27 Kasım 2009 Cuma

İyi bayramlar..



görsel: Limango

25 Kasım 2009 Çarşamba

Bayram Telaşı

Ahhh o eski bayramlar diyecek yaşta değilim belki ama çocukluğumdaki tadı şimdiki bayramlarda bulamıyorum maalesef!
O heyecan ve yaşanmışlık duygusu yitip gitti sanki.
Kaç yıl geçti ki aradan…
Ne çabuk değişti dünya…
Oysa hatıralarım nasıl da canlı.
Dün gibi…
Gözlerimi kapıyorum tam karşımda işte…
2 katlı, kocaman ahşap bir ev.
Merdivenleri, kapısı, penceresi her yeri yaşanmışlık kokuyor…
Taş avluda bir dolu ayakkabı var.
Ev kalabalık…
Yan tarafında küçücük bir bahçe, mis kokulu…
Koca babaannem {dedemin annesi} domates, biber toplamış..
Anneannem {o artık bir melek} mutfakta tüm neşesiyle yine leziz bir sofra kuruyor.
Ispanaklı pideler pişmiş, cevizli lokum ve köy ekmeği yeni çıkmış fırından…
Çay güğümde fokurduyor…
Kuzine çıtır çıtır yanarken sadece etrafı değil içimizi de ısıtıyor.
Odaların kapıları açılıyor bir bir…
Annem, teyzem, dayım…
Üç kardeş ve onların 10 çocuğu…
Kalabalık ve neşeli bir sofranın etrafında toplanmışız…
Taze köy ekmeğinin üzerine tereyağı sürenler, ev yapımı reçeli, marmeladı kaşıklayanlar..
Sütün kaymağından yapılan dartı’ya hücum edenler…
Köy yumurtasını tokuşturmaya çalışanlar…
Peynirin, zeytinin ve sofradan eksik olmayan kahkahanın tadına varanlar…
Daha neler neler…
İşte benim büyüdüğüm bayram sofrası, cebimdeki harçlığımla kendimi zengin zannettiğim çocukluğum…
O günler nasıl da güzeldi…
Dijital ve sanal değildi dünya…
Sms ile bayramın kutlanacağı aklımıza bile gelmezdi!
Ve bayram “tatil” geliyor diye güldürmezdi yüzleri…
Şimdi ben o yılları yaşayan belki de ‘son’ nesil olduğum için sevinmeli miyim?
Yoksa oğlum için üzülmeli mi?

İyi bayramlar...

24 Kasım 2009 Salı

Diyette 3. hafta..

Diyete başlayalı 3 hafta olmuş..
Yani 3 haftadır sağlıklı besleniyorum ve inanın hiç aç kalmadım..
Neyle neyi bir arada yememem gerektiğini öğreniyorum yavaş yavaş..
Mesela Regl döneminde öğle ve akşam yemeklerinde kepekli makarna veya bulgur pilavı yemek gerekiyormuş!
1 lahmacun ile 1 ayran 1 porsiyon yemeğin yerine {ara sıra} yenebilirmiş..
Yürüyüş bandında o gün hangi hızla yürüdüysen aynı hızla bitirmen gerekiyormuş..
Oysa ben 5 ile başlayıp 5,5'a çıkıp 6 ile de bitiriyordum..
Şimdi 5. veya 5.5'da yürüyeceğim. Nabzın düşmemesi aynı seviyede kalması gerekiyormuş çünkü..
Yürüyüşe 3 günden fazla ara verilmemeliymiş..

Aslında aklımda başka sorularda vardı ama moralim bozulduğu için soramadım..
Diyetisyenimin oğlu evde küçük bir kaza geçirmiş..
Keyfi yoktu pek, sağolsun yine de işinin başındaydı..
Biran önce iyileşir umarım..

Bu hafta 2 kg vermişim..
1.900 gr'ı yağdan hemde..
Vücudum 300 gr'da su toplamış regl döneminde olduğum için..
Çok iyi dedi doktorum..
26 günde 4 kilo vermiş oldum..

2 gün ödem atıcı diyet uygulayıp aynı programıma devam edeceğim.
Bayramda ise protein diyeti yapacağım 2 gün..
Ara öğünlerde meyve yerine 1 diş baklava yiyebilirmişim..



Enginar, öğle yemeğim..
Yanında salata ve ayran..
Ve iki dilim kepekli ekmek..

Şimdilik bu kadar..

Strawberry indiriminden payıma düşenler!

Aslında ben kendime 2010'a kadar kozmetik alışverişini yasaklamıştım!
Güya elimdeki stokları eritecektim!
Hatta burada da yazmıştım ama olmadı, yapamadım..
Strawberry'nin Christmas indirimine yenik düşüp "azıcık" alışveriş yaptım..
Bayram hediyesi alamaz mıyım kendime :D
Aldım bile işte :p



Shisedo violet farın rengine bayıldım. Çoook güzel ve oldukça kalıcı. 23 TL



Bu Stila seti almayan kalmadı blog aleminde! Kusur kalamazdım :D 20 TL



Bu paleti de JustMakeup o kadar övmüş ki mecbur kaldım almaya! 19 TL

21 Kasım 2009 Cumartesi

Koşu bandı aldım!

My Koo'nun beynini yedim 10 gündür hadi gidelim, hadi alalım koşu bandını hadi diye diye sonunda pes etti :D
İş çıkışı soluğu Özdilekte aldık ve koşu bandına kavuştum..



Geçen hafta Özdilekte görüp beğenmiştim ama fiyat araştırması yapmadan almak istemedim.
Voit'in yan ürünü olan Dynamic'in Thunder modelinde karar kıldım..
Aklımda olan bir çok özellik mevcuttu. Otomatik eğim, elden nabız ölçümü, vücuttaki yağı hesaplaması, hız, zaman, mesafe, kalori ve otomatik programlanması ve sessiz çalışıması hoşuma gitti. Emniyet Anahtarı da var. Yürürken ya da koşarken dengeni kaybetsen otomatik olarak duruyor. Daha ne olsun :p

İnternetten baktım fiyatlar 1300 ile 1500 TL arasında değişiyor.
Özdilek ve Carrefour'da ise 1300 TL
Özdilekteki yanında hediye spor aleti de verdiği için daha cazip geldi..
Bu akşam bi gittim hediye kampanyası bitmiş!
Önce üzüldüm ama sonra öğrendim ki fiyatı 1149'a düşmüş :D
Şansım yaver gitti..
Salı günü sevkiyat günüymüş o yüzden iki gün bekleyeceğim..
Servis de gelip aynı gün kuracakmış..
Kullanmaya başlayınca detay da yazarım..

Mutlu pazarlar
"mutlu"

Özet..

Kendimi facebook'taki "farm ville" oyununa kaptırdığım için bu aralar ortalarda yokum :D
5-6 gündür resmen müptelası oldum..
17. Bölümdeyim daha :(
Çokkk çalışmam lazım..
Alper istediği için oynamaya başladım ama ben çocuktan beter takıldım oyuna..
Akşam ekiyorum sabah da hasadı topluyorum gel keyfim gel :D
Pek yazasım da yok zaten..

Diyet tüm hızıyla ve istikrarıyla devam ediyor..
Yarın yürüyüş bandını da alacağım. Bu modele karar verdim..
İnşallah beklediğim gibi çıkar..
Bugün dr. kontrolüm vardı ama diyetisyenimin çocuğu hastalanmış Salı gününe erteledik görüşmeyi..
Oysa ne çok soru vardı aklımda..
Neyse sağlık olsun..

Alper ara karne aldı dün..
El yazısı "iyi" diğer tüm notlar "çok iyi"..
Devir değişmiş. Artık 'pek iyi' falan yok..
Geliştirilmeli, iyi ve çok iyi var..
Basket'e gitmeye devam ediyor büyük bir hevesle..
Top sektirmeyi falan öğrendi artık.
Pek mutlu..

Balıkesir'den abimler geldi bayram için..
Çok sevindim..
Yeğenlerim Furkan ve Musab'ı çok özlemiştim..
Furkan 2,5 yaşında Musab'ta 5 aylık..
Büyüğü az önce aradı "Hada delsene, aper abimm de delsin, enişştemde" diyor..
Uzak'ta olunca insan hiçç kıyamıyor..
Özledimmm ikisini de..

Alper'in ve My Koo'nun bayram alışverişi bitti..
Ben nasılsa zayıflayacağım diye yeni giysiler almak istemiyorum..
Alışveriş hakkımı! da ayakkabı, çanta ve strawberry ile değerlendiriyorum..
Bayram demek alışveriş demek!
Başka evlerde nasıl bilmiyorum ama ben oğlum da tatsın diye eski adetleri yerine getirmeye çalışıyorum..
Bayram sadece "tatil" değil yani..
O yüzden büyükler ziyaret ediliyor, çocuklara harçlık veriliyor, bayramlık kıyafet alınıyor..
Kimilerine göre demode olabilir belki bunlar ama ben çocukluğumdaki bayram telaşını hatırlıyorum hala ve oğlumunda zihninde güzel şeyler olsun istiyorum "bayram'a" dair..
Gerçi "diyet" ve "domuz gribi" yüzünden biraz korumalı bir bayram geçireceğiz ama olsun!
Buna da şükür..

Yarın akraba günümüz var..
Annemler, yengemler, kuzenler falan..
Kuzenim Yasemin ablamdayız..
Geçen yıl annanemde vardı o günde ve çok sağlıklıydı..
Hayat işte..
Şimdi "melek" oldu ve uzaklardan gözlüyor bizi..
Alper'de geçen gün "büyük annanem" geliyor aklıma, özlüyorum onu dedi..
Bende çok özledim..

Önümüzdeki hafta yine çok yoğun geçecek..
Bayram hazırlıkları, temizlik, ev ödevleri, farm ville, spor derken yeni yazı ekleyemeyebilirim..
Çilek alışverişimi de yazıp kaydettim pazartesi yayınlanacak..
Beni merak edenleri Twitter'a beklerim :D

Güneşli günler,
Sağlıcakla kalın..
Alev

19 Kasım 2009 Perşembe

Mimm..

Tuğba beni mimlemiş..
Mimlenmeyeli de epey olmuştu, özlemiştim..
Teşekkürler Tuğbacımm..

En son hangi ülke gündemiyle canını çok sıktın?
Bu aralar Dünya'da gündem o kadar sık değişiyor ki! Favorim Türkiye ve domuz gribi bir de açılım..
En son hangi şarkıdan nefret ettin? İsmail YK Facebook..
En son hangi fast food ürününden tiksindin? Tiksinmedim ama diyet yüzünden uzak duruyorum uzunca bir süre..
En son hangi sakatatı yedin? Ciğer
En son hangi yerli şarkıyı beğendin? Yalın "Bir tek sen eksiksin"
En son hangi yabancı sözlü şarkıyı beğendin? Alper sayesinde bu ara bol bol Shantel'in Disko Partizanisini dinliyoruz..
En son hangi yerli filmi beğendin? Issız Adam
En son hangi yabancı filmi beğendin? Aşkın 500 Günü
En son hangi kitabı okudun? Nermin Bezmen "Aurora'nın İncileri" şimdi de aynı yazarın son kitabı olan "Bizim Gizli Bahçemizden" var elimde..
En son hangi bilgisayar oyununu oynadın? Farm Ville
En son hangi mizah dergisini okudun? Okumuyorum uzun zamandır..
En son neyden korktun? Alper hastalandı ateşlenecek diye korktum ama neyseki çabucak iyileşti..
En son kime veya neye küfrettin? kendime sanırım :D
En son neyden kaçtın (opsiyonel: koşarak ta olabilir) Bu ara hep kaçıyorum bir şeylerden. Aklımdaki hiç bir şeye yetişemiyorum ve yetişmek için de üstün bir çaba sarf ettiğimi söyleyemem ama ütüden kaçıyorum en çok sanırım..
En sevdiğin 5 film? Issız Adam, Kız Kardeşim, Babam ve Oğlum, En iyi arkadaşım evleniyor, Sex and the City, Titanic, Tatil, Göl Evi, Sıradışı, Pretty Women... o kadar çok var ki 5 ile sınırlayamam. Bunlar da ilk aklıma gelenler..
En sevdiğin 5 şarkı? Sezen Aksu ve tüm şarkıları demek istiyorum say say bitmez ki..
En sevdiğin 5 yemek? Etli Dolma, Elbasan Tava, Domatesli Makarna, Fıstıklı Kadayıf, Kahve..
En sevdiğin 5 isim? Alper, Alev, Duru, Umut, Defne..
En sevdiğin 5 oyun? Monopoly, Farm Ville, Okey, Soğuk - Sıcak, Voleybol..
En büyük korkun nedir? Sevdiklerimi kaybetmek, Deprem..
En nefret ettiğin 5 klişe nedir? Erken kalkan yol alır, Yaptığın bana öğrendiğin kendine, Sıkıcan iyidir çabuk çıkmaz, Dilin kemiği Yok, Beni yanlış anladın..

Bende Nazo ve Nehircce'yi mimliyorum..

18 Kasım 2009 Çarşamba

SEZEN AKSU

Ahhhh Sezennn..

Onun şarkılarının eşlik etmediği bir aşk, bir ayrılık var mıdır acaba?

Bazen kederli bir yolculuğa çıkarız onu sesiyle bazen neşeleniriz.

Bazen ağlar bazen boş veririz.

Minik serçe hayatımızın bir yerinde bize eşlik eder, bir gün, bir vakit…

Şimdi onun şarkılarıyla gezintiye çıkıyoruz, hazır mısınız?

Bunca insanın duygularına tercüman olan o küçük dev kadın diyor ki; “Gücün bütün yollarından geçtim. Kalabalıkta bir yüz olmayı seçtim. İşte yaşam budur. Bir işe yaradığını bilmek, fotoğrafta görünmemek...”

Ne tuhaf değil mi?
Biz genelde bir işe yaradığımızı bilmek için fotoğrafta görünmek isteriz hem de en güzel halimizle...
Eeeee ne de olsa Sezen Aksu değiliz!

İnsanın her dönemine, dillerden düşmeyecek onlarca şarkı yerleştiren bu kadın paylaşmıştır tüm kederi ve neşeyi…

“Seni sevdiğimi unut, unut beni de her yalan gibi” der gidenin ardından...

“Bir gün olur ayrılık kapımı çalarsa, seninle yaşanan zaman yeter bana” diye avutur insanı...

Bazen de “Sakın utanma! Ağlamak güzeldir, dökülürken yaşlar gözünden” diye fısıldar kulağımıza…

Kimi zaman en karamsar anımızda duyarız o buğulu sesi “Geçer, geçer, daha öncekiler gibi buda geçer. Neler neler geçmedi ki der” ve bir süre sonra gerçekten de geçer...

Umutsuzluğumuzda, çaresizliğimizde ve yalnızlığımızda iyi ki varsın dedirtir hep...
Yoldaş olur bize!
Bir şekilde, bir şarkıda…

“Git, git gitme dur ne olursun. Gitme kal yalan söyledim. Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim. Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var. Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim” der…

Offf çekmek düşer bize de...


“Sende benim hatalarımdan birisin. Sen en büyük günahların bedelisin. Senin için harcanan zamana yazık. Sen en güzel duyguların katilisin...”

Terk eden sevgilinin ardından ne söylenir ki başka!

“Adıyorum aşka geri kalanımı” demiş bir şarkıda da keşke uğruna adanacak aşkları bulmak bu denli zor olmasa…

O çok özlediğimiz sevgili, arkadaş yada en yakınımız uzağımızdaysa aklımıza her geldiğinde bu şarkıyı mırıldanmaz mıyız?

“Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı, bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı...”

Sezen’e dair söylenecek öyle çok söz var ki insan kelimeleri seçmekte zorlanıyor.
İyi ki varsın Sezen Aksu

Fonda çalan bir şarkı bana bu yazıyı yazdırdı.
Hangisi mi?
‘adı bende saklı’

Bu yazı burada bitmez aslında ama NOKTA!

16 Kasım 2009 Pazartesi

Sıcak Çikolata canavarı!

Basketten çıkınca sıcak çikolata içmeye gidelim mi anne?
Gidelim oğlum..
Benimki bol kremalı olsun ama tamam mı baba?
Tamam oğlum..







15 Kasım 2009 Pazar

Diyette 2. hafta

Bugün kontrol günümdü..
2. hafta bitti..
800 gr vermişim..
2 kilo 100 gr oldu..
Listemde genel bir değişikli yok sadece sabah kahvaltısındaki 2 dilim ekmek 1'e düştü..
Uno light yersem 2 dilim olabilirmiş..
Bir de bu hafta 2 gün metabolizma hızlandırıcı "sebze diyeti" yapıcam..
Öğle ve akşam sebze yiyeceğim yani..
Yürüyüşe devam..
Koşu bandı bakıyorum eve..
Tavsiyelerinize açığım..

İyi pazarlar..

13 Kasım 2009 Cuma

Paris :p

Moonish'in bu kampanyasından aldığım Paris ve Eiffel temalı minik cüzdanım bu sabah elime ulaştı.
Resimdekinden çoook daha sevimli..
Çok da güzel kart iliştirmiş zarif arkadaşım..
Teşekkür ederim Moonish, iyi ki varsın..



Moonsun'un birbirinden renkli ürünlerine sahip olmak isterseniz burayı tıklayın..

11 Kasım 2009 Çarşamba

İstiyorummmm..

Accessorize marka Paris ve mektup temalı bu cüzdanı görenler hatta ona dokunanlar ne şanslılar..
Ahhh, keşke bulsam, alsam..
Keşke benim olsa..
Keşke!



Bir yerlerde görenler, duyanlar haber versin lütfen..
Benim şehrimde yok maalesef :(

Kilolarımla Savaştayım!

Kilolarıma savaş açtım!
Hayatımın hiçbir döneminde çok zayıf olmadım, olamadım...
Genelde balık etliydim ama “şişman” da değildim.
Evlendikten sonraki iki yıl içinde 7-8 kilo aldım.
Sonra anne olmaya düşleyince bu kiloların bir kısmını verdim.
Hamilelikte de 12 - 13 kilo aldım ve o kilolardan da doğum sonrasında kolayca kurtuldum.
Böyle birkaç yıl geçti…
Sonra ben yavaş yavaş kilo almaya başladım.
Tatlılar, hamburgerler, dönerler, patates kızartmaları, köfteler benim bu umursamazlığımı fırsat bilip dost göründüler ve hep yanımda oldular!
Sonra bir gün bir baktım aynadaki yüz ve beden bana yabancı…
Kocaman bir kadın var karşımda.
Birden şimşekler çaktı!
Kurtulmak istedim kendimden, aynadaki halimden…
Bir süre nerden başlayacağımı düşündüm, kendimce diyetler uyguladım hatta yağ yakıcı ilaçlar aldım ama anladım ki hepsi fiyasko.
Bu sorunu tek başına çözemeyeceğimi anlayınca bir uzmandan yardım almaya karar verdim.
Hani 3 – 4 kilo fazlalığım olsa 1 ay dişimi sıkıp vereceğim ama değil maalesef!
Bende gerekli tüm tahlillerimi yaptırıp bir diyetisyene başvurdum.
6 ay’da veririz bu kiloları diyerek beni yüreklendiren sevgili doktorum sayesinde ilk haftayı 1300 gr vererek tamamladım.
Daha yolun başındayım ve ideal kiloma ulaşmak için en az 20 kilo vermem şart!
Ne çok değil mi?
Oysa bu kilolar bir anda olmadı, farket dur de kendine değil mi?
Öğünlerini kısıtla ya da 2 adım fazla yürü bir çaba sarf et!
Yok! Ben bunların hiç birini yapmadım ve son 2 yılda sınırları iyice aştım.
Moda ve trendlerle, en çok da kendiyle ilgilenmeyi seven bir kadın için resmen kabus bu!
Aynalara küsecek duruma gelmedim çok şükür ama ramak kalmıştı!
Şimdi en azından bir umudum ve inancım var!
Kime mi?
Tabi ki kendime ve fotoğraftaki sebzelere…




Kendime sporlu ve hafif günler diliyorum.
Size de sevgilerimi yolluyorum “tüm kalbimle”
Alev

10 Kasım 2009 Salı

{Karışık}

Ne kadar güzel bir gün..
Pırıl pırıl bir hava var dışarda..
Acaba hep bahar'ı yaşayan ülkelerde insanlar daima mutlu mudur diye geçirdim içimden.
Mutluluğu mevsimlere sığdırmak anlamsız geldi sonra..


Bu ara alışveriş yaparak geçiyor günlerim..
Hem Alper'in hem de My Koo'nun kışlık eksikleri, bayram alışverişi derken AVM'lerde geçiyor zamanımın bir kısmı..
Çoğunu hallettim..
Kendime rejim dolayısıyla kıyafet almıyorum ama şık bir çanta ve ayakkabıya hayır demem!



Alper ezbere dayalı okumaya devam ediyor..
Ödevlerimizi düzenli olarak ve muntazam yapmaya çalışıyoruz..
Yeni kelimeler öğrendik beni en sevindiren ise "anne" oldu..
Atilla, anne, anlat, nine, ana, o ne?, Nail, İnan..vb bir çok yeni kelime öğrendi..
Geçen gün ders çalışırken beni çıldırttı resmen..
İçimden sürekli sakin ol, sakin ol diye telkin ediyorum kendimi ama günün yorgunluğu da eklenince pek kolay olmuyor bu!
Alper'e kızdırıyorsun artık beni dedim "sınırlarını zorluyorum anne" dedi!
Hakikaten zorluyor bazen..
Basket maceramız da tüm hızıyla devam ediyor..
Bayıla bayıla gidiyor haftasonu basket okuluna..
Topu zıplatamıyor bile ama öğrenecek inşallah..


Bana gelince..
Diyetisyenimin verdiği listeye harfiyen uyuyorum..
Umarım böyle devam eder..
İlkokul çocukları gibi beslenme taşıyorum yanımda ama olsun!
Cumartesi günü 2. kontrole gideceğim..
Bu hafta bol bol yürümem lazım..


Bugün 10 Kasım..
Saat 9'u 5 geçe sirenleri duyunca yine içim cızzz etti!
71 yıl olmuş sen gideli..
Özledik çoook özledik seni ATAM..
İzindeyiz..

7 Kasım 2009 Cumartesi

Altına imzamı atarım!


"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

1milyonkalem sitesinin düzenlediği "Altına imzamı atarım" kampanyasını gönülden destekliyorum..

6 Kasım 2009 Cuma

Diyette 1. hafta

Bu akşam ilk kontrolüme gittim..
1300 gr vermişim..
900 gr su, 400 gr yağ..
Diyetisyenime göre çok iyiymiş..
Sadece sebze yemeklerini 3'er kaşık azalttmamı söyledi geri kalan liste aynı..
Yine aç kalmayacağım anlayacağınız..
Yürüyüşe devam..

5 Kasım 2009 Perşembe

Diyetteyim!

Bir gün bir baktım 5 kilo almışım..
Sonra bir baktım bir 5 kilo daha, daha, daha..
Nasıl kızıyorum kendime..
Neden durrr demedim diye..
Neyse zararın neresinden dönersen kârdır mantığıyla soluğu diyetisyende aldım..
Bir süredir aklımdaydı ama önce beynimi hazırlamam gerektiğini düşündüm.
Dr'dan randevu almak için de 2 hafta uğraştım. Ne çok kilo sorunu olan insan varmış yahu!
Neyse sonunda randevuyu aldım ve tahlillerimi yaptırıp ilk görüşmeye gittim.
Hatta 1. haftayı geride bırakmak üzereyim..
6 aylık bir programla sanırım ağırlığımın %30'undan kurtulacağım..
6 öğün yiyerek ve neredeyse hiç aç kalmadan bir hafta geçirdim.
Yarın ilk kontrolüme gideceğim ve çok merak ediyorum acaba kilo verebildim mi!
Haftada 3 gün 45'er dakikada yürüdüm ve büyük bir inatla devam edeceğim..
Çok kararlı olduğum için yapabileceğime inanıyorum..
İnanmak ve istemek başarmanın yarısı ve işin bence en önemli kısmı karar vermek..
Gerisi çok daha kolay..
Sağolsun evde de ikinci annem ve babam bana özel yemek yapıyorlar.
Aynı apartmanda yaşamanın en güzel yanlarından biri de bu..
Ne pişireceğim derdi yok!
İyi ki varlar..



Ara ara da sizlere neler yediğimi ve nasıl beslendiğimi yazacağım..
Her sabah önce limonlu ılık suyumu içip ardından da kahvaltımı ediyorum..
Kan tahlillerimi yaptırdım ve değerlerde çok şükür bir sorun yok. Günlük kalori yakımımda 1800 Kcal olduğu için doktorum epey kalabalık bir liste verdi bana..
Günde 8-10 bardakta su içmem gerekiyor.
Haftada 3 gün de 45 dakika yürüyüş yapmam gerekiyor. Eve yürüyüş bandı alacağım o yüzden..
Böyle giderse aç kalmadan kilo verebileceğim sanırım..
Ümitliyim, azimliyim :D
Göreceğiz hep birlikte..

4 Kasım 2009 Çarşamba

Anne olunca anlarsın!

Çok evet diyen bir çocuk değildim sanırım eskiden…
Asi dik başlı da değildim ama kendi sınırlarım vardı ve onlara dokunulmasından hiç hoşlanmazdım.
İzin almaktan da nefret ederdim.
Çocuk değildim ki ben!

Genelde anneme açık kapı bırakmamak için izin istemek yerine haber vermeyi tercih ederdim. Endişelerinden bir türlü kurtulamayan annem ise genelde “hayır” diye karşılık verirdi benim emrivakilerime.
Ara sıra da “Anne olunca anlarsın” lafını işitirdim..
O zaman masal gibi gelen bu söz şimdi hayatımın baş repliği oldu!
Yanlış anlamayın henüz 7 yaşındaki oğluma bu tür sözler sarf etmiyorum ama iç ses arada böyle yankılanıyor işte…

Hakikaten insan anne olunca ne kadar çok şeyin farkına varıyor değil mi?
Hayatın merkezine koyuyor çocuğunu ve etrafında şekilleniyor her şey..
Bazen bir tabak yemeği yedirebilmek için türlü numaralar çeviriyor, bazen 2 dakika daha uyusun diye evin içinde parmak uçlarında dolaşıyor, bazen de bir anlık sevinci için bir dolu şeyi feda ediyoruz…

Başka çocuklar gibi bakmıyor, onlar gibi gülümsemiyor gibi geliyor insana kendi çocuğu ama başka evlerde de durum farklı değil aslında. Herkesin çocuğu çok özel ve çok kıymetli.
Hayatın bir mucizesi onlar ve yanıbaşımızda hatta yan oda da uyuyorlar düşünsenize..
Bu mücize değil de ne!

Oğlumu ilk kucağıma aldığım andan bugüne kadar geçen süreçte anne olarak belki bir dolu hata yaptım.
Bir sürü çelişki ve gelgitler yaşadım içimde.
Yeterli olabiliyor muyum diye sorgularken kendimi aklımda hep annemin söylediği cümle vardı. “Anne olunca anlarsın” Ve sanırım anladım da..

Şimdi en az benim kadar duygusal, bazı anlarda benden daha melankolik bir oğlum var.
Hasta olduğumda üzerimi örten, sürpriz yapmayı ve özellikle de beni şaşırtmayı seven küçücük bir adam.
Ömür boyu böyle kalmayacak belki ama umuyorum ilerde oğlumla şimdiki gibi arkadaş kalır, sırlarımızı paylaşmaya devam eder ve en önemlisi de acımızı anlayarak hafifletebiliriz...

3 Kasım 2009 Salı

Mola..

Mola vermek istiyorum hayata..
Dur demek bir an..
En azından bu kadar hızlı geçme, akıp gitme desem içim rahat edecek sanırım..
Günler günleri kovalıyor ve ne yazık ki yetişemiyorum ben hiçbirşeye..
Kendime kızıyorum..
Bir fincan Cappucino içmek de rahatlatmıyor beni..
Soğuk, üşüyorum..



Bu yazı gecenin bir vakti oğlunu uyuttuktan sonra kendini çok yorgun hisseden bir anne tarafından yazılmıştır!!
Yazar bunalımda mı acaba diye düşünenler varsa cevabım hayırrr sadece diyetteyim!!

1 Kasım 2009 Pazar

Maraz; Hande Altaylı..

Hande Altaylı'nın Aşk'a Şeytan Karışır kitabını bir solukta okumuştum. İkinci kitabının çıktığını duyunca da çok sevindim. Yine yalın bir anlatımla su gibi akıp gitti Maraz..



Kitabın konusu çok bilindik aslında. Mutlu bir evliliği olduğunu sanan Aslı'nın bir telefon konuşmasıyla altüst olan yaşamı anlatılıyor. Tavsiye ederim..