27 Mayıs 2015 Çarşamba

Canan Tan'dan Piraye

Hiç bitmesin istedim ama deli gibi de bir sonraki sayfayı merak ettim!
Geç kalınmış bir kitap benim için Piraye...



Geçen yaz Canan Tan'ın Altınkum'da ki imza gününe katılmış ve adıma "Alev'e Piraye'ce sevgilerle" diye imzalatmıştım.
Neredeyse 1 yıl boyunca kitaplığımda durdu, okumamı bekledi...



O kadar güzeldi ki kitap...
Diyarbakırlı Haşim ile İstanbullu Piraye'nin hüzünlü aşkını ta yüreğimde hissettim.
Kolay kolay da unutmayacağım sanırım!
Hala okumayan varsa ilk fırsatta alın, okuyun derim.
Pişman olmayacaksınız!

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Yeni kokum; Christian Dior Pure Poison

Yeni kokum; oğlumun "Anneler Günü" hediyesi Christian Dior'un Pure Poison parfümü...
Kozmetik marketlerde sık sık kokladığım ama itiraf ediyorum ki pek pahalı bulduğum için almadığım bir parfümdü Pure Poison.
Neyse ki sonunda benim oldu...



Nasıl bir koku derseniz masum, zarif ve gizemli kadının kokusu diye lanse ediliyor!
Oldukça kalıcı,temiz ve oryantal bir koku...

Üst Notalarda tatlı portakal, mandalina, bergamot, yasemin; orta notalarda portakal çiçeği, gardenya; alt notalarda sandal ağacı, sedir ağacı ve amber var.

Ben çok sevdim!
Yeni koku arayışındaysanız denemenizi tavsiye ederim...

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Çilekli kavanoz tatlı "çok pratik"...

Çilekli olan her şeye bayılırım ben!
Oğlum genelde çikolatalı pastaları, tatlıları sever ama neyse ki çilek konusunda ortak noktada buluşuyoruz :D



Pazarda mis kokulu Kandıra çileği bulunca hemen uydurmasyon bir tatlı yaptım.
Biz ailece çok sevdik, bayıla bayıla yedik...



Tarif çok kolay!
Yazmaya değecek bir şey yok aslında ama yine de merak edenler için kısaca anlatayım ben.



Kavanozları geçen yaz Tchibo'dan almıştım.
Tiramisu, Magnolia hatta yoğurt mayalamak için oldukça şık ve pratik tavsiye ederim.



Yapılışı: 1 lt süt, 2 yumurta sarısı, 1 bardak şeker, 2 yemek kaşığı nişasta, 2 yemek kaşığı un ve 1 paket vanilyayı ocakta pişirip soğumaya bıraktım. Eti Burçak bisküviyi rondodan geçirdim. Çilekleri de pudra şekeri ile birlikte rondoda sos haline getirdim.

Kavanoza sırayla muhallebi, bisküvi, doğranmış çilek, muhallebi ve en üstüne de çilek sosunu ekledim. Buzdolabında soğuttuktan sonra afiyetle servise hazır!

Söylediğim kadar pratik bir tarif değil mi?

21 Mayıs 2015 Perşembe

İclal Aydın'dan Bir Cihan Kafes...

İclal Aydın'ı çok sevdiğimi, kendisiyle tanışma, sohbet etme hatta yakın bir arkadaşımın sürpriziyle telefonla konuşma şansına sahip olduğumu söyleyerek başlamak istiyorum söze!
Hatta İnstagram'dan birbirimizi takip ettiğimizi ve arada benim fotoğraflarımı beğendiğini de bilmenizi isterim :D
İlk romanı Bir Cihan Kafes'i çıkar çıkmaz satın almıştım ama elimde çok fazla kitap olduğu için geç de olsa sonunda okuma fırsatım oldu.
İyi ki de oldu...



Samire, Yaşar ve Lorin'in dokunaklı hikayesi anlatılıyor romanda...
Hep çocuk kalan Samire, hayatla bir türlü yıldızı barışamayan Yaşar, anne sevgisine hasret büyüyen bir yanı hep eksik Lorin...
Birbirlerine çok uzak aslında çok yakın üç kadının farklı zamanlarda geçen hikayesi...



Kitap öyle bir anda bitti ki bence Lorin yeni bir hikayeyi hak ediyor.
Devamı gelir ve karakterlerin daha derinlerine ineriz bu sayede...

Arka kapak;

Zorba, itaatkârın üzüntüsüyle beslenir...
"Sevgin direğimiz, üzerimize saldığın korku çatımız olmuş meğer. Mutsuzluğumuzdan örülü bir devlet yaratmışsın hepimize. Sen en çok beni severdin ya.
En çok beni köle yapmışsın kendine." Samire, Yaşar, Lorin.
Birbirlerinin gölgesinde saklanan, birbirlerinin masalını yazan üç küskün kadın.
Yaraları doğuştan, lanetleri miras...
Yalnızlığın kuyusunun başından ayrılmadan, kederlerinin yankısını dinlediler.
Her masalın sonu gece değildi elbet.
Üç, ikiden ve dahi birden iyiydi.

Ve her yanlışın doğrusu kendi içinde gizliydi.

Kanadı kırık üç kadın, ödedikleri ağır bedellerin karşılığını, içinde çırpınıp durdukları, kapısı açık olsa da çıkıp gidemedikleri gölge kafeslerinde bekledi. İhtiyaç duydukları inanç, temize çekecekleri geçmişte saklıydı.

14 Mayıs 2015 Perşembe

Tiyatro; Müziksiz Evin Konukları

Sezon bitmeden son bir oyun daha izleyelim dedik ve Suna Keskin, Ebru Cündübeyoğlu, Bülent Seyran, Abdül Süsler, Ebru Karanfilci, Abdullah Semercioğlu, Selim Tezin'in oynadığı "Müziksiz Evin Konukları" adlı oyunu izledik.
Son zamanlarda izlediğim en "tiyatro" gibi tiyatroydu.



Oyuncuların performansı kesinlikle kusursuzdu.
İki buçuk saat sürmesine rağmen insanı sıkmayan oldukça güzel bir oyun izledik.
İzlemenizi tavsiye ederim!

HAYAT KISA EĞLENELİM AGA!

Yetişkinlerin ve çocukların, doyasıya eğlendiği VIALAND Tema Park, hayatın eğlenceli yönünü sizlere hatırlatmak ve en güzel şekilde yaşatmak için hizmetinizde. 120.000 metrekarelik alanda konumlandırılan Türkiye’nin ilk ve tek tema parkı olan VIALAND, birbirinden farklı üniteleri, maskotları, etkinlikleri ve rengarenk yüzü ve sınırsız eğlencesi ile büyük küçük herkesi bekliyor.
Vialand;  Nefeskesen, Viking, Maceraperest, Çılgın nehir, Fatih’in Rüyası gibi  birbirinden eğlenceli onlarca  ünitelerinin yanı sıra, Kaptan Gaga, Vega ve Apostrof gibi karakterler ile de neşenize neşe katacak.



Bünyesinde bulundurduğu Alışveriş Caddeleri, Tema Park, VIALAND Palace Hotel ve Gösteri Merkezi ile, kendi alanında bütünleşik ve birebir eşi olmayan bir konsepte imza atarak dünyada bir ilki gerçekleştiren Vialand, 7’den 77’ye herkesi sınırsız eğlence ve özgürce alışveriş için davet ediyor.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Hayal kırıklığı! Niyazi Gül Dörtnala

Ata Demirer, Demet Akbağ, Şebnem Bozoklu ve Levent Ülgen’in başrolü oynadığı “Niyazi Gül Dörtnala” filmini izledik dün akşam.
Eyyvah Eyvah serilerindeki o naif ve eğlenceli tat kesinlikte yoktu!
Çok fazla şey söylemek istemiyorum çünkü son zamanlarda izlediğim en vasat filmlerden biriydi...
Ata Demirer, Demet Akbağ ile oynarsam nasılsa izlenir demiş ama olmamış maalesef :(((

8 Mayıs 2015 Cuma

İLK 1000 GÜN BEBEĞİNİZİN GELİŞİMİ İÇİN NEDEN ÖNEMLİDİR?

Bebeğiniz karnınıza düştüğü ilk günden itibaren, birlikte birçok ilki deneyimlersiniz: ilk kalp atışı, onu karnınızda hissettiğiniz ilk an, başını göğsünüze ilk yaslayışı, ilk gülümsemesi, ilk adımları… O anlarda daha da iyi anlarsınız ki anne olmak; paha biçilemez bir histir ve yalnızca bebeğinizin dünyayı keşfettiği değil, sizin de anne olmayı tüm kalbinizle hissedip tecrübe ettiğiniz, bitmeyen, harikulade bir yolculuktur.
Bebeğinizle geçirdiğiniz ilk 1000 gün, yani hamileliğinizin ilk gününden bebeğinizin 2 yaşına kadar geçen süre, onun sağlığında ve gelişiminde büyük paya sahiptir. Yaşamın bu ilk 1000 gününde bebeğinizin büyüme hızı mucizevidir; ilk 1 yılında kilosu 3 katına çıkar, 2 yaşının sonunda beyin gelişiminin %85’i tamamlanır.

Bu fiziksel ve zihinsel gelişimi etkileyen en büyük faktörlerden biri ise bebeğinizin iyi beslenmesidir.  Bir anne olarak bebeğinizle geçirdiğiniz ilk 1000 günde beslenme düzeninizde sağlıklı alışkanlıklar edinmek ve bu alışkanlıkları bebeğinize de kazandırmak, bebeğinizin hayatının geri kalanında sağlıklı bir birey olarak gelişmesinin temellerini atacaktır.
Aptamil devam sütü, 30 yıldır anne sütü üzerine yaptığı sayısız araştırmalar, uzman kadrosu ve şimdi de ilk1000adım.com'la bu önemli ve keyifli yolculukta tüm annelerimizin yanında.
ilk1000adım.com bebeğiniz ve sizin için önemi büyük olan bu süreçte tüm uzman kadrosuyla yanınızda olmak amacıyla yaratılmış bir web sitesidir. İlk 1000 Adım’da hamileliğiniz boyunca geçireceğiniz fiziksel, psikolojik gelişim ve değişimler, emzirme dönemi ve faydaları, ek besinlere geçiş dönemi ve yürümeye başlama yıllarında doğru beslenme, bebeğinizin fiziksel ve psikolojik gelişimi gibi konularda adım adım bilgiler ve ipuçları bulabilirsiniz.
Bunun yanı sıra bebeğinize özel sağlıklı ve pratik tarifler, size özel sürprizler de ilk1000adim.com’da sizleri bekliyor. Web sitesinin yanı sıra İlk 1000 Adım her an Facebook, Twitter ve Instagram’da da yanınızda.
Şimdi siz de filmimizi izleyin ve #AnneOlmak hashtag’iyle paylaşın... Bebeklerinin tüm ilklerinde yanında olan ve onlar için hep iyisini isteyen annelerimize teşekkürlerimizle. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Sarah Jio'dan Agapi

Sarah Jio'nun altıncı kitabı Agapi, aşkı görebilen bir kadının, Jane'in hikayesini anlatıyor.
İki zaman arasında geçen, birbiriyle bağlantılı, alıştığımız Sarah Jio kitaplarından daha farklı daha klasik bir anlatıma sahip bu kitap.



Sarah Jio, Agapi'de romantik komedi filmlerinde, dizilerde sıkça karşılaştığımız türden hikayeleri bir araya toplamış sanki!
Yine de sıkılmadan okudum ben.
Romantik-komedi bizim işimiz ne de olsa :D



Kitapta tutkuyla dolu, hem fiziksel hem duygusal aşk EROS, uzun süreli bağlılık sözü veremeyen, bir oyun gibi oynanan aşk LUDUS, arkadaşlıktan doğan, güven ve bağlılık üzerine kurulu aşk STORGE, duygusal iniş çıkışları olan, saplantılı aşk MANİA, kalbin yerine aklın kontrol ettiği aşk PRAGMA, özverili, fedakâr, bencil olmayan aşk AGAPİ anlatılıyor.



Sarah Jio severleri tatmin edecektir...
Sizin favori Sarah Jio kitabınız hangisi?
Ya da son zamanlardaki favori kitabınız ya da kitap öneriniz var mı?

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Yenilmezler: Ultron Çağı

Bu aralar rotamız hep aksiyon filmlerini gösteriyor!
Yenilmezler: Ultron Çağına da yine hep birlikte gittik.
3 boyutlu, bol aksiyonlu bir filmdi...
Bizim gibi seriyi sevenler kaçırmayacaktır eminim.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Gezi notları; Bolu Abant - Gölcük, Safranbolu ve Amasra

Sıcağı sıcağına bir gezi yazısı paylaşmak istiyorum.
Haftasonuyla birleşen 1 Mayıs tatilini fırsat bilip eşim ve oğlumla birlikte düştük yollara...



Sabah 06:30'da İzmit'ten yola çıktık ve 08:30'da Abant'a vardık.
Abant'a giriş araç başı 12 TL.
Gölün etrafında ve Abant yolunda konaklanabilecek irili ufaklı tesisler var.
Biz kalmayı düşünmediğimiz için gölün etrafında yürüyüş yapıp bol bol fotoğraf çektik.



Gölünün etrafında gezinti yaptıktan sonra karnımız acıktı ve soluğu yol üzerindeki Gökdere'de aldık.
Çok zengin ve geniş bir menüsü yok ama gayet lezzetli ve yeterliydi.
Kişi başı 25 TL.



Abant'tan sonra 25-30 dk mesafedeki Gölcük'e geçtik.
Gölcük Milli Parkına da giriş yine araç başı 12 TL.



Gölcüğü ben Abant'tan daha çok sevdim.
Ormanlar arasında suni olarak yapılmış küçük ve şirin bir set gölü Gölcük.



Gölün hemen kenarında Orman Bakanlığı'nın misafirhanesi olan bu şirin ev var.
Orada konaklamayı çok isterdim...



Doğası, temiz havası ve piknik yerleri ile hem bölge halkının tercih ettiği hem de epey turist çeken bir yer burası...
1 Mayıs'ta da oldukça kalabalıktı.



Gölcüğe sırf gölün etrafında kartpostal tadında kareler çekmek için bile gidilir.
Biz gölün kenarındaki banka oturup kahve içtik, hayal kurduk bol bol...

Blogu uzun zamandır takip edenler varsa oğlum Alper'i hatırlayacaktır.
Gözlerinde büyüdü resmen!
12 yaşında artık.
Kocaman bir genç adam oldu...



Yaklaşık 1 saat 45 dakikalık bir yolculuk ile Gölcükten sonraki durağımız Safranbolu oldu.
Tatil sebebiyle çok kalabalıktı.
Yazın Alaçatı nasılsa Safranbolu'da öyleydi.
İlk durağımız Hıdırlık Tepesiydi.
Safranbolu'ya yukarıdan bakmak için buraya uğramak şart!



Hıdırlık Tepesine giriş için kişi başı 1 TL'lik bir ücret alınıyor.
Tepeden şehrin manzarasına bakıp fotoğraf çektikten sonra Hıdırlık yokuşundan aşağı indik.
Tarihin izlerini taşıyan, taşlı ve oldukça dik bir yokuş.



Bakırcılar çarşısı...





Safranbolu sokaklarında dolaştıktan sonra epey yorulduk ve meşhur İmren Lokumlarının mekanı olan İmren Nostalji Kafe'de mola verdik.



Dibek kahvesi burada karadut şerbeti ve çikolata kaplı fıstıklı lokum ile ikram ediliyor. Fiyatı 5 TL.



Safranbolu'ya gelmişken safranlı Zerde yemeden olmazdı tabi.
Onun fiyatı da 8 TL.



Son durak ise Amasra.
Tam bir balıkçı kasabası...
Yoğun, yorucu, bol gezmeli, yemeli, içmeli dolu dolu bir gün geçirdik.



Ve sonunda ev...

Bolu'dan aldığımız Bolçi çikolataların yanına İmren Lokumlarından çifte kavrulmuş ve çikolata kaplı Antep fıstıklı lokumları da ekledik.
Evde kahve keyiflerimize eşlik edecekler bir süre...
İmren Lokumların online satışı da varmış.
İnternet üzerinden de sipariş vermeyi düşünüyorum ben.

Yeni gezi yazılarında görüşmek üzere...

Pişik tedavisi için 12 yöntem

Bezlerin sürtündüğü alanlarda veya koltuk altı gibi kapalı kısımlarda sıcaklık, nem ve tahriş sonucu oluşan kızarıklık, su kabarcığı gibi deri hastalığına pişik diyebiliriz. Pişik cildin ıslak kalması, aşırı sıcaklık, alerji, ishal, yanlış bez ve ıslak mendil kullanımı gibi sebeplere bağlı olarak oluşabilir. Eğer bebeğiniz pişik olmuşsa pişiğin iyileşmesi ve oluşumunu önlemek için bir an önce tedaviye geçmelisiniz. İşte pişik tedavisi için 12 pratik ve etkili ipucu:

1- Pişik tedavisinde pişiğin yoğunluğuna göre uygulama yapılmalı.

2- Pişik olan bölgeyi bol ılık suyla yıkayıp iyice kurutun. Pudra kullanmaktan kaçının.

3.Bebeğin pişiği devam ederse farklı bir alt bezi ve ıslak mendili kullanmaya başlayın.

4.Dışkı yapılmış popoyu 1-2 damla bebek yağlı ılık su ile hafifçe yıkayabilirsiniz. Ardından temiz, yumuşak ve emici bir bezle temizlemeyi unutmayın.

5.Bebeğin altını ıslak pamukla silip zeytinyağı sürmek de etkili bir yöntem.

6- Bebeğin alt bezini sık sık kontrol edip ıslandığında değiştirin. Bebeğin altının kuru olması oldukça önemli.

7.Pişik önleyici krem ve pişik kremlerinden destek alın. Çinko oksit, A ve D vitamini içeren kremler cildinizi koruyup pişiğin iyileşmesine yardımcı olur.

8.Gün içinde bebeğin altını açık bırakıp havalandırmaya özen gösterin. Bu süre zarfında düzenli olarak altını ıslatıp ıslatmadığını kontrol edin.

9.Bebeğinizin cildi tahriş olmuşsa geceleri de bez değiştirmeyi ihmal etmeyin.

10. Bebeğiniz uykuya daldıktan sonra altını kontrol etmenizde fayda var. Bebekler genelde idrarlarını uyuduktan hemen sonra yaptıkları için bebeğinizi takipte olmalısınız.

11.Eğer bebeğinizin cildi pişik olmuş ise, havalandırma süresini daha uzun tutmaya

12.Pişik kremini her alt değişiminde ince bir tabaka halinde sürün. Yalnız kremi sürdüğünüz bölgenin kuru olması gerek. “Yenidoğan dönemi” olarak bilinen ilk 4 hafta içinde %10-15 çinko oksit içeren kremleri kullanabilir, sonraki aylarda %20-40 oranında olanları kullanabilirsiniz.



Bu önerilerimize uyarak bebeğinizin cildinde oluşan pişiklerin kolayca iyileşmesini sağlayabilirsiniz. Hala etkili bir pişik kremi bulamadıysanız, bebeğinizin hassas cildini pişiğe ve kızarıklıklara karşı koruyacak 99 pişik önleyici kremini deneyebilirsiniz. 99 pişik kremi içeriğindeki ekinezya ve Hamamelis Virginiana bitkileri sayesinde yaraların hızla iyileşmesine yardımcı olup bebeğinizin cildine ipeksi bir yumuşaklık katacak.