Tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Nisan 17, 2023

Portekiz tatlısı "Nata"

Meşhur Portekiz tatlısı Nata'yı tatmak için yolumuzu Moda'da yer alan "Moda da Nata" da aldık.
Dışı milföy katmanları ile kaplı içinde ise krema olan görünüşü cupcake'i andıran bir tatlı.
Mutlaka bir şans verin...

Salı, Haziran 18, 2019

San Sebastian Cheesecake

İspanya'nın San Sebastian şehrinden çıkıp tüm dünyaya yayılan bir "yanık cheesecake" San Sebastian Cheesecake. Türkiye'de de son bir kaç yıldır oldukça popüler bir tatlı bu.

Instagram'ın "keşfet" kısmına o kadar çok düştü ki bende yemek için sabırsızlanır oldum! İzmit'te olabilecek bir kaç cafeye baktım ama bulamayınca soluğu ailece İstanbul, Moda'da aldık.

Yumurta, krem peynir, krema ve şeker ile yapılan ve pişirilen bir tatlı San Sebastian Cheesecake. Özellikle kahvenin yanına çok yakıştırdım ben. İçi yumuşacık, sanki kazandibi gibi...
Biz ilk kaşığı alır almaz birbirimize bakıp "iyi ki" buralara kadar gelmişiz dedik.
Baya bir sevdik yani...
 

Bizim yolumuz Kadıköy, Moda'da yer alan Rafine Espresso'ya düştü. Bu sayede Moda sahilinde keyifli bir yürüyüş de yapmış olduk.
3. nesil kahveci olarak yola çıkan Rafine Espresso'da biz Cheescake'in yanına Cappuccino'yu yakıştırdık.
Oldukça da lezzetliydi...



Rafine Espresso eski 3 katlı şirin bir konağın restore edilerek oluşturulduğu sade bir mekan.
Kahve ve yanına eşlik edilecek tatlı lezzetler sunan bir cafe.



Rafine Espresso self servis olarak hizmet veriyor ve fiyatlar 2. nesil kahvecilere göre biraz daha yüksek tabi. 3 kahve ve 3 San Sebastian için 120 TL ödedik biz.



Bir cheescake sever olarak hala denemeyenler var ise Kahve Dünyası'nın Frambuazlı Cheesecake'ini önerir, huzurlarınızdan ayrılırım.



Deneyenlere şimdiden afiyet olsun...
Farklı mekan ve cheescake önerilerine de açığım :)

Salı, Şubat 20, 2018

Tiyatro: İki Bekar

Pazar akşamı eşimle Manuş Baba konserine gitmiştik.
Pazartesi ise oğlum Alper, eşim ve ben soluğu İki Bekar adlı tiyatro oyununda aldık.
Cuma gittiğimiz Hadi Be Oğlum filmini de sayarsak baya hareketli bir üç gün oldu!



Duru Tiyatro tarafından sahneye konan, Sam Bobrick'in yazdığı "İki Bekar" adlı oyunun başrolünde Emre Kınay ve Evrim Alasya var.
İkiliye sahnede DuruJazz Orkestrası eşilik ediyor.



Kadın erkek ilişkileri üzerine sağlam göndermeler yapan oyunda Anette ile Jack'in komik hikayesini izliyoruz. Arkadaşlarının çöpçatanlığıyla bir düğünde aynı masaya oturun ikili oyun boyunca tesadüfen!! karşılaşmaya devam ediyor 😃

İlk yarı 70 dk falan sürünce biz tek perdede bitecek dedik ama 2 perdelik bir oyun.
Emre Kınay ve Evrim Alasya şarkılarla tempoyu hiç düşürmüyor.
Hele Evrim Alasya...
Bir an bile susmamasına, ordan oraya koşturmasına rağmen enerjisi hiç düşmedi!
Bravo vallahi 👌
İki oyuncuya da oyun öncesi özel bir hayranlığım yoktu ama sahnede ikisini de çok beğendim.
İzleyin derim...

Perşembe, Şubat 15, 2018

Adidas Superstar iç astar yenileme!

Benim favori spor ayakkabım Adidas Superstarlarım.
En sevdiğim rengi ise bu ikonikleşmiş beyaz siyah çizgili model.
3 senedir giyiyorum ve hala gayet iyi durumda 😆
Ama bilek iç kısmında giyip çıkarırken sürtünmeden kaynaklı yıpranmalar oluştu.
Bu sadece Superstarlarda yaşadığım bir problem.
Airmax'de, New Balance'da falan hiç böyle bir sorun ile karşılaşmadım.
Kumaştan kaynaklı bir sıkıntı çünkü çevremde de aynı yıpranmayı yaşayan arkadaşlarım var.
Ayaktayken sorun yok ama misafirlikte veya alışverişte ayağımdan çıkardığım zaman rahatsız oluyordum.

 
Bende ne yapabilirim diye biraz araştırdım ve -yenisini almak üzereydim- lostraya götürüp iç kısma 20 liraya deri astar yaptırdım ✌
Meğer benim gibi epey bir mağdur varmış 😢
Bu yaz rahat rahat giyeceğim artık bu sneakerları.
Aranızda bu problemi yaşayan varsa mutlaka bu yönteme başvursun!

Salı, Kasım 14, 2017

Tavsiye; Jombo Künefe

İzmit'te en iyi künefe nerede yenir deseydiniz size verecek bir cevabım yoktu!
Güzel yapan, canım künefe çektiğinde gidip yediğim yerler var ama hiç biri için mutlaka gidin diyemezdim!
Ta ki bu güne kadar...

Geçen Haziran'da açılmış ama biz yeni keşfettik Jumbo Künefeyi...
Künefeler gözünüzün önünde hazırlanıyor.
Ve masaya hem göze hem de damağa hitap eden nefis künefeler geliyor.
Siparişi verdikten 10 dakika sonra yenmeye hazır :D


Akşam 21:00 gibi gitmiştik ve bir 7-8 dakika masa boşalsın diye bekledik.
Her zaman böyle mi bilmiyorum ama epey kalabalıktı.



Masaya künefenin yanında kan şekerini düzenlemesi için soğuk süt, dilimlenmiş mevsim meyveleri ve kabuklu Antep Fıstığı geliyor.
Künefenin peyniri tabi ki Hatay’dan fıstığı Antep’ten, tereyağı da Urfa Siverek'den özel geliyormuş.



Tepsinin son hali de bu!
Neredeyse dibini sıyırdık yani :D
Ne kadar sevdiğimizi siz düşünün.
Çevremdeki herkese tavsiye ettim hatta ertesi gün deneyip beğenilerini iletenler de oldu.
Benim gibi künefe meraklıları için bloga da yazmak istedim.
Umarım dener ve seversiniz.

Tepsilerin porsiyonları 2, 4, ve 6'şar kişilik.
Biz 6 kişilik tepsi için 75 TL ödedik. 2 Kişilik tepsinin fiyatı ise 35 TL'ydi.
Kaymak ve Maraş Dondurma için de ekstra ücret ödüyorsunuz tabi.
Künefe dışında Kadayıf çeşitleri ve Katmer'de var menüde.
Onları da deneriz mutlak bir gün...

Adres: Yahya Kaptan Mahallesi, Şehit Ergün Köncü Sokak. No: 7, İzmit - Kocaeli
Tel: (0262) 333 33 31

Cuma, Ekim 27, 2017

Bodrum Yunuslar Karadeniz Pastanesi

Bodrum'a her gidişimizde tatlı bir mola vermek için uğradığımız yerlerin başında Yunuslar Karadeniz Pastanesi geliyor.
Özellikle çilekli tatlıları seviyorsanız bayılacaksınız!!








Benim favorim tabi ki çilekli milföy (taze ise) ve limonata...
Bodrum'a yolu düşenler not etsin...

Perşembe, Şubat 02, 2017

Gömlek yakası, sahte gömlek, yakalık vs...

Ben üst üste, kat kat giyinmeyi pek sevmiyorum.
Çok gömlek insanı da değilim sanırım!
O yüzden bir süredir bu gömlek yakası (sahte gömlek, yakalık artık adı her neyse!) şeklindeki aksesuarlardan arıyordum.
Hatta işe yarar mı diye emin olmak için eski bir gömleği kesip denedim :D
Bence işe yarıyor!
Özellikle derin V yaka kazakların içine giymek için kurtarıcı bir parça.

Aliexpress'de 1-2 $ gibi oldukça uygun fiyatlara satılıyor.
Türkiye'de Oxxo ve Tchibo'da gördüm ben. Ama eminim bir çok marka yapmıştır ya da yapacaktır.
Ben Aliexpress'i beklemek istemediğim Oxxo'nun online sitesinden aldım bu fırfır detaylı gömlek yakasını.
Fiyatlar yaka modeline göre 30 - 40 TL arasında değişiyor.
 

Yukarıya toplanmasın diye ben sonradan kenarlarına kurdele diktim ve koltuk altından bağlayarak kullanmayı tercih ettim.
Böyle çok daha rahat oldu sizin de aklınızda olsun.



Kazağın içinde de sanki gömlekmiş gibi gayet şık duruyor bence...


Bu taş detaylı gömlek yakaları ise Tchibo'dan.

Bu gömlek yakaları için ne düşünüyorsunuz? İşe yarar mı, kullanıyor musunuz merak ediyorum. Lütfen benimle paylaşın.

Cumartesi, Ağustos 01, 2015

Görevimiz Tehlike 5

Bir türlü yaşlanmak bilmeyen, aksiyondan aksiyona koşan Ethan Hunt'un yeni filmi "Görevimiz Tehlike 5" i izledik dün sıcağı sıcağına.

Yine bol maceralı, soluksuz izlenecek güzel bir filme imza atmış Tom Cruise.
Özellikle sıcak yaz günü için güzel bir alternatif oldu.
Tavsiye ederim...
 

Pazartesi, Haziran 15, 2015

Uçurtma Avcısı

Afganistan doğumlu Amerikalı yazar Khaled Hosseini'nin ilk romanıymış Uçurtma Avcısı. 
Ben çok popüler olduğu dönemde almış ama nedense okumayı reddetmiştim!
Fazla hüzünlü olduğu için sanırım.
Sonunda sıra geldi...



Uçurtma Avcısı kesinlikle yazın okunacak bir roman değilmiş.
Ben yazın kafamı dağıtacak, sabun köpüğü gibi hafif, ağdasız, eğlenceli kitaplar okumayı tercih ediyorum.



Bu kitap ise oldukça dokunaklı, yorucu, üzücü bir hikayeyi anlatıyor.
Çok başarılı bir kurgusu var.
Arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin oldukça başarılı bir roman.
Kitap bitti ama hala kafamda Emir ve Hasan'ın yaşadıkları, Sohrab'ın acı dolu öyküsü dolaşıp duruyor. Hala okumayan kaldıysa tavsiye ederim ama sonbaharda okuyun bence...

Perşembe, Mayıs 21, 2015

İclal Aydın'dan Bir Cihan Kafes...

İclal Aydın'ı çok sevdiğimi, kendisiyle tanışma, sohbet etme hatta yakın bir arkadaşımın sürpriziyle telefonla konuşma şansına sahip olduğumu söyleyerek başlamak istiyorum söze!
Hatta İnstagram'dan birbirimizi takip ettiğimizi ve arada benim fotoğraflarımı beğendiğini de bilmenizi isterim :D
İlk romanı Bir Cihan Kafes'i çıkar çıkmaz satın almıştım ama elimde çok fazla kitap olduğu için geç de olsa sonunda okuma fırsatım oldu.
İyi ki de oldu...



Samire, Yaşar ve Lorin'in dokunaklı hikayesi anlatılıyor romanda...
Hep çocuk kalan Samire, hayatla bir türlü yıldızı barışamayan Yaşar, anne sevgisine hasret büyüyen bir yanı hep eksik Lorin...
Birbirlerine çok uzak aslında çok yakın üç kadının farklı zamanlarda geçen hikayesi...



Kitap öyle bir anda bitti ki bence Lorin yeni bir hikayeyi hak ediyor.
Devamı gelir ve karakterlerin daha derinlerine ineriz bu sayede...

Arka kapak;

Zorba, itaatkârın üzüntüsüyle beslenir...
"Sevgin direğimiz, üzerimize saldığın korku çatımız olmuş meğer. Mutsuzluğumuzdan örülü bir devlet yaratmışsın hepimize. Sen en çok beni severdin ya.
En çok beni köle yapmışsın kendine." Samire, Yaşar, Lorin.
Birbirlerinin gölgesinde saklanan, birbirlerinin masalını yazan üç küskün kadın.
Yaraları doğuştan, lanetleri miras...
Yalnızlığın kuyusunun başından ayrılmadan, kederlerinin yankısını dinlediler.
Her masalın sonu gece değildi elbet.
Üç, ikiden ve dahi birden iyiydi.

Ve her yanlışın doğrusu kendi içinde gizliydi.

Kanadı kırık üç kadın, ödedikleri ağır bedellerin karşılığını, içinde çırpınıp durdukları, kapısı açık olsa da çıkıp gidemedikleri gölge kafeslerinde bekledi. İhtiyaç duydukları inanç, temize çekecekleri geçmişte saklıydı.

Perşembe, Mayıs 14, 2015

Tiyatro; Müziksiz Evin Konukları

Sezon bitmeden son bir oyun daha izleyelim dedik ve Suna Keskin, Ebru Cündübeyoğlu, Bülent Seyran, Abdül Süsler, Ebru Karanfilci, Abdullah Semercioğlu, Selim Tezin'in oynadığı "Müziksiz Evin Konukları" adlı oyunu izledik.
Son zamanlarda izlediğim en "tiyatro" gibi tiyatroydu.



Oyuncuların performansı kesinlikle kusursuzdu.
İki buçuk saat sürmesine rağmen insanı sıkmayan oldukça güzel bir oyun izledik.
İzlemenizi tavsiye ederim!

Cuma, Mayıs 08, 2015

Sarah Jio'dan Agapi

Sarah Jio'nun altıncı kitabı Agapi, aşkı görebilen bir kadının, Jane'in hikayesini anlatıyor.
İki zaman arasında geçen, birbiriyle bağlantılı, alıştığımız Sarah Jio kitaplarından daha farklı daha klasik bir anlatıma sahip bu kitap.



Sarah Jio, Agapi'de romantik komedi filmlerinde, dizilerde sıkça karşılaştığımız türden hikayeleri bir araya toplamış sanki!
Yine de sıkılmadan okudum ben.
Romantik-komedi bizim işimiz ne de olsa :D



Kitapta tutkuyla dolu, hem fiziksel hem duygusal aşk EROS, uzun süreli bağlılık sözü veremeyen, bir oyun gibi oynanan aşk LUDUS, arkadaşlıktan doğan, güven ve bağlılık üzerine kurulu aşk STORGE, duygusal iniş çıkışları olan, saplantılı aşk MANİA, kalbin yerine aklın kontrol ettiği aşk PRAGMA, özverili, fedakâr, bencil olmayan aşk AGAPİ anlatılıyor.



Sarah Jio severleri tatmin edecektir...
Sizin favori Sarah Jio kitabınız hangisi?
Ya da son zamanlardaki favori kitabınız ya da kitap öneriniz var mı?

Pazar, Nisan 26, 2015

Sarah Jio'dan Gündüzsefası

Kendi kendime 2015'de daha çok kitap okuyacağıma dair söz vermiştim.
En son Sarah Jio'nun 5. kitabı Gündüzsefasını okudum.



Sarah Jio'nun klasik tarzı bu kitapta da sürüyor.
Geçmiş ve günümüzde yaşayan iki karakter ve onların ortak bir noktada buluşması heyecan veriyor bana.



Böğürtlen Kışından sonra en etkilendiğim kitabı oldu yazarın.
Oldukça dokunaklı...

Ada Santorini ve Penny Wentworth'un yaşadıklarını içimde hissettim. Özellikle de bir anne olarak Ada'nın yaşadıkları canımı epey acıttı. Seattle'daki Tekneler caddesini, yüzen evleri hayal edip durdum. Sarah Jio severlerin çok beğeneceği bir kitap. Tavsiye ederim.

Çarşamba, Nisan 01, 2015

Okudum; Keşke ben uyurken gitseydin ve Sen yokken yine yanlış yaptım

Bazı kitapların kapakları, bazılarının yazarları, bazılarının adları çeker insanı.
French Oje'nin Keşke ben uyurken gitseydin ve Sen yokken yine yanlış yaptım adlı kitapları sıcacık isimleriyle ilgimi çekti önce...
Dizüstü Edebiyat kitapları popüler olduğunda çokça duymuş ama alıp okumaya fırsat bulamamıştım.
Çok popüler olan kitaplar böyle bir etki/tepki bırakabiliyor maalesef :(
Her şeye rağmen bu kitaplarda bir şekilde yeniden karşıma çıktı veee iyi ki almışım!



Bir solukta okudum iki kitabı da..
Metropol kadını, aşkı ama en çok da kendini arayan Renda'nın komik, karmaşık, gelgitlerle dolu yaşamı anlatılıyor kitapta.
Arada Renda'ya, Selim'e, Bertan'a kızarak çoğunlukla da kahkahalar atarak okudum.
Serinin devamı olan 3. kitabı, en çok da yeni kitabın adını ve tabi ki Renda'nın yılbaşı gecesi yine allak bulak olan hayatında neler olduğunu çok merak ediyorum.

Umarım çok bekletmez French Oje bizi...

Cumartesi, Mart 14, 2015

Denedim; Scholl Velvet Smooth Express Pedi Elektronik Ayak Törpüsü

Bumerang'ın "Elektronik Ayak Törpüsü" advertorial'ını en çok okutan bloggerlar arasında yer almışım. Bu yüzden de firma tarafından Scholl'un Velvet Smooth Express Pedi isimli elektronik ayak törpüsü şık bir sunumla denemem için gönderildi.



Her kadın gibi ayak bakımına önem veren kimi zaman duşta amatörce kim zamanda kuaförde pedikür yaptıran biriyim.
Son bir yıldır da haftada en az 5 gün 80-100 dakikalık yürüyüşler yaptığım için nasır ve topukta daha kolay sertleşmeler meydana geliyor. O yüzden de ekstra bakım gerekiyor.
Alsam mı diye düşündüğüm bir anda ürün elime ulaşınca çok sevindim ve hemen haftalık bakım rutinime ekledim.



Ürün bana Express Pedi Elektronik Ayak Törpüsünün yanı sıra Scholl'un topuk kremi, havlu çorap ve kese şeklinde koruma çantası ile birlikte geldi.



Scholl Velvet Smooth Express Ped, 4 adet AA pil ile çalışıyor ve kutu içeriğine piller de dahil.



Ucundaki özel döner başlık 360 derece dönüyor ve ayak parmak kenarları da dahil derisi sertleşen bölgelere rahatça ulaşıp nazikçe temizliyor. Benim banyo sırasında ponza taşı ile topuklarıma uyguladığım işlem bu elektronik ayak törpüsü sayesinde daha pratik bir hale geliyor. Hem de kuaförde daha bastırılarak törpüleme işlemi gerçekleştiği için benim biraz canım acıyordu. Scholl ile bu acı yok denecek kadar azalıyor.



Kullanımı da oldukça pratik. Gümüş renkli halkayı sola çevirerek cihazı açıp silindir başlığı sertleşmiş ve "tamamen kuru" derinin üzerine yavaşça hareket ettirerek, çok bastırmadan istediğiniz yumuşaklığı elde edene kadar gezdiriyorsun.

Törpü işleminden sonra, ayaklarınızı ister Scholl'un kremiyle ya da kullandığınız herhangi bir ayak bakım kremi ile nemlendirerek ayak bakımınızı kolayca tamamlamış oluyorsunuz.



Scholl Velvet Smooth Elektronik Ayak Törpüsü’nün fiyatı yanlış bilmiyorsam 65-70 TL civarında.
3-4 ayda bir başlığını yenilemek gerekiyor.
Yedek başlık da 30-35 TL'ye satılıyor.



Evinizde birkaç dakika içerisinde daha yumuşak, daha pürüzsüz ayaklara kavuşmak istiyorsanız Scholl Velvet Smooth Express Pedi'ye bir şans verin derim ben.


Bahar gelmiş, terlik ve sandalet mevsimi yaklaşmışken denemeye değer bence!

Pazar, Ekim 26, 2014

Sabahları artık onunla uyanıyorum...

Bir süredir sabahlarım çok daha güzel, çok daha keyifli artık!
İster radyo, ister telefonumdaki müzikleri istersem de Ipod'daki şarkıları dinleyebiliyorum bu Philips radyo ile...



Retro tasarımı sayesinde hem gözüme hem de ruhuma hitap ediyor.
Bir yandan telefonum şarj oluyor diğer yandan ise digital saati ile gece yarısı uyandığımda saate bakmak için ışığı açmama gerek kalmıyor!
Daha ne isterim ki...



Mutlu Pazarlar ♥

Merak edenler için Philips retro radyo Hepsiburada.com'dan alındı....

Salı, Eylül 23, 2014

Mart Menekşeleri

Bir Sarah Jio romanıyla daha karşınızdayım.
Mart Menekşeleri yine beni hayal kırıklığına uğratmayan güzel bir romandı.



Emily Wilson'ın eşinden boşandıktan sonra Bainbridge Adası'na gelişi ve odasında bulduğu günlükle değişen yaşamı anlatılıyor kitapta.
Bir solukta okuyabileceğiniz, güzel bir kitap...

Cumartesi, Eylül 06, 2014

Yağmur Sonrası

Sarah Jio'nun Böğürtlen Kışından sonra en sevdiğim romanı Yağmur Sonrası oldu...
Tatilde genelde daha eğlenceli kitapları tercih ederim ama bu kitabı bir solukta okudum.



Anne Calloway'i Bora Bora Adası'ndan gelen mektup 1942 yılına, II. Dünya savaşının tam ortasında yaşadığı büyük aşka götürüyor.
Anne geçmişiyle yüzleşirken okuyucu da güzel bir yolculuğa çıkıyor.

Ben çok sevdim...
Tavsiye ederim.

Perşembe, Ağustos 21, 2014

Son Kamelya

Son Kamelya, Sarah Jio'nun son, benim Böğürtlen Kışından sonra okuduğum ikinci kitabıydı..
Son Kamelya'dan sonra Mart Menekşeleri ve Yağmur Sonrasını'da okudum.
Onları da başka zaman yazarım artık...



Sarah Jio, Son Kamelya'da da  günümüz ile geçmiş arasında sıkışmış bir hikayeyi anlatıyor.
Romanda 1940'larda ailesini yardım etmek için çalışmak zorunda kalan Flora Lewis ile 2000'lerde yaşayan Addison Sinclair'ın Livingston Köşkünde kesişen yaşamları anlatılıyor.
Seveceksiniz...

Pazartesi, Ağustos 04, 2014

Loreal "ombre" deneyimim

Bir süredir saçlarımda değişiklik yapmak istiyordum. Kuaförüme gidip ombreye karar verdik ama ben son dakika vazgeçtim.
Eşimle Watsons'a son zamanlarda severek kullandığım Koleston 7.3'ü almaya gitmiştik.
Birden gözüme Loreal'in ombre kitleri ilişti ve ne kadar kötü olabilir ki diyerek sepete atıverdim!
Benim dip boya zamanımda geldiği ve üşendiğim için iki aşamalı işlem yerine tek adımda bitirmek istedim.
O kadar da profesyonelim yani :)
Youtube'da Loreal'in ombre videolarını izledikten sonra işe koyuldum.
Önce kulak hizasına kadar Koleston 7.3 ile saçımı boyadık.
Ardından saç uçlarıma 10 dk Loreal Ombre 2 numarayı sürdük.
Ardından boya ile ombre uyguladığım bölüm arasında kalan kısma 7-8 dk dakika daha ombre uygulaması yaptık.



Sonuç yukarıdaki gibi oldu.
Saçımı çok yıpratmadan renginde oynamış oldum.
Eminim kuaförde yaptırsaydım renk geçişleri daha güzel olacaktı ama ben yazın saçımı genelde topuz olarak kullandığım için maaşımın bir kısmını kuaför salonunda bırakmak istemedim :)
Belki yaz tatili dönüşü yeni bir ombre deneyimine kalkışırsam o zaman kuaförde işlem yaptırmayı düşünebilirim.
Sizce nasıl olmuş?