2 Haziran 2011 Perşembe

Evlat dediklerin geçici misafirlerin!

Dün Facebook'da okuyup, çok sevdiğim bu yazıyı paylaşmak istedim blogda...
Eminim okuyan herkes kendinden bir şeyler bulacaktır, benim gibi...

Hep başkasının söküğünü görüyoruz ilk önce.
Kimimiz ayıplıyor ama söküğün var demiyoruz.
Kimimiz yanına gidip sessizce söyleyip dikmesine yardım ediyoruz.
Kimimiz görüyoruz ama görmemezlikten geliyoruz.
Kimimiz herkesin içinde bağıra bağıra söylüyoruz. Sonra da yardıma koşuyoruz.
Aslında kendimizi düzeltiyoruz bir başkasında.
Bu bazen çocuğumuz olabiliyor.
Kendi geçmişinden yola çıkıyoruz çoğu zaman.
Neye hasret kaldıysam çocuğumuza fazlasıyla verip, bıkmasını istiyoruz.
Neleri başaramadıysak, o başarsın diye didinip duruyoruz.
Nerde kısıtlandıysak orada özgürleştiriyoruz çocuklarımızı…
Ne kadar ağladıysak o kadar gülsün istiyoruz.
Çünkü ağladığında bizi ağlatanları hatırlıyoruz.
Başaramadığında başarısızlıklarımız geliyor aklımıza, üzülüyoruz.
Galiba hepimiz, kendimizi çocuklarımızda tamamlıyoruz.
Bazen kızıp, küsüyoruz, o düşünüp akıllansın diye değil, biz dinlenip tekrar güç toplamak için zaman yaratıyoruz.
Yesin istiyoruz yemediğimiz kadar, giysin istiyoruz giyemediğimiz kadar.
Aslında o yedikçe biz doyuyoruz, o giydikçe biz mutlu oluyoruz.
Galiba hepimiz, kendimizi çocuklarımızda tamamlıyoruz.
Geçmişten geldiğimiz için biliyoruz neler yaşanacağını, korkuyoruz.
Onların başına gelmeden neler olacağını anlatıyoruz, ben zamanında önlem almadım, onlar alsın istiyoruz.
Saklıyoruz hatalarını, eksiklerini, bilenlere mahcup olmamak için.
Arada bir, çok kızıyoruz aldığı notlara 100 puanlık yetiştirirken 70 puanla karşılık vermesine dayanamıyoruz.
Bir taraftan onları düzeltmeye çalışırken, bir taraftan biz aynı kalıyoruz.
Çünkü bizler onları kendimiz zannediyoruz.
Daha kolay geliyor insana, çocuğunu yenilemek!
Kendimize hak görmüyoruz değişimi, çocuklar varken ne gerek var diyerek.
Aslında her anne baba, kendilerinden bir parça getirirler dünyaya, kendilerini tamamlamak için.
Kendilerine adayamadıkları hayatı onlara adamak için.
Çok verdikçe köle, az verdikçe zalim oluyorlar çocuklarına...
Sonra yalvarıyoruz Allah’a: Allah’ım çocuğumdan önce benim canımı al, onun acısını bana gösterme diye...
Çünkü ben gidersem o zaten, ben olarak yaşayacak, ama o giderse ben diye bir şey olmayacak. Çünkü her evlat annenin, babanın bir parçasıdır, diyoruz.
Evlendiriyoruz mutlu olsunlar diye yine de tam inanamıyoruz, emanet ettiklerimize…
Çünkü kendimizi emanet ediyoruz, ele…
Bakıyoruz ki kopmak istiyorlar bizden, inanmıyoruz.
Başkasıyla bütünleşmek istiyorlar, hevestir diyoruz.
Sonra ısrar ediyorlar.
Bir gerçek gümbür gümbür geliyor, düşüncelerimize…
Ne evlat ne de bir başkası sana ait değil, sen değil…
Senden bir tane var.
Bir tane doğdun.
Bir tane yaşıyorsun.
Evlat dediğin her çocuk,
Geçici misafirlerin…

Aşkım Kapışmak

7 yorum:

  1. ah daha başlığı okuyunca gözlerim doldu..ne güzel bir yazı.tamda ben kuzucuklarımın hasretinden yanarken...teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Benimde çocuğum olur inşallah.
    Benide tamamlar...
    Kandilim mübarek olsun

    YanıtlaSil
  3. ne kadar doğru ve sarsıcı

    YanıtlaSil
  4. Canımın sıkkın olduğu bir anda okudum ve bu yazı beni bitirdi desem yalan olmaz.
    Her kelimesi doğru,paylaştığın için teşekkür ederim.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. Alevim
    ne güzel bir yazı
    bazı yerlerinden kendimden ne çok şeyler buldum
    teşekkürler, sevgiler

    YanıtlaSil
  6. Çok güzelmmiş Alev...Paylaştığın için çok sağol. Sanırım birçok anne-babayı anlatıyor bu yazı...

    YanıtlaSil
  7. Bulmaz mı Alev'cim, öyle çok benzerlik var ki... teşekkürler

    YanıtlaSil

Yorumlarınız için TEŞEKKÜRLER...


FLAME