27 Mart 2008 Perşembe

Sonunda "Mim" lendim !

Blog dünyasına adım attığımda pek gelenim,gidenim hatta yorum yazanım bile yoktu.

Diğer bloglarda gezinirken "mim"lenenleri gördükçe niye kimse beni "mim"lemiyor diye düşünür, geceleri gizli gizli ağlardım :))

O günleri şimdi gülümseyerek anımsıyorum !

Çünkü; benimde artık bloguma bu deli kız neler yazmış diye bakan dostlarım, yüzünü bile görmediğim arkadaşlarım var!

İlk "Mim" Sinem Yaman 'dan geldi.



Mim'in konusu alfabedeki harflerin ilk anda çağrıştırdıkları.

Başlıyorum :)
A - ALPER; Bana göre dünya'daki en güzel şey...
B - BABA; Dünyaya gelmemi sağlayan ve hayatımı kolaylaştıran iki adam ! Biri kendi diğeri eşimin Babası
C - CANIM; Annem ve kız kardeşim
Ç - ÇADIR; 17 Ağustos Depreminin hemen ardında huzurla uyuduğum tek yer
D - DENİZ; sonsuzluk ve huzur,hayat budur !
E - EVİM; sığınağım
F - FENERBAHÇE; yensende yenilsende kalbim hep seninle !
G - GAZETE; Okumazsam yarım kalırım...
Ğ - Kelimelerin kifayetsiz kaldığı tek harf :)
H- HATA; yapmadan olur mu :)
I - IŞIL; oğlumun deyimiyle "abbası"...
İ - İZMİT; çınarların arasında, simit ve pişmaniye tadında doğduğum ve yaşadığım kent !
J - JAMAİKA; gitsem fena olmaz sanırım...
K - KADER; nerde yazıldığını bulsam neyi değiştirirdim ki !
L - LÜKS; sonu yok, tutumlu olmakta yarar var :)
M- MELTEM; esen rüzgar değil canım arkadaşım...
N - NAR; çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane, bilin bakalım neeee?
O - OKUL; hayatın anlamını çözmeye çalıştığım,ilk heyecanların yaşandığı ve en sevdiğim öpretmenim Şendeniz Bandırma'yı (Ne güzel isim ama dimi,nerdesiniz canım öğretmenim)tanıdığım yer...
Ö- ÖZER;Aynı yöne bakabildiğim, birlikte bir hayatı paylaşmaktan ve an’ın kritiğini yapmaktan zevk aldığım, kendi deyimimle “My Koo”...
P - PARTİ; siyasi değil eğlendirici olanı...
R - RESİM; anılardan geriye kalan...
S - SEVGİ; insanın ayrılmaz parçası !
Ş - ŞANS; annanem daima şansın bol kaderin güzel olsun der, oldu mu acaba :)
T - TERAZİ; dengeli olmam, devamlı yaşadıklarımı tartmam, mükemmeliyeti aramam burcumdan mı ki?
U - UĞUR; benim uğurum oğluşum.
Ü - ÜMİT; kimine göre sadece bir isim bana göre ise "Ümidin bittiği yerde yaşam da biter"...
V - VEDA; zordur daima...
Y - YALNIZLIK; ömürlük değil ama kısacık olanı, ruha huzur getirmez mi?
Z - ZARF; eskiden içinden duygu çıkardı şimdi sadece ekstre !

Ben mi kimi mimliyorum; Mutlu Kum Taneleri sıra sende...

26 Mart 2008 Çarşamba

Alper'den Haberler...



Alper bu hafta full okulda...
Sürekli oynamaktan bitiremediği kitap çalışmasını yapması gerekiyormuş, mecburen yani :)

İlk başlarda okula giderken pek hevesli değildi ama şimdi çok daha istekli, giyeceği kıyafetleri bile akşamdan hazırlıyor. Arkadaşlarıyla sözleştikleri oyunlara göre oyuncak taşıyor. Kendince bir dünyası, arkadaşları var artık oğlumun okulda. Ekin, Yiğit ve Kadir en iyi anlaştıklarıymış. Kızlarla ise arası şimdilik "berbat"...

İngilizce ve müzik derslerini çok seviyor. Yeni öğrendikleri hayvan isimleri ile ilgili pratik yapıp duruyoruz evde."Aslan - Leon, Kaplan - Tigger, Kelebek - Butterfly, Fil - Elephant, Köpek - Dog, Kedi - Cat, Tavşan - Rubbit, vb... " şimdilik öğrendikleri bunlar. Hazır öğrenmişken bende oğluma seni seviyorum demeyi öğrettim. Şimdi evde sürekli bana;
- Anneeee, I love you tooo diyor :)

Öğretmeni 6 yaş gurubuna Andımız ve İstiklal Marşı'nın ilk kıtasını ezberletirken Alper'de öğrenmiş. Unutmasın diye sürekli tekrar ediyoruz.

Yukarıdaki resim geçen yaz'dan.Alper şimdiden eski fotğraflara ve kamera kayıtlarına bakıp tatil planları yapmaya başladı. Geçen yıl gittiğimiz Lara'daki Titanic Otel'e gitmek istiyor. Çook beğenmiş, çoook güzelmiş. Yolculuk için Portatif Dvd sözümüz de var. Çizgi filmleri ayrılmaz bir parçası çünkü küçük bey'in !

Ayrıca Hayvanat Bahçesine de gitmek istiyor. 2 yaşındayken gitmiştik en son, hayallerinde hala orası var. Cd'leri izlerken aslan için "benim canım,aşkım anne bu"deyip duruyor. Yani hayvanat bahçesi organizasyonu da şart. Çok işimiz var yani.

Bakalım, daha neler olcak, neler isteyecek...

24 Mart 2008 Pazartesi

Bu haftasonu böyle geçti...

Baharın gelişi sebebiyle kendimi enerjik hissetmem gerekirken nedense yorgunum !
Evden dışarı çıkasım yok,
Uyusam,uyansam film izleyip tekrar uyusam,her uyandığımda yanımda kahve ve sıcak kurabiyeler olsa sıkılana kadar böyle geçip gitse günler...

Hey hat, yoksa ruhani bir bunalım içinde miyim :)

Neyse kendime gelmeliyim, ben bu kadar uyursam babasına "Anneme kaç gündür süpriz yapmıyosun, akşama gelirken yüzük, kolye, parfüm,terlik yada etek falan al" diyen biricik oğlum ne yapar ama di mi !

Silkelenip, dışarı çıkmaya karar verdim.
Mevsim dönümlerinde ev içerisinde minik değişiklikler yapmayı çok severim.
Bu nedenle de Oğlumla Kocamı yanıma katıp alış-veriş merkezlerini turlayalım dedik...
Mor yada Pembe tonlarında bir yatak örtüsü ve yine ilk görüşte aşık olacağım iki yeni abajur'a ihtiyacım var :)
Olmazsa olmaz mı, olur ama İSTİYORUM işte...
Takıntılı mıyım ne !
Alışveriş yaparken alacağım ürünle aramda "aşk" türünden kıpırtılar olması şarttır benim.
Bir kaç modeli beğendim ama daha romantik bir bağ kurulamadığı için eli boş döndük eve.
Bende ne yaptım,
Nil'den esinlendim;

"İnsan neler yapar isteyince
Bu bir şey değil düşününce
Ben de tarifi öğrenince
Kalktım sana kek yaptım "

Fındıklı Islak Kek

Malzemeler:

1- 3 yumurta, 2 bardak şeker,1 bardak süt, 4 yemek kaşığı kakao, 1 pk eritilmiş margarin,1 yk sıvıyağ, 1 pk vanilya

2- 1 pk vanilya, 1 pk kabartma tozu, 1 bardak dövülmüş fındık içi ve 3 bardak un

Yapılışı: 1 numaralı malzemelerin hepsini mikserle çırpın ve karışımdan 1 bardak ayırın. 2 numaralı malzemeleri de ekleyip iyice çırpın. 180 C'de 40 dk pişirin. Fırından çıkardıktan hemen sonra ayırdığınız karışımı kek'in üzerine döküp hindistan ceviziyle süsleyin...

Biz keki pişirip ailece afiyetle yedik. Ardından Alper ile makarnadan araba yaptık ama onun resmini koyamadım :)

Başka sefere artık...

17 Mart 2008 Pazartesi

Tarçınlı Kurabiye



Cumartesi akşamı Alper ile birlikte babasına kurabiye yaptık. Gece işten gelince afiyetle yedi :)
Yapımı çok kolay ve malzemeleri her evde bulunabilecek türden.

Malzemeler

4 bardak un
2 yumurta
1 yemek kaşığı tarçın
300 gr margarin
150 gr şeker
1pk kabartma tozu
1 pk vanilya

Yapılışı

Unu geniş bir kaba alın. Ortasını havuz şeklinde açıp diğer malzemeleri koyduktan sonra iyice yoğurun. Merdane yardımıyla 0.5 cm lik bir hamur açın. Kurabiye kalıpları ile istediğiniz şekli verebilirsiniz. Üzerine azıcık tarçın ve toz şeker serpiştirdikten sonra 180 derece önceden ısıtılmış fırında 20 - 25 dk pişirin.

10 Mart 2008 Pazartesi

Haftasonu Faaliyetlerimiz...

Hafta sonunda Alper ile ilgilenemediğimiz zamanların açığını kapatabilmek için kendimizi faaliyete verdik.



Alper'in minik katkıları ve saboteleriyle ortaya ancak bunları çıkarabildim :)


Baba oğul bu köpek için epeyce uğraştılar...

8 Mart 2008 Cumartesi

Alper'den kum boya



Alper Bey yuvadaki arkadaşları ile birlikte Perşembe günü önce hamburger yemeye ardından da kum boyaması yapmaya gitti.

Ben ilk denemede umutlu değildim ama gayet başarılı olmuş di mi?

7 Mart 2008 Cuma

P.S I Love You



Hilary Swank ve Gerard Butler'in başrollerini paylaştığı "Not: Seni Seviyorum" filmini izledik dün akşam...

Görür görmez birbirine deli gibi âşık olan bir çift düşünün Gerry ve Holly.
Her evli çift gibi tartışıyorlar, birbirlerine küfürler savuruyorlar ve ayrılıyorlar...
Gerry kapıyı çarpıp çıktıktan bir kaç dakika sonra geri dönüyor, sarılıp birbirlerinden özür dileyerek tekrar barışıyorlar.
İçinde gelgitlerin olduğu, tutku dolu bir evlilik anlayacağınız.
Holly; işinde mutsuz, büyük bir evde yaşamak ve çocuk sahibi olmak istiyor.
Gerry; ise mutlu olmadığı işinden ayrılıp kendine yeni iş kuruyor.

Derken adam beynindeki tümör yüzünden ölüyor ve asıl hikâye burada başlıyor...

Adam kendisine deli gibi aşık karısının, ölümünün ardından hayata küseceğini bildiği için kadının doğum gününde bir pasta ve not gönderiyor.
Ardından mektuplar başlıyor, kadın için sürpriz partiler, tatiller hazırlıyor.
Hayata yeniden başlaması ve mutlu olabileceği bir işe kavuşması için yeteneklerini keşfetmesine yardım ediyor ölmeden önce yazdığı mektuplarla...

Hayatın ne kadar kısa olduğunu, yaşarken ilişkilerin kıymetini ve anın değerini bilmek gerektiğini hatırlatan duygusal bir film…

‘Kankim’ Meltem, eşi Zeki, My Kooo ve bendeniz birlikte izledik filmi...
Biz karı koca gözyaşlarımızı tutamadık.
Meltem – Zeki ikilisi biraz daha soğukkanlıydı.

Romantik – Dram tarzı filmleri sevenler bence mutlaka izlemeli.

5 Mart 2008 Çarşamba

Avrupa'nın Prensi Çeyrek Finalde

Dün akşam müthiş çekişmeli bir maç izledik...

Fenerbahçe İspanyol devi Sevilla'yı penaltılar sonunda eleyerek çeyrek finale yükseldi.

Bu defa ekran başından izlemiş olsakta, stada gitmek için bir nedenimiz daha oldu :)

Eşimin çalışma saatleri ile ilgili bir problem çıkmaz ise çeyrek finalde de Şükrü Saraçoğlundayız...

Teşekkürler SARI KANARYA



İşte süper kadro

4 Mart 2008 Salı

Canım yandı

Bugün, yüzündeki tarifi imkansız ifadeyle oğlum bana dedi ki;

- Anne; küçükken annenle baban işe gidince sana kim bakıyordu?
Şarırdım, beklemediğim bir anda geldi bu soru !
- Benim annem çalışmadığı için bana "o" baktı... dedim.
- Hııı tamam, merak etmiştim bende, dedi.
Ama gelde bana sor !

Çalışan annelerin kendi içinde sıklıkla yaşadığı bir durumdur bu :(
Çocuğunu yeterince görememek ve ona yetememek...

Biliyorum ki, Babannesi ve Dedesi ile evde çok çok mutlu. Her istediği oluyor, ne isterse yapılıyor. Haftanın 3 günü de kreşe gidip yaşıtlarıyla vakit geçiriyor.

Ama, aması yok işte....
Çalışan bir anneyseniz, böyle sorulara alışmanız gerekiyor !
Üzüldüm, içim acıdı ama her şey "hayat" için değil mi ?

3 Mart 2008 Pazartesi

Sex and the City

Fanatik bir "Sex and the City" izleyicisi olarak finalin çekildiği sinema filmini heyecanla bekliyorum.
Vizyon tarihi 30 Mayıs 2008



Dizi'nin Konusu:

Sex and the City'de, kariyer sahibi ve başarılı New York’lu dört kadın arkadaşın hayat hikayesi anlatılmaktadır.

Gazeteci Carrie Bradshaw, New York’ta bir gazetede kadın erkek ilişkileri ve seks üzerine köşe yazıları yazmaktadır. Carrie yazılarını yaşadığı ilişkilere dayandırmakradır. Mr. Big ile olan ilşkisi onu derinden etkilemektedir.




Avukat olan Miranda Hobbes, erkekler ve aşk konusunda katı kurallara sahiptir ve aşık olmadan ilişkilerini yürütmeye çalışır.



Kendine ait halkla ilişkiler şirketi olan grubun en çapkını Samantha Jones, sürekli ilişki yerine tek gecelik ilişkileri tercih etmekte ve bu nedenle fazla seçici davranmamaktadır.



Grubun en romantiği ve tutucu yapıya sahip olanı Charlotte York’ un en büyük amacı ise, genç ve zengin bir erkekle büyük bir aşk yaşayarak mükemmel bir düğünle evlenmektir.



6 sezon halinde toplam 94 bölüm yayınlanan ve eni iyi kadın oyuncu (Sarah Jessica Parker - Carrie) ve yardımcı kadın (Cynthia Nixon - Miranda) dallarında Emmy dahil bir çok ödül alan dizi'nin hayranları için müthiş bir final çekilmiş.



Finalde yanıtlanması gereken sorular şunlar;

Carrie büyük aşkı Mr. Big'e kavuşabilecek mi ?,
Miranda çocuğunun babası Steve ile yeniden sevgili mi oluyor ?
Samantha günübirlik ilişkilerden vazgeçip, gerçek aşkı bulacak mı?
Ve Harry ile evlenen Charlotte en büyük dileği anneliği tadacak mı?
30 Mayıs 2008'de tüm dünya ile aynı anda göreceğiz.

1 Mart 2008 Cumartesi

Meraklı Minik'ten denemeler...

Tırtıl Salatası



Bu aralar Alper ile evde sıkı çalışıyoruz...
Tübitak'ın Meraklı Minik serisi her ay okumaktan ve uygulamaktan zevk aldığımız bir dergi...
Çocuklar için hem eğitici hemde öğretici pek çok bilgi var içinde.
Özellikle faaliyet yapmayı sevenler için kesinlikle tavsiye edilir :)
"Meraklı Minik" te gördüğümüz sevimli tırtılı denedik bizde.
Minik turp, zeytin, salatalık ve kiraz domates'ten oluşan leziz bir salata...
Önce yapın, sonra tadın :)