10 Şubat 2010 Çarşamba
Her Aşk Bitmek İçin Başlar
Kimileri için anlamlı, kimileri için sıradan, bazıları için de zorlama bir gün.
Bu hafta günün anlam ve önemine uygun bir yazı yazmayı düşündüm ama olmadı bir türlü!
Ben de Yasemin Özçelik’in satırlarına sığındım.
Kitabın adı Her Aşk Bitmek İçin Başlar...
Öylece duruyordu rafta, elime aldım.
devamı Hamarat Diva'da
06 Şubat 2010 Cumartesi
Yeni saçlar..
Silah dediysemde aklınıza kötü şeyler getirmeyin hemen!!
Ufacık bir değişiklikle bambaşka bir silüete bürünmenin daha kolay bir yolu yok bana göre!
İnsan çabucak kilo veremiyor ama 2 saatini kuaförde geçirirse epey değişiyor!
Eğer beğenmezsen de eski haline dönmen imkansız değil hem de!!
Sarı, kızıl, soğan kabuğu, karamel, kestane, siyah, röfle, gölge, balyaj o kadar farklı renk ve yöntem var ki ister istemez değişmek istiyor insan!
Zamanında neler denemedim ki!
Gölge, röfle, balyaj..
Bir ara sarı ve kısacık saçlarım olduğunu hatırlıyorum!
Sonra karamel ve küt..
İnsanın kendine yakışanı bulması pek kolay olmuyor malum :D
Doğal rengine yakın olduğu için 20'li yaşların sonuna kadar orta kestane saçlara sahiptim..
Arada ufak değişiklikler yaptım ama doğaldan şaşmamaya çalıştım..
Bir ara hazır boyaları da denedim ama bana 2 paket bile!! yetmediği için uğraşmaya değmeyeceğine karar vererek vazgeçtim!
Bir kaç defa kestane üzerine kızıl balyaj yaptırdıktan sonra kızıl rengi sevmeye başladım..
Arkadaşlarım ve ailemden de olumlu tepkiler alınca kızıla yöneldim..

Kendi saç rengim koyu olduğu için rengi açmak için öncelikle kusturma işlemi yaptırmam gerekti. Saçlarım uzun ve gür olduğundan kolay kolay yıpranmayacağını düşündüm. Kuaförümde kullandıkları malzemelerin kalitesine güvendiklerini söyleyince tereddüt etmeden yaptırdım bu işlemi. Aynadaki "turuncu" aksimi pek sevmedim ama neyse ki çabucak boyandı! Sonrasında da saçlarımla ilgili "hiç bir" sorun yaşamadım. İlk hali böyleydi. 3. boyadan sonra da fotoğraftaki renge kavuştum.
Ben aynadaki aksimi çok beğendim.
Peki siz??
Not: Taç benim tasarımım ama fotoğrafta pek belli olmamış..
03 Şubat 2010 Çarşamba
Diyette 13. Hafta..
700 gr yağdan gitmiş..
100 gr kas ve su da artış olmuş..
Moralimi bozmayayım diyorum ama hevesim kırılıyor azıcık..
Oysa yaz'a kadar vermem gereken 15 kilo daha var..
İnatla devam..
Pes etmek yok!!
Alışveriş, vs...
Hatta bazılarından daha çok…
Bakmaya, almaya hatta alıp ta kullanmaya kıyamayanlardanım bir de…
Özenle alır, sarar, saklarım.
Bir gün mutlaka zamanı gelir, nasılsa lazım olur ya da bir şeylerle kombinlerim diye alıp sırasının gelmesini bekleyen ne çok şey var kutularda, çekmecelerde…
Resmen hazine gibiler! Kıymetlimler…
devamı Hamarat Diva'da...
Bu haftanın filmleri..
Bugün toparladım bakın bakalım neler izlenmiş son zamanlarda..

Alper ile birlikte film izlemeyi seviyorum..
Aralarda yaptığı yorumlar güldürüyor beni çok..
Bir ara çizgi filmin heyecanlı bir yerinde "ben bakamayacağım" dedi..
Duygusal oğlum benim..
Disney'in animasyon filmlerini genelde beğeniriz. "Prenses ve Kurbağa" da müzikhal tadında çok keyifli bir çizgi filmdi. İzlemeyenler varsa sömestr tatili bitmeden mutlaka seyretsin..

Katherine Heigl ve Gerard Butler'in başrolünü oynadığı "Kadın Aklı Ekrek Aklı" çok eğlenceli bir romantik komedi..
Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biriydi bu...
Bu tarz filmleri seviyorsanız mutlaka izleyin. Pişman olmayacaksınız..

"Avatar" ile ilgili olarak burada da yazmıştım.
Mutlaka izlenmesi gereken bir film bence.
Pandora gezegeninde geçen masalsı bir öykü..
Filmin ytönetmeni Titanic ile ödüle doymayan James Cameron..

Russell Crowe, Ben Affleck, Rachel McAdams ve Helen Mirren'ın başrolünü oynadığı "Devlet Oyunları" düşük temposuna rağmen gayet sürükleyici bir filmdi..
Mutlaka seyredin diyemem ama başarılı kadrosu için izlenebilir bence..

Çok büyük beklentilerim vardı "Aşkın 500 günü" için ama filmin sonunu getiremeden uyuyakalmışım!!
Gerçek aşkın varlığına inanmayan bir kadınla ona aşık olan genç adamın sıradışı, romantik ve komik hikayesi anlatılıyor filmde..
Konusu klasik ama temposu oldukça düşük..
Filmi sonuna kadar izlemediğim için fazla yorum yapmak istemiyorum..

"2012" filmini izleyeli epey oluyor aslında..
Dünyanın sonu geliyor ve bir grup insan kurtulma mücadesi veriyor..
Başroldeki oyuncular onca aksiyon sahnesinden burunları dahi kanamadan kurtuluyor!!
Pek inandırıcı gelmedi sahneler bana..
Ayrıca ben dünyanın sonunun geldiği filmlerden çok sıkıldım artık..

Arkadaşlarının düğününden iki gün önce bekârlığa veda partisi vermek için Las Vegas’a giden dört arkadaşın yaşadığı eğlenceli olayları anlatan "Felekten Bir Gece" güzel bir filmdi..
Sıkılmadan izledik, bol bol güldük..
Başka filmlerde tekrar buluşmak dileğiyle..
Film önerilerinizi de bekliyorum..
01 Şubat 2010 Pazartesi
Strawberry'de sevgililer günü indirimi..
İşte bahane :d
Çilek'te sevgililer günü sebebiyle parfümlerde özel indirimler var.
Ben sıkı bir stokçu olduğum için!! kullandığım parfümlerin yedekleri elimde mevcuttu o yüzden sitede dolanıp durduktan sonra yıllardır Burberry Classic kullandığım için bu defa weekend'i denemeye karar verdim. 30 ml'i 30 TL'ye geldi..
Yanına Clarins'in şeker pembesi parlatıcısını ekleyince kargoda bedava oldu :D
Pek mesudum :d

Sizde almak, bakmak isterseniz buraya tıklayın..
30 Ocak 2010 Cumartesi
Yeni mim "Hakkımda 7 şey"..
7 ilginç özelliğimi yazıp aşağıdaki resmi yayınlamam gerekiyormuş..
Blogda herşeyi paylaştığım için bilmediğiniz ilginç bir özelliğim var mı diye düşünüyorum :D
Sanırım yok ama yeni ziyaretçiler için yazayım bende..
1- Kahve bağımlısıyım..
2- Güne müzikle başlamaya bayılırım..
3- Teknolojik gelişmeleri merakla takip ederim. Almama gerek yok! Bilsem de olur :d
4- Alışverişi sevmeyen kadın çok azdır. Bende bayılırım ama bu ara favorim Online olanı :D Tıkla gelsin.. Süper bir şey :p
5- Pimpirikli ve dediğim dedik bir anne değilim. Kurallarım var ama bazen bir damla göz yaşı herşeye "evet" demememe sebep olabilir. Pek iyi bir şey değil farkındayım..
6- Evde dvd izlemek, FarmVille'da ekip biçmek, Twitter'da laflamak soğuk kış akşamlarında olmazsa olmazım.. Size de şiddetle tavsiye ederim..
7- Simetri hastasıyım. Ofiste, evde halıları, objeleri, sandalyeleri düzeltmekten yoruldum!! Elimde değilll yamuk yumuk duran herşey kabusum oluyor :d
.... pas yok bu defa :d
29 Ocak 2010 Cuma
Bu aralar...
Çok güzel bir karne aldı Alper hepsi "5"
Davranış notlarının tümü de "çok iyi"..
Sınıftaki utangaçlığını atarsa çok daha iyi olacakmış!

Evde cır cır konuşan çocuk okula gelince sus pus oluyor nedense..
Söz verdi bize bundan sonra daha rahat olacakmış..
Bakalım bekleyip göreceğiz..

Bu turuncu balık Alper'in karne ediyesi "Ton ton"..
Babası ne istersin diye sorduğunda cevabı balık olmuş..
Ben sordum bana "Laptop" dedi.. :D
Sünnet hediyesi alacağım azıcık sabret diyerek geçiştirdim :d

Bu da "Dodo"..
Japoncada markasız kaliteli ürünler anlamına gelen Muji yeni yıl armağanı olarak çok şirin bir maket yolladı bize..
Alper ile birlikte keyifle yaptık.
Bu güzel hediye için çoook teşekkür ediyorum Muji Türkiye'ye..

Pazar kahvaltılarına bayılıyor oğlum..
Annesinin evde olduğu tek gün diye belki de..
Sadece yemeyi değil bana yardım etmeyi de seviyor..
Bu Pazar'da babasına sürpriz yapmak istedi..
Güzelce hazırladık sofrayı..
-Anne masaya çiçek de koyalım mı? diye sordu..
Tabi koyalım deyince İkea'dan aldığım renkli papatyalarla süslü küçük vazoyu getirip
masaya yerleştirdi..
-Anne müziği ayarlayıp ışıkları da karartalım mı diye de ekledi..
7 yaşında bir çocuk için bu özen şaşırttıcı değil mi?

Şehrime az da olsa kar yağdı..
Kardanadam yapamadık ama beyazı görmek bile yetti..

Sömestr tatilinde bol bol tekrar yapıp kitap okuyoruz..
Hızımız alamayıp ip baskısı bile yaptık..
En son ilkokulda yapmıştım sanırım ama unutmamaışım hala :D
Bol resimli bir post oldu..
Fazla yazıya gerek yok değil mi?
27 Ocak 2010 Çarşamba
Diyette 3.ay..
Ne çabuk geçmiş günler..
Daha dün Diyetisyenden randevu almaya çalışıyordum..
Çok kolay olmadı ama beklediğim kadar da zor değilmiş..
Bu hafta 900 gr vermişim..
3 ayda toplam 11 kilo oldu..
Aslında 12 kilo vermeyi hedeflemiştik ama 1 kg'da nazar olsun :DD
Belki bu hafta açığı kaparım bakalım..
Çok da kasmamak lazım değil mi?
Bugün bir müşteri ofise kocamannn bir kuzu çevirme göndermiş. Yanında pilav, salata, turşu falan vardı. Ben herkes kuzu yerken simit yedim! Eskiden olsa gözüm kalırdı ama vermenin ne kadar zor olduğunu anlayınca yemeye korkar oldum :d
Aaa unutmadan bugün diyetisyenim dedi ki kendisine beni soran "sessiz" okuyucularım varmış. Blogu çok beğendiklerini söylemişler. Çok teşekkür ediyorum burdan onlara...
Hadi bakalım yola devam..
Daha yaza çoook var..


.bmp.jpg)


