30 Nisan 2009 Perşembe

Sayenizde..

Dün çok sıkıntılı bir anımda elime ulaşan bir paket ile günüm aydınlandı..
Bu güzel sürprizn sahibi sevgili Moonsun..
Zaten karta "Hiç ummadığın bir anda eline ulaşıp seni gülümsetsin" diye yazmış..
Tam da öyle oldu..


Sezonun favori rengi füme oje için, el emeği çiçekli mendil kılıfı için ve Alper'i neşelendiren meyveli şekerler için çok ama çok ama çoookkk teşekkür ederim..

Alper akşam annemin arkadaşı Amerika'dan yollamış bana diye ballandıra ballandıra anlatıyordu! Bir de diyorki benim annemin heryerde arkadaşı var :))



Bu yusufçuklu bilekliği ise Daisy Design'dan aldım. Çok şık bir kese içinde geldi bana..
Özge'nin kendi tasarımı olan birbirinden farklı aksesuarları görmek ve satın almak için BURAYA tıklayın..

29 Nisan 2009 Çarşamba

Bu haftanın filmleri..

Bu aralar hiç keyfim- iz yok..
Aynı binada oturduğumuz kiracımızla bazı tatsızlıklar yaşıyoruz..
Allah büyük kimin haklı olduğu belli ama canı sıkılıyor işte insanın..
Kanunlarda evsahibi yerine kiracıdan yana olunca yapacak pek birşey kalmıyor..
Sabredeceğiz..
Beni üzen kayınvalidem ve kayınpederimin bu durumu kafalarına takıp üzülmeleri..
Onlara birşey olacak diye korkuyoruz biz!
Neyse ki birbirine bağlı bir aileyiz de destek oluyoruz, güç veriyoruz birbirimize..

Neyse bu tatsız konularla boğuşurken elime taa uzaklardan bir paket geçti ve yüzüm biraz olsun aydınlandı. Onu yarın detaylı olarak yazacağım şimdi sıra son zamanlarda izlediğim filmlerde..



Yedi Yaşam (Seven Pounds) : Son zamanlarda izlediğim ennn güzel filmdi diyebilirim. Son 15 dakikaya kadar sıradan bir film gibi gözükse de sonu öyle güzel bağlanıyor ki şaşıyor insan. Mutlaka izleyin hatta kaçırmayın derim ben :) Söylemedi demeyin! Will Smith'in olduğu film kötü olmaz demiştim filmi alırken yanılmamışım..







Bakış Açısı (Vantage Point) : Klasik bir Amerikan başkanı kurtarma öyküsü. Ben Lost'un yakışıklısı (Jack) Matthew Fox için izledim filmi ama hızlı temposuyla sıkmadı hiç. Keyifli bir filmdi. Jack sevenler izlesin diyeceğim ama burada pek hoş bir karaktarde değil. Benden söylemesi..








Kehanet ( Knowing) : Bir çok kişiden güzel diye yorumlar duyunca teredüt etmeden izlemeye koyuldum ama beni hiç sarmadı film. Bu da klasik bir dünyanın sonu geldi filmlerinden biri. Zaten bu ihtimal beni hep korkutmuştur o yüzden filmi de çok basit buldum ve sevemedim. Ama bu türden hoşlananlar da olabilir tabi. Zevk meselesi..







Zoraki Tatil
(Four Christmases) : Benim için tam bir vakit kaybıydı. Romantik komedi yapmaya çalışmışlar ama vasatın üzerine çıkamamış bir film. Vince Voughn ve Reese Witherspoon birbirine de hiç yakışmamış ayrıca. Bir daha sevgili rolü vermesinler onlara. Heyy yapımcılar duydunuz mu? :))





Şimdilik benden bu kadar..
Benim ruhumda bir kasvet var..
Hava da da öyle..
Yarın güzel bir gün olsun..
Umarım..

27 Nisan 2009 Pazartesi

Clinique alışverişim

Cumartesi akşamı bir arkadaşım 'Seda' ile eve yürüyerek gitmeye karar verdik. Hem yolumuzun üzerindeki alışveriş merkezlerine de uğrayacaktık..

Önce Sevil Parfümeriye gidip Strawberry'de indirimde olan kokuları denedik. Benim tercihim Sarah Jessica Parker'ın Lovely'si oldu. Siparişi verdim, elime ulaşınca ayrıntılı yazarım.

Neyse Sevil'den sonra Starbucks'da oturup boll çikolatalı Berliner'i yiyip yürümeye devam ettik. Hatta nikah salonunun önünden geçerken dağıtılan nikah şekerlerinden de nasibimizi aldık! Oradan çıkıp YKM'ye uğradık. Seda Clinique'den fondöten alacaktı tabi ki bende dayanamayıp daha doğrusu hediyelere kanıp bişeyler aldım..

İşte bunlar da aldıklarım..



1- Clinique touch blush ( Köpük allık) %30 indirimde 35 lira
2- Clinique airbrush concealer (Kapatıcı) 47 lira
3- Bunlar da Clinique'in hediyeleri. 5 ml'lik kapatıcı, bronz allık ve fırça..
4- John Frieda'nın bu ve bu ürünlerinden memnun kalınca şok parlaklık kremini de almazsam olmazdı.. 24 lira ama YKM'de 75 liralık alışverişe 15 lira hediye çeki verdikleri için bana 9 liraya geldi..

19:30'da eve vardığımda yorulmuştum..
Alper beni merdivenlerde karşıladı, geç kaldım ya eve :(

23 Nisan tatilini fırsat bilerek Balıkesir'den abimler gelmişti anneme. Gece 22:00 sularında Alper ile oraya gitmeye karar verdik. Abim sağolsun gelip bizi aldı ve haftasonunu hep birlikte geçirdik. Yeğenlerin biri anne karnında diğeri ise 20 aylık. Haziranın ortalarında ikincisi de katılacak aramıza :) Büyük bir aile olacağız sanırım..

Pazar günü 16:00 gibi annemlerden eve gelip miskinlik yapmaya devam ettim..
İzlediğim filmler de var ama onlarda başka yazıya kalsın..

25 Nisan 2009 Cumartesi

Minimm benimmm!

Mini Cooper..
Hem de siyah..
Hem de gıcır gıcır..
Bir de arkasında karavan..
Bir de deniz ve kum..
Burada hayaller devreye giriyor..
Ahhhhh, ahhh..





I LOVE YOU MİNİ..
Bu fotoğraflar tüm MİNİ severlere gelsin..
Hep birlikte bakıp bakıp iç çekelim..

Not: 1 numaralı fotoğraf masa üstümü süslüyor. Kesinlikle tavsiye edilir..

Diyalog

Dün gece..
My Kooo işe gitti..
Biz Alper ile uyumak üzereyiz..
Benim iki gündür - dondurma yedikten sonra - boğazlarım acıyor ve burnumda akmaya başladı..
Benim kahramanım ne dedi biliyor musunuz?

- Anneee, gece eğer kusarsan yada bişey istersen mutlaka beni uyandır. Sözz müüü?
- Sözzz annecimm..
- Babam yok onun yerine benim sana bakmam gerekiyor. Herşey için beni uyandırabilirsin. Canın ne isterse. Ben senin yardımcınım. Birde işte sağlıklı birşeyler ye istemediğin şeyleri yeme. Kusabilirsin çünkü! İş yerinde kötü olursan izin al, ben senin yerine herşeyi düşünüyorum. Evin yorucu işlerini de hastalığın geçince yap tamam mı?
- Tamammm..

Bu sabah..
İşteyim..
Telefon çaldı arayan Alper..
Yeni kalkmış, sesi biraz kızgın..
- Anneee gece bana hiç ihtiyacın olmadı mı? Uyandırmadın da..
- Olmadı annecimm, iyiyim ben..
- İyileştin mi yani?



Hasta olduğum zaman bana bakacak biri var artık evde..
İçim rahat..
Güneşli bir Cumartesi var burada. Size de iyi haftasonları..

Not: Deniz, kumsal, güneş ve tatil! Biz sizi çook özledikkk.. Hadi gelip alın bizi..

24 Nisan 2009 Cuma

Bloğunuz için bi Cafe Crown arası!

Bu aralar blogum sayesinde güne çoook güzel başlıyorumm..
Hergün yepyeni paketler ulaşıyor elime ve ben sevinçten dört köşe oluyorum..

Çocukla Hayat sitesini hazırlayan Handem Erkay Güner'dan geçtiğimiz haftalarda "Sizi bir fincan kahveye davet edebilir miyim?" diye bir mail almıştım. Handem hanım daha önce sitesinde yayınlamak için blogumda yazdığım Titanic tatilimizle alaklı ayrıntılı bir yazı istemişti benden. Bende seve seve kabul etmiş ve bu yazıyı yollamıştım. Kendisiyle tanışmamız da bu vesile ile oldu..

Handem hanım Cafe Crown'un blogcular için özel olarak hazırladığı kahve ikramı için benimde ismimi önermiş sağolsun. Önce Handem hanım'dan içinde kahve olan bir paket aldım ardından da Cafe Crown'dan üzerinde Bloğunuz için bi Cafe Crown arası! yazan bu turuncu şık kutu geldi. Eee benim gibi bir kahve bağımlısı da tabiki çook sevindi :)




Öncelikle Çocukla Hayat'a sonra da içinde Cafe Crown'un tüm çeşitlerinin yer aldığı bu hediye paketi için Ülker'e çok teşekkür ediyorum..

Handem hanım şu an tatilde. Umarım yılın ilk tatilini güzel geçiriyordur ve döndüğünde bu yazımı kaçırmaz :)

23 Nisan 2009 Perşembe

Bugün Bayrammmm

Bugünnn bayrammm..
Hem de bayramların ennn güzeliii..
23 Nisan'ı çocuklara armağan eden, onlara ne kadar güvendiğini yıllar önce ortaya koyan Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti sonsoza kadar yaşatmak da, güvendiği o çocukların en büyük görevi..



Tüm çocukların, içindeki çocuğu yitirmeyenlerin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyorum..
Özellikle oğlumun :)

Haydins'den paket varrr...

Dün içim bir hoş demiştim yaaa işte sebeplerden biri de bu paketti..
Haydinscim sağolsun blogunda görüp beğendiğim el emeği takılarından bana yollamış..
Sabah adıma gelen paketi görünce hem şaşırdım hem de heyecanlandım..
Dün telefon açıp teşekkür edttim kendisine ama bir kez daha buradanda teşekkür ediyorum..
Hediyelerin benim için çoook kıymetli..
Sepet şeklindeki kolyeyi dün hemen taktım..
Diğerlerini kullanmak için de sabırsızlanıyorum..
Alper de kırmızı köpeğini çok sevdi. Soranlara Rusya'dan geldi diye hava bile attı :)
Sağollll Haydinsss.
İyi ki varsın, iyi ki varsınız..
Blog dostlarım sizleri çook seviyorummm..

22 Nisan 2009 Çarşamba

İçim bir hoş..

İçim bir hoşş..
Dudaklarımda aynı tebessüm ahh ne hoş..




Nerden takıldı bu şarkı bana böyle yaaa..
İçimde tarifi mümkün olmayan bir heyecan var..
Yağmurlu ve serin bir sabaha uyansamda moralim ve keyfim hala yerinde ;)
Bu hafta fazla film izledim sanırım onun etkisindeyim..
Kısaca bir ses vermek istedim size..
Burada herşey yolunda!
Umarım sizlerde iyisinizdir..
Ne de olsa yarın bayram..
İçinizdeki ve etrafınızdaki çocukları sevindirin olur mu?

Not: Kahve fincanı gördüğümde dayanamadığımı biliyorsunuz artık değil mi?Bu fotoğrafta mutfak masamda çekilmiş herhangi bir andan ibaret..

20 Nisan 2009 Pazartesi

Karışık bir yazı..

Cumartesi akşamı planladığım şekilde geçti..
Annem ve annaneme sürpriz yaptık kardeşimle..
Hediyelerimizde beğenildi..
Annaneme kendi ellerimle pasta bile yedirdim..
Gece geç saatlerde eve geldiğim için yorgunluktan sızmışım..
Pazar gününü ise film izleyerek ve miskinlik yaparak geçirdim..
Biraz temizlikte yaptım..
Oğlumla başbaşa yaptığımız Pazar kahvaltısı da olmazsa olmaz tabi..



Okuyucu (The Reader) :
6 kez Oscar'a aday olan ve bu film ile hayallerine kavuşan Kate Winslet hakikaten muhteşem bir performans sergilemiş. Kate Winslet, Ralph Fiennes ve David Kross'un başrolünü paylaştığı film cesur sahneleri ile de hala konuşuluyor. Başlarda ağır ilerlese de kesinlikle izlenecek bir film. Benden söylemesi..





Kasabanın Yenisi (New in Town) : Renee Zellweger ve Harry Connick Jr'ın başrolünü paylaştıığı filmde lüks içinde yaşayan, işine tutkuyla bağlı Miami’li bir işkadını ile eşini kaybeden ve kızıyla birlikte Minnesota’da yaşayan bir adamın ilk başlarda kavgayla başlayan sonra aşka dönüşen ilişkileri anlatılıyor. Klasik ve hoş bir romantik komedi. Özellikle bahar aylarında iyi gider. Ben izleyin diyorum..







Sahtekarlar (Duplicity) :
Julia Roberts ve Clive Owen'ı "Closer" filminden 5 yıl sonra yeniden bir araya getiren film beni hayal kırıklığına uğrattı. Julia Roberts hayranı olmama rağmen heyecansız ve sıradan buldum filmi. Ajan filmlerinde aksiyon sahneleri bol olur ama bu filmde nerdeyse uykum geldi. İzleyin yada izlemeyin diyemeyeceğim, karar sizin..




Perşembe günü Türkiye ziyaretinde olan Tuğba ile buluşmuştuk yazamadım bir türlü. Körfez'e karşı hamburgerlerimizi yeyip, bolca sohbet ettik. Zaman nasıl geçti anlamadık bir baktık saat 20:00 olmuş. Bana bu yazıma ithafen aşağıdaki rapunzel bebeği almış. Oynamaya kıyamam ben bununla yaaa. Keyifli sohbetin için tekrar teşekkür ederim canım..



Pazar sabahıma neşe katan bir diyalogla sonlandırıyorum yazıyı..
Sabah 10:30 uyandım..
Alper yatakta oturuyor..

- Uyandın mı annecim dedim..
- Evet uyandım ama o kadar tatlı uyuyordun ki biraz daha uyu diye bekledim!

Eeee Alper, iyi ki varsın anneciimmm..

18 Nisan 2009 Cumartesi

İyi ki doğdun Anneciğim..

Bu aralar enn sevdiğim şey laleler..
Sokakalarda her rengi mevcut..
Ben sarı laleleri seçtim..
Çünkü bugün canım ANNEM'in doğum günü..
Hediyemi aldım akşam sürpriz yapmaya gideceğim..
Beni yarın bekliyor ama biz kardeşimle ananemin kapısına dayanacağız bu akşam..
Malum annanem rahatsız ve haftasonları bakıcısı izinli olduğu için genellikle annem orada...
Bizde elmizde pastayla çalacağız kapıyı..
Hem anneme hemde onu doğurduğu için annaneme hediye aldım..

Bu sarı lalelerde ikisi için..
Her anne gibi benim annemde melek..
Onunla sohbet etmeye,
Dedikodu yapmaya,
Hayal kurmaya ,
Ve eskilerden konuşmaya bayılıyorum..

Evlenmeden önce de çok severdim haftasonlarını..
Annem güzel bir kahvaltı sofrası eşliğinde eskilerden bahsederdi..
Taa o zamanlarda beri arkadaşız..
Annemden hiç birşeyimi saklamam..
Ne istesem yapar sağolsun marifetli annem benim..
Ben kendimi bildim bileli hep 29 yaşındadır..
Anneciimmm Ekimde yaşıt olacağız aklında olsun..
Sende büyü artık tamam mı?

Seni çooookkk seviyorummm..

17 Nisan 2009 Cuma

Anne olmak!

Anne olmak bazen öyle zor ki!
Mesela bu sabah..
İşe gitmek için hazırlandım, My Koo çoktan gitmişti..
Saat 8.30 civarı..
Banyoda elimi yıkıyorum..
İçeriden Alper'in sesi geldi orada kim var diye..
Aşkımm uyandın mı diye yanına koştum. Yüzündeki tebessümü tarif etmem imkansız!
Annneee evdesinnn deyip sarıldı boynuma..
Daha gitmedim hazırlanıyorum, dedim..
Öpüştük, sarıldık sıkıca..
Bundan sonra hep erken yatıcam sabahları seni görmek için, dedi..
Böyle sabahlarda işe gitmek o kadar can sıkıcı ki anlatamam size..



Daha bitmedi!

Öğlen okula gitmek için Alper yanıma geldi..
Geçen hafta öğretmenleri raporluydu. Yokluğunda uslu durdukları için çocuklara söz vermiş oyun parkına götüreceğim diye..
Okul saati 13:00 - 17:15 arası..
Oyun parkına ise 13:30'da veliler bırakıp 15:30'da alacaklarmış..
Hatta öğretmen veliler veya bir yakınınız beklerse çok sevinirim demişti..
Bende kızkardeşimden rica ettim Alper'i o götürecekti..
Ama bizimki son anda pürüzlük çıkardı!
Sen götür diye tutturdu..
Gözlerinden yaşlar akıyor..
İşten çıkmam o anda çok zor ama gelde çocuğa anlat..
Uzun süre dil döktüm ve çok mutluyum anne diye giderken bile gözleri yaşlıydı..

İşte böyle anlarda anne olmak,
Çalışan bir kadın olmak
Öyle zor ki!
Şeytan neler diyor bir bilseniz..

Not: Fotoğraf haftasonundan. Benim 15 - 16 yaşında walkman'im olmuştu ama Alper'in 6 yaşında mp3 çaları var. Geçenlerde babası kendisine almış ama küçükbey el koydu. Alışverişe giderken bile kulağından çıkarmadı. Müzikle birlikte bağıra çağıra şarkı söyledikçe biz gülmekten öldük ama belli edemedik tabi. Yeriz fırçayı sonra! Ağlayan Pasta'yı da Alper çok seviyor. Anne - Oğul birlikte yaptık. Tarif ise burada..

Ülker'den çocuklara sürprizzz!

Ülker geçen yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı şerefine Macera Adası filmine sponsor olmuş ve 2 gün boyunca tüm çocukların bu filmi ücretsiz izlemesini sağlamıştı. Bu yıl da Ay Prensesi'ni çocuklara armağan ediyor.



18 - 19 Nisan'da çocuklar ve velileri filmi ücretsiz izleyebilecek. Şehir, salon ve seans bilgileri için buraya tıklayın..



Filmin Konusu; 13 yaşında bir yetim olan Maria, amcası Sir Benjamin ile yaşamak üzere gizemli bir yer olan Ayışığı Malikanesi’ne gönderilir. Malikanede pekçok sihirli olaya şahit olan ve aslında Ay Prensesi soyundan geldiğini keşfeden Maria’nın, yüzyıllardır Ayışığı Vadisi’nin peşini bırakmayan lâneti geri çevirmek ve vadiyi yok olmaktan kurtarmak için bir sonraki dolunaya kadar vakti vardır. Filmde küçük prensesin sihirli yolculuğunda neler yaşayacağı anlatılıyor.

Gabor Csupo’nun yönettiği filmin başrolünde Ioan Gruffudd, Dakota Blue Richards, Tim Curry ile Natascha McElhone oynuyor..

16 Nisan 2009 Perşembe

ATAM!

Öykü'nün başlattığı blog harekatını destekliyorum. Eğer sizde katılmak isterseniz Atatürk'e ait bir fotoğraf yayınlayıp bir kaç satır yazabilirsiniz..



Keşke demeden yaşamak isterim..
Keşke dememek için oğlumu Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir birey olarak yetiştirmek asil görevimdir..
Sen rahat uyu ATAM..
23 Nisan'ı armağan ettiğin "Çocukların" daima senin eserini koruyacak ve kollayacaktır!

15 Nisan 2009 Çarşamba

Miss Gibi!

Miss gibi evlere bayılıyorum..
Mutfaktan yükselen kek kokusuna da tabii..
Ben kendimi derslere verince ne mutfaktan kek kokusu geldi bu aralar ne de mis gibi koktu ortalık!
Eee biri bu duruma dur demeliydi. O kişi de tabi ki bendim!
Kısaca;
Bu aralar bizim evde bahar temizliği var..
Yani bendeniz aşağıdaki kadın gibi dolaşıyorum evin içinde.
Alper'de bende yapabilir miyim anne? diyerek peşimden geliyor..
My Koo ise nasılsa raporlu ya hiç bulaşmıyor!
Bu yazıyı okuyacak diye rahat rahat yazıyorum. My Koo suya sabuna dokun lütfen!
(Ki kendisi gayet titiz ve yardımseverdir! Günahını da almayayım şimdi)




Büyük evde yaşamanın avantajı çok belki ama temizlerken öyle gelmiyor işte insana..
Daha küçük ve tek katlı bir evde oturmayı tercih ederim şimdi mesela..
Odalar yeterince geniş olacak ama..

Neyse ben evin alt katını temizlemeyi bitirdim. Bir tek halılar var yıkamaya gidecek..
[ Yeni halı alacaklar, yeni ev kuracaklar güzelliğine kanıp sadece elde yıkanan halı almayın benim gibi olur mu? Pişmanım ama yine de halılarımı seviyorum :) ]

Bu akşam gücüm olursa üst katı da temizlemeyi planlıyorum..

Kayınvalidem sağolsun bana sürpriz yapıp teraslarımı temizlemiş. Elimde tüfekle terasta bekleyesim var! Kargalar geldikçe dan dan dan! Kargalar için çözüm yolu bilen var mı? Yada sadece benim terasıma mı poşetler dolusu ıvır zıvır taşıyorlar! Biri bana yalnız olmadığımı söylesin lütfen!

Yazıya miss gibi diye başlık atıp kargalarla sonlandıran kaç kişi vardır eyy blog dünyası!
Kıymetimi bilin :;

14 Nisan 2009 Salı

Heyyy Kate!

Heyyy Kate!
Önce gençlik aşkım Tom'u baştan çıkardın,
Sonra minik Suri'yi sonbaharda askılı elbiseyle dolaştırdın,
Şimdi de o kılıksız kıyafetin altına benim sevdiğim papuçları giymişsin!
Yeter artık!



175
Not: Blog sahibesi bir sandalet yüzünden çıldırmıştır! Bilginize..lık Kenneth Cole sandaletler benim olmalıydı tamam mı! Hıhhh..

Not: Blog sahibesi bir sandalet yüzünden çıldırmıştır! Bilginize..

11 Nisan 2009 Cumartesi

Siz var ya siz..

Kadın olmanın milyonlarca iyi tarafı var bana göre..
İşte bunlardan sadece biri..

Chloe 425 Euro
Sigerson Morrison 245 Euro
Lanvin 350 Euro



Balmain 542 Euro

Balmain'in benzerini Derimod'da gördüm. 99 Liraydı sanırım ama daha yeni modeller gelecek dedikleri için aklıma yazdım şimdilik. Sizinde bilginiz olsun..


Fotoğraftaki şeker papuçlar beni mutlu etmeye yetti..
Belki size de bir faydası dokunur..
Daha fazlası için BURAYA tıklayın lütfen..

Bahar..

Evet evet geldi..
Gerçekten söylüyorum!
Sonunda bahar geldi..
Güneş ruhuma vurup bedenimi ısıtmaya başladı bile..
İçim kıpır kıpır..
Alper havayı gördükçe dondurma yeme hayali kuruyor bir de deniz tabi..
Benim içimdeki ses ise haftasonu My Koo'nun tatil olmasını diledi..
Ve oldu!
Nasıl mı?
Evren dileğimi gerçekleştirmek için seferber oldu!
Babasıyla balık tutmaya giden kocacım oltaların hedefi olmuş!
Kayınpederim balık yerine oğlunu tutmuş!
Küçük bir operasyonla koca kanca parmağından çıkarıldı. Canı çok acımamış neyse ki..
Şimdi gayet iyi ve 1 hafta raporlu..



Evrenden bir isteğim daha var. Lütfen dileklerimi gerçekleştirirken sevdiklerime zarar verme tamam mı? Ne bileyim başka bişey bul, sen halledersin nasılsa..

Çoook güzel bir haftasonu sizin olsun. Bu balkondaki çiçekler yüzünüzde açsın..

Not: Fotoğraf Maviye Yolculuğun keşfidir. Yakından görmek için tıklayın lütfen..

Bu bu nedir bu?

Blogger TR Blogger Ekibinden (googleekibi@gmail.com) böyle bir mail aldım. Bilgisi olan var mı? Neden kullanıcı adımı ve şifremi istiyorlar? Güvenli mi acaba! İçime kurt düştü size de sorayım dedim..

Sn Blogger kullanıcımız, Müşteri login ID Site: annelerlehayatadair.blogspot.com

Gmail hesabinizla giris yaptiginiz Blogspot adresinizin whois (kimlik) guncellemesi yapilmalidir. Blogspot Turkiye ayaginda, yeni guncellemeleriyle karsinizda olmasi icin databaselerimizde tum kullanicilarimizi guncelliyoruz. Lütfen bilgilerinizi belirtiniz.

Kullanıcı adı (Mail) :
Web Siteniz :
Kullandığınız Şifre :

10 Nisan 2009 Cuma

Bir ödül, bir mim

Leman'ın İğnesinden ve Anne Moda "Smart Blogger" ödülüne layık görmüşler beni. Çoookk teşekkür ediyorum. Bende bu ödülü kurallara uyarak sevgili arkadaşlarım Tuğba ve Haydins'e vermek istiyorum. Malum ikisi de taaa uzaklardan geldiler. Belki yorgunluklarını alır :)

Takip ettiğim bloglarda ödülün fotoğrafıyla alakalı okuduğum yorumlarada kesinlikle katılıyorum. Bu ödülleri kim hazırlıyorsa biraz daha özenli fotoğraf seçsinler lütfennn..

ÖDÜLÜN KURALLARI:

1- Ödülü verenin linkini yayımlamak.
2- Ödülü verdiğin kişilere haber vermek.
3- Bu ödülü verdiğin blog sahibinin linkini vermek.
4- Gördüğünüz resmi eklemek.

---------------------------

Mim'e gelince..

Uzun süredir sesi soluğu kesilen blog arkadaşım İçimden geldiği gibi mimlemiş beni. Mim'in konusu "Kalbinizi çalan eylemsel hareketler neler olabilir?”..

Anladığım kadarıyla hayalimizdeki, aklımızdaki kişiyi tarif etmemiz isteniyor. Benim kalbim zamanında çalındı zaten. Benim için özel olacak erkekte aradığım özellikler ise şunlar..

Gözlerine bakmaktan bıkmayacağım, derdimi dinlemekten sıkılmayan, beni mutlu edebilmek için çabalayan, sohbeti keyif veren, omzuna güvenle yaslanabileceğim merhametli bir can yoldaşı isterdim.. Onu da zamanında buldum zaten.. My Koo iyi ki varsın..

Bende bu zor mimi kocasına aşık olduğu çook belli olan Nazlgl ablaya paslıyorum. Kolay gelsin..

9 Nisan 2009 Perşembe

Online alışveriş..

Alışverişin her türlüsünü severim ama online'ın yeri bir başka..
Farklı bir heyecan duyuyorum sanal kartımın numarasını yazarken, EFT yaparken..
Kadın olmanın en güzel 50.000 nedeninden biri de bu sanırım..
Ruhumuzu ve günümüzü renklendirmenin en kolay yolu oluyor bazen alışveriş..




Bunlar Boyner'den online yaptığım alışverişler. Mağaza fiyatından daha ucuz olması, adresime kadar gelmesi ve bazen içinde sürprizleri barındırması beni mutlu etmeye yetiyor..

Roc'un 3'ü bir arada yüz ve göz temizleyicisi yıllardır vazgeçilmezim. 400ml'lik bir ambalaja sahip olduğu için hem fiyatı daha uygun hemde 1 yıl kullanıyorum. Nemlendirme özelliği de olduğu için makyajı temizlerken cildi kurutmuyor. Kesinlikle tavsiye ederim. Eczane ve mağazalarda fiyatı 53 liraydı ben Boyner'den 43 liraya aldım..

John Frieda ile ise Banu'nun sayesinde tanıştım. Küçük olan saç şekillendirme setlerinin verdiği hasarları azaltıyor, daha kolay düzleşmesini sağlıyor ve kokusuyla ruhumu mest ediyor. Büyük olan ise saça bakım yapıyor, nemlendiriyor ve parlak gözükmesini sağlıyor. Saçları ile problem yaşayanlara tavsiye ederim. Bu markanın bir çok ürünü var. İnternetten sipariş verebilir yada Boyner, Ykm gibi mağazalarda da bulabilirsiniz. Fiyatlar 18 ile 25 arasında değişiyor...

Ruhu alışverişe ihtiyaç duyan tüm kadınlara keyifli alışverişler diliyorum :)

8 Nisan 2009 Çarşamba

Havalar da kararsız, bende!

Başlıktan anlaşıldığı gibi parçalı bulutlu bir ruh haline sahibim..
Kötü kötü rüyalar da görüyorum..
Sabaha karşı uyanıyorum ve herşeyin sadece bir rüya olduğunu anlayıp tekrar devam ediyorum uyumaya..
Rüyalarım gerçek olsa ne kadar fena olurdu hayatım..
Sahip olduğum herşey için binlerce kez şükrediyorum Allaha..
Ve tabi kabuslarımı gerçeğe dönüştürmediği içinde..

Güneşli bir sabaha uyandığım için,
Yanımda sevdiklerim olduğu için,
Bir fincan kahvenin tadına varabildiğim için,
Karşıma iyi insanları çıkardığı için,
Ve bunlarım kıymetini bilmemi sağladığı için çok şanslıyım..




Alper notu:

Alper'e Batman Robin'i aldım dün akşam.. Kaç aydır istediği oyuncakla 10 dakika oynadı ve çekmeceye kaldırdı.. Bu çocuklar neden böyle.. Neden bu kadar doyumsuzlar..

Not: Fotoğraf ofiste kahve içtiğim herhangi bir günden..

6 Nisan 2009 Pazartesi

Pazar'dan..

Uzun ve yorucu bir Pazar günü geçirdik..
Sabah 7'de güne başlayınca akşam olmak bilmedi bir türlü..
Önce sınava sonra yeni açılan Kipa'ya uğradık. 1 saat dolaştıktan sonra Alper ile birlikte annemlere kahvaltıya gittik. Kardeşim düğün hazırlıkları sebebiyle diyette olmasına reğmen mükellef bir sofra hazırlamış. Ana kız kahvaltı edip karşılıklı kahve içtik, muhabbet ettik. Akşam 7'ye kadar annemdeydik. Özlüyorum anne evini, sohbetlerimizi..

Dönüşte evimizin yakınındaki görümceme uğradık. Alper bey mp3 çaları için Işıl ablasından parça alacakmış. Şarkılar Ceza'nın Fark var'ı ile Disco Partizane. Şarkıları yükledikten sonra hep birlikte Snoopy'ye pizza yemeğe gittik. Ben toktum pizza sevmeyen ama morfel'a hayır diyemeyen Alper atıştırdı biraz. Pizzacıdan sonra bir başka alışveriş merkezine gittik. Alper'e LCW'den yeni bir eşofman takımı alıp eve döndüm. Öyle yorulmuşuz ki biraz Tv izleyip uykuya daldık..



Günün Diyaloğu: Alper sınava benimle gelmek için çok ısrar etti. Cumartesi akşamı erkenden uyudu bana da sabah beni uyandır diye tembihlerde bulundu. Sabah 8'de uyandırdım onu. Yolda giderken kirpiği düşmüştü. Klasik bir kirpik falı vardır ya bende Alper'e onu yaptım. Dileğini tuttu. Kirpiğin hangi tarafta kalacağını da bildi. Bende dileğin gerçek olacak dedim.

O da bana;
- Aslında anne Batman Robin'in oyuncağını dileyecektim ama senin başarılı olman daha önemli olduğu için annem sınavdan 100 alsın dedim, demez mi!

Bu çocuk birgün beni mutluluktan öldürecek. Benim yerime dualar edip dilekler tutuyor. Duygusal kelebeğim benimmm :)

Sınavlarım ve günüm gördüğünüz gibi gayet iyi geçti..
Hepinize mutlu bir hafta diliyorum..

4 Nisan 2009 Cumartesi

Bir fotoğraf karesidir yaşam..

Fotoğrafların hayatımızdaki yeri tartışılmaz..
Küçük bir ânı ölümsüzleştirdiği gibi hayata tutunmamızı da sağlar..
Fotoğraflar olmasaydı neye bakıp hey gidi eski günler diyecektik değil mi?
Ben fotoğraf çekmeyi çok severim..
Özellikle Oğlumun resimlerini..
Büyüdüğünü eski fotoğraflara bakınca çok daha iyi anlıyorum..
Zamana yetişmek imkansız ama fotoğraflar sayesinde o ânı durdurmak mümkün..

Alper'in sanat'ın herhangi bir dalı ile ilgilenmesini çok istiyorum. Ben anne olarak onu yönlendirebilirim ama seçim tabi ki kendisine ait. Belki bir enstürman çalar, belki resim yapar, belki de fotoğraf'a ilgi duyar..

Müzik aletleri ve resim malzemeleri alındı şimdi sırada kendime yepyeni bir fotoğraf makinası alıp Q1'i Alper'e vermek var..

Hem bunun için yardım alacağım yepyeni bir kaynakta var..
Fotoğraf sanatçısı Pemra Yüce "Küçük Fotoğrafçılar" adlı yeni bir kitap yazdı. Çocuğunuz fotoğrafa meraklıysa bu kitap çok işinize yarayacak..




Kitabın tanıtım yazısı:

Fotoğraf Dünyasına Bir Yolculuk

Fotoğraf hayatımızın bir parçası, ama fotoğrafı yeterince tanıyor ya da fotoğraf çekmeyi biliyor muyuz? “Küçük Fotoğrafçılar”, öncelikle çocuklarımıza fotoğrafı daha çok tanıtmak, onların fotoğrafla ilgili sorularına yanıtlar vermek ve fotoğraf çekme becerilerini geliştirmek için yazıldı. İçinde neler mi var?

* Fotoğraf ne demek?

* Siz hiç 3 metre boyunda bir fotoğraf makinesi gördünüz mü?

* Film kullanan makineler tarih mi oldu? Dijital makinelerle fotoğraf çekmek daha mı iyi? Hangisini tercih edelim?

* Bir fotoğrafa baktığımızda, bize “Ne kadar güzel bir fotoğraf!” dedirten şey nedir?

* Fotoğraf çekmek ne kadar eğlenceli?

* Sevdiklerinizin “en güzel” fotoğraflarını siz çekmek ister misiniz?

Daha fazlası burada, sipariş için ise buraya bakın...


3 Nisan 2009 Cuma

İstiyorum!

Bir dolu şey yapmak istiyorum..
Kafamda tilkiler dolanıp duruyor..
Bir gün mutluyum..
Bir gün mutsuz..
Ruhumu resmen hava durumu yönetiyor..
Ben planlar yapıp duruyorum, güneş ise saklanıyor..

Evde bir dolu işim var..
Bahar temziliğine başlamam gerekiyor..
Ders çalışıyorum bahanesiyle ev işlerini serdim itiraf ediyorum!
Ütüler de birikti..
Lazım olanları yapıyorum diğerleri sepette öylece duruyor..
Bu durumda da ev benim ruhumu sıkıyor..

Güneşli havaları gördükçe akşamları eve gitmek bile istemiyorum..
Bir yerlerde yemek yemek, kahve içmek, sinemaya gitmek istiyorum..



Tatil planları yapmak,
Alper ile suda oynamak, yorulana kadar yüzmek istiyorum..
Havuz başında güneşlenmek, güneşlenirken kitabımı okumak yanında da buz gibi limonata içmek istiyorum..

Sonra;
Asi ile Demir barışsın istiyorum..
Bütün filmler mutlu sonla bitsin istiyorum..
Lost'un sırrı neymiş bilmek istiyorum..

Hayat kısa malum..
Hayal kurmakta bedava..
Kim karışır ki bana..

2 Nisan 2009 Perşembe

Öyle bir hayat yaşıyorum ki!

Çok sevdiğim bir şiir ve Jacobs'un bol köpüklü cappucinosu ile merhaba demek istedim size..
Yazacak şeyim yok sanmayın!
Yoğunum, idare edin..




Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm,
Cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm,
Pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum, okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki "söz ver kendine"
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki,
Son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan, anladım..

NİETZSCHE