Anaokulu Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anaokulu Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Haziran 13, 2009

Mezun Olduk..

Koca bir öğretim dönemini daha ardımızda bıraktık..
Alper sağolsun bizi hiç üzmeden Anasınıfını bitirdi..
Dün diplomamızı ve karne yerine verilen gelişim raporunu aldık..
Öğretmenimize teşekkür edip vedalaştık..
Bir aksilik olmazsa gelecek dönem aynı okulun ilköğretim kısmına devam edecek ve şimdiki sınıfının üst katında eğitimini sürdürecek..
Öğretmenimiz ilerideki yıllarda da karnelerini görmek istediğini söyledi..
Aşağıda gelişim raporunu okuyacaksınız..
İlk dönemki rapor ise burada..

GELİŞİM RAPORU

Sayın Velimiz;
Çocuğunuzun gelişim durumuna ilişkin olarak hazırlanan bu gelişim raporu okulun ilk gününden bu güne kadar geçen zamanda sınıf içindeki gözlemler ve sizden alınan bilgiler temel alınarak düzenlenmiştir.

Alper, bu dönem boyunca okulumuzda yaptığı etkinliklerde kendi gelişim alanı içinde fiziksel açıdan yeterli bir gelişim göstermektedir. Büyük ve küçük kas becerileri gerektiren etkinliklerde oldukça başarılı olmuştur. 1 ile 10 arası rakamları kopya etme, yetişkin gibi kalem tutma, kağıt üzerine çizilmiş değişik şekilleri kesme, modele bakarak kare, daire, üçgen gibi geometrik şekiller çizme, ev, araba, insan gibi tanıdık resimleri çizme ve kompozisyon oluşturma, değişik materyalleri istenilen şekilde yapıştırma gibi küçük kas becerileri gerektiren hareketlerde oldukça başarılı olmuştur.

Genel olarak kendini sınıf ortamında ifade edebilmekte, arkadaşlarıyla iletişime girip oyun kurabilmektedir. Sınıf kurallarına uyma, sırasını bekleme, nezaket sözcükleri kullanma, başkalarının haklarına saygı gösterme, oyuncak ve materyalleri paylaşmada, grup oyunlarında kurallara uyma sorumluluk alma, aldığı sorumlulukları yerine getirme, yetişkin denetimi olmadığı durumlarda da gerektiği gibi davranma davranışlarında oldukça başarılı olmuştur.

Türkçe’yi genel olarak doğru kullanmaktadır. Evde sözcüklerin başlangıç seslerini söyleme, aynı sesle başlayan sözcükleri söyleme oyunları oynayabilir, dil gelişimine katkıda bulunabilirsiniz. Yaşına uygun zihinsel becerilere sahiptir. Bu konuda yapılan çalışmaların yeterli olduğu düşüncesindeyiz.

Doğru beslenmenin önemini fark edebilmekte ancak dengeli ve yeterli beslenme konusunda özendirilmesi gerekmektedir.

Okula başladığı günden bu güne kadar her gün büyüdüğünü, geliştiğini ve yeni bir şeyler öğrendiğini gözlemlemek bizi mutlu ediyor.

Temennim bundan sonraki yaşantısında sağlık, mutluluk ve başarı onunla olsun..

Nurşen UZUN (Sınıf Öğretmeni)



Alper ve sevgili öğretmeni Nurşen hanım..



İkinci dönem okulda yapılan faaliyetlerin bazılarını yaz tatilinde çocuklu ailelerin işine yarar diye yayınlıyorum. Geçen dönem ise burada..



Hepsi de çok şekerrrr değil mi?



Şu sevimli fareye de bayıldım resmen!



Bu füme rengi saat ise bizim Alper'e mezuniyet hediyemiz :)
Swatch'un çocuklar için özel olarak hazırladığı flik flak serisinden..
Pek mutlu oldu..
Gözü sürekli saatte :)

Cumartesi, Haziran 06, 2009

İzmit'in Efe'si..

Koskoca bir öğretim yılını geride bıraktık..
Şimdi de ilköğretim telaşı sardı bizi..
İstediğimiz okula kayıt yaptırabilirsek ne ala..
Yoksa işimiz zor!
Hayırlısı artık..



Dün akşam Alper'in anasınıfında yıl sonu gösterisi yapıldı..
Bizimki "Efe" oldu..
Yıl boyunca dans gösterisinden ser verip sır vermeyen Alper'in marifetlerini ailece gördük..
Gayet başarılıydı..
Fotoğraf ve kamera çekimi profesyonel bir ekip tarafından yapıldığı için henüz elime ulaşmadı. Bunlar cep telefonuyla çekildiği için pek güzel değil. İdare edin :)

Cuma, Mayıs 15, 2009

Hacivat - Karagöz gösterisi..

Merhaba..
Ben iyiyim, Alper de..
Keyifsizliğim biraz azaldı..
Hayatın devam etmesi iyi mi kötü mü çözemedim henüz..
Ama ediyor işte..
Bize soran yok..

Çarşamba günü Alper'in anasınıfında "Aile katılım çalışması" vardı. Her veli haftanın belli günlerinde okula gidip deney yaptı, hikaye anlattı, yoğurt mayaladı, kek yaptı ve bunları çocuklarla paylaştı. Bizim evde de görev Babaya düştü. Geçen yıllarda görümcemin eşi kızı Işıl için hacivat - karagöz sahnesi hazırlamıştı. My Koo'da bunu fırsat bilip okulda gölge oyunu sahnelemeye karar verdi.



Alper ile birlikte provalar yapıldı ve çocukları kahkahaya boğan bir gösteri düzenlendi sınıfta. Ben okula gidemedim ama kamera kaydını izledim ve çocukların eğlendiğini gördüm. My Koo şıpır şıpır ter dökmüş ama buna da değmiş. Bu vesile ile çocuklar hem Hacivat ile Karagöz'ü tanımış oldu, hem de keyifli dakikalar yaşadılar..



Her çocuk gibi Alper'de anne yada babası okula geldiği zaman acayip heyecanlanıyır. Yüzünde gülücükler açıyor ve belli ki bizimle gurur duyuyor..

Pazartesi, Mayıs 11, 2009

Anneler günü etkinliği

Cuma günü 14:30'da Alper'in anasınıfında "Anneler Günü" etkinliği vardı..
Öğretmeninin verdiği şiir Alper ile bizim günlük rutinimize o kadar uyuyordu ki ezberlemekte zorlanmadı..
Öğretmen ve sınıf anneleri bizler için çiçek, mum ve mektuptan oluşan sürprizlerde hazırlamışlardı..
Kalp şeklinde el yapımı kartlarda cabası..
Alper beni sınıfında görmekten çok mutlu oldu..
Sevinçten yerinde duramadı..
içi içine sığmadı görseniz..



Şiiri de hiç takılmadan ve gözlerimin içine baka baka okudu..
Benim gözler doldu tabi ki..
İşte şiirimiz;

Annem

Senden ayrı duramam, Benim biricik annem. Her sabah uyanınca ,
Seni ararım hemen
. Bugün anneler günü, En çok sevinen benim. Seni candan kucaklar, Ellerinden öperim..



Minik bir dans gösterisinin ardından program da sona erdi..

Not: Gösterinin saatini duyunca Alper'e şaka olarak offf tam da iş zamanı nasıl izin alıcam ben demiştim. Benim Patronumda Alper'i çok seviyor. Ben hallederim dedi ufaklık! Ertesi gün bir baktım patronumla havuzbaşındaki banka oturmuş izin istiyor. Anladım ki benim oğlum artık iyice büyümüş. Benim yerime izin bile alır oldu..

Cuma, Şubat 27, 2009

Alperrrr, kucağıma sığ!

Oğlum büyüyor..
Hızla hemde..
Ters cevaplar vermeye de başaldı..
Sonra pişman olup bolca özür diliyor ama nafile..
Anasınıfında ilk dönem ev ödevi hemen hemen hiç yoktu. Şimdi yavaş yavaş başladı..
Belki de ondan bunalımda..
Hayaller de kuruyor bu aralar..
Hangi mesleği yapacağına karar verme telaşı da başladı şimdiden..
Polis olacaktı, vazgeçti..
Pilot olmaya karar verdi sonra Amsterdam'da düşen uçağı duyunca ondan da vazgeçti..
Pek kararsız anlayacağınız..



Eeee, oğlum büyüyor da ben buna hazır mıyım? Iıııhhhh..

Alper'i kucağıma aldığım günler dün gibi ama şimdi 117 cm boyunda, 28 kilo ağırlığında, 6 yaşında kocaman bir adam oldu..
Kucağıma sığdığı günleri hatırlıyorum tıpkı yukarıdaki resimler gibi..
2 yaşına kadar emdiği için mi bu kadar çabuk büyüdü acaba?
Kısaca oğlum büyüyor ve ben ona doyamıyorum..


İşte bu da ilk ödevi..

1'den 10'a kadar 1 sayfa yazdı..

1 saat sürdü..

Sıkıldı, arada dolaştı..

Yanında da bir bardak su, gerekliymiş...

Ahhh zaman sadece aklar düşürmekle yetinmiyorsun saçlarıma!
Bir de oğlumu alıyorsun kucağımdan..
Eski günlerimizi özledim..
Alperrrrr, hadi fış fış kayıkçı yapalım..

Cuma, Şubat 20, 2009

Güz Sancısı

Bu yazımda bekliyorum demişim ve hepsi gelip girmiş hayatıma..
Ne güzel..
Bu hafta filmlerden bahsettim hep farkındayım ama akış bu yönde ilerliyor ben ne yapayım :)



Güz Sancısı vizyona gireli 1 ay oldu ama ben ancak dün akşam izleyebildim. Tomris Giritlioğlu adı benim için bir referanstı o yüzden çok ta acele etmedim. Filmin başrol oyuncularını da çok sevdiğim için heyecanla seyrettim filmi...

Behçet (Murat Yıldırım) ve Elena'nın (Beren Saat) masumiyetle dolu aşk sahnelerini çok sevdim. Hele Behçet'in Elena'nın yaralarını sildiği bölümler resmen bir tablo gibiydi. Fahişelik yapmasına rağmen hala bebekleriyle uyuyan Rum güzeli Elena'nın saflığı ve doğruyu bulmakta geciken Behçet'in tavırları da beni çok şaşırttı. Halkın galyana gelip kapı komşuları olan Rumların evlerini ve dükkanlarını talan etmesi ise korkunçtu! Türk siyasi hayatının ağır yükünü sırtlarında taşımak zorunda kalan iki sevgilinin aşkın topraklarında "aynı", yaşadıkları ülkenin topraklarında "farklı" taraflarda geçen aşkı izlenmeye değer bence...

Bir aydır gösterimde olmasına rağmen full dolu bir salonda izlediğim için de çok memnun ayrıldım filmden. Güldürmüyorda ağlatmıyorda dedi eşim salondan çıkarken! Nedense...

İlave: Ayşe Arman'ın 6-7 Eylül dönemini bire bir yaşamış Apoyevmatini Gazetesi genel yayın yönetmeni Mihail Vasiliadis ile yaptığı röportajı okumak için tıklayın...

Salı, Ocak 27, 2009

Çocuğunuzdan Mektup Var!

Karnesine iliştirilen bu yazıyı görünce Alper’e dedim ki bize mektup yazmışsın. Hayyırr anne yaaa ben daha yazmayı bile bilmiyorum. Kesin öğretmen yazmıştır. :) dedi! İşte bir çocuğun gözünden anne – babaya yazılmış satırlar. Okuyunca kendi yaptığım minik hatalarında farkına vardım. Belki size de faydası olur diye üşenmeyip yazıyorum :)



Sevgili anneciğim ve babacığım;

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim. Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da, sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakla güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her zaman her yerde koruyup kollayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görebilirsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım yoksa. Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin ama beni şımartmayın da. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz sözler vermeyin. Sözünüzü tutamayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini sevdiğimi söyleyemem ama beni hiç kısıtlamadığınızda da ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor hem de bundan yararlanmadan yapamıyorum. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlıklar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri ben pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. “Ben senin yaşındayken” diye başlayan cümleler kurmayın. Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni yaramazlıklarım için kötü çocukmuş gibi yargılamayın. Yanlış davranışımın üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim. Beni dinleyin. Öğrenmeye en yakın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve öz olsun. Beni yeteneklerimin üzerinde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin, hiç değilse çabamı övün. Beni başkaları ile karşılaştırmayın. Umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davrandığımı gördüğünüzde ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın. Yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam da, soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınız haklı görebilirim ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki, bende sizi başkalarının önünde güç durumda bırakabilirim. Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz tersine beni size yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çalışmayın. Yanıldığınız görünce üzüntüm büyük olur. Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin zor olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse birçoğundan vazgeçebilirim yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın. Benden “örnek çocuk” olmamı istemezseniz bende sizden kusursuz Anne baba olmasızı beklemem, sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi ama seçme hakkım olsaydı sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.
Sizi seviyorum.

Çocuğunuz...

Cumartesi, Ocak 24, 2009

Karnemizi Aldık

Bugün itibarıyla başlayan sömestr tatili evimizi sevince boğdu! Alper'i bir görseniz 15 gün tatile girdi okul diye mutluluktan havalara uçuyor! Bu kötü bir şey değil di mi?

Alper okuldan elleri dolu geldi. Bir adet Gelişim Raporu, (Karne verilmiyor sanırım ana sınıflarında artık) Bir adet mektup, (Mektubu daha sonra yayınlayacağım) ve kocaman bir klasörle geldi. Klasörde sınıfta yapılan faaliyetlerin bir bölümü var. Bir kısmı yıl sonu sergisi için ayrılmış. Eve gelen çalışmalar bunlar...




Belki bana öyle geliyordur ama, ne güzel şeyler yapmışlar değil mi? Bayıldımmm ben :)



Alper’in Gelişme Raporu (Ara Karne)

Bilişsel Alan; Renk, sayı, şekil kavramları ile ilgili gruplama, sınıflama, eşleştirme, sıralama çalışmalarını başarıyla yapabilmektedir. Dikkatini yapılan çalışma üzerinde toplayabilir. Bazen çalışmalarda yardıma ihtiyaç duyduğu olmaktadır. Nesnelerin mekandaki konumunu doğru olarak söyleyebilmektedir.

Dil Alan; Sesleri ayırt edebilir ve konuşurken sesini doğru kullanabilir. Kendini sözel olarak ifade etmekte zorlanmaz. Konuşurken göz teması kurar, sohbete katılır. Sohbet sırasında düşüncelerini söylemeye çalışır. Söz almak için sırasını bekler.

Sosyal – Duygusal Alan; Genel olarak duygu ve düşüncelerini sözle ifade etmekte zorluk çekmez. Ancak duygularını zaman zaman dışarıya yansıtmadığı olur. Grup etkinliklerine isteyerek katılır. Gerektiğinde lideri izler. Başladığı işi bitirme çabası gösterir.

Psikomatör Alan; Bu dönem boyunca sınıfımızda yaptığı etkinliklerde fiziksel açıdan yeterli gelişim göstermektedir. El, göz koordinasyonu gerektiren çalışmalar sırasında bazen yardıma ihtiyaç duyar.

Özbakım Becerileri; Gerekli temizlik kurallarını uygulayabilmektedir. Giysilerini sınıf içerisinde yardımsız giyip çıkarabilir. Kendini sınıf içindeki kazalardan koruyabilir.

Genel Sonuç; Tüm öğrenim hayatı boyunca başarılı bir öğrenci olacağına inanıyorum.

Perşembe, Aralık 25, 2008

Toplantı Notları ve Yerli malı fotoları

Pazartesi günü yerli malı haftası kutlanmıştı okulda. Alper "fındık" şiirini başarıyla okumuş. Bunlar de geciken fotolar...



Fonda babaannemizin meşhur kağıda kek'i var. Başlarındaki yerli malı şapkaları ise kendi üretimleri...



Velilerin yaptıkları yiyecekler afiyetle yeniyor.



Sevgili Öğretmenimiz Nursen Uzun ve Yeşil sınıfın şeker bebeleri...

Toplantıdan...

Geçen yıl kreşte de çok değerli genç bir öğretmenimiz vardı Elif hanım. Bu yıl ana sınıfında da şansımız yaver gitti ve 14 yılık tecrübeye sahip Nursen hanım oldu öğretmenimiz. Salı günki toplantıda bire bir konuşabilme şansını bize verdiği için daha iyi tanıdık birbirimizi. Aile görüşmesine eşimle birlikte gittik. Öğretmenimiz evde uygulanan kuralları, akşam süt içip içmediğini, dişlerini fırçalayıp fırçalamadığına kadar bir çok soru sordu. High school ve Montessori teknikleri ile ilgili araştırma yapan, kendini ve eğitim yöntemlerini geliştirmeye açık bir öğretmenimiz olduğu için çok şanslıyız.

Alper ile ilgili duyduğumuz şeyler çok güzeldi. Resimlerindeki ilerlemeden, algılama ve titizliğinden çok memnun olduğunu söyledi Nursen hanım. Çizgi çalışmalarında ve sayı saymada bir problemi olmadığını, sömestr tatilinde 1'den 10'a kadar yazma konusunda destek istediğini ekledi. Biz de hemen başladık çalışmaya. Sınıf içi çalışmalara parmak kaldırıp katılmaya başlamış benim Paşa. İlk başlardaki çekingenliğini atmış.



Nasıl yazabilmiş mi? Şimdilik 1'den 7'ye kadar yazabiliyor. Daha çok çalışmamız lazım ama dimi :)

Biz öğretmenden öğretmende bizden memnun bir şekilde ayrıldık okuldan. Şimdilik herşey yolunda anlayacağınız...

Çarşamba gününden itibarende okulda "dans" kursuna başladı Alper. Zeybek oynayacaklarmış yıl sonu gösterisinde. Şimdiden çok hevesli. Isınma hareketleri ile başladıkları ilk ders çok güzel geçmiş. Evde bana da yaptırdı :) Bakalım daha neler öğreneceğiz !

Pazartesi, Aralık 22, 2008

Yerli Malı Haftası

Alper'in okulunda bugün yerli malı haftası kutlanıyor. Babaannesinin meşhur kağıda kek'i vardır Alper çok sever. Çocuklar için yemesi daha kolay olacağı için babaannemizden rica ettik o kek'i yapacak. Meyveler, kuru yemişler, pasta, börek herkes bir şeyler yapıp götürecek ve yemek saatinde mükellef bir sofra kurulacak yerli malı haftası şerefine. Kendilerine okulda meyvelerle süslü kartondan şapka bile yapmışlar ama veliler davetli olmadığı için göremeyeceğiz sanırım biz.




Bu güne özel şiir bile ezberledi Alper. Geçen yıl kreşte'de Fındık şiirini okumuştu bu yazımda bahsetmiştim. Bu yılda yine fındık olmuş oğlum. Fındığa mı benziyor acaba çocuğum yoksa tesadüf mü :)

Şans diyemeyeceğim çünkü konu aynı ama şiir farklı.

"Giresun zengin olsun,
Cebiniz fındık dolsun.
Kırılır çıtır çıtır,
Hem besler hem ısıtır."

İşte ezberlediğimiz şiir bu. Yarın da okulda görüşmem var. Öğretmen veli toplantısında çocuklar ile ilgili bilgi vermek istemediğini söyleyerek her veli ile "tek tek" randevu vererek görüşmek istediğini söyledi. Yarın bakalım neler duyacağım Paşa'ya dair...

Son bir diyalog ekleyip kaçıyorum arkadaşlar. Güzel bir hafta diliyorum hepinize...


Yerli malı ne demek Alper biliyor musun?, diye sordum!

- Meyvelere saygı göstermek heralde, anne dedi :)

Pazartesi, Kasım 10, 2008

Anne - Oğul keyfi

Hastane, Okul, İş derken ne zamandır oğlumla baş başa kalamamıştık. Cuma akşamı okuldan çıkıp pasta yemeğe gittik. Alper çikolatalı fıstıklı ben ise frambuazlıdan yana kullandım tercihimi. Fotoğraflardan anlaşılacağı gibi Alper çocuk oyun alanında geçirdi vaktini, epeyde eğlendi.



Alper’in üzerindeki kıyafetler okul eşofmanları. Ana sınıfı kıyafetlerimiz bu artık. Ne giydireceğim derdi olmadığı için biraz rahatladım :) Alperlerin okulunda 4 sınıf var. Kırmızı, Yeşil, Turuncu ve Pembe. Alper’in sınıfı Yeşil sınıf. Alt eşofmanları siyah kenarları yeşil çizgili. Üst ise yeşil penye. Resimlere tıklayıp yakından bakabilirsiniz.



Okulda ise her şey yolunda. Geçen hafta Salı günü tatil gelmedi mi anne dedi ama olur arada böyle şeyler değil mi? Yeni şarkılar öğreniyor. Resmi de epey gelişti. Geçen gün bir ev çizmiş çatısında anten bile vardı. Şaşırdım doğrusu :) Bu iki resimde okuldan eve gelen eserlerimiz :0



Haftasonunu Alper'in yoğun ısrarı ile annemde geçirdik. Abimler orada kalıyor diye tutturdu Furkan'ı görmeye gidelim diye. Sabah uyandığında boğazlarım acıyor dediği için ateş düşürücümüzü yanımıza alıp çıktık yola. Gece 01:00'den sonra başladı ateşi çıkmaya. 38.5'u görünce uyandırıp şurubunu içirdim. Neyse ki çabucak düştü. Sabah kalktığında iştahsız ve keyifsizdi. Biraz yatıp, yedirdiklerimi çıkardıktan :( sonra açıldı. Bu sabah uyandığında bir gün ilaç içtim hemen iyileştim annecim dedi. Şimdi okulda. Bakalım ne maceralar yaşayacak bugün!



Annanem bugün hastaneden çıkıyor. Taburcu işlemleri bitmiş eve nakledecek ambulans bekleniyor. Bir süre annemlerde kalacak. Yine sıkça göreceğim sultanımı. Şimdilik gayet iyi ve evde daha da iyileşecek bence. İyi dilekleriniz ve dualarınız için tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

Blog sayesinde tanıştığım arkadaşım Tuğba Cezayir'den geldi. Dün telefonla konuştuk. 27 Kasım'a kadar buradaymış. En kısa zamanda buluşacağımız için şimdiden sabırsızlanıyorum.

Anlayacağınız bizim hayatımızda şimdilik her şey yolunda.
Darısı başınıza ve iyi haftalar...

Minnettarız !


10 Kasım nedeniyle Alper'in anaokulunda da Atatürk'ün hayatı, hayata bakışı, yaşadıkları, yaptıkları 6 yaş çocuklarına algılayabileceği şekilde anlatılıyor.
Ezberlediği bu şiiri, tüm gücümüzle bu hafta sonu bol bol okuduk.
Atatürk yoktu,
Düşman Çoktu.
Atatürk geldi,
Düşmanı yendi.
Bu güzel ülkeyi bizlere verdi...

Bu güzel Ülke biliyoruz ki senin eserin...

Seni unutmadık, unutturmayacağız ATAM!

Perşembe, Ekim 16, 2008

Toplantı Notları

Bugün 2. kez veli toplantısına katıldım. Öğretmen konusunda çok şanslı olduğumuzu daha önce de söylemiştim. Hakikaten şimdilik herşey yolunda. Alper okulda olan biteni anlatan bir çocuk değil. Bazen kendiliğinden bazı şeyler anlatıyor ama çok nadir. Sınıftaki en iyi arkadaşı Ali Mert'miş. Annesi sürekli Alper'den bahsettiğini söyleyince itiraf etti bizimkide.



Toplantıda beni şaşırtan birşey olmadı. İlköğretimde nedenini anlamakta zorlandığım el yazısı kullanıldığı için hazırlık olarak çizgi çalışması yapıyorlarmış. 1'den 10'a kadar sayıları tanıma, 10'dan geriye sayma ve 1'den 20'ye kadar sayı saymayı öğreneceklermiş. Alper renk ve sayıları uzun zamandır tanıyor. Çizgi çalışmalarında ilk günlere nazaran epey gelişme göstermiş.

Öğretmenimiz çocuğu tanıma ile ilgili forma yazdığımız yazıları dikkatlice okuduğunu ve çocuklarını çok iyi tanıyan ebeveynler olduğumuzu söyledi. Hepsini tek tek okumuş. Bazen gülmüş bazen ağlamış. Özellikle benim bu yazımda bahsettiğim yumurta konusuna çok üzüldüğünü söyledi. Hatta gözleri doldu. Tabi ben durur muyum durmam eşlik ettim hemen. Genel olarak bir sorunumuz yok okul ile alakalı. Sadece yemek yemek istemediğini bu yüzdende Alper'i zorlamadığını söyledi öğretmenimiz. Bu sorunu kreşte de yaşadığım için şaşırmadım.

Dün okulda ilk kez tiyatro izlemişler. Çok sevmiş Alper. En yakın arkadaşı Ali Mert ile yan yana oturmuş. Alper sakin bir çocuk olduğu için mizacına uygun çocukları seçiyor kendine. Okuldaki arkadaşları ile alakalı bir sorunda yaşamadık. Evde şikayet bazında da hiçbir şey söylemedi. Öğretmen sadece şimdiden gruplaşmaya karşı olduğu için hergün farklı yerlerde oturmalarını söylüyormuş. Ali Mert bazen yanımda oturmuyor demişti bana. Bencede çok mantıklı.

Hava bugün çok güzel. Pırıl pırıl, aydınlık bir gün. Arkadaşım Meltem, oğlu Onur, Alper ve ben okuldan sonra yemeğe gideceğiz. Güzel bir yemek ve ardından künefe yemeyi planlıyorum. Şimdiden çokkk acıktım.

Unutmadan bizim sol üst en arkada 21.dişimiz çıktı. Dişçiye sorduk ilk kalıcı dişimizmiş. Diğer dişlerimizde de hiç çürük yok. Şimdilik bizimleler.

Bugün anlatacaklarım bu kadar...

Cuma, Eylül 26, 2008

Haftanın Çocuğu

Alper anaokulunda sorunsuz 1 ay geçirdi. Herhangi bir uyumsuzluk ya da şikayet gelmedi. Zaten uyumlu bir çocuk olduğu için şüphem de yoktu. Sınıf arkadaşlarının annelerindende Alper ile alakalı olumlu sözler duymaya başladım. Bu da beni çook mutlu ediyor. Öğretmen konusunda da gerçekten şanslıyız. Alperde bizde öğretmenimizi gerçekten çok sevdik. Bu özellikle ilk okul öncesi çocuk için çok önemli. Umarım anasınıfındaki şansı İlköğretimde de sürer.

Alper'in anaokulunda her hafta yapılan bir etkinlik var. Her Cuma kura çekiliyor ve seçilen çocuk Pazartesi günü gelirken arkadaşlarına armağan etmek için çikolata ve kendi fotoğraflarıyla hazırlanmış bir pano götürüyor. Ayrıca hafta boyunca tüm faaliyetlerde öğretmene yardım edip sınıfın önderi oluyor. İlk hafta kura kızlar arasında yapılmış 2. hafta ise erkekler. Oğlum kura çekilirken içinden kendisinin çıkmasını dilemiş ve tabiki meleğimin duasu kabul olmuş. Çocuk olmak ne güzel dimi ama...

Yani Oğlum bu hafta ana sınıfında Haftanın Çocuğuydu. Çoook heyecanlıydı. Çikolatalar alındı, pano hazırlandı. Küçük bey çok mutlu bir hafta geçirdi. Öğretmene yakın olmak ve sınıf sırasının başında olmak çok güzelmiş. Bugün saltanatımız bitiyor. Ama biz çook mutluyuz.

İşte bu da panomuz !

Cuma, Eylül 12, 2008

Öğrenciyi Tanıyalım

Dün Alper'in okulda yapılan toplantıda bir sürü form doldurduk. Çocuğun kan grubu, anne - baba meslekleri, genel aile bilgileri ile ilgili. Aşağıdaki ise ev ödevimizdi. Baktım yaz yaz bitmiyor, el yazısı yerine bilgisayarda yazmayı tercih ettim.

Eeee bilgisayar ortamında olunca da sizlerle paylaşmadan olmazdı.



ÖĞRENCİYİ TANIMA FORMU

Tarih: 11.09.2008
Öğrencinin Adı: Alper
Öğrencinin sınıfı: Yeşil

• Çocuğunuzu ayrıntılı olarak anlatınız.

Alper genelde sakin, etrafına ve arkadaşlarına zarar vermeyen, şiddet uygulamayan bir çocuktur. Tamir eşyaları, polis aksesuarları ve çizgi kahraman figürleri ile oynamayı sever.Anlayışlı ve uysaldır. Okulda yemek yemeye zorlanacağı ve doğru cevaplar veremezse azarlanacağı korkusunu ilk günlerde çok yaşadı. Sürekli okula gitmekten korkmuyorum başarısız olmaktan korkuyorum diyordu. Sebebi de başarısız olursa ceza alacağını düşünmesiydi. Evde endişelerini gidermek için anne ve baba olarak motivasyon arttırıcı konuşmalar yaptık. Evhamlı ve detaycı bir çocuk olduğu için ayrıntılı düşünür. İsteklerini yaptırmak için arada duygu sömürüsü yapsa da bilerek yalan söylemez. Mantıklı açıklamalar yapıldığında kabul eder. Israrcı bir tutum sergilemez. Oyuncak mağazasına girip sadece dolaşarak çıkabilir. İsteklerini kabul etmediğimizde tutturmaz . Çizgi film izlemeyi, sinemaya gitmeyi, ailece evde faaliyet çalışmaları yapmayı ve masal kitabı okumayı sever. Tübitak’ın çıkardığı “Meraklı Minik” dergisi her ay mutlaka alınır. İçindeki hikayeleri okumayı ve deneyleri yapmaya çok meraklıdır. Yalnızlıktan ve aile fertlerinin ölmesinden endişe duyar. Sağlığımıza dikkat etmemizi ve yaşlanmamızı tembihler. Hayvanları, hayvanat bahçesini çok sever. Büyüdüğünde sirkte çalışma hayali kurar. Sayıları ve bazı harfleri tanır. Bilgisayar klavyesinde adını yazabilir. Renkleri 2 yaşından beri tanıyor. 1 yaşında yürümeye ve 2 yaş itibarı ile tamamen mantıklı cümleler kurmaya başladı. 2 yaşına kadar anne sütü içti. Önemli bir sağlık sorunu yaşamadı. İlk girdiği ortamlarda çekingen tavırlar sergiler ve isteklerini hemen dile getirmez. Resim çizmeyi pek sevmez ama sulu boya ile boyama yapmayı sever. Kendi yaş gurubuna uygun çözümlü, bilmeceli kitapları sever. Masum yalanlar söylediğinde doğru söyleyeceğini biliyorum anneciğim dediğimde şaka yaptığını söyleyerek tüm olan biteni anlatıp özür diler. Teşekkür etmeyi, kendisine yapılan şeyleri övmeyi bilir. Çok dikkatli bir çocuktur. Yeni bir şey alındığında ya da evdeki en ufak değişikliklerde hemen fark eder. Ezberi kuvvetlidir. Romantik ve kırılgandır. Özel günler söylendiğinde mutlaka tebrik eder. Her çocuk gibi kaprisleri, inatları ve şımarıklıkları vardır. Ama bu zamana kadar aşırı ve abartılı hareketler sergilememiştir. Ters davranıldığında ani sinirlilik hali sergileyebilir. Okulda yapılanları ve arkadaşlarını anlatmayı pek sevmez. Erkek çocukları daha çok sevdiğini söylese de kız arkadaşları ile de rahatlıkla oynar. Kendi kıyafetleri konusunda beğenilerini dile getirir. En sevdiği renk turuncudur. Yeni bir şey alındığında ya da sürprizler yapıldığında müthiş iltifatlar edip genelde bizi şaşırtır. Hediye almayı sever. Titiz, temiz ve tertiplidir. Hareketli bir çocuktur.

• Çocuğunuzun en sevdiğiniz yanları nelerdir?
Merhamet duygusunun gelişmiş olması, anlayışlı ve sabırlı oluşu. Kimseyi incitmek istememesi, en kötü anımda bile kurduğu anlamlı bir cümleyle günümü aydınlatması. Dürüst ve sakin bir çocuk olması ve hayatımıza kattığı herşey...

• Çocuğunuzda sizi endişelendiren özellikler nelerdir?

Aşırı duygusal, titiz ve kırılgan oluşu. Zorluklar karşısında ya da yeri geldiğinde hakkını savunabilecek mi diye endişeleniyorum. (Mesela bugün – 11 eylül – ikindi kahvaltısında tabağında yumurta yokmuş. Canı istemiş, parmak kaldırmış ama fark edilmemiş sanırım. Benim yumurtam yok diye dile getirip, sesini duyurmamış.) İsteklerini özellikle okul ortamında dile getiremeyecek ve ezilecek diye korkuyorum. Yırtıcı bir çocuk olmadığı için fark edilmeme korkusu yaşıyorum. Geçen yıl haftada 3 gün yarım gün kreşe gitti. (Ünlü Çocuk Sarayı) Eskiye nazaran biraz daha özgüveni yerine geldi ama yine de bana göre çok yeterli değil.

• Çocuğunuzda bilmemiz gereken özel durumlar varsa yazar mısınız?

Yazdıklarımın dışında çok özel bir sorunumuz yok. Ben çocuk gelişimi ile alakalı İnternet sitelerini, kitapları ve yazıları okumayı çok seviyorum. Alper ile alakalı yazılar yazdığım, kendi hayatımızı günlük şeklinde aktardığım Alper odaklı bir blogum var. Daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz www.annelerlehayatadair.blogspot.com sitemin adresi. Yaptığımız kişisel faaliyetler ve günlük olayları vaktiniz varsa buradan izleyebilirsiniz.

• Eğitimciyle görüş birliği sağlayarak çocuğunuzun hangi davranışları olumlu şekilde gelişsin istersiniz?

Özgüveni yerinde, kendine güvenen ve haklı olduğu her durumda kendini rahatlıkla savunacak bir birey olmasını istiyorum. Spor ile alakalı hobileri olması konusunda teşvik edilebilir. Sadece bireysel olarak değil toplu yapılan etkinliklerde de kendini ifade edebilmesi de çok önemli. Başarı özgüveni kazandığında kendiliğinden gelecektir diye düşünüyorum. Çocuğuma dair büyük hayaller ya da umutlar beslemiyorum. Sağlıklı düşünebilen bir birey olması, kendi kararları olması, hayata karşı kendince bir bakışı ve sevgi dolu olması yeterli bence. Tabi ki derslerinde başarılı olsun, öğretmenlerinden daima övgü dolu sözler duyayım isterim her ebeveyn gibi ama bunu bir hırs olarak görmek ve kendi hayallerimi gerçekleştirmek için bir araç olarak kullanmak asla niyetim değil. Sevgi dolu bir ailede daima yüreklendirilerek ve desteklenerek yetişen bir çocuğun başarıyı doğrudan yakalayacağına inanıyorum. Utangaçlığını ve heyecanını yenerse çok daha mutlu bir çocuk olacağını tahmin ediyorum. Kısaca bizim amacımız özgüveni gelişmiş, kendiyle barışık ve mutlu bir çocuk yetiştirebilmek. Seveceği bir hayatı olması için çocuğumuzu desteklemek ve zaman zaman yönlendirmek. Ana sınıfı bence çocuğun eğitim hayatında en önemli basamak. Sadece ilköğretime değil hayata da hazırlıyor çocuğu. Desteğinizle bunu başarabileceğimizi düşünüyorum.

Perşembe, Eylül 11, 2008

Okul Notları 1

Sayılı günler çabuk geçer derler ama bana bu 10 gün çok uzun geldi. Pek dinlenmesem de Alper'in yanında olmak ve birlikte okul günlerinin stresini paylaşmak çok güzeldi. İlk hafta sadece 1'er saat kaldılar okulda. 1 saatlik sürede ben hep bahçedeydim. Ağlayan, kendilerini yerlere atan, annelerini sürükleyen çocukları gördükçe Alper'in morali bozuldu ama hiç sorun çıkarmadı. Pazartesi'den itibaren sınıfları ve öğretmenleri belirlendi. 13:00 - 17:30 arası okulda artık. İlk gün yine sorun yoktu ama 2. gün hafif bir kriz yaşadık. O'da 1-2 dakika sürdü. Okul kıyafetleri henüz hazırlanmadığı için resim çekmedim. Kıyafetlerimizi alalaım o zaman öğrenci Alper'in resmini çekip eklerim siteye.

Evden çıkarken çok mutlu olmasa da okula geldiğinde hiç sorun kalmıyor. Akşam almaya gittiğimde niye erken aldın beni demeye bile başladı. En büyük korkusu sevmediği yemekleri yemek zorunda bırakılması ve azar işitmesiydi. Öğretmeni bu konuda hiç baskı yapmadığı için hiç bir sorun yaşamadık. Sevdiği bir yemek varsa yiyor yoksa okuldan çıkınca çokk acıktımmm anneeee diyor :) Bu sorunu da aşacağımızı düşünüyorum zamanla.

Bugün ilk kez veli toplantısına katıldım. Kreşte bu tür toplantılar öğretmen ve veli arasında yapılıyordu ama bu defa okul sıralarında oturan bizlerdik. Öğretmenimiz Nursen Uzun 14 yıllık deneyimli bir anasınıfı öğretmeni. Alper'den aldığım izlenimler çok olumluydu bende öğretmenimizi çok sevdim. Umarım sorunsuz bir yıl geçiririz. Veliler ile sürekli iletişim kurmak istediğini ve arada derslere fiili katkılarda bulunmamızı istedi. Hikaye okumak, deney yapmak yada faaliyetlere katılmak çok güzel bir deneyim olacak.

Kısaca şimdilik pek sorunumuz yok. Çok beğenerek aldığı Pover Rangers suluğu eline, Spiderman çantasını sırtına takıp gidiyor okuluna.

Tatil boyunca aramızda öyle konuşmalar geçti ki, evde kağıt kalemle dolaşsam çok iyi olurmuş. Sadece aklımda kalanları yazıyorum.

- Alper, okulda arkadaşlarınla, öğretmeninle tanıştın mı annecim?
- Evettt
- Öğretmeninin adı ne peki, biliyomusun?
(Düşünüyor)
- Anneee, benim bu kafama ne oluyor anlamadım. Bu aralar hiç çalışmıyo. Söyledi ama unuttummmm !

Alper'e okul ile alakalı yorumlar geldiğini, herkesin başarı dilediğini falan anlattım. Alper cesur çocuk bunu da atlatır diyorlar dedim.

- Çokta cesur değilim anneee. Mesela salınık aslandan çok korkarım !

Hazır evdeyim, bayram alışverişini de bitireyim dedim. Benettondan asker yeşili bir pantolon ve kamuflaj desen T-shirt aldım. (Havalar öyle sıcak ki kış sezonundan alışveriş yapmak imkansızzz) Adidasta da tam istediğim gibi kahverengi 3 bantlı bir ayakkabı buldum. Alper okuldan çıkınca denedim özellikle ayakkabıları çok beğendi. Ama tombiş ayakları yüzünden cırtları tam kapanmadı. Değiştirmeye gittik. Ben bağcıklı bir model beğendim. Siyah üzerine rengarenk çizgiler var üzerinde. Biyeleride turuncu.

- Bunu alalım, çok güzelmiş dedim.
- Anneee, ne güzeli iğrenç bu. Rengarenk. Turuncu en sevdiğim renk ama ben sade modelleri seviyorum. Karışık değil, bilmiyomusun !

Mecburen aynı ayakkabının 1 numara büyüğünü aldık. Benim oğlum büyümüşte kendi kıyafetleri konusunda karar verirmiş. Yalnız eve gidince itirafta bulundu.

- Anneee, aslında senin istediğin ayakkabı güzeldi, iğrenç değildi ama ben bunu almak için öyle dedim.

Ben müsadenizle elimdeki ihtiyaç listesini almak için en yakın kırtasiyeye gidiyorum. Çok işim var çokkkk...