Perşembe, Aralık 13, 2007

Bakalım Ne olacak !

Alper bey'in yarın saat 14:00'de gösterisi var :) Biz ailece şaşkınız. Küçük bey 2 haftadır "Fındık" ile ilgili şiir'i ezberlemeye çalışıyor. Traşımızı olduk,beyaz gömleği aldık,kot pantolonumuz da ütülendi, kuruyemiş ile meyvelerde tamam. Yerli malı haftası etkinliği için hazırız. Tek eksiğimiz aşağıdaki dörtlük !



"Vatanımızdır Giresun,
Uğramalı yolunuz,
Fındık yiyin durmadan,
Fındık gibi olunuz..."


İşte bu kadar !
Kolaymış demeyin.
2.mısrayı sürekli unutuyor.
Heyecandan, korkudan ve endişeden kıvranıyor.

Öğretmeni provalarda mızmızlandığını ve sahnede okumama ihtimali olduğunu söyledi.
Gösteri fobimiz gün geçtikçe büyüyor.
Bakalım,
Yarın ola hayrola...
İnşallah sorun çıkarmaz ve bunu da atlatırız.

Pazartesi, Aralık 10, 2007

Bence de...

İclal Aydın'ın hayata karşı duruşu,yaşam tespitleri ve yazdıkları beni çok etkiler.
8 Aralık Cumartesi günkü köşe yazısının son paragrafına da bayıldım.
Ve buraya taşıdım...

"Gidiyoruz...
Yeni evler, yeni dünyalar, yeni hayatlar yaşıyoruz...
Yaşanan ne varsa dünden kâr kalan, atıp heybeye devam etmek gerek...
Gidenin ardından ve onun bıraktığı yerden devam ederek...
Evler, bahçeler...
Kapıyı açtın mı bir kere belli ki ya yolcu edeceksin, ya gideceksin...
Kapı açıldı mı bir kez daha ya içeri gireceksin ya da buyur edeceksin...
Hayat hiçbir eve, hiçbir bahçeye, hiçbir kapıya ve hiçbir ömre sonsuzluk vaat etmiyor...
O sebepledir ki işten, eşten ayrılmanın, bir evden taşınmanın duygusal yükünü kapı önünde bırakabilmek gerek.
Çünkü bir tek ölümle gidenin yerine geleni olmuyor... "

Fani dünyaya bağlanmanın zavallılığı daha nasıl anlatılabilirdi ki...
Ölümden öte köy yoksa da,
Korkunun ecele faydası olmasa da,
Can çıkmadan huy da çıkmıyor.

Salı, Aralık 04, 2007

Aşk Olmak !


Dün gece yarısı izlediğim bir Tv programında söyledi bu sözü acıklı bir dizinin hüzünlü yüzü…

Dudaktan Kalbe’ nin dramatik oyuncusu Fadik Sevin Atasoy’a göre önemli olan Aşık olmak değil hayatta “Aşk olabilmekmiş…”
Kendin Aşk Olmak…
Baktığın her yere aşk ile bakabilmek!
Dokunduğun her şeye aşkın güzelliğini yansıtabilmekmiş…

İlginç geldi bana.
Ayakları yere sağlam basan ve aşkı ilk defa tatmış bir genç kadının hayat tespiti bu…
Kendine güvenen bir kadının çığlığı bekli de!
Kim bilebilir.

Gerçekten Leyla ile Mecnun kavuşsaydı aşkları dillere destan olmaz mıydı?
Sadece kavuşulmayana duyulan özlem mi içimizi yakan…
Yakınımızdaki aşklar neden bu kadar uzak şimdi bize…

Cevapsız kalan sorular,
Uzun süren susmalar,
Ve
Dile gelmeyen kelimeler mi aşkı bu kadar kutsal ve ulaşılmaz sayan…

Mühim olan Aşık olmak mı, Aşık olunmak mı ya da Aşkın kendisi olmak mı bilmiyorum.

Sadece,
Yaşadıklarının kıymetini bilmek ve içinden geldiği gibi yaşamak gerek herhalde.

Nitekim herkesin doğrusu kendine…