27 Ocak 2010 Çarşamba

Bu Sabah...

Bembeyaz bir güne uyandım bu sabah…
Balkon kapısını araladım hafif bir rüzgâr esiyor dışarıda, dün akşamki dondurucu soğuktan eser yok.
Saat sabahın bir vakti…
Evin erkekleri mışıl mışıl uyumaya devam ediyor. Üzerlerini örtüp duşa giriyorum.
Anneliğin bana onlarca kazancından biri de bu! Hızlı duş almak…
Eskiden saatler süren banyo keyfi artık dakikalara sığıyor.
Bornozumu giyip nemlendiricimi sürdükten sonra mutfağa yöneliyorum.
Tost makinesinin ısınmasını beklerken beyaz peynirle domatesi dilimliyorum. Kahvaltı tabağına 4-5 zeytin koyduktan sonra sıra geliyor portakal suyuna. Kepek ekmeğinin arasına dilimlediğim peynirle domatesleri sıralayıp beklemeye koyuluyorum. 1 dakika sonra tostum da hazır.
Şükrediyorum Allaha, bana sunduğu hayata…
Biliyorum çok daha iyileri de var ama kötüleri düşündükçe “daha iyiler” önemsiz kalıyor.
Saate bakıyorum 08:10 olmuş.
Aceleyle tabağımdakileri bitirip üzerimi değiştirmeye gidiyorum.
Dişlerimi fırçalamayı unuttuğumu fark edip soluğu banyoda alıyorum.
Üzerime kalın bir şeyler giydikten sonra hafif bir makyaj yapıyorum.
Ellerime ve dudaklarıma krem sürmem de şart. Yoksa bu soğuğa dayanmayacaklar.
Parfümümü { Bu ara favorim Sarah Jessica Parker - Lovely } de sıktıktan sonra gözüm saate takılıyor 08:25…
Offff yine saçımı kurutacak vaktim kalmadı!
Uzun saçlarımı aceleyle toplayıp şapkanın altına saklıyorum. Montumu giyip atkıyı boynuma sıkıca sardıktan sonra çıkıyorum evden.
Kulağımda Candan Erçetin’den “Bahar” çalıyor…
Aklım yazda, bedenim kışta, ruhum baharda iş’e doğru yol alıyorum.
Okullar tatil diye sokaklar da boş…
Köşedeki simitçiyle selamlaştıktan sonra ofise varıyorum.
Misss gibi ıhlamur kokusu yayılmış odaya…
Fincanıma konan bol limonlu ıhlamurdan bir yudum alıp bilgisayarı açıyorum.
Gün çoktan başladı işte…

Sevgi dolu, güzel bir gün olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için TEŞEKKÜRLER...


FLAME