25 Ağustos 2007 Cumartesi

Oğlum Hasta :(

Paşama nazar değdi !
Dün akşam işten döndüğümde Oğlumun gözlerinde keyifsizliği gördüm.

Ardından Ateş...
37.5 ile başladı ve 39.9'a kadar çıktı.
Ilık duş,ateş şurubu ve fitilin ardından sabah gözümüzü doktorda açtık.
Ateşi 39.5'tu.
Mikrobik bir durummuş.
Haftalardır hazırlandığımız Yunanistan ziyaretide bu akşamdı !
Dr'a Gece Yunanistana gitme planımız olduğunu söyledik ve Alperin deyimiyle "dr bizi salmadı"
Ateşi kontrol altına alınmadıkça seyahat yasağımız var.
Ama olsun Oğlum iyi olsunda gerisi mühim değil.

Allah tüm hastalara şifa versin.

24 Ağustos 2007 Cuma

Karşılıksız Sevebilmek...

Annelik en zor meslek olmalı yaşam tarafından kadına sunulan...

Çünkü annelik özveri, sabır, anlayış ister.

Sonsuz bir dinleme gücü gerektirir.

Ya sabır diyemezsiniz eğer anneyseniz.

Minicik bir can her akşam yolunuzu gözlerken yorgunum annecim de diyemezsiniz.

Akşam eve geldiğimde gün boyu yaptıklarını anlatan ve bendende rapor bekleyen bir oğlum var benim.

Anlatırken sürekli öpen, anne seni çok özledim diyen küçücük bir adam.

4 yaşından daha büyümedim mi anne diye tutturan,

Odasında uyuduğu zamanlar Anneee - Babaaa diye uyku bölmekten haz duyan,

Kreşe gitme zamanı gelen ve nihayet 5 yaşına giren bu delikanlı hayatın bana sunduğu en büyük hazine...

Anne olmak,

Çıkarsızca sevebilmek,

Önce "O" diyebilmekmiş.

Birini kendinden çok seversem sanki dünyam kararacak sanırdım.

Ne oldu da hayatıma giren masal prensim beni bu denli değiştirdi hala çözemedim.

Oğlum;

canımın en kıymetli parçası,karşılıksız sevdiğim tek erkek!

İyiki varsın.

Seni çooook Seviyorummmm....

16 Ağustos 2007 Perşembe

BEKLERKEN…

Hiç birini beklediniz mi ?
Sizden kilometrelerce uzakta olan bir yakınınız, dostunuz yada sevgiliniz olabilir bu !
Umutsuzca ,özlemle ya dönmezse kaygısıyla…
İçinizde fırtınalar kopartan bir ilişkinin ardından geri gelir mi diye düşünmediniz mi hiç ?
Yada dönmezse diye kahrolduğunuz birileri olmadı mı yaşamınızda ?

Başka bir açıdan bakarsak ;

Daha iyi bir eğitim almak için sizden uzağa giden çocuğunuz için endişelenmediğiniz bir gününüz oldu mu ?
Acaba ne yedi diye kaç kere telefona sarıldınız ?
Ya kimlerle arkadaşlık ediyor diye bölünen uykularınıza ne demeli ?

Beklemek …
Çocuğunu yada Sevgilini …
Akrabanı yada bir Dostunu…
Ya dönmezse diye kaygılanarak,
Ya başına bir iş gelirse diye gurbet ellerde hayıflanarak…
Beklemek…
Askerde Evladı,
Gurbette Anayı,
Yad ellerde Sevdiğini…

Ne fark eder…
Ateş hala düştüğü yeri yakarken…
Beklemek…
İşkencenin bir başka yüzü.
Beklemek…
Acının ta kendisi…
Beklenen dönmedikçe !

Döndüğü gün gönül bayram yeri…

10 Ağustos 2007 Cuma

Tadilat nedeni ile bir süre kapalıyız...

Kafayı yememe az kaldı :)
Evde badana boya ve hafif bir tadilat dönemine girdik.
Komple bir dağınıklık söz konusu.
Taş taş üstünde değil anlayacağınız.
Neyseki yatak odasında uyuyabilecek bir yer ayarladık kendimize...
Oğlum bile bizi terk etti.
Beyefendi haklı bu dağınıklıkta oyuncak mı bulunur !
Alt kattaki Babaannesine yerleşmiş bulunmakta.
Mutlu mesut gözüküyor.
Bizde umrunda değiliz hiç :(

Tam 4 gündür aynı kargaşa.
Evden çık işe git,işten gel yemek ye temizliğe başla !
Gece yarısına kadar iş ve ardından sızmak suretiyle uyku :(
Zavallı kocamda benimle birlikte boya kazıyor, her türlü işe koşturuyor.
Ve onun iş yerindeki temposu çok daha ağır.

Tül ve halı siparişlerimiz gelene kadar umarım işlerimiz bitmiş olur.

Aynaya bile bakamıyorum.
Berbat durumdayım.

Birde bu kadar koşturmacanın içinde ay sonunda gidilecek Yunanistan gezisi için resmi işlemler var. Arada onlarlada ilgileniyorum. Pilim bitti , şarjla idare ediyorum :)

Yardımları için saygıdeğer Koooo' ma Teşekkürlerimi sunuyorum.
Veee
Oğlum ne olur evine dön......
My koooo I love You

7 Ağustos 2007 Salı

HAYRAN OLUNACAK KADINLAR...


Kimlere hayransınızdır?

Yada keşke o ben olsaydım dediğiniz bir kadın var mıdır?

Bazı kadınlar vardır güzellikleriyle, giydikleriyle dikkati üzerine çeker.

Bazıları da duruşları,bakışları ve konuşmalarıyla hayranlığınızı kazanır.

Hayran olunan bir kadın mıyım bilmiyorum ama hayatıma renk katan kadınlara bağlılığım vardır.

Ve hayatımda hayranı olduğum kadınların payı büyüktür.

Bana ne mi kattılar ?

Yaşamıma ışık tutmuş,günümü aydınlatmış,gülümsememi sağlamış,ufkumu genişletmişler daha ne olsun…

Gençlik yıllarımdan itibaren fanatik bir Ayşe Arman okuruyum.Röportaj verdiği dergileri bile alıp biriktiririm.

O’na olan bağlılığım tutku derecesindedir.
Sevinci bana yansır,üzüntüsünü görmezden gelemem…
Sadece bir özenti değil içimden gelen bu…

Hiç tanımadığın bir kadını neden sever insan diye de soruyorum bazen kendime ama net bir cevapta bulabilmiş değilim henüz!
Sadece,
Sesini duyduğun ve dokunmadığın bir insanı kendine arkadaş yapabiliyormuş hayat…
Tek taraflıda olsa bazı şeyleri insan içinde yaşamalı…
Ama o’nun içi ve dışı yok.
O kadar şeffaf ki…
Bayılıyorum bu pervasızlığına ve cesurluğuna…
Ayşe gibi cesur olamam belki ama iyi ki bir gazetenin 6.sayfasında çıkmış karşıma…
Buna da şükür !

Hayatın sundukları karşısında herkes bu kadar şanslı olamasa da okumakta iyi gelebiliyor
Özellikle hayal kurarken ...


Ana fikir şu; Ayşe Arman benim hayatımda bir Duvar’dır.
Yaslandığım…

2 Ağustos 2007 Perşembe

GİDERKEN...

Birbirleri ile çok iyi anlaşan bir çift…
İki iyi arkadaş…
7 yıl sonra evliliklerinde bir eksiklik olduğunun farkına varıyorlar.
Ve adam eşi tatildeyken eşyalarını toplayıp gidiyor.
Giderken de aşağıdaki notu yazıyor.

“Zor oldu ama gidiyorum. Hayallerine bir an önce kavuşman dileğiyle.”

Terk edilen kadının yakın arkadaşı da aşağıdaki cümleleri kuruyor.

Onu hâlâ sevgi ve saygıyla anıyoruz.
Bu işte böyle bir şey.
Galiba esas kazananlar gitmeyi becerebilenler.

Sessizce ve asilce...
Yasemin Kiremitçi


Bu nasıl bir çelişki anlamak zor geliyor bana…
Yaşanan hayatlar başkasına mı ait.
Yada aynı dünyalara ait değilmiyiz tam da bilemiyorum.
Sadece,
Gitmek bazen kalmaktan daha az acı verebilir.
Ve her giden mesut değildir.
Nedensiz gidişler ve geri dönüşler varken hayatımızda kalanlara acımak yada gidebilene alkış tutmak niye...

Ve, insanın kendini ait olduğunu zannettiği yer neresi ki...
Ben çözemedim de !