geldi sıra..
İlk durak "kına"...
Sünnet olmadan önce kına yakmak adettenmiş.
Biz de ana - oğul kınalandık tabi!



Alper'in kına seromonisini pek sevmediği fotoğrafa yansımış değil mi?



Bu kına tepsisini alana kadar epey dolaştım ama sonunda "kırmızı" olmayan bir tepsi bulabildim.
Çiçekleri görmezden gelin :)

26 Haziran 2010 Cumartesi

8 yaş...

Bir dolu yoğunluğun arasında Alper'in doğumgünü fotoğraflarını yayınlayamadım..
Biz genelde aile arasında kutlarız yaşgününü ama bu defa kına gecesi ile aynı güne denk geldiği için yakın akrabalarımızı da çağırdık.
Çok eğlenceli oldu..
Pastayı telefonla sipariş verdiğim için sade bir model olsun dedim çiçeklerle bezeli bir model yapmışlar.
Başka çocuk olsa belki sorun çıkarırdı ama Alper beğendi pastasını..
Bunda benim "abi pastası böyle olur" dememin etkisi de var tabi :)



İşte şaşkın Alper ve annesi...



Bu da klasik doğumgünü pozu :S

25 Haziran 2010 Cuma

Alışveriş Cini Butik'ten alışveriş..

Alışveriş meraklılarına yeni bir butikten bahsetmek istiyorum. Severek takip ettiğim moda bloglarından biri olan Alışveriş Cin'i yurt dışından getirdiği markalı yepyeni ürünleri artık butiğinde bizlerle paylaşıyor.

İlk alışverişi Forever 21 siyah tül taç ile tabi ki ben yaptım :)
Siz de göz atmak isterseniz Alışveriş Cini ♥ Butik'e tıklayın.



Ayrıca Alışveriş Cin'i butiğinden İLK alışveriş yapan kişiye 'yani bana' sürpriz bir hediye de göndermiş.

La Mariquita tasarımı bir çift sandwich küpe..
Kendisine çokkk teşekkür ediyorummmm...

Oldu da bitti MAŞALLAHHHHH..

Sünneti de atlattık çok şükür..
Hatta iyileşti bile Alper!
Neler oldu neler yaşandı derseniz; Alper yine bizi yanıltmadı derim size..

Eşim ile sünneti doktora mı yoksa sünnetçiye mi yaptırsak diye epey bir kafa yorduktan sonra hastanede lokal anestezi ile yaptırmaya karar vermiştik.
Salı günü 12:00 için randevu aldık üroloji uzmanından ve beklemeye koyulduk.
Bizdeki heyecan ve telaş Alper'de de vardı kuşkusuz.
Çocuk başına ne geleceğini bilmiyor sonuçta!
Hatta evden çıkarken "gitmesek mi anne yaa" bile dedi :(

Alper daha fazla stres olmasın diye tam vaktinde geldik hastaneye ve 5 dakikalık bekleme sürecinin ardından odaya aldılar bizi. Doktor ve hemşire neler olacağını anlattı ve anestezi için iğne yapıp 10 dakika daha beklettiler. 3 yerinden iğne yapıldığı için sadece iğne olurken "ayyyy" diye bir ses duyduk onun dışında çıtı bile çıkmadı Alper'in...



{Bu fotoğraftan 5 dakika önce Alper anestezi için iğne olmuştu. Rahatlığına maşallahhhh değil mi?}

Ameliyat önlüğünü giyip sünnet odasına girdiğinde bizde de heyecan tavan yaptı. 1-2 dakika sonra hastabakıcı gelip Alper'e söz verdiği için eşimi de çağırdı. Baba - Oğul içeride olunca ben daha bir rahatladım tabi. Aradan 15 - 20 dakika geçti baktım Alper yürüye yürüye "bu sünnet hiç de zor değilmiş anne" diyerek çıktı odadan. Doktor, hasta bakıcı ve hemşireler ne kadar akıllı çocuk maşalahhh dediler sürekli...

10 dakika daha bekleyip ayrıldık hastaneden. Eve geldikten sonra da pek ağrısı olmadı ama ilk çişini yapınca yaklaşık 1 saat sızlandı çocuk. Ağrı kesici şurup verip bolca üffff yapınca rahatladı biraz. Hatta bir ara "anne sünnet olmak zor değil de bu ağrı kötüymüş" dedi. 1 saatin sonunda ise tüm ağrıları kesildi. Gece de mışış mışıl uyudu..

Ertesi gün ise sargıları kendi kendine açılınca pansumana falan gerek kalmamış dedi doktor. Hiç bir sorun da yokmuş çok şükür...

Bunu da atlattık anlayacağınız. Zoru bitti. Hem de TEK damla bile gözyaşı dökmeden..

Şimdi sıra geldi en eğlenceli kısıma! Düğüne..

23 Haziran 2010 Çarşamba

Vakit Geldi!

Siz bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım diye başlamak isterdim söze ama “tatil” için erken daha!
Ben muhtemelen bu saatlerde yeni sünnet olan {dün} oğluma “üfff” yapıyor olacağım!
Alper büyük bir ihtimalle azıcık naz yapacak, arada somurtacak, güçlü görünmeye çalışacak ama pek beceremeyecek…
Offfff! Erkek olmak da zor yaaaa!
Dua edin hemen geçsin sünnetin izleri!
Fazla yıpranmasın, korkmasın, travma halini almasın…
Sağlıkla gelsin geçsin de ayrıntıları anlatmaya takatim kalsın!
Uykusuzum, yorgunum…
Şikâyetim yok her şey planladığım gibi gidiyor ama,
Neyse devamı daha sonra…
Şimdi müsaadenizle “üfffffleme” zamanı geldi galiba!



Pır pır atıyor kalbim!
Resmen heyecandan yazamıyorum.
Elim zar zor basıyor klavyenin tuşlarına…
Affedin!

21 Haziran 2010 Pazartesi

Alperin yaşgünü..

21 Haziran bugün..
En uzunnnn günnnnnnn..
Oğlumun doğum günü..
Alper'ciğim bugün 8.yaşına basıyor..
Ne kadar çabuk büyüdü değil mi?
Zamana yetişmek ne kadar da imkansız..



Siz bu yazıyı okurken ben bir çok duyguyu birlikte yaşıyor olacağım.
Bu akşam hem evde parti hazırlığı hem de kına telaşı var.
Evet evet kınalanacak Alper paşa!
Yarın'da sünnet olacak!
Çok heyecanlıyımmm, heyecanlıyızzzz..
Doktorumuza çok güveniyorum ama hafif bir telaşta var üzerimizde..
Bizim için dua edin olur mu?
Sağlıkla atlatalım..

18 Haziran 2010 Cuma

Limango'dan kafesli sticker..

Bu ara evde yer yerinden oynuyor resmen!
Bir - iki eksik kaldı onun dışında herşey tamam.
Temizlikte bitti çok şükür!
Çamaşır suyu, loc ve cif'in değmediği bir yer kalmadı sanırım.
Bir yandan temizlik diğer taraftan tadilat derken epeyce yoruldum ama değdi..
İşleri epey yoluna koyunca sıra geldi minik süslemelere..



Limango'da bu kuş kafesini ve içindeki şirin kuşları görmem ve almam arasında 1-2 sn'lik bir fark oldu sanırım.
Silhouette marka bu duvar stikerlarının fiyatı sanırım 45 TL civarındaydı.
Duvara uyguladıktan sonra kendi çektiğim görselleri de ekleyeceğim.
Bunlar ön gösterim yani :p

17 Haziran 2010 Perşembe

Markafoni'den aldığım "Pembe Polo" saat...

Bu pembiş Polo saati Markafoni'de görür görmez "benim olmalı" dedim!
Ve oldu işte..
Şimdi de sabırsızlıkla elime geçmesini bekliyorum..
Hadi Markafoni çabucak yolla bana saatimi..

16 Haziran 2010 Çarşamba

İyi ki doğdun!

O kadar çok karalayıp yeniden yazdım ki bu yazıyı bir türlü istediğim gibi olmuyor ama olamaz da sanırım!
Nereden başlasam ki söze…
Nasıl anlatır ki bir anne duygularını oğluna, hangi sözcükleri seçer ki insan böyle zamanlarda…
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir an daha işte…
Anne olduktan sonra ne kadar çok gelgitler yaşıyor kadın iç dünyasında bir bilsen!
Ne kadar çok “ama” diyor, ne kadar çok sorguluyor kendini “yetersiz miyim” ben diye…
Süslü sözlerin arkasına saklanmak yerine sadece gözleriyle belli ediyor sevgisini…
O an değişiyor işte her şey!
Kucağına alır almaz sihirli bir değnek değiyor sanki insanın üzerine…
Daha 23 yaşındaydım sana “anne” olduğumda…
Nasıl tutacağımı, nasıl emzireceğimi, nasıl yıkayacağımı bilemedim önceleri…
Sonra alıştık birbirimize…
Bağlandık, kenetlendik…
Gelişinle aslında biz “aile” olduk, tamamlandık…
Hayatımızı değiştirdin, başka bir anlam kazandık seninle…
İlk adımların, ilk sözcüklerin, “anne” deyişin bayram yerine döndürdü evimizi…
7 yıl oldu seni kucağıma alıp kokunu içime çekeli…
Sadece 7 yıl.
Asırlardır birlikteyiz sanki…
8. yaş gününü kutlayacağız şimdi de…
Büyük bir sevinçle hem de…
İyi ki varsın,
İyi ki doğdun anneciğim…
Seni çok ama çok ama çok seviyorum…



Not: Mumlardan da anlaşılacağı gibi fotoğraf 4. yaş gününe ait. Şimdi kocamannn bir adam oldu benim oğlum!

Ellerinizden öper!

11 Haziran 2010 Cuma

Yeniden Gelin Oldum!

Geçen hafta ofisten Yıldız ablanın bekarlığa veda partisi için kızlarla toplandık.
Ayrıntıları bir ara yazarım ama cep telefonunda bu fotoyu görünce eklemek istedim bloga..
Bu kadar işin arasında bir de duvak yaptım kendime..
Nasıl gelin olmuşum :)



Pazar günü de bu gecenin devamı olarak Nikah ve ardından küçük bir yemek var..
Anlayacağınız detaylar daha sonra..
Umarım!!

10 Haziran 2010 Perşembe

Kısaca..

Yoğunum yoğunum demekten bıktım ama hakikaten çok yoğun geçiyor bu ara günlerim.
İyice hız aldı işler..
Bir dolu şeyi hallettim bu arada ama hala sona gelemedik.
Bugün mobilyalar geliyor. Tv'yi geçen hafta almıştık onu da akşama kuracak servis..
Halılar yıkamada, tüller de seçildi.
Davetiye, konvoy süsü ve mevlid şekerini de beğendim.
Sonraaaa bir süredir aradığım şık ve rahat ayakkabıyı + çanta Kemal Tanca'da buldum tesadüfen. Kasaya gelince de "yeni" % 50 indirime girdiğini öğrendim. Daha ne olsun!!
Dün yine elbise provası için Adapazarındaydık dönüşte yatak odası için istediğim lambayı da aldım.
Arada size göstermek için fotoğraf çekiyorum ama bilgisayara yükleyecek vaktim bile olmuyor inanın..

Neyse bu kadar dedikodu yeter..
Ben işime döneyim artık :p

9 Haziran 2010 Çarşamba

Tatil Hayali..

Uzun zamandır bir koşturmaca, bir telaş içinde geçiyor günlerim.
Resmen “durmayı” özledim.
Hiçbir şey yapmadan durmak hayal çünkü bu ara bana…
Suyolunu bulur nasılsa deyip akışına bırakmak en güzeli aslında değil mi?
Yapılması gereken bir dolu işi bahane edip sinemaya gitmesem, arkadaşlarımla eğlenmesem çok daha mı kolay olacak?
Hayırrrrr!
E o zaman hayal kurmakta bir sakınca yok değil mi?
En sevdiğim şeydir zaten “hayal” kurmak.
Sonra da kurduğum hayalin ardına takılmak.
Gözlerimi kapıyorum ve sonunda aylardır düşlediğim yerdeyim.
Yanımda eşim ve oğlum var…
Güneş tenimizde geziniyor, sıcak kumun üzerinde çıplak ayakla yürüyoruz.
Evettt tatildeyiz!



Buzlu kolalarımızdan bir yudum alıp laflıyoruz karı – koca…
Sohbetten sıkılınca kitap okuyoruz o da sarmazsa müziğin ritmine bırakıyoruz kendimizi…
Alper kovasını, küreğini almış denizin kenarında oynuyor.
Arada da “o” anı ölümsüz kılmak için objektife gülümsüyoruz.
Spontane gelişiyor her şey.
Herkes özgür…
Kurallara takılmak, erken uyumak, saatin sesiyle uyanmak yok!
Az kaldı…
Bu film çok yakında burada olacak…
Gel Temmuz gel…

İç dünyamız ne kadar aydınlık ve eğlenceliyse hayat çok daha güzel olur.
En başta da dediğim gibi su bir şekilde yolunu bulur!
O yüzden akışına bırakmak gerek bazen…
Hayalini kurduğumuz bir tatil diliyorum hepimize…

4 Haziran 2010 Cuma

Şrek "Sonsuza dek mutlu"..

Dün yine çok yoğun bir gündü..
Tüm gün ofisteydim zaten işten çıktıktan sonra da Adapazarına elbise provasına gittik.
Eve döner dönmez de Alper ve yeğenim Işıl'ı alıp Şrek Sonsuza Dek Mutlu'ya götürdüm.
{English Home'a uğrayıp biri pembe diğeri lila 2 tane nevresim takımı almayı da ihmal etmedim. Çokkk güzellerrr}



Şrek sonsuza dek mutluydu da benim için aynı şey geçerli değildi!
Filmin temposu animasyonun diğer bölümleri kadar sürükleyici ve keyifli gelmedi bana..
Belki yorgunluğunda etkisi vardır ama..
Zaten ilk kez 3D film izlediğimiz için alışana kadar azıcık başımız ağrıdı.
Ayrıca film alt yazılıydı ve Alper'e yetişemediği yerlerde yardımcı olmak zorunda da kaldım :)
Neyse ki animasyon olduğu için anlamakta güçlük çekmedi çocuk..

Filmden sonra eve gelip havuçlu kek pişirdim bir de!
Bu akşam iş arkadaşımın "Yıldız" bekarlığa veda partisi var oraya götüreceğim.
Duvaklarımızı yaptık beyaz elbiselerimizi aldık hazırız geceye..

Size de iyi haftasonları diliyorum..
Herşeye rağmen çokkk mutlu olun..

3 Haziran 2010 Perşembe

Diyalog..

Bu ara bizim evde geçen diyaloglar neler biliyor musunuz?


— Mobilyacıyı aradın mı siparişlerde bir aksama falan yok değil mi?
— Hayır, şimdilik bir problem yok!

— Sünnet için randevu aldın mı?
— Tamam, merak etme bu hafta onu da halledeceğim. Arkadaşlar sünnetçi daha tecrübeli diyor ama sen kararlısın değil mi doktora yaptıracağız.
— Evetttttt!!

— Duvar kâğıdı güzel oldu değil mi?
— Evin havası değişti resmen. Epey tuzluya mal oldu ama değdi bence!

— Elbisenin rengi, kumaşı, modeli içine sindi mi?
— Kesinlikle evettttt. Yarın prova var zaten çok merak ediyorum nasıl olacağını…

— Makyajımı ne renk yaptıracağım ben yaaa! Saç modeline de karar veremiyorum. Hala bir ayakkabı da bulamadım zaten…
— O hallolur canım tasalanma sen!

— Düğün menüsü tamam değil mi?
— Son hafta tekrar konuşacağız onu! Ertesi gün mevlit için de ne ikram edeceğimize karar verdik. Tatlı ve içecek alınacak sadece…
— Aman aklına geldikçe yaz bir tarafa unutmayalım bak!
— Tamam, ajandaya not ettim zaten merak etme…

— Zevkime göre bir lambader de bulamadım bak hala!
— Elbise provası için Adapazarı’na gideceğiz ya oraya bakalım da öyle karar veririz…

— Tül, perde siparişi için de geç kaldım galiba!
— E birazzz!
— Çok moral verdin sağollll…

— Sünnet şekeri, kapı süsü, davetiye, konvoy süsü, fotoğraf ve kamera da var sırada değil mi?
— Hatırlatmasana yaaaa!!
— Yaz, yazzz bir kenara…

Devamı da var aslında ama…

Oğluşun sünnetine 1 ay kaldı ve iyice hızlandı hazırlıklar.
Ayyy sanki yeniden evleniyoruz!!
Bu ne telaşşş böyle…
Öğrendim ki “sünnet annesi” olmak hiç de kolay değilmiş.
Sevgiyle kalın…

1 Haziran 2010 Salı

Tchibo'yu seviyorummmm..

Tchiboyu seviyorummmm, ama en çok etrafa yayılan kahve kokusunu..
My Koo'ya kaç kere bana Tchibo'nun Cafissimo kahve makinasını alsana dedim ama oralı olmadı işte :p
Sünnet'ten sonra belki alırız :)
Hatta o almazsa ben kendime hediye alırım..
Mutfak tezgahında da nefis durur değil mi?



Peki ya hangi rengi?
Turuncu, sarı, yeşil..
Resmen aydınlatır mutfağı..



Gri, krem, kırmızı..
Mutfak ile uyumlu olsun diye griyi mi alsam acaba?
Fiyatı da pek uygun! 249 TL'cik..
Evrene haber saldım.
Rengi pek mühim değil ama bu Cafissimo'lardan biri benim olmalı..


Tamam şimdi sırası değil bir sürü masraf var önümüzde ama o zaman şimdiden kahve ve kupa stoklayayım!
Hem de 7,95'e..

Not: Kahvesever ve geveze bir Flame "yani ben" aniden bastıran yağmurun yanında fincanımdan bir yudum kahve içtim ve kendime geldim.. Misssti.. Bu yazı da böyle çıktı ortaya..

Not 2: Herşey yolunda.. Arada miskinlik yapıyorum arada yorgunlukdan ölüyorum. Hala tam yerleşemedim, tüm evi temizleyemedim desem inanır mısınız? Napiiimm canım istemiyor! Zorla mı?

Not 3: Perşembe günü yeniden Ada'ya gidiyorum. Elbise için ilk prova olacak. Belki ucundan, kıyısından bir kaç kare çekip eklerim bloga :) Şans dileyinnnn, her şey çoook güzel olsunnnn..



Ekleme: Bu yazının ardından Tchibo'nun İsrail kökenli bir şirket olduğuna dair yorum ve mailler aldım. Tchibo Türkiye'den firmanın ALMAN markası olduğunu içeren bir mail geldi. İlgilenenlere DUYURULUR..