31 Mart 2020 Salı

Elmalı Tart

İlk kez denediğim bir tarif oldu Elmalı Tart.
Görüntüsüne bakınca zor gelebilir ama aslında oldukça pratik bir tarif.

Şık görüntüsü ile yemeden gözünüzü, gönlünüzü açacak 😊
Elma, tarçın ve cevizin muhteşem uyumunu seviyorsanız mutlaka deneyin.

 

Malzemeler

İç harcı için; 4 adet elma, 2 yemek kaşığı toz şeker, 1 tatlı kaşığı tarçın, ceviz içi.
Hamuru için; 1 yumurta, 125 g oda sıcaklığında tereyağ, yarım su bardağı toz şeker, yarım paket kabartma tozu ve 2 su bardağı un.
Üzeri için; Pudra şekeri.



Hazırlanışı

İç harcı için: Tavaya rendelenmiş elma, şeker, tarçın ve kıyılmış cevizi ekleyerek pişmeye bırakalım. Elmalar yumuşayıp suyunu çekmeye başladığında ocaktan alarak soğumaya bırakalım.



Hamur için: Tart hamuru için yoğurma kabına yumurta, tereyağı ve şekeri alarak karıştıralım. Kabartma tozu ve unu yavaş yavaş eleyerek ekleyip yumuşak, ele yapışmayan bir hamur elde edelim. Hamurun üzerini streç film ile kapayıp 15 dakika dinlendirelim. Dinlenen hamurdan 1/3 büyüklüğünde bir parça kopararak üzerini süslemek için bir kenara ayıralım. Kalan hamuru 2 pişirme kağıdı arasına alıp, merdane yardımı ile kalıbımızın büyüklüğü kadar açalım. Tereyağı ile yağladığımız tart kabına hamuru yerleştirelim. Üzerine hazırladığımız iç harcı boşaltarak yayalım. Kenarda beklettiğimiz hamurumuzu yine pişirme kağıdı arasında açalım ve şeritler halinde keserek elmalı harcımızın üzerine yerleştirelim. Önceden ısıtılmış 180°C fırında üzeri hafif pembeleşene kadar pişirelim. Benim fırınımda 25 dakikada pişti.

Tart soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpelim ve dilimleyerek servis edelim.

Afiyet olsun.

29 Mart 2020 Pazar

Üç film tavsiyesi...

Malum #karantinagünleri 'nde evde bol bol dizi/film izliyoruz.
Sizlere en son izlediğim üç filmden bahsedeceğim.

İlki Bein Connect'de izlediğim, Türkçeye Geçmişin Sırları olarak çevrilen After the Wedding.
Bart Freundlich’in yönetmen koltuğunda oturduğu filmin başrolünde Michelle Williams, Julianne Moore ve Billy Crudup var.



Konusu: Yıllar önce birçok şeyi ardından bırakarak Hindistan’a yerleşen, burada bir yetimhanenin işletmesine yardım eden Isabel yetimhaneyi ayakta tutabilmek için acil paraya ihtiyaç duyar. Parayı bulmak için New York’a gitmek zorunda kalan Isabel, burada hayatının değişmesine neden olacak olan Theresa ile tanışır. Theresa, zengin, başarılı bir iş kadını, eş ve iyi bir annedir. Yetimhaneye bağış yapmaya hazır olan Theresa’nın küçük bir isteği vardır. Genç anne hafta sonu evlenecek olan kızının düğününe Isabel’in de gelmesini ister. Bu düğün sadece Isabel’in değil onunla beraber birçok kişinin de hayatının değişmesine neden olur.

Son zamanlarda izlediğim, beni en etkileyen filmlerden biri oldu. Hem tatlı tatlı ağladım hem keyiflendim. Ailece izlenebilecek, sıcacık bir film. Çok tavsiye...




Netflix özel yapımı, İspanyol bir gerilim filmi Konut/Hogar.

Konusu: İşsiz kalmasının ardından evini satmak zorunda kalan bir adamın, Javier Munoz'un hikayesi. Ailesi ile birlikte kaldıkları evin masraflarını karşılayamayacak durumda olan Javier'in evini satmaktan başka çaresi yoktur. Evini sattıktan sonra hala anahtarlara sahip olduğunu fark eden Javier, eski yaşamını geri kazanabilmek için harekete geçer.

Sinirlerimi bozan bir film aslında bu. Spoiler vermek istemiyorum o yüzden fazla detay veremeyeceğim ama evde kaldığımız bu günlerde çok vaktiniz varsa izlenir.



Son film ise yine Netflix'de karşıma çıkan 2014 Amerika yapımı, erotik bir gerilim filmi; Müptela/Addicted.

Konusu: Sharon Leal, Boris Kodjoe ve John Newberg'in başrolü paylaştığı filmde mutlu bir evliliği, başarılı bir iş yaşamı olmasına rağmen hem duygusal hem de cinsel olarak tatmin olamayan bir kadının yaşadıkları anlatılıyor.


Mutlu bir evliliği olan bir kadının cinsellik yüzünden bir anda değişen yaşamı, geçmişten gelen bazı sırlar, oldukça hızlı akan etkileyici bir film. Genelde erkekler üzerinden anlatılmasına alışık olduğumuz aldatma hikayeleri bu defa bir kadın kahramanın başına geliyor.

28 Mart 2020 Cumartesi

Starbucks kurabiyesi

Arkadaşım Seda'da görüp istediğim bir tarif bu Starbucks kurabiyesi.
Yapımı hızlı ve basit.
Malzemelerde evde bulunabilecek türden...
Özellikle kahvenin yanına çok yakışan bu kurabiyeyi çocuklarda çok sevecek.




Malzemeler: 150 gr oda sıcaklığında tereyağ, 2 yumurta sarısı, 3/4 su bardağı pudra şekeri, 1 yemek kaşığı su, 1 tatlı kaşığı tarçın, 1/2 paket kabartma tozu, 1 paket vanilya, 1/2 bardak damla çikolata, 1 bardak iri kıyılmış ceviz, 2-2.5 bardak un.


Yapılışı: Yumuşamış tereyağını yumurta sarısı ve pudra şeker ile iyice karıştırıyoruz. Ardından diğer malzemeleri ekliyor ve yumuşak bir hamur yoğuruyoruz. En son damla çikolata ve cevizi ekleyip hamuru toparlıyoruz. Streç film üzerinde hamura silindir şekli verip kenarlarını iyice büküp sıkıştırıyoruz. Bu şekilde derin dondurucuda 25-30 dk bekletip çıkardıktan sonra keskin bir bıçakla dilimleyip önceden ısıtılmış fırında 180 derecede pişiriyoruz. Benim fırınımın turbo ayarında 23 dk'da pişti. Siz de kendi fırınıza göre altı üstü hafif pembeleşince çıkarın.
 

Kapaklı bir kapta muhafaza ederseniz 4-5 gün bayatlamadan kalır.
Bizim evde kahvenin yanına çayın yanına derken 2 günde bitti ama aklınızda olsun :)

27 Mart 2020 Cuma

Karantina günleri

Çin'de birkaç ay önce otaya çıkan ama son iki haftadır hayatımızı eline geçiren "Covid-19" Korona Virüsü malum hepimizin hayatını alt üst etti...
Önce ülkemize gelmedi diye sevindik...
Sonra eve un, şeker, makarna vs falan alsak mı diye düşündük, ama daha erken dedik...
Yavaş yavaş önlemler artmaya, vakalar çıkmaya başlayınca korkup en azından 1-2 haftalık yiyecek stoğumuzu yaptık.



İlk hafta biz (bilmeyenler için yerel bir gazetede çalışıyorum) normal seyrinde çalıştık. Ama 20 Mart itibarı ile kimimiz evden çalışmaya, kimimiz nöbetleşe gazeteye gitmeye başladık. Ben evden çalışabildiğim için şanslıyım ama eşim hala kalabalık bir üretim ortamında 8 saat çalışıyor.
Eşimin iş yeri de 1 Nisan itibarı ile 2 hafta çalışmaya ara verecek. O vakte kadar içim rahat değil açıkçası...
Biz evden çıkmıyoruz ama eşim çıkmak zorunda ve kendi hasta olabilir, eve taşıyabilir bu virüsü...

*

Keşke ülkemizin ekonomisi daha iyi olsaydı da sokağa çıkma yasağını uygulayabilseydik.
Umarım geç kalmış olmayız...

*

17 yaşından beri çalışıyorum ve doğum izni dışında işe hiç ara vermedim.
Evde olmak, evden çalışmak ilk kez deneyimlediğim bir durum.
Günün en az 2-3 saatini bilgisayar karşısında uzaktan yapabileceğim işlerle geçiriyorum. Biriken, evden yapamadığım işler de artık ofise gidince...

*

Alper evde. Hem Eba'dan (11. sınıf öğrencileri için şu an yapılan 2-3 online ders çok yetersiz. Umarım zamanla gelişir.)  hem de dershanedeki öğretmenleri ile online olarak çalışıyor. Geç yatıp geç kalkıyor, bol bol kitap okuyup, film/dizi izliyor. Günde 1 saat yürüyüş bandında yürüyor. Hatta evden çıkmadığı günleri fırsat bilerek saçını 3 numaraya kesmemize bile izin verdi. Saç diplerinde hafif bir egzama sorunu olduğu için belki faydası olur, bakımı daha kolay olur diye düşündük. Umarım işe yarar...

*

Onun dışında evde sürekli bir çamaşır yıkama, ütüleme, dezenfekte çalışmaları var herkes gibi...
Yemek işini çok abartmayalım zaten hareketimiz azaldı diye düşünüyordum ama 3-4 gün sonra bende kahvenin yanına ne yapsam, akşama bir tatlı mı olsa diye düşünmeye başladım! Ama öğünleri 2 ile sınırlandırmaya ve mutlaka 2 litre su içmeye gayret ediyorum. Bir de yürüyüş/spor vs düzenime katabilirsem (ki işe giderken 10/12 bin adım atmadan eve dönmüyordum) çok iyi olacak! Ama şu an yeme içme, temizlik işleri dışında sadece dizi/film izliyorum. Kitap okumaya hiç konsantre değilim mesela...

İşte #karantinagünleri bizim evde böyle...
İzlediğim filmleri, dizileri, yemek tariflerini de paylaşırım.
İlerde umarım bana da anı kalır bu satırlar.

Sağlıcakla...