31 Aralık 2008 Çarşamba

İki sıfır sıfır dokuz, hazırız bekliyoruzzz

Bir yıl daha geçti...

Yeni bir yıla girerken yaşamdan neler eksilttiğinizin yada neler kattığınızın hesabını yapar mısınız?

Gelen yıl ne getiriyor, giden yıl neler götürdü?

Koca bir yılda aklınızda kalan, yüreğinizi acıtan, gözlerinizi parlatan neler yaşadınız?

Mutluluklar mı ağır bastı yoksa hüzünler mi?




Hayallerinize kavuştunuz mu?

Olur dedikleriniz, oldu mu?

Keşkeler mi yoksa iyi ki ler mi galip geldi bu yıl?

O kadar çok soru var ki akıldan geçen.

O kadar muamma var ki yaşananlara dair.

Oturup düşünmekle, yaşananları gözden geçirmekle bitmiyor. Önemli olan yaşananlardan da ders çıkarmak değil bence. Anın ve zamanın getirdiklerini sorgulamadan yaşamak!

Bir daha başıma aynı şey gelirse ne yaparım diye hayatın getirdiklerine korkuyla bakarak da yaşanmaz.

Yaşanmamalı da…

İnsan nasıl bir kez dünyaya geliyorsa, bir kez de ölüyor öyle değil mi?

Ölümle yaşam arasında geçen uzun yada kısa zaman içerisinde “keşkelerin” daha az olduğu bir ömür sürmek gerekiyor.

Nefes almak bile bize verilen bir lütuf iken bahane üretmeden, her anı, doyasıya ve pişmanlık duymadan yaşamak lazım.

Bir kere ve doyasıya.

Yeni yıl, yine yeniden yenile bizi. Işık ışık ışık daha çoook ışıkkkk.

Hepinize mutlu seneler diliyorum. Herşey gönlümüzce olsun...

30 Aralık 2008 Salı

Yeni Yıl'dan diledim...

Yeni yıl'dan dilek dilemeden olur mu hiç?

Olmaz dediğinizi duyar gibiyim, haklısınız :)

Sağlık, mutluluk, huzur olmazsa olmazzzz...

Sonra;

Bu yıl ilkokula başlayacak olan oğlumun şahane bir öğretmene ve arkadaşlara sahip olmasını çooook istiyorum.

Yatırım amaçlı aldığımız, kaba inşşatı biten evimizin Ocak - Şubat ayında yapılacak olan kura çekiminde güze bir daire çekmek ve 5 ay kalan ev taksidimizin farkına bile varmadan bitmesi...

Oturma odasında yapmak istediğim değişikliğin hayallerimdeki gibi olması...

Geçen yılın acısını çıkartacak süpersonic bir yaz tatili...



Bu şahane Nina Ricci saati kolumda görmek...



Miu Miu'nun patchwork çantalarından mavi yada mor'a sahip olmak,




Canon Ixus 970 'in benim olması,



Bu şeker Macbook'a kavuşmak,



Cep telefonumu Nokia N96 ile yenilesem hiç de fena olmaz...





Farkında mısınız dileklerim genelde bol sıfırlı. O zaman çoook çalışmam lazım çoook ama bu krizde bir faydası olur mu tam bilemedim!


Umarım tüm dileklerimiz gerçek olur, hepimizin...

29 Aralık 2008 Pazartesi

Karlar düşer, düşer düşer ağlarımmmm...

Başlık kel alaka ama kar deyince aklıma direk bu şarkı geliyor benim. Dün Alper'in kar sevgisi tavan yaptığı için soluğu evimize 30 dk'lık mesafede olan Kartepe'de aldık. Bursa'nın Uludağ'ı, Erzurum'un Palandöken'i, Kayseri'nin Erciyes'i varsa Kocaeli'de de Kartepe var. Belki evimizin önünde kar yok ama buna da şükür :)

Kartepe'den kar manzaraları...



Alper karı görünce kendini yere atıp ellerini iki yana açtı melek taklidi yaptı. Baba oğul karın keyfini doyasıya çıkarırken Anne fotoğraf çekmekle meşguldü.




Kardan adam yapalım, burnuna havuç takalım...



Kar keyfi sucuk ekmeksiz olur mu? Olmaazzzzz. Eeee bir de üzerine sıcak çay...



- THE END -

26 Aralık 2008 Cuma

Sıcak su torbamı giydirdim

En sevdiğim renktir Turkuaz. Özdilek'ten aldığım çizgili turkuaz havluyu kullanmaya kıyamıyordum bir süredir. Dün akşam Koçtaş'tan yeni bir sıcak su torbası aldım onun rengi de Turkuaz. Plastiğe dokunmaktan hoşlanmadığım için evdeki havluyu değerlendirdim hem şık bir giysiye kavuştu hemde yumuşacık oldu. Ortasına da kurdeladan fiyonk kondurdum oldu da bitti. Ben çok sevdim, peki ya siz?


Starbuckslarım benim...

Takıntılıyım...

Hem de bi çok şeye...

Kahve ve kupalarda bu takıntılardan sadece biri...

Onlarca kupam vardır...

Kıymetlidirler, hem de çoook...

Gözüm gibi bakarım onlara...



İşte bu 3 kupa Starbucks'tan hediye bana...

Bayıldım onlara.

Beni mutlu etmeye yetti de arttı bile...

Sevgili Genel Müdürüm belki bu yazıyı okumayacaksınız ama size gelen hediyeleri bana verdiğiniz için minnettarım size :)

25 Aralık 2008 Perşembe

Son Havadisler!

Çok yoğun ve güzel bir hafta geçiriyorum. Kısaca neler yapıyorum görün bakalım :)

- Geçtiğimiz günlerde evlenen blog arkadaşım Yass'tan nikah şekerini istemiştim yolladı sağolsun. Çok güzel, şık bir kutu ve beyaz tüller içerisinde şahane bi şey. İçindeki şekerleri Alper ile paylaştık :)



Yass, Alper'i de unutmamış ve ona çok güzel bir Hacivat - Karagöz oyunu yollamış. Dün akşam babasıyla kurdular ve babaane ile dedeye ilk gösterilerini yaptılar. Yasemincim Alper'i çok sevindirdin sağol canım...




- Alper ile geçen akşam evde çok sıkıldık ve kartonlardan kendimize yeni yıl kartı yaptık. Scrapbook tarzı diyemeyeceğim çünkü fazla acemice :) Buyrun kendiniz bakın...



Yeşil olan Alper'in Pembe ise benim marifetim. Pino'cum bak bakalım Karamel, Çekirdek ve Minik neler yapıyor :)

Bu snoopy'li sevimli kart ise sevgili Moonsun'un yolladığı yeni yıl tebriki. Dün elime ulaştı ve çok sevindim. Tekrar teşekkürler canım...


Ne zamandır minik çanta yapmıyorsun Flame dediğinizi duyar gibiyim :) İşte dün akşam yapıldı bu Turkuvaz olan. Sade bir model oldu ve kullanmaya başladım bile.



Eeeee, bu kadarcık mı dediğinizi duyar gibiyim. Maden sordunuz işte diğer gelişmeler :)

- My Koo'nun çalıştığı şirket Noel ve kriz nedeniyle 10 gün tatile girdi. O evdeyken işe gitmek bana çok koyacak...
- Biricik kardeşim Aslı'nın Düğün tarihi belirlendi. 12 Temmuz 2009 şimdiden çok heyecanlıyım. hem ev kurulacak hem düğün hazırlıkları çoook işimiz var çoook :)

Toplantı Notları ve Yerli malı fotoları

Pazartesi günü yerli malı haftası kutlanmıştı okulda. Alper "fındık" şiirini başarıyla okumuş. Bunlar de geciken fotolar...



Fonda babaannemizin meşhur kağıda kek'i var. Başlarındaki yerli malı şapkaları ise kendi üretimleri...



Velilerin yaptıkları yiyecekler afiyetle yeniyor.



Sevgili Öğretmenimiz Nursen Uzun ve Yeşil sınıfın şeker bebeleri...

Toplantıdan...

Geçen yıl kreşte de çok değerli genç bir öğretmenimiz vardı Elif hanım. Bu yıl ana sınıfında da şansımız yaver gitti ve 14 yılık tecrübeye sahip Nursen hanım oldu öğretmenimiz. Salı günki toplantıda bire bir konuşabilme şansını bize verdiği için daha iyi tanıdık birbirimizi. Aile görüşmesine eşimle birlikte gittik. Öğretmenimiz evde uygulanan kuralları, akşam süt içip içmediğini, dişlerini fırçalayıp fırçalamadığına kadar bir çok soru sordu. High school ve Montessori teknikleri ile ilgili araştırma yapan, kendini ve eğitim yöntemlerini geliştirmeye açık bir öğretmenimiz olduğu için çok şanslıyız.

Alper ile ilgili duyduğumuz şeyler çok güzeldi. Resimlerindeki ilerlemeden, algılama ve titizliğinden çok memnun olduğunu söyledi Nursen hanım. Çizgi çalışmalarında ve sayı saymada bir problemi olmadığını, sömestr tatilinde 1'den 10'a kadar yazma konusunda destek istediğini ekledi. Biz de hemen başladık çalışmaya. Sınıf içi çalışmalara parmak kaldırıp katılmaya başlamış benim Paşa. İlk başlardaki çekingenliğini atmış.



Nasıl yazabilmiş mi? Şimdilik 1'den 7'ye kadar yazabiliyor. Daha çok çalışmamız lazım ama dimi :)

Biz öğretmenden öğretmende bizden memnun bir şekilde ayrıldık okuldan. Şimdilik herşey yolunda anlayacağınız...

Çarşamba gününden itibarende okulda "dans" kursuna başladı Alper. Zeybek oynayacaklarmış yıl sonu gösterisinde. Şimdiden çok hevesli. Isınma hareketleri ile başladıkları ilk ders çok güzel geçmiş. Evde bana da yaptırdı :) Bakalım daha neler öğreneceğiz !

23 Aralık 2008 Salı

Son zamanlarda dinlediğim 10 parça

Yeni bir mim dalgası daha...

Bu defa Smilena mimlemiş, son zamanlarda dinlediğim 10 parçayı sormuş...



Özellikle sabahları dinlerim ben Müzik.

Güne keyifli başlama sebebimdir.

Müziksiz olmaz, yapamam...

İşte son zamanlarda dinlediğim 10 parça


1- Şevval Sam - Kibritçi Kız

2- Mustafa Cecelli - Karanfil

3- Ayla Dikmen - Anlamazdın

4- Deniz Seki - Adaletsiz Seçim

5- Ferhat Göçer - Gül ki

6- Murat Evgin - Mektup

7- Rafet El Roman - Ömrümün Sahibi

8- Zuhal Olcay - Neyse

9- Sezen Aksu - Masum Değiliz

10- Nilüfer - Erkekler Ağlamaz

Bende Yass ve uzun bir sessizliğe gömülen çoook merak ettiğim Begümgüm'ü mimliyorum. Begümden haberi olan var mı?

Bir Masal...

Bir varmışşş, bir yokmuşşşş.

Günlerden bir gün 7 yaşında oğlu ve 5 yaşında kızı olan bir aile yeni bir bebekleri olacağını öğrenmiş. Hayat şartları, yaşam koşulları 3. çocuk için pek uygun olmadığından dünyaya getirmemeye karar vermişler. Tam evden çıkıp bebeği aldırmaya gideceklerken kapının önünde oynayan küçük kızları komşularının kollarında eve gelmiş. Minik kız küçük bir kedi yavrusunu sevmek için alt kattaki marangozun suntalarının arasına girmiş ve kanlar içinde kalmış. Bunu gören Anne bu bize işaret demiş ve böylece Aslı dünyaya gelmiş...



Sen doğdun...

Önce allak bullak oldum!

Evin en küçüğüydüm, birden abla oldum!

Sofralar devirdim, Annemi - Babamı bana "kiii dede" (kraliçe) diyen abimi senden kıskandım...

Bir dönem kızdım kendime o kedi yavrusunun peşine takıldığım için,

Bir dönem abla olmanın sorumluluğunu taşımaktan bunaldım!

Bir dönem keşke dedim...

Ama şimdi sadece iyi ki' ler var sana dair...

Benim güzel yürekli,
İyi kalpli,
Güler yüzlü,
Sevecen kardeşim,
Canım Aslı'm...

23 Aralık 1985'de doğdun.
Şimdi 23 yaşındasın.

Annem'e arkadaş,
Bana can dostu,
Alper'in biricik Teyzesi,
My Koo'nun en sevdiği :) baldızı oldun...

İyi ki doğdun,
İyi ki varsın,
Nice yaşlara...

Seni hep çoook seven ama küçükken farkında olmayan Ablan...

22 Aralık 2008 Pazartesi

Yerli Malı Haftası

Alper'in okulunda bugün yerli malı haftası kutlanıyor. Babaannesinin meşhur kağıda kek'i vardır Alper çok sever. Çocuklar için yemesi daha kolay olacağı için babaannemizden rica ettik o kek'i yapacak. Meyveler, kuru yemişler, pasta, börek herkes bir şeyler yapıp götürecek ve yemek saatinde mükellef bir sofra kurulacak yerli malı haftası şerefine. Kendilerine okulda meyvelerle süslü kartondan şapka bile yapmışlar ama veliler davetli olmadığı için göremeyeceğiz sanırım biz.




Bu güne özel şiir bile ezberledi Alper. Geçen yıl kreşte'de Fındık şiirini okumuştu bu yazımda bahsetmiştim. Bu yılda yine fındık olmuş oğlum. Fındığa mı benziyor acaba çocuğum yoksa tesadüf mü :)

Şans diyemeyeceğim çünkü konu aynı ama şiir farklı.

"Giresun zengin olsun,
Cebiniz fındık dolsun.
Kırılır çıtır çıtır,
Hem besler hem ısıtır."

İşte ezberlediğimiz şiir bu. Yarın da okulda görüşmem var. Öğretmen veli toplantısında çocuklar ile ilgili bilgi vermek istemediğini söyleyerek her veli ile "tek tek" randevu vererek görüşmek istediğini söyledi. Yarın bakalım neler duyacağım Paşa'ya dair...

Son bir diyalog ekleyip kaçıyorum arkadaşlar. Güzel bir hafta diliyorum hepinize...


Yerli malı ne demek Alper biliyor musun?, diye sordum!

- Meyvelere saygı göstermek heralde, anne dedi :)

19 Aralık 2008 Cuma

Masaüstümde ne var?

Bu defa Cool Cookie tarafından mimlendim. Mim'in konusu " Masaüstünde ne var?"...

Hımmmm, çok zor bir soru yaaa! Benim ki arada sırada değil günü gününe değişir. Bu yüzden de sizlere masaüstlerimden bir potpuri yapıyorum. Biraz anlayış lütfen :)

Bunlar iş'teki bilgisayardan...



Fenerbahçe galibiyetlerinden sonra, bahar geldiğinde ve Jude Law'a olan aşkım debreştiğinde,




Romantik bir Asi akşamından, Issız Adam ve Sex and the City filminden sonra bunlar vardı...

Bunlar da evdeki bilgisayardan...

Genelde masaüstümü Alper şenlendiriyor aslında ama arada değişiklikte yapmadan olmuyor...

David Beckham'ı beğendiğimi söylemiş miydim :) diğer resim ise bir arkadaşımın iç mimar kardeşine ait. Çocuk odası için, gardrobun üzerine elde boyanmış çok özel bir çalışma...



Bu çizimler Nazo'cuğun tavsiye ettiği bu siteden ekranımı şenlendirmeye başladı bile...



Manzara resmi canım çekerse diye...


Bir mim daha burada biter, gider...
Bende İçimden geldiği gibi , Lemanice ve Smilena'yı davet ediyorum bu sobeye...

18 Aralık 2008 Perşembe

Aşk Tarifi

Aşk'ın Tarifi herkese göre değişir değil mi?

Bu başka ama!

Catherine Zeta - Jones ve Aaron Eckhart'ın başrolünü paylaştığı "Aşkın Tarifi" nden bahsediyorum ben. Geçen gece ailece izledik bu romantik komediyi. Gece 12'de bitti ve Alper'de inatla izledi bu filmi. O saatte çocuğun ne işi var tüüüü, kaakaaa demeyin sakın bana ! arada olur, hemde çok eğlenceli olur :)

Filmdeki öpüşme sahnelerinde Alper battaniyenin altına saklandı. Çok komik :)



Filmin konusuna gelince Manhattan'daki bir restoranda baş aşçı olan, işinden başka bir dünyası olmayan Kate kızkardeşinin aniden ölümü üzerine 7-8 yaşındaki yeğeni Zoe ile yaşamaya başlar. Ardından restoranda kendine yardımcı olarak işe başlayan neşeli Nick ile takışır ve sıradan olan yaşamı hareketlenmeye başlar. Ardındanda aşk gelir...

Ben Digiturk'te izledim filmi ama siz Dvd'den yada internetten bulup izleyebilirsiniz. Çok güzel bir film, kesinlikle tavsiye edilir...

17 Aralık 2008 Çarşamba

Gezdim, geldim...

Dün akşam Alper'i okuldan Teyzesi alıp Mc Donalds'a götürdü. Madagascar ve Kung fu Panda'nın oyuncakları varmış bazılarını bulabilmiş ama eksikleri varmış, söylendi bütün akşam. Hadi gidip mağazaları dolaşalım dedim önce istemedi ama çam ağaçlarını görünce epey heveslendi. Pozlar cep telefonuyla çekildiği için pek iyi değil kusura bakmayın.



Bu fotolar Koçtaş ve Tepe Home'dan. İki mağaza gezebildik bir akşamda ancak :) Çok güzel çam ağaçları vardı, ışıl ışıl içim açıldı.



Bu postiş'i Noel baba aksesuarı sandı benim sarı kafa :) çok güldüm. Hoohhhooo hooo diye sesler çıkardı takınca bende çaktırmadım. Noel baba öyle gülüyor heralde :)



Her blogta okuyorum şu silikon tabancaların methini, herkeste var bende dayanamayıp aldım Koçtaş'tan. Satıcı çok tavsiye etti ama bakalım benim işime yarayacak mı? İlk işimiz oğlumla (çok hevesli bu konularda) Gizemli Dünya'da ve Salıncakta İki Kişi'de gördüğümüz bu kapı süslerinden yapmak olacak. Becebilecekmiyiz acaba! Şans dileyin...



Bunlarda raflardaki şeker ürünlerden bazıları, tıklayıp büyütün öyle bakın derim ben :)



Çoook güzeller dimi ama?



Çam ağaçları için kalp mi olsun, penguen mi, eskimo mu bilemedim. Hepsi birbirinden güzeldi çünkü. Keçeden yapılıp düğmelerle süslenen bu yıldızı ise elinde rengarenk keçeleri olan Nazocuğuma fikir olsun diye koyuyorum...
Ve hevesle, merakla, umutla 2009'u bekliyorum.
Yeni yıl, yine, yeniden, yenile bizi...

16 Aralık 2008 Salı

Günler geçiyor...

Bu aralar pek bir şey yapmıyorum - uz- o yüzdende kara kara düşünüyorum ne yazsam diye. Aslında Yeni Yıl için alış veriş yapmak, dükkanları dolaşmak istiyorum. Tepe Home'a, Mudo'ya, Koçtaş'a, Tchibo'ya, Carrefour'a falan gitmem lazım. Hatta hızımı alamayıp bir İstanbul'a uzansam mı bile diyorum. İkea falan ne güzeldir kim bilir! Noel ağaçları, yılbaşı süsleri, karla kırmızılarla kaplanmış mağazalarda dolaşmayı çook seviyorum. Eskiden ağaç falan süslemezdik malum bizim adetlerimiz değil ama geçen yıl Alper'in yoğun isteği üzerine kurmuştuk bir tane. Bakalım bu yıl ne yapacağız...



Rutin başlayan gün'e 07:30 - 8:00 gibi başlıyorum. 9:00'da işteyim öğlen 12:30 gibi Alper geliyor 13:00'e kadar yanımda şımarıyor sonra onu okula götürüyorum. 17:00'de ben ya da babası alıyor 17:30'da işten çıkıyorum 18:00'da evdeyiz. Hemen yemek yiyoruz ve herkes dağılıyor odalara...

Ben elime 1 fincan kahve alıp (My Koo'nun ki mutfakta kalıyor çünkü o sigara içiyorrr, kınıyoruzzzz kendisini) bazen bilgisayarın başına bazen Alper'in yanına kıvrılıyorum. Birde evde ders çalışma dönemine girdik. Sayı saymayı biliyordu bizim ufaklık şimdi de 10'dan geriye doğru saymayı öğrenmiş. Öğretmen evde 1'den 10'a kadar sayıları yazmayı çalışmamaızı istedi, başladık ama bir sorunumuz var. Alper ters yazıyor. İsmini ezbere yazabiliyor hatta geçen gün bana bir mektıp yazmış. Mektupta kendi adı, çiçek ve kalp var. İlk kez denemiş :) ama ters. Nasıl anlatayım "REPLA" gibi bi şey ama tamda böyle değil... 1'in de kuyruğunu ters yapıyor. Çok sabırlı olmak lazım bu durumda dimi ? İşimiz zor anlayacağınız bir de çabuk sıkılıyor ki önümüzdeki yıl 1. sınıfa başlayacağı için içimi de bir korku kapladı. Bakalım yaşayıp göreceğiz.

Eğer Alper bey lütfederde erken yatarsa bizde karı - koca evde film keyfi yapıyoruz. Bazen Romantik - komedi bazen korku bazende macera takılıyoruz canımız o anda ne izlemek isterse Digitürk :))) reklamı gibi oldu bu galiba!

Bundan önceki bayramlarda Alper olanlardan habersizdi. Sabah kalkınca bayramlıklarını giyer alt katta oturan Babannesine kahvaltıya iner ve zoraki el öperdi. Bu yıl değişti ve bizimki epey yüzsüzleşti. El öptükten sonra elini açıp hani para falan demeye başladı. Neyseki istedikleri yakın akraba olduğu için fazla rezil olmadık :) Eniştesinden harçlığı almış halasına dönüp sen vermedin bir tek falan diyor düşünün! Maymun gözünü açtı :) Paralar itinayla cüzdana yerleştirildi özenle saklanıyor şimdi. Ne alacakmış merak eden varsa söyliyim Laptop. Üzerini ben tamamlayacakmışım ama. Hadi bakalım hayırlısı...

13 Aralık 2008 Cumartesi

Olmaz Demeyin!

İnternet dünyasında herşey gelebilir başımıza, inanın hiç şaşırmam! Son zamanlarda diğer blog arkadaşlarımın sitelerinde de okuyordum -ç- alıntı siteler olduğuna dair. Benim başıma da geldi. Ne üzüldüm, ne de kızdım. Güldüm sadece...

Blogger'ın İzleyiciler öğesini eklemiştim MODA bloguma. Gayet rahat bir şekilde oraya eklemiş kendini benimde o sayede haberim oldu. Gizli saklı değil yani. Benim sitemdeki yazılardan bire bir ekleme yapılmış ve benim blogspot uzantım yerine üzerine para verip -com- bağlantılı bir adres alınmış. Sanırım ileride bana satmayı falan düşünüyor :) ama şimdiden söyleyeyim niyetim yok. Sizde tıklayıp, görmek isterseniz adres burada

Ayrıca beni yazar olarak davet etmiş ve kaynak olarakta gösterip link vermiş emeğe saygı da var yani :) ne diyeyim ki!


Taklitler asıllarını yaşatır çalıntılar peki !!!

12 Aralık 2008 Cuma

Bir bayram daha geçti...

Annanemin durumunda her hangi bir gelişme olmadığı için biz de kendimizce bir bayram yaşadık. Sizleri de üzmemek için annanem ile alakalı daha fazla birşey yazmak istemiyorum. Yorumlarınız, güzel dilekleriniz için çooook teşekkür ederim. Sağolun...


Bu Bayram oğluma doyamadım yaaaa, her geçen gün bağımlılığım daha da artıyor. Anneeecimmm diyor eritiyor beni, keder falan kalmıyor. Foto'daki giysiler bayramlıklarımız oluyor. Gömlek ve süveter dayısının hediyesi. Bütün bayram dayım bana okul kıyafeti (süveter ve hırka giyiliyor ya genelde okullarda) almış deyip durdu. Kahverengi, kadife pantolon'da Benetton indiriminden alındı. Çok yakıştı Paşama!



Bu şeker kart okulda Alper tarafından yapıldı. Üzeri pamuklarla süslü şeker bir kuzu. Bayramın 1. günü kurban kesmeye bizde gidelim diye tutturdu, takıldık bizde babamızın peşine. Tchibo'dan aldığımız lastik yağmur botları çok işe yaradı. Hava soğuk olduğu için lahana gibi kat kat giyindik ama burnumuzun akmasına engel olamadık :)


2. günü eş, dost, akraba ziyaretlerine ayırdık. Bolca baklava, zerde ve sarma yedim. 3. gün öğlene kadar uyudum. Öğleden sonra kayınvalidemdeydim, misafirlerimiz vardı. Akşam üzeri Teyzoş'a söz verdiğim üzümlü kek'i yapıp dayımlara götürdüm. (Annanem dayımlarda kaldığı için annem ve teyzem'de 10 gündür dayımlarda kalıyor) Akşam My Koo ile birlikte Beyaz Melek'i izledik. Hiççç beğenmedim. Hakkında çok güzel yorumlar okumuştum gazetelerde ama bizim için hüsran oldu. Resmen vakit kaybı. Tek artısı bu kadar iyi oyuncuyu bir arada izlemek oldu... (M. Kırmızıgül hariç tabi!)




4.gün
My Koo, ben ve kız kardeşim 40 gündür yalnız başına evinde kalmakta ısrar eden Dedem'in yanındaydık. Evi derleyip, toparladık. Akşam yorgun bir biçimde yatarken Show Tv'deki Yemekteyiz programına takıldım. O nedir öyle yaaa, midem kalktı. Kokoş bale eğitmeni Sahra hanım'ın elleriyle (herşeyi avuçladı, iğrençti yaaaa!) yaptığı yemekleri gördükçe midem bulandı. Gece boyunca rüyama mutfak girdi.

Şimdi işteyim, biriken işlerimi halletim. Bloglarda dolaştım, gün bitti bile. Aaaaaa unutmadan, ben yeniden hala oluyorum. 1.5 yaşındaki yeğenim Furkan'a yeni bir kardeş geliyor. Sağlıklı bir kız bebeğimiz olursa ne güzel olur. Malum erkekler içinde kaldık :)

6 Aralık 2008 Cumartesi

İyi Bayramlar...

Pek yazı yazacak halim yok.
Keyfimde yok.
Annanem iyice ağırlaştı. Allahtan ümit kesilmez dedi doktor...
Bize bayram yok anlayacağınız.
Abimler geldi.
Teyzem biraz iyi olunca annanem geçen hafta Erzurum'a dönmüştü ama yeniden gelmek zorunda kaldı.
Bana 9 gün tatil yok ama 5 gün - buna şükür- izinliyim.
Karman çorman bir yazı oldu kusura bakmayın ama bende yaşananlar bunlar.

Hepinize iyi bayramlar...

3 Aralık 2008 Çarşamba

Anne sütünden ayırırken ne yaptık!

Sevgili içimden geldiği gibi’ye söz vermiş ama bir türlü yazamamıştım bu konuyu. Oğlum artık anasınıfı çağında olduğu için anne-çocuk-hamilelik yazıları pek yazmıyorum ama bu yazı istisna olacak :)

Dünya sağlık örgütü bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesini, 6 aydan itibaren ise uygun ek gıdalar başlanarak emzirmenin iki yıl sürdürülmesini öneriyor. Benim eşim çok pimpirikli olduğu için Alper’in uzun süre em.mesi için elinden geleni yaptı. Ne alaka demeyin! Oğlum 7 aylıkken ben işe dönmüştüm ki bu bizim şirkette bir ilk. (Ücretsiz izinlere pek sıcak bakılmıyor ama neyse ki beni hiç üzmediler.) Alper 9 aylık olana kadar öğle tatillerinde eve gidip geldim. Bazen eşim getirdi otoparkta emzirdim :) 1 yaşında falan yeni yeni konuşuyor iş yerime gelince me.me.lerimi gösterip “aç aç” derdi, canım benim. İş yerindekiler anlamaz ne diyor diye sorar bende gülerdim. Alper em.me.yi bende em.zir.meyi çok sevdim.

Ama vakit bir gün gelip çattı. Fazla düşünmedim ve ikinci yaşını kutladığımızın ertesi günü en büyük doğum günü hediyesini ! verdim ve oğlumu anne sütünden emekliye ayırdım



Nasıl mı?

Bizimki çok kolay oldu. Alper’i az çok tanıdınız oldukça duygusal ve merhametli bir çocuk. Bana düşkünlüğü de çok fazla. Ben Cumartesi günü karar vermiş ve hemen uygulamaya geçmiştim. Hafta sonu evde olup ta emzirmemek benim açımdan hiçte kolay olmadı. Gö.ğ.üs.lerime koli bandı yapıştırdım ve Alper’e; “annecim artık bende süt bitti marketten alacağız. Yara oldu bak doktor bant yapıştırdı” dedim. O kadar üzüldü ki bir hafta falan sadece anne acıdı mı diye sordu. Sonrasında sütüm kesildi zaten. Geceleri e.m.ip uyumaya alıştığı içim 1 bardak süt içirip öyle yatırdım. Arada gelip sorduğu zamanda bitti artık annecim süt kalmadı dedim. Gerçekten anlattığım kadar kolay oldu. Geceleri uyanıp huzursuzluk çıkarmadı. Demek ki doğru zamanı seçmişim. Biz anne sütünü bu şekilde, kolayca bıraktık. Bu aşamada olan diğer annelere faydası olur mu bu paylaşımın bilemiyorum.

Alper’i 2 yıl boyunca emzirdiğim için benim içim çok rahat. Hiç keşke demedim bu konuda. İlk günlerde doktor kilo alışı yavaş sanırım sütünüz yetmiyor demiş ve 23 yaşında ilk kez bebek sahibi olmuş bir anneyi teşvik edeceğine ağlatmıştı. Eve geldiğimde biran kendimi çok çaresiz hissettim. 9 ay karnımda taşıdığım çocuğumu besleyemiyorum diye kendimi yedim bitirdim. Ama o doktora inat e.m.zir.mekten vazgeçmedim. Oğlumda yılmadı ve 2 yaşına kadar doyasıya e.m.di.

Bence anne ile bebek arasında kurulan en güzel bağ e.m.zir.me ânı. Bu iletişimi yaşamak gerçekten çok güzel. Anne adaylarına kesinlikle e.m.zir.melerini tavsiye ediyorum. Bebeğiniz inat ederse siz pes etmeyin ve ısrar edin. Bu güzelliği kaçırmayın derim ben.

Bu arada benimde erkek annelerine bir sorum olacak. Sizin oğlunuzda –ben em.zir.me.ye bağlıyorum- hala gidip gelip g.ö.ğü.s kontrolü yapıyor mu? Ben evde üzerimi değiştirirken köşe bucak kaçıyorum. Anne bi el.li.cem diye koşuyor peşimde de :)

Not: Fotoğraf bize ait değildir :)
Not2: Bazı sözcüklerin arasına bilerek nokta koydum ki gereksiz kişiler başka şeyler ararken buraya gelmesin :)

TEKZİP: Arkadaşlar yazılarıma romanın! kahramanı tarafından tekzip geldi. Özellikle bizimle yattığını söylediğim içi bana çokk kızdı.

- Anne; çok kötüsün. Bunu oğluna nasıl yaparsın, nasıl yazarsın. Bunlar aramızda sır dı sır tamam mı, dedi.

Bundan sonra sırları paylaşamayabilirim sizinle :) ikinci bir izne kadar tabi :) Gerçi yukarıdaki yazıyı Alper’e okuduğumda ne diyecek çok merak ediyorum. Yandım ben yandımmmm!!!

2 Aralık 2008 Salı

Madagascar 2'ye gittik

Alper Madagascar'ın reklamlarını Tv'de gördüğü günden beri gitmek istiyor bu filme. Tahmin edersiniz ki gösterimden 1 - 2 ay önce başlayan reklamları çocuğa anlatmak hiç te kolay değil. Cuma günü vizyona giren Madagascar 2'yi bizde Meltem - Onur, Alev - Alper dörtlüsü olarak dün akşam izledik.



Filmde çoook eğlendik hatta eğlendirdikk! Alper müziği duyunca yerinde duramayıp dans bile etti. Bir ara filmdeki yaşlı kadın "kek isteyen var mı" diye bağırdı. Yanımdaki koltuktan bir ses geldi "evetttt, ben isterimm" diye. Tüm salon kahkahalara boğuldu. Arada önümüzdeki genç kız yanındakini dürtüyor bak kek isterim diyen çocuk bu diye :))



2005'te vizyona giren ve bizim DVD'sini evde bolca izlediğimiz Madagascar'ın devam filminde kahramanlarımız anavatanı Afrika'ya geliyor. Yine komik ve eğlenceli bir film. Çocuklar kadar büyüklerinde (salonda çocuklardan çok büyükler vardı) keyifle izlediği bir filmdi. Kesinlikle tavsiye ederim.

1 Aralık 2008 Pazartesi

şşşşşşştttttt, numara yapma!

Çocuklar bir alem. Fırsat bulduklarında insanı çok güzel kullanıyorlar. Benim 6 yaşındaki oğlumda bunlardan biri :)



Bizimkinin yöntemi üzgün numarası yapmak. Yüzünü öyle bir şekle sokuyor ki gafil avlandığım oluyor. Ne yapayım kıyamıyorum ama bazende gardımı alıp Hayırrrr, çünkü bu istediğin normal değil diyerek usanmadan anlatıyorum. İkna olmuş gibi yapıyor ama eminde değilim!

Geçen akşam haftasonu olduğu için geç yatmak istediğini söyledi. Playstation falan oynayacakmış bizde tamam dedik ama baktım ki saati abartıyor hadi artık diş - çiş - yatak dedim. Alper başladı klasik yüz numaralarına. Kusura bakma oğlum ama ben bu numaraları ezberledim yemezler dedim.

- Evet, biliyorum anne ama babannemde hala işe yarıyor dedi :)

Biz kayınvalidemlerle aynı binada oturuyoruz. 5 katlı bina eşimin ailesine ait. Onlar 3. katta bizde 4.ve 5 de konaklıyoruz. Ben işe giderken gözüm hiç arkadar kalmıyor. Babannesi benden daha iyi bakıyor oğluma. Alper alt kattaki babannede kendi krallığını yaşıyor. Keyfi süper tahmin edersiniz.

Dün sabah güzel bir pazar kahvaltısı yaptık. Kayınpederim bir süredir böbrekleriyle alakalı bir rahatsızlık yaşıyor. Tam teşhis konulamadığı için evde konu genelde bu. Süper zeka ! oğlum doktorların koyamadığı teşhisi dün koydu.

- Annne; bence dedem numara yapıyor ona iyi davranalım, her istediğini yapalım diye. (herkesi kendi gibi zannediyor velet) Hem sürekli kumanda bende ya belki kanalları değiştirmeyeyim diye yapıyordur ha ne dersin!!!

29 Kasım 2008 Cumartesi

Yeni mim "Mutluluk"

Bu defa sevgili PaNDoRa tarafında mimlendim. Mim'in konusu ise "Sizin mutluluğunuz nerede?"...

Benim için Mutlululuk en başta sevdiklerimin, ailemin, eşimin, oğlumun sağlıklı ve huzurlu olması...

Sonra;

Oğlumun bana Annemmm diye seslenmesi, durup dururken beni öpmesi, istediği bir şeyi aldırabilmek için yüzünde oluşan haller :)

My Koo ile birlikte film izlemek, baş başa yemek yerken geleceğe dair planlar yapmak,

Kayınvalidem ve Kayınpederimin benim için sevdiğim yemeği yapması,

Çocukluğumun çizgi filmi Sipsonlar'ın figürünü tamamlayabilmek için yenen hamburgerler :)



Arkadaşlarımla bir fincan kahve eşliğinde sohbet etmek,

Evin içini saran mis gibi kek kokusu,

Paylaştıklarım sayesinde beni okuyan, hiç tanımadığım insanlardan mail almak, yorumlarını okumak

Taaaa Cezayir'den blogumu bulan ve bu vesileyle tanışma şansını yakaladığım Tuğba ile birlikte frambuazlı pasta yemek, bonus olarakta oğluma ve bana gelen bu güzel hediyeler,



Alper'e spiderman'li etiket, kalem, kalem kutusu ve yapboz almış ama oynamaya daldığı için fotosu yok. Benim rengine vurulduğum mor bileklik ve Sinem'i kıskandıracak :) baykuş küpelerim bunlarrrr!

Ayrıca;

Hesapsızca alışveriş yapmak,

Işıl ışıl bir güne en sevdiğim şarkı ile başlamak,

Ne zamandır oğluma almak istediğim yağmur botlarını Tchibo'da 18.90 Ytl'ye bulmak;



Son zamanların en güzel filmi Issız Adam'ı izlerken My Koo'nun elini tutmak,

Pazar sabahı nefis bir kahvaltıya uyanmak,

Ailece yapılan kaçamaklar, tatiller,

İzlediğim filmin mutlu sonla bitmesi,

Beklediğimden çok zam almak,

Hayallerimi bir gün gerçekleştireceğimi bilmek, hissetmek, inanmak!


Ve en önemlisi derin derin nefes almak, alabilmek... ve bunun için şükretmek...

Bende Lemanice ve Gizemli Dünya'yı sobeliyorum. Kolay gelsin kızlar...